18 Aralık 2017 Pazartesi
  • Altın155,771
  • BIST109.330
  • Dolar3,8638
  • Euro4,5501
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1428
  • İstanbul9 °C
  • Ankara10 °C
  • İzmir16 °C
  • Konya7 °C
  • Adana11 °C
  • Antalya16 °C
  • Diyarbakır6 °C
  • Bursa13 °C
  • Kayseri2 °C
  • Kocaeli12 °C
  • Şanlıurfa8 °C
  • Gaziantep7 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Artık Türkiye'nin sözü dinleniyor"
"Artık Türkiye'nin sözü dinleniyor"
30 Mart 2013 08:53
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, ''Sorumlu siyasetçi sayesinde özür dileyen değil dileten, sözü dinlenen bir Türkiye noktasına geldik'' dedi.

Üsküdar Bağlarbaşı Kültür Merkezi'ndeki AK Parti Siyaset Akademisi 14. Dönem Programı'na katılan Çelik ''Deneyim ve Vizyon Paylaşımı'' başlıklı konuşma yaptı.
Çelik, siyasetin özü itibariyle milletle bütünleşme, sorunlara çözüm üretme alanı olduğunu belirterek, siyasetçinin, sorunlu ve sorumlu siyasetçi olmak üzere ikiye ayrıldığını kaydetti.
Bakan Çelik, şöyle devam etti:

''2002 öncesi, AK parti öncesi, güven vermeyen bir iktidar, IMF yönetiminde bir siyaset, umudu kırılmış bir millet ve yarınını göremeyen bir Türkiye vardı. Bu tabloyu sorunlu siyasetçiler oluşturdu.

2002 sonrası, AK Parti sonrası siyasette istikrar, hamasetten uzak ekonomi, umudu olan bir millet ve geleceği planlayan Türkiye oluştu. Bu sorumlu siyasetçi döneminde IMF'ye el açan değil kredi açan, çığ altında kalan değil çağ atlayan, projeleri kağıt üstünde kalan değil toprak üstüne çıkan, 'temel at, git Ankara'da yat' anlayışını bitiren, sorumlu siyasetçi sayesinde Özür dileyen değil dileten, sözü dinlenen bir Türkiye noktasına geldik. AK Parti döneminin en büyük hizmeti, siyaset kurumuna yapılan hizmet oldu. Siyasete güven, istikrar, siyasetçiye güven geldi.''

Türkiye'nin siyasi tarihinden örnekler veren Çelik, siyasetin Türkiye'de son yüz yılda birçok badireler atlattığını kaydetti.

Çelik, insanların sağcı-solcu diye kamplara ayrıldığını, Alevi-Sünni ayrımı yapıldığını, Türk-Kürt diye bir ayrımın milletin aklına sokulduğunu anlatarak, tüm bunların ülkeyi içe dönük hale getirmek, enerjisini içeride tüketmek için gerçekleştirildiğini vurguladı.
Bakan Çelik, bunlar yaşanmasa Türkiye'de milli gelirin bugün Hollanda ve Amerika seviyesine yükselmiş olacağını aktardı.

Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne izlenen ekonomi politikalarını anlatan Çelik, ''Biz bu dönemde AK Parti olarak özel sektöre ağırlık veren, istihdam odaklı bir büyüme modelini, serbest piyasa modelini destekliyoruz'' dedi.

Çelik, Türkiye'nin iktisadi ve siyasi açıdan birçok şey yaşadığını belirterek, bu ülkede millete hizmet eden insanların unutulmadığını vurguladı.

Hayatını millete vakfeden bir kadro olduklarını kaydeden Çelik, ''İçeride istikrarımız artarken, dışarıda da itibarımız artıyor. Akademi vasıtasıyla birçok arkadaşımızın siyasete katılacağı düşüncesindeyim. Buralar bize büyük sorumluluklar yüklüyor. Vatandaşın sorunundan dertlendiyseniz, vatandaşın haleti ruhiyesi aklınızdan gitmiyorsa, yolunuzdan çıkmamışsınızdır, halen doğru yoldasınızdır'' diye konuştu.

Sorular

Soruları da yanıtlayan Çelik, İş Güvenliği Yasası'nın sadece işçiyi koruduğu yönündeki soruya karşılık, şunları söyledi:

''İş güvenliğini sağlayacak olan patrondur. İşçinin üzerine düşen iş yerinin kurallarını, eldivense eldiven, kasksa kask, ayakkabıysa ayakkabı giyerek yerine getirmektir. Yargıya ağırlıklı olarak giden konular iş yeri kazalarıdır. Belki basit bir önlem kazaları engelleyecektir. Bunu sağlayacak olan işverendir.''

Çelik, asgari ücret konusuna da değinerek, ''Ülkemizde asgari ücret 448 avro civarında, ABD'de 998 avro. Milli gelir karşılaştırması yapıldığında oradaki asgari ücret bizden düşük. Almanya'da asgari ücret bin avro ama bu para ile orada sadece ev kiranızı ödeyebilirsiniz. Geçinmek için 3 bin avro almanız lazım'' diye konuştu.

Asgari ücretin bir taban ücreti olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:
''Devlet memurlarının maaşı neden bin 700 lira deniyor. Devlet memurları iş güvencesinde çalışıyor. Kamu işçileri 3 bin liranın üzerinde maaşlar alıyor. Asgari ücret iş güvenliği açısından bir durum. Onun altında ücret verilmesin diye biz belirleme yapıyoruz. Problem, 'Her işi yaparım' demekten kaynaklı. Her işi yaparsan ücret düşüyor. Uzmanlaşmak gerekiyor.''

Çelik, bir soru üzerine, taşeronluğu kimsenin emeğin sömürülmesi olarak görmeye hakkı olmadığını söyledi.

''İşçi insan değil mi, yani yüz lira fazla verirseniz batar mısınız '' diye soran Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Başka şikayetler kulağımıza geliyor, asgari ücreti bile çok gören unsurlar var. 'Asgari ücretle iş bulurum ama bana bu kadarını ayıracaksın' gibi şikayetler alıyoruz. Başbakanımızın da dediği gibi, emeğin sömürüsü olamaz.

Taşeronlarda mesailerin ödenmemesi, primlerin tam ödenmemesi gibi sorunlar var. Part-time çalışma konusunda yaşanan bazı sıkıntılar var. Bu aslında esnek çalışma ile ilgili bir sorun. Biz esnek çalışma deyince sendikalar ayaklanıyor ama evde çalışan kadınlarımız bu sebepten dolayı kayıt dışılar. Mevsimlik işçiler bu şekilde kayıt dışı. Toplam yüzde 39 kayıt dışı çalışma var, bunun tutarı 27 katrilyon. Bu olmasa Türkiye'de sosyal güvenlik açığı olmaz.''
Bu esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi, sendikaların da günün çalışma hayatını okuması gerektiğini vurgulayan Çelik, ''Taşeron olarak çalışanlarla orada kadrolu çalışanlar arasında bir fark olmaması gerekiyor ama koşullar, uluslararası anlaşmalar sıkıntılı. Sizin hak kaybına uğramamanız gerekiyor'' dedi.

Çelik, emeklilik sisteminde daha önce çıkartılan farklı yasalar olduğuna işaret ederek, ''2000 yılından önce ve sonra işe başlayanlar için kademelendirmeler yapılmış. Daha çok 2000'den önce işe girenler için adımlar atılmış, yeni işe girenler için bir adım atılmamış. Bunların çözümü için çalışıyoruz ama Türkiye'nin 20 yıl çalışıp, 40 yaşın hemen üstünde emekli olmak gibi bir lüksü yok. Aslında Yunanistan ve İspanya'da yaşanan krizlerin temelinde de bu sosyal güvenlik sistemlerindeki açıklar ve eksiklikler yatıyor'' şeklinde konuştu.

 

AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler