YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
AK Parti'nin savunmasının 10 başlığı
AK Parti'nin savunmasının 10 başlığı
AK Parti'nin savunmasının 10 başlığı
27 Nisan 2008 / 10:01 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

AK Parti’nin Anayasa Mahkemesi’nde yapacağı savunmanın taslağı şekillendi. ‘İddianame hukuki değil, tamamen siyasidir’ denecek iddianamede Cumhurbakanları’nın yargılanamayacağı belirtilecek


AK PARTİ hukukçu ekibinin üzerinde çalıştığı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘demokrasi manifestosu olacak’ dediği kapatma davasıyla ilgili savunma şekillenmeye başladı. Savunma taslağında, birçok iddianın kaynağını gazete kupürleri ile CHP savlarının oluşturmasının iddianamenin hukuki değil, siyasi olduğunu ortaya koyduğu vurgulanıyor.


TEMİZ KAĞIDI VERİLECEK


TEKZİP edilenler bir yana beraatle sonuçlanmış mahkeme kararı olan eylemlere bile yer verildiği kaydediliyor. Henüz Anayasa Mahkemesi’nin bile karar vermediği türban ile ilgili anayasa teklifine imza atanların parti kapatmaya ve yasaklamaya konu edilemeyeceği kaydediliyor. 110 sayfalık savunma taslağında Yargıtay Başsavcılığı’nın siyaset yasağı getirilmesini istediği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte 5’i bakan, 32’si milletvekili, 10’u belediye başkanı toplam 71 partilinin sabıkalarının bulunmadığına dair belgeler yer alıyor.


ULUSLARARASI HUKUK NORMLARI


İddİanameyİ hukuken çürütmeyi düşünen AK Parti, savunmasını ‘demokrasi ve hukukun üstünlüğü’ eksenine oturtuyor. Savunmada Kopenhag Kriterleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Venedik Kriterleri gibi uluslararası hukuk normlarına da atıflar yapılıyor. İşte AK Parti’nin savunma taslağının ana başlıkları:


1 Kupürlere karşı beraat kararları


DEMOKRASİ ideali için siyasi partilerin vazgeçilmezliği anlatılacak. Partilerin son çare olarak kapatılması gerektiği vurgulanacak. Hakkında siyasi yasak istenen kişilerin gazetelerde çıkan demeçlerini tekzip etmelerine karşın bunlara yer verilmediği belgeleri ile ortaya konacak. Kapatmaya gerekçe olarak gösterilen söz ve eylemlere ilişkin kesinleşmiş beraat kararlarının bulunmasına rağmen Başsavcının bunları görmezden geldiğine vurgu yapılacak.


2 Evren örnek gösterilecek


CUMHURBAŞKANI Gül’ün de yargılanmasına karar veren Anayasa Mahkemesi’ne Gül’ün yargılanmayacağına ilişkin belgeler sunacak. 1987 yılında Kenan Evren hakkında suç duyurusunda bulunan yazar Aziz Nesin’in açtığı davada Yargıtay’ın cumhurbaşkanı olduğu için Evren’in yargılanamayacağına dair kararı da savunmada yer alacak. Yargıtay kararı emsal gösterilen savunmada Gül’ün vatana ihanet dışında hiçbir suçtan yargılanamayacağı kaydedilecek.


3 Üyeleri Köşk atıyor...


SAVUNMA taslağında Gül ile ilgili şu yanıtlar verilecek: ‘Gül’ün Dışişleri Bakanı olarak eylem ve söylemleri suç teşkil ediyorsa, Gül parti kimliği ile değil, idare kimliği (Dışişleri Bakanı) ele alınmalı. Cumhurbaşkanı sıfatı ile iddianameye konu ediliyorsa, Cumhurbaşkanları vatana ihanet suçlaması dışında hiçbir suçtan yargılanamaz. Cumhurbaşkanı tarafından atanan kişiler cumhurbaşkanını yargılayamazlar. Cumhurbaşkanı yargılansa bile savunma hakkı elinden alınamaz. Oysa Cumhurbaşkanı üyelerini atadığı bir mahkeme heyetine savunma yapamaz.’


4 Danıştay denetim yaptı


PARLAMENTER sistemin güçler ayrılığı ilkesine dayandığı vurgulanarak, şöyle deniyor: ‘Başsavcı yasama, yürütme ve yargının bütün işlemlerini AK Parti’ye mal etmesi güçler ayrılığı ilkesine aykırı. Milli Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı’nın çıkardığı birçok yönetmelik ve genelge AK Parti’nin kapatılması için delil olarak kullanıldı. Güçler ayrılığı ilkesi gereğinde yürütmenin icraatlarından partiler sorumlu tutulamaz. Yürütmenin icraat ve eylemlerini Danıştay denetler. Milli Eğitim’in birçok genelgesi Danıştay denetiminden geçmesine rağmen iddianameye konulamaz.’


5 Belediye icraatı ‘delil’ olamaz


BEYOĞLU Eyüp ve Tuzla Belediyelerinin uygulamalarının da güçler ayrılığı prensibi uyarınca bir parti hakkında kapatma davasına konu edilemeyeceği kaydediliyor. Belediyelerin ‘kırmızı sokak’, ‘içkisiz park’ gibi eylemlerinin de idari bir konu olduğu kaydedilerek, ‘Belediyeler, İçişleri Bakanlığı’nın kontrolünde ve Danıştay’ın denetimindedir. Bu eylemler suç ise İçişleri Bakanlığı ve Danıştay görevini yapmamış demektir. Bu nedenle idarenin işlemleri bir partinin kapatılması için delil olarak kullanılamaz’ deniliyor.


6 Meclis Başkanı parti üyesi değil


TBMM Başkanı ve Dışişleri Bakanlarının icraatlarının bir partiye mal edilemeyeceği kaydedilerek Bülent Arınç’ın da yargılanamayacağı vurgulanıyor. Anayasa gereği Meclis Başkanı’nın seçildiği an parti ile ilişkisinin kesildiği kaydedilerek, ‘TBMM Başkanlarını yargılanıp yargılanmamasına karar verecek tek merci TBMM’dir. İddianamede Bülent Arınç’ın işlediği ileri sürülen bütün suçlar TBMM Başkanlığı döneminde gerçekleşmiş açıklama ve eylemlerden ibarettir’ deniyor.


7 Zaman aşımı niye işletilmiyor


BAŞBAKAN Erdoğan’ın 1994-1995 yıllarında söylediği ileri sürülen sözlerin, yayınlanan gazete kupürlerine dayandığı kaydedilerek, şöyle belirtiliyor: ‘Oysa AK Parti, 2001 yılında kuruldu. 1994-95 yılları arasında söylendiği iddia edilen 7 yıl sonra kurulacak bir partinin kapatılması için kullanılamaz. Bu sözler doğru kabul edilse bile zaman aşımı süresi geçmiştir. Bu sözler suç idiyse zamanında neden hukuk kuralları işletilmedi. İddialar suçların güncelliği ilkesi ile de çelişiyor.’


8 Başörtü hükmü verilmedi bile


MHP yöneticileriyle birlikte anayasa değişikliği ve YÖK Yasası Ek 17’inci maddesi değişikliği hakkındaki teklife imza atan AK Partililerin de iddianameye dahil edildiği hatırlatılarak, şöyle deniyor: ‘Yasama faaliyetleri Anayasa’ya aykırılık teşkil ederse Anayasa Mahkemesi tarafından o yasa iptal edilir. Anayasa Mahkemesi’nin karar vermediği bir konuda (Başörtüsünü üniversitelerde serbest bırakan anayasa değişikliği) ve bir kanun teklifi bir partinin kapatılmasına ve o kişiler hakkında yasak talebinde bulunulmasına konu olamaz.’


9 Teselli etmenin neresi suç


GRUP Başkanvekili Sadullah Ergin başta olmak üzere 36 milletvekili Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın başörtüsü kararlarına yönelik açıklamaları nedeniyle suçlandığı hatırlatılarak, ‘Mahkeme kararları eleştirilemez diye hiçbir yasada yasak olduğuna dair bir hüküm yok. Başbakan Erdoğan’ın başörtülü olduğu için ödül verilmeyen ve okula alınmayan iki öğrenciyi arayıp teselli vermesinin Türk Ceza Yasası’ndaki suç olarak karşılığı nedir’ deniyor.


10 İddianame hukuki değil siyasidir


BAŞSAVCININ yasalarda olmayan yeni suçlar icat ettiği kaydedilerek delillerin ise gazete kupürlerine dayandığı kaydediliyor. Birçok iddianın kaynağını CHP’nin iddialarının oluşturması ise iddianamenin hukuki değil, siyasi bir iddianame olduğunu ortaya koyduğu belirtiliyor. İddianamede defalarca ‘türban sorunu’na vurgu yapan Başsavcının bu tanımlamayı suç olarak kabul edip ‘başörtüsü bir sorundur’ diyen milletvekili hakkında siyasi yasak talebinde bulunduğu vurgulanıyor.


Star Gazetesi

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler