YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
27 Nisan hala muamma...
MHP lideri Devlet Bahçeli bugün kürsüde esti gürledi. 28 Şubat soruşturmasının adil bir şekilde sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Bahçeli 27 Nisan muhatırasının hala açıklığa kavuşmadığını belirtti. Bahçeli, Erdoğan'a da Hakan Fidan için 'sır küpüm' demes
27 Nisan hala muamma...
17 Nisan 2012 / 12:18 Güncelleme: 17 Nisan 2012 / 13:39

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 28 Şubat soruşturmasını değerlendirirken, ''Milli iradeyi felç etmeyi bırakınız fiiliyatta gerçekleştirmeyi, aklından bile geçiren kim varsa, hukuk harekete geçmeli ve bunların yakasından tutmalıdır'' dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, 12 Eylül askeri darbesiyle ilgili mahkeme süreci ve diğer darbe teşebbüslerini kapsamına alan kovuşturma süreçleri devam ederken, bu kez de 28 Şubat 1997 tarihinde cereyan eden ''postmodern darbe'' girişimi hakkında hukuki takibat başlatıldığını, gözaltılar ve tutuklamaların yaşandığını anımsattı.

''Öncelikle diyeceğimiz; başlayan yargı süreçlerinin eksiksiz, hızlı ve tam olarak sürdürülmesi, herhangi bir gecikmeye meydan vermeden adaletin bir an önce tecelli etmesidir'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Muhakkak ki milli iradeyi felç etmeyi bırakınız fiiliyatta gerçekleştirmeyi, aklından bile geçiren kim varsa hukuk harekete geçmeli ve bunların yakasından tutmalıdır. Bu nedenle, en son olarak başlayan 28 Şubat ile ilgili soruşturmanın objektif ve adil bir şekilde sürdürülmesi ve arkasından da sonuca erdirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. İkazla belirtmek isterim ki darbecileri hukuk karşısına çıkarırken, bu süreçten nemalanma ve siyasi kaygı gözetme kurnazlığı haksızlığın ve kuralsızlığın yerleşmesine ve güçlenmesine neden olabilecektir.''

Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bütünüyle darbeci göstermeye niyet ve teşebbüs etmenin, terörle mücadele eden kahramanları ''terörist'' olarak göstermenin ''ahlaksızlık'' ve ''edepsizlikle'' eşdeğer görüleceği ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

''Evet doğrudur, 28 Şubat sürecinde zulüm ve eziyet fazlasıyla yaşanmıştır. İnançlarından, siyasi tercihlerinden dolayı mütedeyyin vatandaşlarımız zan altında bırakılmış, maalesef suçlamalara maruz kalmışlardır. Fişlemeler, işten el çektirmeler, adli ve idari zorbalıklar, dayatmalar hepimizin bildiği vahim hadiselerdir ama eziyet, zorbalık ve haksızlıklar sadece 28 Şubat'ta yaşanmamıştır. Biz ki ihtilal ve müdahale dönemlerinin acısını, işkencesini, tokadını, hakaretini, darağacını ve insanlık dışı muamelelerini yaşamış bir maziden buralara kadar geldik. Gencecik fidanlarımızı görevli cellatlar aramızdan alırken, 'vatan', 'bayrak', 'millet' ve 'bağımsızlık' diyen dava arkadaşlarımızı vahşiler katlederken vakarımızdan sesimiz dahi çıkmamıştı. Şimdi soruyorum sizlere: 28 Şubat'ta yaşananlar zulümse, milliyetçi-ülkücü hareketin yaşadıkları nedir ve nasıl tanımlanacaktır

Konuyu, 'işte 12 Eylülcüler yargılanıyor, daha ne olsun' çıkmazına sürüklemek bizim açımızdan basiretsizlik olduğu kadar da yanlı bir tutum olacaktır. Nitekim, bu alanda hiç kimse yanımıza bile yaklaşamayacaktır. Şayet demokrasinin istikrar kazanması ve bir daha böylesi dönemlerin ortaya çıkmaması dürüst bir şekilde isteniyorsa, adalet müessesi herkesi tatmin edecek bir çabukluk ve etkinlikle yürümeli ve kim ne yaptıysa sonucuna katlanmalıdır.

12 Eylül, 28 Şubat ve her türlü darbe girişimi mutlaka hukuki anlamda neticeye kavuşturulmalı ve Türkiye bu yükten artık kurtulmalıdır.''

''Hala muamma''

Bahçeli, ''hala muamma olan ve 22 Temmuz 2007 seçimlerinden önce vuku bulmuş 27 Nisan bildirisi ve sonrasında ki gelişmelerin de hala aydınlatılmadığını'' söyledi.

''Bu internet muhtırasının Adalet ve Kalkınma Partisi'ni sıçrattığını ve seçimlerden açık ara galibiyetle çıkmasına neden olduğunu'' savunan Bahçeli, ''Bildiğiniz gibi, Başbakan Erdoğan, 4 Mayıs 2007 tarihinde dönemin Genelkurmay Başkanı ile Dolmabahçe'de bir araya gelmiş ve gizemini hala koruyan bir görüşme yapmıştır. Bu görüşme şaibelidir. Bu görüşme soru işaretleriyle doludur. Başbakan Erdoğan, eğer ne konuşulduğunu açıklamazsa, internetten yayınlanan bildirinin danışıklı dövüş bir ilişki içinde tanzim edildiği kanaatine ulaşmamız kaçınılmaz olacaktır'' diye konuştu.

Darbelerden hesap sorulurken, 27 Nisan'ın pas geçilmesinin tesadüf olmadığını öne süren Bahçeli, ''İster istemez aklımıza, 27 Nisan'ın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin mağdur kisvesine bürünebilmesi için yapılan bir tezgah olduğu hususu gelmektedir. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiası ve arkasından 'kozmik odanın' altını üstüne getiren arama ve tarama faaliyeti gibi hiçbir konu sümen altına itilmemelidir'' dedi.

''Bu kozmik odada neye ulaşılmıştır '' sorusunu yönelten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Her ilişki ağı çarşaf çarşaf basına yansırken, kozmik odayla ilgili sırlara ne olmuştur  Bu alanda ne gibi gelişmeler ortaya çıkmıştır  Ülkemiz darbe dönemlerini geride bırakmalı, sandığın ve demokrasinin itibarı ve devamlılığı sağlanmalıdır. Sosyal, toplumsal ve siyasal uzlaşmayla geniş bir konsensüs temin edilmeli ve Türkiye bir daha alacakaranlık devirleri yaşamamalıdır. Parti olarak, TBMM'de darbelerle ilgili kurulan araştırma komisyonuna destek vermemizin başlıca sebeplerinden birisi de bu düşüncemizden ilhamını almaktadır.''

''Sır küpüm...''

Başbakan Erdoğan'ın, MİT Müsteşarı için ''sır küpüm'' ifadesini kullandığını anımsatan Bahçeli, ''Başbakan, bu kamu görevlisini Oslo ve İmralı'ya bizzat kendisinin gönderdiğini itiraf etmiştir. Bizim için bu demeçte bir sürpriz taraf yoktur. Zaten gerçekleri biliyorduk ve her fırsatta da bunu aziz milletimizin bilgisine sunduk'' diye konuştu.

''Ancak sonunda, açıkça PKK ile görüşenin, İmralı canisiyle pazarlık yapanın kendisi olduğunu belirtmesi ilginç ve skandal bir durumu ortaya çıkarmıştır'' ifadesini kullanan Bahçeli, şöyle konuştu:

''Bu elbette, ilgili kamu görevlisini sorumluluktan da alıkoyamayacak ve muaf hale getiremeyecektir. Böylelikle Başbakan Erdoğan'ın, gelecekte Yüce Divan'da ifadesinin alınmasına bile gerek kalmamış, gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya dökülmüştür.

Şehitlerimizin kanına giren, milletimizi bölmeye çalışan, statü ve özerklik talebinde bulunan, üniter yapımıza suikast düzenleyen teröristlerle Başbakan Erdoğan, masaya oturmuş ve anayasa suçu işlemiştir. Unutmasın ki Kenan Evren hakkında 31 yıl sonra işlediği suçtan dolayı dava açılmıştır. İktidar yılları bir gün bittiğinde, kendisinden ve işlenen suçlara iştirak eden Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerinden mutlaka hesap sorulacak ve hepsi adaletin önünde ip gibi dizileceklerdir. Küpünü dolduran yandaşlardan, sır küplerinin içinde saklanan şahsiyetlerden, gemicik yüzdüren sonradan görme armatörlerden, devletin hazinesine nakil hattı bağlayan hırsızlardan yetim ve gariban hakkını söke söke almak inşallah bize nasip olacaktır.''

BİR ELEŞTİRİ DE ÇİN ZİYARETİNE

Bahçeli, Başbakan Erdoğan'a Çin ziyareti sebebiyle de yüklendi...

Başbakan Erdoğan'ın, Suriye için görevli olarak Çin'e gittiğini söyleyen Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü;

"Oraya Suriye konusunda küresel çevrelerin mesajını götürmüş ve ikna turları atmıştır. Ülkemizde bir zamanlar kurulan ikna odalarından rahatsız olan Başbakan, sonunda bu yöntemden kendisi de istifade etmiş ve uluslararası alanda BOP eşbaşkanlığından sonra 'iknacıbaşı' sıfatını da üzerine almıştır. Başbakan'ın Urumçi pazarında gezmesi, birkaç esnafla sohbet etmesi, kaftan giyip kuzu çevirmesini kesmesi kendisi açısından bir anlam ifade etse de Doğu Türkistan milli davası için hiçbir kıymet hükmü içermemektedir''

 

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler