YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
2 komutana teşekkür etti
Başbakan Tayyip Erdoğan, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'a teşekkür etti.
2 komutana teşekkür etti
28 Eylül 2012 / 21:53 Güncelleme: 28 Eylül 2012 / 22:44

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Biz siyasette müzakere ediyoruz, onlar inadına gidiyorlar dağdakiyle yanak yanağa öpüşüyorlar. 'Merhaba' dedirtiyor yani. 'Merhaba demek suç mu' diyor. Nasıl merhabaysa bu'' dedi. 

Başbakan Erdoğan, Atv ve AHaber kanallarının ortak yayınına katılarak, gazetecilerin gündemdeki konularla ilgili sorularını yanıtladı.

Erdoğan, bir soru üzerine, terörle mücadelede siyasi kanatla müzakereyi bırakmanın kendilerinden kaynaklanmadığını belirterek, şöyle devam etti:

''Ben sizlere tarafsız bir gözle soruyorum. Allah aşkına dağdaki teröristle Parlamentodaki milletvekilleri sarmaş dolaş olunca, siz de siyasetçisiniz bunun ülkede yansıması nasıl olur  Şimdi biz aynı zamanda ülkeyi yönetiyoruz ama siyasetçiyiz. Yani bunun halkımın geneli üzerindeki izlenimi nedir  Bunu ölçmek durumundayım. Yaptırdığımız kamuoyu araştırmasında bakıyorsunuz çok ciddi oranda, yüzde 90 civarında bu konuyla ilgili tepki geliyor. Burası çok önemli, bunu bir kenara koyamayız. Biz siyasette müzakere ediyoruz, onlar inadına gidiyorlar dağdakiyle yanak yanağa öpüşüyorlar, 'merhaba' dedirtiyor yani. 'Merhaba demek suç mu 'diyor. Nasıl merhabaysa bu. Bırakın da o merhabayı başka yerde başkaları söylesin. Sen ne giriyorsun o işe  Madem sen siyaset yapacaksın gel siyasetini yap. Meclis'te gel bu işlerin çözümüne yönelik ne yapmamız gerekiyor bunu söyle. Benim bakanlarım bunların eş başkanlarıyla defaatle görüştüler. Milli Birlik Kardeşlik Projesi esnasında da defaatle görüştüler. Ben görüştüm. Bütün bunları yapmamıza rağmen bir defa siyasi uzantılarının hiçbir fonksiyonu yok. Şimdi yine söylüyorum. Ben görüşmeden kaçmam. Kaçmam ama yapabilecekleri, ellerinde kullanabilecekleri şu anda ne kozları var, ne de almış oldukları bir yetkileri var. Böyle bir şeyleri yok. Onun için siyasi uzantılarının bağırıp çağırmaktan başka yaptıkları bir şey yok. ''

Oslo görüşmelerinin başlaması yönünde bazı beklentilerin bulunduğu belirtilerek, ''Ama bu, havada mı kalıyor diyorsunuz '' sorusu üzerine Erdoğan, ''Oslo'nun başlaması, İmralı'ya gitmek yani bunlar bizim için olmayacak şeyler değil, olabilir. Dün akşam da söyledim olabilir. Ama dediğim gibi bu siyasi uzantının bu konuda herhangi bir yetkisi yok'' diye konuştu. 

''O zaman dönüp dolaşıp İmralı'ya mı geliyor yine '' sözleri üzerine de Erdoğan, ''Herhalde öyle bir şeyler olabilir. Yani denenecek yine, yine görüşülecek, yapılacak yani hakikaten buralardan bir netice alabileceğimiz umudu bizde netleşirse ona göre de diğer adımları da bu arada yine atarız. Yani biz şartları zorlayacağız'' dedi.

Erdoğan, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'a ev hapsi gibi beklentilerin bulunduğunu ifade edilmesi üzerine de şunları söyledi:

''Kusura bakmasınlar. Biz ısmarlama hukuk düzenlemesini yapamayız. Yani bu işin kararı verilmiştir, adımı atılmıştır. Zaten zamanında siparişle biliyorsunuz idamla yargılanması gerekirken ve burada onunla ilgili kararlar bu istikamette verildiği halde gönderilirken farklı gönderildiği için, şarta bağlı gönderildiği için ondan sonra da şimdi cezaevinde. Şimdi de ne deniyor 'ev hapsi.' O zamanki hükümet onu yerine getirmiştir ama biz böyle bir vebalın altına asla giremeyiz. Kimden gelirse gelsin.''


-''Bölge korkuyu atabilse ekonomik canlanma olacak''-


Başbakan Erdoğan, ''Terörün önlenmesinde ekonomik olarak neler yapacaksınız  Hükümet olarak 2004 yılında kamunun yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir yasayı çıkardınız, fakat o dönemin cumhurbaşkanı, esaslı 13 maddeyi veto etti. Aslında bu yasa çıksaydı pek çok sorun da çözülecekti. Daha sonra cumhurbaşkanı değişti ama siz o yasayı tekrar getirmediniz  Getirmeyi düşünüyor musunuz tekrar '' soruları üzerine de en büyük hedeflerinin Güneydoğu ve Doğu Anadolu olduğunu vurguladı.

Ağırlıklı bu bölgede sosyoekonomik yapıyı ayağa kaldırmakta kararlılıklarının devam ettiğini, bölgeye yapılan yatırımın 10 yıl içinde 35 milyarın üzerine çıktığını ve bundan sonra da devam edeceğini belirten Erdoğan, fakat bölgedeki ekonomik sıçramayı ateşleyecek olan şeyin sükun olduğunu bildirdi.

Erdoğan, terör tehdit ettiği sürece yatırım noktasında sıkıntıların devam ettiğine dikkati çekti.

Bölgeyle ilgili çok büyük teşvik hamlesi başlattıklarını, ama hala girişimcilerin üzerinde bir korku, bir ürkeklik bulunduğunu dile getiren Erdoğan, ''Yoksa bu korkuyu bir atabilse bir anda Güneydoğu inanıyorum ki ciddi bir patlama yapacak ve Türkiye ekonomisini de bölge çok daha farklı şekilde canlandıracaktır'' dedi.


-''Tulumbaya su koymamız lazım''-


Erdoğan, bir dönem, özellikle faiz lobisinin bir puanının maliyetinin 2-2,5 milyar dolar olduğunu belirterek, sözlerini şöyle konuştu:

''Oralardan buralara geldik ki ben şu anda bile politik faizi hala yüksek görüyorum ve bunu da söylüyorum. Ama Merkez Bankası ne kadar dinliyor, ne kadar dinlemiyor ortada. Şu anda dinlemiyor ve tabii bu bakanlarımızın arasında da tabii sıkıntılar meydana getiriyor. Fakat öyle zannediyorum ki Merkez Bankası'nda da aklıselim hakim olacak ve sonunda da burada da bir düzenlemeye gidecekler.

Çünkü benim yatırımcım girişimcim eğer kredi faizlerinde bu şekildeki yüksek faizlere mahkum edilirse, eğer bu faizle yüzde 18-19-20'lere kadar devlet bankaları özel bankalar bu işi vardırırsa komisyonlarıyla şusuyla busuyla, nasıl gelsin de yatırım yapsın. Bizim o tulumbanın içine suyu bir defa koyabilmemiz lazım ki bu tulumba su bassın.''

Erdoğan, yasayla ilgili de çalışmaların bulunduğuna değinerek, ''Bunu daha kısar mıyız azaltır mıyız  Burada içeriğini daha zenginleştirir miyiz  bunu yapmak suretiyle bir hamle inşallah yine yapacağız'' dedi. 

''Bu yasanın çıkmasını çok istiyordunuz ama istediğiniz olmadı. O konuyu tekrar diyorsunuz '' sözleri üzerine Erdoğan, ''İnşallah ülkemizin gündemine gelecek'' ifadesini kullandı.


-''IMF'ye borç nisanda bitiyor''-


Başbakan Erdoğan, ''Son dönemde terördeki tırmanışı Suriye'deki gelişmelere bağlayan özellikle dış istihbarat çevreleri bulunuyor. Size de istihbarat örgütlerimizden ve diğer kanallardan dolaylı ya da doğrudan gölge ele ilişkin bir bilgi ya da soru işareti geliyor mu '' sorusuna karşılık, istisnalar bir kenara bırakıldığında Türkiye'nin bölgede güçlenmesini kimsenin istemediğini söyledi.

Güçlü bir Türkiye'nin bölgede ve dünya siyasetinde bir çekim alanı oluşturacağının görüldüğünü ifade eden Erdoğan, Türk milletinin genlerinde de büyük devlet anlayışının bulunduğunu, kabile devleti olmadığını, devletin yaklaşık 600 yıl iniş çıkışlarla devam ettiğini söyledi.

Erdoğan, şöyle dedi:

''10 yılda milli gelirdeki yükselişten tutun da bütün borçların ödenmesine yönelik attığımız adımlara varıncaya kadar, özellikle ben mesela Merkez Bankası'nda 27,5 milyar dolar dendiği zaman göreve geldiğimizde 'ya arkadaşlar komplekse giriyorum, bizim bu işi bir an önce değiştirmemiz lazım. Yani bizim 100 milyar dolarları yakalamamız lazım. Çünkü bizim Merkez Bankamız ne kadar güçlü olursa biz dünyaya çok daha farklı mesajla yaklaşacağız.' Hamdolsun şimdi onu yakaladık. 10 yıl önce Merkez Bankası'nın döviz rezervi 27,5 milyar dolar. Bugün hamdolsun 110 milyar dolara ulaştı.''

IMF ile stand-by anlaşmalarının artık yapılmadığını dile getiren Erdoğan, ''İşte 23,5 milyar dolardan devraldık. Kimdi iktidarda MHP, DSP, ANAP... Şu anda 1,3 milyar dolara düştü. Biz bunu hemen öderiz. Ama ödemeye gerek yok. Çünkü bakıyorsun faiz ödemesi çok çok düşük. Nisan ayı da geliyor zaten, nisan ayında bitiriyoruz, sıfırlıyoruz. Şimdi biz aksine IMF'ye 5 milyar dolar biz veriyoruz borç. Bakın buraya geldik'' dedi.


-''...biz onlara teşekkür ederiz''-


''Balyoz davası konusunda da mahkemenin verdiği kararın ardından birçok tartışma oldu. Bu arada dönemin komutanlarından birbiri ardına ilginç açıklamalar geliyor. Hilmi Özkök Paşa ve Aytaç Yalman Paşa arasında darbeyi kimin engellediğine dair çeşitli açıklamalar var. Sizce darbeyi önleyen kim oldu '' sorusu üzerine Erdoğan, ''Eğer kendi içlerinde böyle bir darbeyi önleme mahareti olduysa biz onlara teşekkür ederiz'' diyerek, şunları söyledi:

''Ancak bu konuda mevcut sivil iktidarın kararlılığı her şeyin önüne geçmiştir diye düşünüyorum ve bu sivil iktidar kararlılığıyla duruşuyla bir defa bu tür şeylere hiçbir zaman fırsat vermemiştir. Mesela biliyorsunuz 27 Nisan olayına da bir muhtıra diyenler oldu. Ama ben her zaman bunu bir muhtıra olarak değerlendirmediğimi söyledim. Tam aksine biz muhtırayı hemen ertesi sabah verdik. Onu bir bildiri olarak kabul ettik. Bir defa 'yerinizi bilin' dedik onlara yani. 'Bu iş bizim işimizdir, atılması gereken adımı biz atarız, yapılması gerekeni de biz yaparız.' Hiç bu tür şeylerin ülkemizde şu anda yeri yok. Mesela yeri gelmiştir, biz bu özellikle ileri teknolojiyle donatılmış bir orduyu konuşmuşuzdur, sayısı fazla değil. Bakın bu sayı devamlı azaltılıyor. Bu tenkisat daha da devam edecektir.''

''Türk ordusunun asker sayısı azalacak diyorsunuz '' denilmesi üzerine de Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Azalıyor zaten. Böyle bir noktaya geldik. Şimdi hep 'profesyonel' deniyor da kimse 'profesyonel ordu nedir ' diye sorsan bilmiyor. Şu an bizim ordumuzun üçte ikisi zaten profesyonel. Bu noktadayız. Ama temenni ederiz ki bu daha da artsın ve daha da bu noktada attığımız adımlar var. Mesela biz 'hudut birlikleri, sınır birlikleri' dedik ama maalesef kimse sınır birliklerinde görev almak gibi bir şeye yanaşmıyor. Böyle de bir durum söz konusu. Şu anda az sayıda müracaat edenler oluyor. Bununla şu anda yolumuza devam ediyoruz.'' AA

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler