YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
21 Aralık 2008 / 13:09 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

CHP'nin tüzük ve program değişikliği için toplanan 14. Olağanüstü Kurultayı'nda Genel Başkan Deniz Baykal bir konuşma yaptı. Baykal, partisinin tüzük ve program değişikliği için Sheraton Oteli'nde toplanan 14. Olağanüstü Kurultayı'nın açılışında yaptığı konuşmaya, Kurultay Başkanlığına kadın siyasetçinin seçilmesinden duyduğu mutluluğu dile getirerek başladı.


Tarihi bir toplantı gerçekleştirdiklerini ifade eden Baykal, tüzük ve program değişikliğinin CHP'nin tarihi bakımından bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Baykal, program değişikliğinin CHP ve Türk siyaseti açısından yeni dönemi başlattığını, tüzük değişikliğinin ise partiye yeni bir yaklaşım getirdiğini vurguladı.


Kurultayın toplanma zamanının da tarihi bir dönüm noktasını işaret ettiğini belirten Baykal, gelinen noktada, dünyanın, ekonomik kriz döneminde ciddi bir durum değerlendirmesi yapma sorumluluğuyla karşı karşıya olduğunu savundu.


Ekonomik krizin ''sıradan ve olağan'' olarak değerlendirilemeyeceğini, hakim ekonomi politikalarının gözden geçirilmesini zorunlu olduğunu kaydeden Baykal, liberal ve neoliberal anlayışa dayanan ekonomi politikasının artık sürdürülemezliğinin ortaya çıktığını söyledi.


Sosyal demokrasinin temel değerlerinin daha da önem kazanacağının artık ortaya çıktığını belirten Baykal, ''Öyle bir noktaya gelmiştik ki piyasa artık sadece ekonomiye değil, hukuka da kültüre de egemen olmaya başlamıştı. Piyasa elbette önemli bir enstrümandır ama kısıtlarını da bilmek zorundadır. Artık piyasayı sosyal sorumluluk, kamusal sorumluluk duygusuyla yönlendirmenin bir ihtiyaç olduğu kabul edilmelidir. Yeniden kamusal sorumluluğun, sosyal bilincin, dayanışmanın, ortaklaşmanın önemi, değeri ortaya çıkmaya başlamıştır'' diye konuştu.


Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Baykal, ''Türkiye'de bir süredir izlenmekte olan ekonomi politikasının çıkmaza girdiğine tanık olmaya başladık'' dedi.


AK Parti hükümetinin 6 yıl tek başına iktidar olmasına karşın yanlış politikalarla Türkiye'yi ekonomik küçülme noktasına getirdiğini ileri süren Baykal, ''Zaten bu iflas, hükümetin IMF kapısına gitmesiyle de ortaya çıkmıştır. Bu iktidarın ekonomi politikası iflas etmiştir. Büyüme de iflas etmiştir, borçlanma da iflas etmiştir'' diye konuştu.


İşsizliğin arttığını, tarımın, sanayinin, KOBİ'lerin çöktüğünü, esnafın büyük sıkıntı içinde olduğunu anlatan Baykal, sektörlere yönelik sıkıntıları giderecek önlemlerin yaşama geçirilmediğini savundu.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dünyadaki ekonomik kriz ve Türkiye'nin sorunlarıyla ilgili ''çelişkili ifadeler içinde bocaladığını'' ileri süren Baykal, şöyle konuştu:


''Şimdi de olayın artık ciddiyetini artık inkar edemez bir noktaya geldi, konuşmalarında bunun yansımalarını görüyoruz. 'Yok bizi etkilemez, hallederiz' söyleminden sonra şimdi işin çok ciddi olduğunu anladı. Diyor ki 'hasta ağır, yatakta yatıyor. Ben de doktorum ona (sen ağırsın) demem, hastayı kaybederim, bu nedenle ona moral vermeye çalışıyorum. (iyisin, iyisin) diyorum. Benim (iyisin) dediğimi ciddiye almayın. Biliyorum hasta gidiyor ama giden hastaya (gidiyorsun) denmez ki. Ben ona moral vermeye çalışıyorum' diyor. En son geldiği nokta bu. Hastaya moral vermek iyi de sen önce gerekiyorsa hastanın ameliyatını bir yap, iğnesini bir yap, ilacını bir yaz, teşhisini bir yap, ne olduğunu bir anla, MR'ını bir çek. Ona yönelik bir tedavi programını uygula. Ondan sonra da 'merak etme' diye moral ver. Sen bunların hiçbirini yapma, hasta perişan (öldük, bittik)... Bursa'da, Kocaeli'nde otomotiv, tekstil perişan durumda. Herkes şikayetçi. Bu noktada 'iyisin, iyisin'... Önce bir kabul et, hakkını ver, teşhisini koy, gereğini yap, ondan sonra da moral ver. Başbakan yavaş yavaş hastanın ciddiyetini kabul etme noktasına geldi, öyle gözüküyor.''


"SEN PADİŞAH MISIN?"


Baykal şöyle devam etti: "Başbakan bazı vatandaşlarımız için "Ya Sev ya Terk et" cümlesini kurmuştur. Başbakan daha anasının karnında yokken o insanlar orada vardı.


Başbakan'ın haddini bilmesi lazım. Başbakan'ın işine gelmeyen insanı ortadan kaldırmaya yetkisi yoktur. Kimseye çek git demeye hakkı yoktur.
Sen padişah mısın? İnancımız ne olursa olsun hepimiz bu milletin parçasıyız. Bunu kimsenin bozmasına izin vermeyeceğiz. Ülkemizi böldürtmeyeceğiz. Amacımız birliğimizi güçlendirmek, aramızdaki yapay engelleri aşmaktır, anaysal siyasi çizgimizi kimseyi dışlamadan, Türkiye'nin bütün zenginliğini seferber ediyoruz! Yapmamız gereken budur. Bu konuda hepimize görev düşüyor. Hepimize anlamak, sevecenlik, suçlamak değil, yadırgamak değil, mahkum etmek değil, kucaklamak, elinden tutmak düşüyor. Türkiye'ye yönelik tehlikeleri böyle aşacağız. Gereksiz husumet yok, gereksiz suçlama yok, kırgınlık yok. Aşacağız. Birliği beraberliği Milli Mücadele günlerinde de yaşadık. O dönemdeki beraberlikle aşmıştık. Yeni tuzakları görüyoruz. Anayasa değiştirin diyorlar, haritalar çıkartıyorlar. Neymiş anayasanın ilk 4 maddesinin değişmesi gerekirmiş. Böyle tablolarla karşı karşıyayız. O değiştirilemez maddelerin ne olduğu ortada."


HÜKÜMET İFLASIN EŞİĞİNDE


"Alt yıl tek başına iktidarda kaldıktan sonra hükümetin bugün ülkeyi getirdiği nokta, iflastır bu hükümetin IMF kapısına gidişiyle de kanıtlanmıştır.


Dünya'da bu ekonomik krizden 200 ülke etkilenmiş ancak kaç ülke IMF kapısına gitmiştir. Bir çok ülke gitmemiştir ancak biz gidiyoruz. Neden gidiyoruz? Çünkü bu iktidarın ekonomik politikası iflas etmiştir de o yüzden gitmiştir.


Esnaf büyük sıkıntı içindedir. Kararlaştırılmış olan hiper marketler konusundaki düzünleme hala çıkmamıştır. Esnaf hala kentlerin içine yerleştirilen alışveriş merkezlerinin pençesi altındadır. Bu alışveriş merkezleri Türk ekonomisini ciddi ölçüde etkileme başlamış ekonomik bir sorun haline gelmiştir.


Başbakan Türkiye'nin ekonomik yapısı ve dünyadaki krizle ilgili çelişkili açıklamalarla, yalpalayıp duruyor.


Erdoğan bana kalkıp, Eminönü'ndeki toplanmayan çöplerin gazete manşetlerini gösteriyor. Bu Erdoğan'ın Başbakanlığa kadar uzanmış çöplüğün, pisliği örtme telaşıdır. Biz o çöpleri kısa sürede kaldırdık, ya senin önündeki çöpler ne zaman kalkalacak?"

SİYASET Kategorisindeki Diğer Haberler