YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Toplumsal şiddet ruh sağlığımızı bozuyor
Toplumsal şiddet ruh sağlığımızı bozuyor
20 Ağustos 2015 12:19
Şehit haberleri, toplu ölümler, bomba ihbarları ve dahası...

Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız toplu ölümler, şehit haberleri ve patlayıcı madde ihbarları toplumun psikolojik sağlığını tehdit ediyor. İhbar haberleri alındığında insanların çoğu metro gibi toplu taşıma araçlarını kullanamıyor. Kalabalık alanlarda 'patlama olur' korkusuyla hiçbir şeye vakit ayırmadan evlerine gitmek istiyor. Gördüğümüz sahipsiz bir çanta bize içinde bomba olabileceğini düşündürürek, bulunduğumuz yeri terk etmemize neden oluyor. Gün içerisinde yaşadığımız bu travmalar yetmezmiş gibi geceleri de bu konularla ilgili rüyalar görüyoruz. Peki, son zamanlarda psikolojimizi tehdit eden bu olaylar karşısında nasıl etkileniyoruz, korunmak için neler yapmalıyız? İşte detaylar...

'HER AN BİR ŞEY OLABİLİR' KORKUSU YAŞIYOR MUSUNUZ?

Son zamanlarda şiddet olayları ile toplumca iç içe yaşıyoruz. Bu durum elimizde olmadan hepimizin psikolojik sağlığını etkiliyor. Şehit haberleri ve toplu ölüm haberlerinde ölüm ile yüzleşirken bir diğer taraftan da her an bir şey olabilir korkusu hayatımızı kısıtlar hale geliyor. Büyüyen tehdit algısı ve belirsizlik gitgide yaşamımızda ön plana çıkıyor. Peki bu durum bizi nasıl etkiliyor? Uzm. Klinik Psikolog Nuray Sarp Kulkara, "Eğer bu olayları kendinize daha yakın ve olası olarak algılıyorsanız, hayatta kalma mekanizmalarınız sizi korumak için siz bunu planlamadan devreye girer ve etrafınızda tehdit olabilecek her nesne, her insana veya çevreye daha çok dikkat etmeye başlar. Bu size “güvende değilsin” mesajı verir. Ki yaşadığımız olayların belirsizliğine de dikkat edersek güvende olmadığımızı düşünmek çok irrasyonel olmaz" diyor.

TEHDİTLER TRAVMAYI TETİKLİYOR!

İnsanoğlu için yaşadığı çevrede, her gün gittiği yerde, yaptığı aktivitede ve en çok da evinde güvende olmak önemlidir. Bu bölgeler zihnimizce tehlikesiz yerler olarak algılanır ve bu bizim rahat bir yaşam yaşamamızı sağlar. Bu bölgelere bir tehdit geldiği zaman bu evinize hırsız girmesi de olabilir, ölüm ile yüzleşme de olabilir. Bütün algılar değişir ve tekrar sorgulayıp o bölgeyi tekrar güvenli kabul etmek için tepkiler gösterir. Eğer hayati bir tehditle burun buruna geliyorsak bu başlı başına travmatik bir olaydır ve bütün duygusal süreç değişir. Zihin bu noktada algılamasını değiştirir ve bizi o anda hayatta tutmaya odaklanır, bu durumda birçok zihinsel süreçte aksaklığa sebep olur ve tehlike geçtikten sonra bunları yaşamaya başlarız.

'ÖLÜMÜ KABUL ETMEK ZOR'

Olayla ilgili tekrarlayan rüyalar, kabuslar, gün içinde flashbackler (olay anının yeniden yaşanması), aşırı tedirginlik hisleri ve anlamlandırma çabaları travmatik olay sonrası yaşanan belirtilerdir.  Ölüm ile yüzleşme başlı başına varoluş kaygımızı tetikleyen bizi, dünyayı sorgulamaya iten bir durumdur. Bir yakınınızın ölümünde aslında kendi ölümünüzü de yaşarsınız, sorgularsınız. Bu çoğu kişide çok yüksek kaygı halinde yaşanabilir çünkü ölümü kabul etmek, yüzleşmek zordur. Bu bizi kontrol eylemlerine aşırı yöneltebilir.

ŞİDDET OLAYLARI TOPLUMUN PSİKOLOJİSİNİ BOZUYOR

Uzun yıllar travma sonrası stres bozukluğu ve yas konuları ile çalışmış olan Uzm. Klinik Psikolog Nuray Sarp Kulkara, şunları söylüyor; “Ölümün size yaklaşması, evinizin içinde olması, etrafınızdan birine olması gerekli değildir; sizin o ölüme duygusal olarak yüklediğiniz anlam ve değer, sorgulamanız için yeterlidir. Örneğin Suruç’ta hayatını kaybeden gençlere de kendimizi yakın hissedip onların ölümlerini, dünyanın adaletini, dünya düzenini sorguladık ve o anda ölümün çok yakın olabileceği konusunda farkındalığımız da devreye girdi. Bu nedenle  haberlerde gördüklerimiz nedeniyle ikincil travma mağduru olabiliyoruz ve bu nedenle başvuran bir çok danışanım var.”

“BANA DA OLACAK MI DİYE DÜŞÜNÜYORSANIZ...”

Belirsizlik içinde olmak her zaman endişe kaynağıdır. Bu endişeyi nasıl yorumladığınız ve ne gibi hareketler ile kendinizi yatıştırmaya çalıştığınız daha sonraki gidişatı belirleyici olabilir. Örneğin çok kaygılı olduğunuz için sürekli kontrol hareketleri gerçekleştiriyorsanız aslında kaygınızı beslersiniz. Gerçekte kalabilmek ve değerlendirmeyi gerçekçi yapabilmek oldukça önemlidir. Diğer taraftan insanlar kendi hayatlarına da devam etmek zorundalar. Bu demek olmuyor ki duyarsızlaşalım. Ancak duyarlı olduğumuz konularda işlevsel olarak hareket etmek, örneğin, yardım yapmak veya elinizden gelebilecek desteği vermek işlevsel iken her an ya bana da olacak diye hayatınızı kısıtlayıp markete gitmemek işlevsiz bir davranıştır”Bu davranışlar sizin güvensizlik ve tehdit algınızı devam ettirir.

TOPLUM OLARAK NE YAPMALIYIZ?

* Özellikle ölümler sizi çok etkilediyse, bunu lütfen konuşarak paylaşın eğer bu süre uzadıysa ve siz uyku problemleri de yaşıyorsanız yardım alın.

* Sorgulamalarınızı tehdit veya hastalık olarak algılamayın. Travmatik olay ile karşılaştıktan sonra sorgulama yapmak, düşünmek, anlamaya çalışmak sağlıklı bir zihnin göstergesidir. Sorgulamalarınızı devam ettirecek cesaretiniz olsun. Sonunda sizin için ne anlam ifade ettiğine ulaşabilmeliyiz.

* Düşünmekten kaçınmaya çalışıyorsanız ve buna dair kısıtlayıcı hareketlere gittiyseniz bilin ki bunun sonunda daha kötü hissedeceksiniz. Düşünmeniz bir olayın kesin olacağının kanıtı değildir. Ancak düşündüğünüz olacak diye bir cafeye girmemeniz o olayın kesin olacağına artık inandığınız anlamına gelir ki zihniniz siz ne derseniz onu doğru kabul eder.

* Tabii ki çatışmaların olduğu bir yerde yaşıyorsanız veya tehdit olabilecek yerlerde iseniz dikkatli olmak gerçekçidir ve olmanız da gerekir. Özetle kendinizi koruyun, fakat hayatınızı yaşamayı feda etmeyin.

* Ölüm ile ilgili düşünceleri sorgulamanın ve bu kaygıyı yaşamanın yaşı yoktur. Kontrol edemediğiniz noktalarda gerçekçi olun.

 

HABERTÜRK

 

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler