YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Obezite cerrahisi nasıl doğurganlığı artırıyor?
Obezite cerrahisi nasıl doğurganlığı artırıyor?
11 Kasım 2015 16:46
Günler geçtikten sonra hastalıkların farklılaşması ve durumların değişmesi nedeniyle yan etkilerinde olması hastalıklarda ve obezite de yeni gelişmelere neden oluyor. Son araştırmaya göre obezite cerrahisi doğurganlığı artırıyor.

​Royal College Kadın Hastalıkları ve Doğum Akademisi’nin, 15 Ekim 2015 tarihinde yayımlanan raporunda, obezite cerrahisi, genç erişkin çağdaki kadınlarda doğurganlık ile ilgili bir girişim olarak ele alındı.

Obezite cerrahisinin güvenlik ve etkinliği ile ilgili güncel kanıtların değerlendirildiği Royal College Kadın Hastalıkları ve Doğum Akademisi’nin incelemesinde, ameliyatın doğurganlıkla ilgili bazı önemli verileri iyileştirdiği gözlemlendi. Obezite cerrahisi sonrası hamilelik ve doğum sürecinin, ameliyat olmamış obez anne adaylarına kıyasla daha olumlu geçtiği, hatta toplum geneli ile benzer sonuçlar elde edildiği belirtildi. 

İncelemede; "Obezite girişimlerinden sonra dünyaya gelen çocuklar ile ilgili uzun süreli sonuçlarda da olumlu gelişmeler görülmektedir" şeklinde bir görüş bildirildi.

“CERRAHİ RİSKLERİN DENGELENMESİ GEREKİR”

Raporda; obezite için cerrahi girişim düşünülürken; hastaların, doğum uzmanlarının ve cerrahların; uzun vadeli sağlık ve iyilik hali karşılığında, cerrahi girişimin risklerini de dengelemelerinin şart olduğuna vurgu yapıldı. Bu açılardan klinisyenlerin, her girişim için anne ve bebek yönünden risk ve faydaları değerlendirmeleri gerekiyor. Bu amaçla; emilimi bozan ameliyatların, kilo kontrolü ve diyabet üzerine olan etkileri ile demir, vitamin, mineral ve kalsiyum eksikliği yapıcı etkilerinin tartılması ve hamilelikte daha çok arzu edilen beslenme profilinin sağlanması büyük önem taşıyor.

“OBEZİTE CERRAHİSİ HAMİLELİK ŞANSINDA FAYDA SAĞLAYABİLİR”

Rapora göre, obez kadınlarda doğurganlığın artırılması için obezite cerrahisi net faydalar sağlayabiliyor. Ancak obezite cerrahisi ile ilgili çalışmayı değerlendiren kurul tarafından bazı endişeler dile getirildi. En önemli endişelerden biri; cerrahi sonrası, anne ve bebekte meydana gelen faydaların, tüm alanları kapsayıp kapsamadığı. 

İncelemelere göre; bebekteki bazı bulgular, cerrahi öncesindeki obezite ve metabolik sonuçlar ile karışmış durumda ve bazı veriler, cerrahi sonrasında doğan bebeklerde daha kötü sonuçlar görüldüğü izlenimini veriyor.

Açıklanan belirsizlikler nedeniyle; gelecekte yapılacak çalışmalarda, bebeklere ait daha uzun dönemli sonuçların derinlemesine araştırılması gerekiyor. Bu kapsamda; cerrahi sonrası doğurganlık, anne ve bebekte meydana gelen iyileşmenin uzun süreli kilo kaybına bağlı olup olmadığı, farklı cerrahi tiplerinin etkinliği ve istenmeyen durumları nasıl ve ne düzeyde etkilediğinin detaylı araştırılması lazım. Raporda, popülerliği artan, besin ve vitamin eğilimini bozma potansiyeli daha düşük ameliyatların fayda oranları ve risklerinin de aynı şekilde araştırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. 

KURUL SÖZCÜSÜ: CERRAHİ İLK TEDAVİ OLARAK ÖNERİLMEMELİ

Kurul sözcüsü Prof. Adam Balen, "Elimizdeki verilerle obezite cerrahisinin, obez kadınlarda doğurganlık ve üreme ile ilgili sonuçlarda çok etkili olduğunu söyleyebiliriz; ancak cerrahinin obezlerde ilk tedavi olarak önerilmemesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

CERRAHİNİN RİSKLERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİ

Dr. Balen, tüm büyük ameliyatlarda görülme riski bulunan sorunlara ek olarak, obezite cerrahisi sonrasında belirgin bir yaşam tarzı değişikliğinin de gerekli olduğunu belirtti. Ameliyat sonrası iyileşmek için ihtiyaç duyulan sürenin yanı sıra, başlangıçtaki kilo kaybı döneminin de hamile kalmayı 12-18 aya kadar geciktirebileceğini vurguladı.

AMELİYAT SONRASI HASTA TAKİBİNİN ÖNEMİ ARTIYOR

Obezite cerrahisi sonrasında hamile kalan kadınların, hamilelikleri süresince bir uzman tarafından takip edilmesi büyük önem taşıyor. Besinsel desteğin yanında; kilo takibi, anne karnındaki bebeğin gelişiminin izlenmesi ve hamilelik diyabetinin takibinin yapılması gerekiyor. Bazı çalışmalarda bildirildiği üzere; yeni doğan bebeğin beklenenden küçük doğması ya da erken doğum durumunda da, bebeğin yakından takip edilmesi son derece önemli.

Obezite nedir?

Obezite, insan vücudunda yağ hücresi(leri)nde depolanan doğal enerji rezervlerinin ciddî risk oluşturacak düzeyde artması ve sonuçta ölüm oranlarının kaçınılmaz olarak yükselmesi ile karakterize bir hastalıktır.

İndirekt Ölçüm Yöntemleri
Bu yöntemler klinik araştırmalar dışında genel pratikte kullanımı sınırlıdır. Vücut toplam su ölçümü (işaretli su kullanılarak), ultrasonografi, Bilgisayarlı Tomografi,(CT,BT), Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRI), Dual foton absorbsiyometresi indirekt yöntemler arasındadır. Obezitenin belirlenmesinde birçok yöntem kullanılmasına rağmen, pratik olduğu için sık kullanılan en geçerli yöntemler beden kitle indeksi (BKİ) hesaplanması, bel ve kalça çevresi ölçümüdür.

Sınıflama Kalıtımın etkisi
Yapılan çalışmalar şişmanlık oluşumunda kalıtım veya genetik faktörlerin % 25-40 oranında rol oynadığını göstermiştir. Şişman kişilerin çocuklarında şişman olmayanlara göre şişmanlık görülmesi 2-3 kat fazladır. Anne ve babanın her ikisinin şişman olması durumunda çocukların %80' ninde erişkin yaşta şişmanlık gelişir.

Anne veya babadan biri şişman ise %40 Her ikisi normal kilolu ise %10 oranında Çocukluk çağında (3-10 yaş arası) aşırı kilolu olan çocukların %50 sinde erişkin dönemde aşırı kilolu olma riski vardır. Şişmanlığın genetik nedenleri uzun yıllardan beri araştırılmaktadır. Toplumda sık görülen şişmanlığı ortaya çıkaran birçok genetik bozukluk vardır. Fransa ve Almanya da şişman ailelerde yapılan çalışmalarda 10 numaralı kromozomdaki belirli bir alanın şişmanlıktan sorumlu olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu alandaki genlerin incelenmesi ile şişmanlığa neden olan genler daha iyi ortaya çıkarılabilecektir. Bunun yanında tek gen bozukluğuna monogenik bağlı şişmanlıklar da vardır. Şişmanlığın %5 kadarı tek gen bozukluğuna bağlıdır.

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler