YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kadınlar o konuda erkeklerden geride kaldı!
Kadınlar o konuda erkeklerden geride kaldı!
05 Kasım 2015 09:05
Sağlıklı sağlıksız her vatandaşın öncelikli görevleri arasında yer alan kan bağışlamak için çeşitli sosyal projelerin devam etmesi ile farkındalık oluşturulan kan verme duyarlılığı yine geride kalmaya devam ediyor. Kadınlar ise bu konuda erkeklerden daha

Manisa Kızılay Kan Merkezi Müdürü Dr. İsmet Nardal kuruldukları yıl olan 2001'de 3 bin 600 ünite kan topladıklarını 2014 yılında ise 57 bin 600 ünite kan toplayarak bir rekora imza attıklarını söyledi.

Kızılay Haftası dolayısıyla Yunusemre Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde program düzenlendi. Programa Kızılay Manisa Şube Başkanı Cengiz Yurdabekçi, Manisa Kızılay Kan Merkezi Müdürü Dr. İsmet Nardal, Kızılay gönüllüleri ve öğrenciler katıldı.

Çeşitli skeçlerle Kızılay'ın anlatıldığı programda okul bahçesine kurulan Kızılay çadırı da ilgi odağı oldu.

Programın açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Necdet Çalışkan, kendisinin bir gönüllü Kızılay elçisi olduğunu ifade ederek, öğrencilerin de gönüllü olmasını istedi.

EĞİTİME ÖNEM VERİYORUZ

Eğitime büyük önem verdiklerini kaydeden Manisa Kızılay Kan Merkezi Müdürü Dr. İsmet Nardal, "2001'de Manisa'da Kızılay Kan Merkezi'ni kurduk. İlk yıl 3 bin 600 ünite kan topladık. 2014 yılında ise 57 bin 600 ünite kan toplayarak bir rekor kırdık. Manisa'da topladığımız her kan binlerce insana hayat veriyor. Ne kadar çok eğitim verirsek, o kadar çok ünite kan toplarız" dedi.

Kadınlarda kan bağış oranının yüzde 14'lerde olduğuna dikkat çeken Nardal, kadınların daha fazla kan bağışında bulunması için çalışacaklarını söyledi. Nardal, gençlerin kan bağışı konusunda ikna edilmesi gerektiğini kaydetti.

147 YILDIR YARDIM ELİ UZANIYOR

Türk Kızılayı Manisa Şube Başkanı Cengiz Yurdabekçi ise her yıl 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında kutlanan Kızılay Haftası'nın Kızılaycılık bilincinin oluşturulmasında, Kızılay'ın ulusumuz açısından önemini vurgulamak ve Kızılay'ın karşılıksız sunduğu hizmetlere kamuoyu desteğini sağlamak açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. 1868 yılından bu yana hiçbir ayrım ve çıkar gözetmeyen Türk Kızılayı'nın Türkiye'nin en köklü ve güçlü yardım kuruluşu olduğunu belirten Yurdabekçi, "147 yıldır insan onurunun korunması amacıyla, gönüllü olarak çalışmalar yürüten Türk Kızılayı, günümüze kadar yurt içi ve yurt dışında milyonlarca ihtiyaç sahibine halkımızın yardım elini uzatmıştır. Savaşta ve barışta, sosyal hayatta, uluslararası alanda ve afetlerde birçok görev üstlenen Türk Kızılayı gönüllülük esasına göre çalışmalarını yürütmektedir. Türk Kızılayı'nın sonsuz bir özveriyle gerçekleştirdiği çalışmalarda temel gücü yardımsever halkımız ve Kızılaycılık ruhudur" dedi.

Yurdabekçi, "Toplumsal dayanışmayı sağlamak, sosyal refahın gelişmesine katkıda bulunmak, yoksul ve muhtaç insanlara barınma, beslenme ve sağlık yardımı ulaştırmak gibi önemli görevler üstlenen ve birçok konuda da öncü olan Türk Kızılayı, kan, ilk yardım, afete müdahale, sağlık, sosyal hizmetler, gençlik ve gönüllülük çalışmaları ile eğitim alanlarında da hizmetler sunmaktadır. Kuruluşundan bu yana afete hazırlık ve afetlerde halkın gereksinimlerini karşılamaya yönelik çalışmalar yürüten Kızılay, ulusal ve uluslararası platformlarda bütün bu çalışmalarıyla saygınlık kazanmıştır. Kızılay, yurdumuzda meydana gelen doğal afetlerde, felaketzedelerin acılarına ortak olur. Yerleşim sistemleri, battaniye, giyim eşyası, gıda maddesi, sıcak yemek, sağlık yardımı yaparak afetzedelerin acısını hafifletir" diye konuştu.

Türk Kızılayı'nın halk sağlığı ile yakından ilgilenen bir kurum olarak Türkiye'de kan hizmetlerinin kurulup geliştirilmesi görevini üstlendiğine dikkat çeken Yurdabekçi, "Güvenli Kan' temini projesi ile Türkiye'nin kan sorununu çözmeyi hedefleyen Türk Kızılayı'nın, ülkenin kan gereksiniminin önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Türk Kızılayı, ayni ve nakdi yardımlarının yanı sıra yurdumuzun değişik yörelerinde şubeleri tarafından kurulan ve yönetilen aş ocaklarında her gün binlerce yoksul vatandaşımıza sıcak yemek vermektedir. Kızılay, hizmetlerinin kalitesini arttırmak amacıyla personeli, üyesi, gönüllüleri ve işbirliği içinde çalıştığı kurum ve kuruluşların çalışanlarına ve halkın afet bilincini arttırarak afetlerden daha az zarar görmelerini sağlamak amacıyla özellikle çocuklar ve siz gençler olmak üzere bütün halkımıza yönelik eğitim programları düzenlemektedir. Türk Kızılayı'nın çalışmaları zamanla sınırlı değildir. Yılın 365 günü Kızılaycılar ihtiyaç sahiplerini yalnız bırakmamaktadır. Bu sebeple Kızılay'a gösterilen ilginin bir hafta ile sınırlı kalmaması gerekmektedir. Kızılay hepimizin Kızılayı'dır, hepimizin bir gün Kızılay'a ihtiyacı olabileceği gerçeğini unutmamak gerekir. Türk Kızılayı, yardımseverlerin ve gönüllülerinin desteği ile dünyanın neresinde olursa olsun insan onurunun korunması doğrultusunda tüm gücüyle çalışmaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle insanlığa hizmette bizimle gönül birliği yapan herkese saygı ve sevgilerimizi sunarız" diye konuştu.

Konuşmaların ardından öğrenciler Kızılay'ın önemiyle ilgili şiirler okurken sahnelenen skeç büyük beğeni topladı. Programın sonunda Kızılay Haftasıyla ilgili yapılan yarışmada dereceye girenlere ödülleri verildi.

Kan nedir?

Kan, atardamar, toplardamar ve kılcal damarlardan oluşan damar ağının içinde dolaşan; akıcı plazma ve hücrelerden (alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları) meydana gelmiş kırmızı renkli hayati sıvı.

Kana; latincede hema, kanı inceleyen bilim dalına ise hematoloji denir. Bu sözcükler eski Yunanca'da kan sözcüğünü karşılayan haimadan türetilmiştir. Kolloit bir madde olup homojen görünse bile, heterojen bir karışımdır. Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13'ünü oluşturmaktadır.

Kan sürekli hareket halinde olan sıvı bir yapıdadır ve kan hücrelerinden oluşur. Bu kan hücreleri, çeşitli şekillerden ve plazmalardan oluşmaktadır. Dış bölümde kalan plazma, kanın hacminin %55'ini oluşturmaktadır. [1] Plazmanın bazı kaynaklara göre %92'lik kısmı, bazı kaynaklara göre ise %90'ı sudan oluşur ve geriye kalan bölümü organik ve inorganik maddeler olan plazma proteinleri, aminoasitler, karbonhidratlar, yağlar, hormonlar, üre, ürik asit, laktik asit, enzimler, antikorlar, sodyum, potasyum, iyot, demir, bikarbonat gibi elementlerden oluşmaktadır. Bunlara NPN bileşikleri de denilir. Plazmanın asıl amacı, kanın dokuların ilgili bölümüne taşınmasını sağlamaktır. Plazmada bulunan katı maddelerin büyük miktarı proteinlerden oluştuğu da bilinmektedir.  Plazma yalnızca kanın vücutta dolaşmasına yardımcı olmakla kalmaz. Aynı zamanda, atık ürünlerinde hücrelerden alınmasını sağlar. Plazmanın bileşenleri sürekli olarak yenilenmektedir. Hücrelerin beslenmesine ve atıklarının alınmasına yardımcı olan plazmalar, bağışıklık sistemi hücrelerini de içinde barındırırlar. Kan plazması kendisini 48 saatte bir yenilemektedir.

Plazma proteinleri

Globulin: Plazma globulinleri birçok çeşit türde bulunmaktadır. Elektroforez yoluyla globulinler alfa, beta ve gamma parçalarına ayrılabilirler. Alfa ve beta globulinleri çeşitli proteinleri bağlayıp, çeşitli yerlere taşırlar. Gama globulinler kullanılarak çeşitli hastalıklarda bağışıklık sağlayan savunma maddeleri yapılmaktadır.

Albumin: Kanın osmotik basıncının dörtte üçünü sağlar, ayrıca osmotik basınç ile kan-plazma oranı dengede tutulur. Karaciğerde yapılır. Karaciğer bozukluğu durumunda Hipoalbuminemi denilen plazma albumin düşüklüğüne neden olur. 

Fibrinojen: Kanama durumunda kanın pıhtılaşmasını sağlar.

İmmünoglobulin: Bağışıklık sisteminde görevlidir.

Plazmadan alınan gıdaların metabolizma ürünleri olan ürik asit, kreatinin, amino asitler gibi bir grup organik moleküller de bulunmaktadır. Diğer organik maddeler ise glikoz, yağlar ve kolesteroldür. Plazmanın ana inorganik bileşenleri elektrolitlerdir. Bunlar; sodyum (Na+), klor (Cl-), kalsiyum (Ca++), fosfat (PO 4-3), sulfat (SO 4) -2 ve magnezyumdur (Mg++).

Kan hücreleri

Akyuvarlar (Lökositler): Vücutta savunma sisteminde görev alan hareketli kan hücreleridir. Pigment bulundurmadıklarından bunlara beyaz kan hücreleri de denmektedir. Bir çekirdekleri ve diğer hücre organelleri bulunur. 10-20 mikron çapında bulunduklarından alyuvavarlardan daha büyüklerdir. Bir milimetreküp kanda yaklaşık olarak 7000 civarında akyuvar bulunur. Beyaz hücrelilerin en önemlileri granülositler, lenfositler ve monositlerdir. Akyuvarların % 60-70’ini granülositler, % 30-45’ini lenfositler ve % 10’dan az kısmını da monositler oluşturmaktadır. Granülositler de kendi aralarında nötrofil, bazofil ve eozinofil olmak üzere üçe ayrılırlar. Bunların büyük çoğunluğu nötrofillerden oluşmaktadır.

Alyuvarlar (Eritrositler): Kırmızı kan hücreleri kanın hücre bölümünün neredeyse tamamını meydana getirirler. Kanın her milimetreküpünde yaklaşık beş milyon alyuvar bulunmaktadır. Eritrositlere kırmızı rengini veren taşımakta oldukları hemoglobindir ve hücre ağırlığının üçte birini oluşturur. Hemoglobin, 4 hem (demir) ve bir globin molükülünden oluşmaktadır. Ömürleri ortalama yüz yirmi gündür. Ömürlerini tamamlayan alyuvarlar dalakta ve karaciğerde parçalanır.
Eritrositlerin 1 mm3 oranındaki kanda bulunan sayısı erişkin erkekte 4,5- 6 milyon, erişkin bir kadında ise 4- 5 milyondur. Eritrosit sayısının normalden fazla olmasına polisitemi (poliglobuli) adı verilir. Eritrosit sayısının veya hemoglobin miktarının normalden düşük olmasına ise anemi (kansızlık) denmektedir.

Trombositler (Plateletler, Kan Pulcukları): Çapları 1-2 mikron olan trombositler, kanın en küçük hücreleri olup kemik iliğindeki büyük hücrelerden kopan parçalardan oluşur. Her mm3 kanda 150- 300.000 civarında bulunurlar. Kandaki trombosit sayısının artması durumuna trombositoz, azalmasına ise trombositopeni (trombopeni) denilmektedir. Pıhtı oluştuğunda katılaşarak yaranın ağzını büzerler ve kanamayı durdururlar. Ayrıca, pıhtılaşma mekanizmasını başlatan "tromboplastin" enzimini üretirler. Ömürleri yaklaşık 7-10 gündür. Ömrünü tamamlayan trombositler karaciğer ve dalakta parçalanır.

Kanın görevleri

Kanın koruma, taşıma, savunma ve düzenleme görevleri bulunmaktadır.

Koruma görevi: Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen yaralanma sonucunda açılan yaradan akan kan oksijenle temas ettiğinde kurur ve yaranın kapanmasına sebebiyet verir. Trombositler oksijenle temas ettiklerinde pıhtılaşma diğer manasıyla kanın kuruması gerçekleşerek vücudun kan kaybı engellenir.

Taşıma görevi: Kan, sindirim sisteminin parçaladığı besinleri hücrelere taşır. Akciğerlerden vücuda alınan oksijeni dokulara, metabolizma sonucu oluşan karbondioksiti ise akciğerlere taşır.

Savunma görevi: Vücuda giren yabancı maddeler (virüs, bakteri) kan tarafından fagosite edilerek zararsız bir duruma getirilir. Ayrıca vücuda giren yabancı maddeler için antikor yapımını da sağlar.

Düzenleme görevi: Metabolizma ile oluşan ısıyı bütün vücuda dağıtıp vücut ısısını dengede tutar. Vücut sıvılarının ise pH dengesini ayarlar.

Kan grupları

İnsanlardaki kanın özelliklerini belirtmek amacıyla, antikorlara ve antijenlere bakılarak belirlenmiş olan sınıflandırma sistemine denmektedir. Alyuvarların üzerinde, kan proteinlerine göre oluşan gruplar bulunmaktadır. Bu proteinler, A, B ve RH proteinleri olmak üzere 3 çeşide ayrılırlar ve aralarında 8 adet kan grubu oluştururlar. Bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlarda kanda bulunmaktadır.

Bunlarda A, B ve RH antikoru olarak adlandırılır. Bilinen hiçbir kanın yapısında antikorlar ve protein yan yana bulunmaz. Eğer birlikte olursa, birbirlerini tutarak katılaşır ve çökelirler. Kişiler arasında kan transfüzyonu yapılabilmesi için, alıcı ve vericilerin kanlarındaki protein ve antikorların incelenmesi gerekmektedir. Farklı gruplara sahip kişiler arasında kan alışverişi yapılamaz. Sadece AB grubu içerisinde bulunanlar "genel alıcı" (A, B ve 0 gruplarından kan alabilir, yani evrensel alıcıdır), 0 grubu içinde olanlar ise "genel verici"dir (diğer kan gruplarının hepsine verebilir, fakat yalnız 0 grubu kan alabilir).

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler