17 Ağustos 2017 Perşembe
  • Altın145,039
  • BIST106.862
  • Dolar3,5263
  • Euro4,1266
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,5346
  • İstanbul23 °C
  • Ankara17 °C
  • İzmir24 °C
  • Konya19 °C
  • Adana26 °C
  • Antalya23 °C
  • Diyarbakır27 °C
  • Bursa21 °C
  • Kayseri16 °C
  • Kocaeli21 °C
  • Şanlıurfa22 °C
  • Gaziantep22 °C
  • İçel27 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ekmekde yeni uygulama
Ekmeğin daha sağlıklı hale gelmesi için çalışmalar sürüyor. Sofralarımıza gelen ekmeğin kepek oranı arttırıldı, tuz oranı azaltıldı ancak bununla bitmedi. Şimdi bir de bu ekmeğin yaygınlaştırılıp beyaz ekmeğin yerini alması çabası var...
Ekmekde yeni uygulama
06 Mart 2012 / 17:55 Güncelleme: 06 Mart 2012 / 18:12

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılmasını teşvik ettiklerini bildirdi.

Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikasının bir çok kurum ve kuruluşla ortaklaşa düzenlediği ''Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma'' Sempozyumu, Rixos Otelinde yapıldı.

Tam buğday ekmeğini teşvik ettiklerini belirten Eker, gıda güvenliği ile ilgili Ocak ayında 102 yönetmelik tebliğ yayımladıklarını, ekmek tebliğinin de bunlardan biri olduğunu hatırlattı.

Ekmek tebliği ile standart ekmekte kepek oranının artırdıklarını, tuzu yüzde  20-25 civarında azalttıklarını anlatan Eker, tebliğe göre, ekmek satışı yapılan her yerde, mutlaka tam buğday ekmeğinin de bulundurulması mecburiyeti getirdiklerini,  yani tüketicinin gözü önüne buğday ekmeğinin de konulacağını söyledi.

Hijyenle ilgili aldıkları tedbir kapsamında ekmeğin her yerde satılmayacağını, yani kasapta, pazarda ekmek satışı olmayacağını ifade eden Eker, ekmek üretimininde çalışanlar insanların da hijyen eğitimi alacağını, bu kapsamda kendilerinin Fırıncılar Federasyonu ile protokol imzaladıklarını kaydetti.

Bunun dışında TMO'nun yeni bir çalışma yaptığını anlatan Eker, ''Ekmek mübarek dedik, ekmek nimet dedik, bu nimetin  yeri çöplük değildir. Öpüp başımıza koyup, bir duvarın üstüne bıraktığımız, aman buna kimse basmasın diye içimizin titrediği mübarek ekmeği israf etmemeliyiz. İhtiyacımız kadar almalı, ihtiyaç kadar tüketmeliyiz. Onun için TMO bununla ilgili bir kampanya hazırlığı yapıyor. Ekmekte israfı önlenmeye dönük bir kampanyayı etkin bir şekilde yürütmemiz lazım. Dünyada 7 milyar insan var her gün 1 milyar insan uykuya aç gidiyor. Yetersiz beslenmeden dolayı her gün binlerce çocuk ölüyor, dünyada 1 milyar insanın aç bulunduğu dünyada, geriye kalan 6 milyar için o dünya asla güvenli bir yer olmaz'' şeklinde konuştu.

Şehirdeki insan buğday ununun nişasta ve şeker kısmını tüketiyor

Eker, ''Herşey aslına rücu eder'' şeklinde bir söz olduğunu hatırlatarak, tüketim tercihlerinde de bu sözün örnek olabileceğini söyledi. Eker, şöyle devam etti:

''Herşey aslına döner, eskiden insanlar yiyeceklerini kendileri temin ederdi, kendileri hazırlardı, kendi ektiklerini biçer, hazırlarlar, harman yapıp, öğütürler ekmek yapıp yerlerdi. O zaman bütün gıdalar gerek üretim safhasında, gerekse hazırlık safhasında doğal şekliyle üretilirdi. Sonra ne oldu kentleşme, şehirleşme, topluluklar halinde yaşama ve bunun getirdiği zorunlu bir takım kitlesel üretim süreci başladı. İnsanlar artık kendileri için değil, başkaları için üretmeye başladı. İşin içine bir çok yeni safha girdi, yeni halka girdi, zincir uzadı, endüstri, sanayi, ticaret, pazarlama zinciri, uzun süre muhafaza, stok gibi konular devreye girdi. Bütün bunlar yapılırken düzenleme denetlemeler yapılıyor. Toplum sağlığını temin etmek, muhafaza  etmek için bir sürü tedbir alınıyor. Buna rağmen insanlar daha çok para kazanmak amacıyla iş yapıyorlar, maliyetleri azaltacaklar, ne yaptılar, (acaba bu ekmeğin tüm buğdayın içindeki unsurları ayrı ayrı değerlendirme imkanı var mı, buğdayın bütününü ekmek yapmak yerine, kepeği ayırsak ayrıca satsak mı ) gibi düşünceler gelişti. Danalar ahırdan çıkınca zıplayarak çıkıyor deniliyor ya işte buğdayın önemli kısmını, kepeği onlar tüketti, yem olarak kullandı. İçinden kepeği alınmış olan buğday bakiyesi daha çok şeker ve nişasta. Şehirdeki insan beyaz ekmek diye tükettiği, buğday ununun nişasta ve şeker kısmı, içine de fazlaca tuz koyuyorlar. Bedensel olarak da daha az egzersiz yapan, az kalori yakan şehir insanı, bu ekmekle birlikte, kepeksiz nişasta ve şekerden ibaret ekmeği  tüketmekle sağlığı giderek bozulur hale geliyor. Tansiyon, şeker obezite gibi bir çok hastalığın insanı tehdit eden hale geldi. Herşey aslına rücu eder hikmetli bir sözdür, modern insan bir süre sonra bu tarz hayatın çok da doğru olmadığını, insana zarar verdiğini, bundan dönüş yapma gerektiğini düşünmeye başladı''

Buğdayın ana vatanı Türkiye

Yeryüzünde kıtalar arasında coğrafyada 3 temel tüketim maddesi olduğunu anlatan Eker, bunlardan ikisinin sıcak iklim tahılı birisinin de  serin iklim tahılı olduğunu, bu temel tüketim maddelerinin çeltik, pirinç ve mısır olduğunu söyledi.

Bu üç temel gıda maddesinin içinde en değerli, kıymetli olanın buğday olduğunu belirten Eker, buğday hem protein, hem mineraller, hem B grubu vitaminleri hem mineraller açısından pirinçten de mısırdan da daha kıymetli olduğunu ifade etti.

Buğdayın ana vatanının da Türkiye olduğuna dikkati çeken Eker, buğdayın ilk yetiştirildiği bölge olan Karacadağ eteklerinde buğdayın hala 27 çeşit akrabasının olduğunu ve bunlardan sürekli yeni çeşitler geliştirildiğini bildirdi.

İçinde yaşanılan coğrafyanın buğdayın ana vatanı olması sebebiyle çok önemli olduğunu ifade eden Eker, Bakanlık olarak buğday kalitesinin artırılması yönünde çok ciddi çaba gösterdiklerini, Türkiye'nin, dünyada son 10 yılda buğday kalitesini çok ileri şekilde artırmış nadir ülkelerden biri olduğunu kaydetti.

Türkiye'de ekmek, makarna, bulgur, tohum, yem dahil yılda 18 milyon ton buğday tükettiğini bildiren Eker, ''eskiden 19 milyon ton buğday ürettiğimiz yıl da vardı, 1997-1998'de. Fakat kalite düşük olduğu için ayrıca yerli ürettiğimiz ekmeklik buğdayın içerisine  yüzde 10 ithal buğday, yüzde 90 yerli buğdayla karıştırarak bu fırınlara öyle verilirdi niye çünkü kalite düşüktü. Bugün Türkiye'nin böyle bir sorunu yok bu sorun çözüldü'' diye konuştu.

Kaliteli buğday üretimi için sertifikalı buğday tohumluluğunu destekleme kapsamına aldıklarını anlatan Eker, bunun dışında daha önceden havadan yapılan süne mücadelesini yer aletlerine geçirdiklerini ve etkili sonuç aldıklarını söyledi.

Türkiye'nin 2011 yılında buğday üretiminin 21 milyon 800 bin ton olduğuna işaret eden Eker, son 6 yıl içerisinde Türkiye'nin dünya ülkeleri içerisinde buğday unu ihracatında ya bir ya iki numaralı ülke olduğunu, dünyada en çok buğday unu satan ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti.

Bakanlığın diğer çalışmaları

Bakanlığın diğer çalışmaları hakkında da bilgi veren Eker, tarım arazilerinde bölünmenin önüne geçmek amacıyla bir çalışma başlattıklarını ve bu kapsamda da sektör paydaşlarının görüşünü almak için bir çalıştay düzenlediklerini hatırlattı. Türkiye'de 3 milyon 100 bin tarım işletmesi bulunduğunu bunların ortalama büyüklüğünün de 60 dönüm olduğunu belirten Eker, bunun de 7 parçadan oluştuğunu, bu şekilde verimli tarımsal faaliyetini sürdürmenin mümkün olmadığını ifade etti.

Tarım arazilerinde bölünmenin önüne geçmek amacıyla halkın, çiftçilerin ne nasıl bir çözüm önerdiğine ilişkin 50 bin kişiyle yüzyüze anket çalışması yapacaklarını belirten Eker, dağınık durumdaki arazileri toplulaştırdıklarını söyledi.

Bunun dışında organize tarım bölgeleri kuracaklarını anlatan Eker, ayrıca meyvecilik havzaları da oluşturduklarını kaydetti.

Tarım havzaları projeleri çıkardıklarını belirten Eker, Türkiye'nin tarım havzaları içerisinde, hangi ilçede, hangi köyde, hangi ürünün hangi verimlilikte yetiştiğini tespit ettiklerini bunun tomografisini çıkardıklarını ifade etti.

Türkiye'yi 30 havzaya böldüklerini, burada hangi ürünün yetiştiğini verimli olup olmadığını tespit ettiklerini dile getiren Eker, buna göre de destek verdiklerini, böylece verimsiz bir ürünü, verimsiz bir yerde üretmeye kalkanlara destek vermeyeceklerini kaydetti.

Meraların daha iyi değerlendirilmesi, daha iyi ıslah edilmesi şartıyla özel sektöre açılması yönünde düzenleme yaptıklarını belirten Eker, buna ilişkin yasa tasarısını da dün Bakanlar Kurulunda imzaya açtıklarını söyledi.

Sözleşmeli üretimi destekleme kapsamına aldıklarını ve yaygınlaştırdıklarını ifade eden Eker, köylerdeki ziraat mühendisi veteriner hekim sayısını da 10 bine çıkarmayı amaçladıklarını bildirdi.

Destekleme ödemeleri

Destekleme ödemeleri kapsamında 1,9 milyar liranın dün akşam itibariyle çiftçilerin hesabına yatırıldığını anlatan Eker, 25 Mart'da 1 milyar 60 milyon liranın daha çiftçilerin hesabına geçeceğini, böylelikle yaklaşık 3 milyar liranın bu ay içinde çiftçilerin hesabına geçeceğini bildirdi. Eker, toplam bir yıl içinde çiftçilere ödenecek desteğin 7,4 milyar lira olduğuna işaret ederek, bunun yaklaşık 6 milyar liralık kısmının Haziran ayı sonu itibariyle ödenmiş olacağını sözlerine ekledi.

BEYAZ EKMEĞİN SAĞLIKLI OLMADIĞINI GÖRDÜK!

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, beyaz ekmeğin çok da sağlıklı olmadığını gördüklerini belirterek, ''Eğer biz köyde yediğimiz kara ekmeğe dönebilirsek hem tasarruf sağlamış olacağız, hem de halkımızın sağlıklı beslenmesi için faydalı olacaktır'' dedi.

Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikasının birçok kurum ve kuruluşla ortaklaşa düzenlediği ''Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma'' Sempozyumu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in katılımıyla Rixos Otelinde yapıldı.

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, toplantının açılışında, tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılması çalışmalarının, eski değerlere dönüşün, bir uyanışın bir tasarruf alışkanlığının başlangıcı olarak değerlendirdiğini söyledi.

Özdebir, şunları kaydetti:

''Çocukluğumuzda bir somun ekmeği vardı bir de francala vardı. Francala ekmeği maddi imkanı daha yüksek olanlar alırlardı, diğer insanlar yuvanlak ekmeği alıyorlardı. Bu biraz özentiden kaynaklanırdı sanırım. Sanayici olmamızdan dolayı uncu üyelerimiz var, ekmek yapan üyelerimiz var. Bunları takip ettiğimiz zaman, bu özentiyle, biraz da israfla yediğimiz beyaz ekmeğin çok da sağlıklı olmadığını görüyoruz. Son yıllarda özellikle süne ve diğer başka hastalıklardan dolayı, gluten miktarı ekmeğimizde az, bu hamuru tutturmak, rengini beyazlatmak için birtakım ozon verdikleri, birtakım katkı maddeleri kullanıldığı söyleniyor. Eğer biz gerçekten bildiğimiz, köyde yediğimiz o kara ekmeğe dönebilirsek hem bir tasarruf sağlamış olacağız hem de halkımızın sağlığı, daha sağlıklı beslenmemiz için faydalı olacağına inanıyorum.''

''Ekmeği beyazlatmak için kimyasallar kullandık''

TOBB Başkan Vekili ve Ankara Ticaret Borsası Başkan Vekili Faik Yavuz da Ankara Valisiyle beraber yeni bir Ankara vizyonu oluşturduklarını, Ankara'yı tarım kenti yapacaklarını söyledi.

Önümüzdeki dönemde tarımın çok stratejik bir sektör olacağını ifade eden Yavuz, insanların önceliğinin yeme içme olduğunu, bu anlamda ekmeğin de insan beslenmesinde çok önemli yer tuttuğunu kaydetti.

Yavuz, ''Kendi değerlerimizin kıymetini bilmiyoruz, tam buğday ekmeğini 500 sene önce de kullanıyorduk. Ancak ekmeği beyazlatmak için bir yoğun kimyasallar kullandık. Sağlık için beslenme için yediğimiz ekmek ne kadar sağlıksız olduğunu izledik. Buğdayın kıymetini bilmeliyiz'' dedi.

Son dönemde restoranlarda beyaz ekmeği yanında mutlaka kepek ekmeğinin de geldiğine dikkati çeken Yavuz, bundan sonra sofralarda tam buğday ekmeğini de görmek istediklerini ayrıca, fındık üzüm gibi ürünlerin de ekmeğin içine karıştırılabileceğini söyledi.

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel

Ankara Valisi Alaaddin Yüksel de sürdürülebilir tarımsal üretimin önemini vurgulayarak şunları kaydetti:

''Ben bir meseleyi analiz ettiğimde, 3 başlığı kullanmaya tercih ederim. Dünya gerçeklerine bakıp, aklımın icapları ve halkın ihtiyaçları meselesini bakarım. Tartışılacak konu bir ekmek ve beslenme meselesiyse bu manada dünya gerçeklerinin ne olduğunu sorduğumuzda dünyada küresel ısınma meselesi ortaya çıkıyor. Aklın icabı ne diyor, küresel ısınma, bozulma var ise toprağı ve suyu gözümüz gibi korumamız gerekiyor. Halkın ihtiyacı nedir diye sorarsanız, halkın beslenmesi, halkın karnının doyurulması meselesi gündeme geliyor. Bu beslenme meselesi, bütün akıllı devletler için, toplumlar için stratejik bir meseledir. Gıdanın yegane kaynağının tarım olduğu dikkate alındığında, tarımın geleceğin reçetesi olması konusunda hiçbir tereddüt yok.''

Türkiye'de ürün planlaması yapılmasının önemine işaret eden Yüksel, Ankara'nın buğday üretimi konusunda üzerine düşeni yaptığı, 480 bin hektar civarında alanda çok akıllı, dikkatli şekilde kaliteli buğday üretimi yapıldığını söyledi.

Ankara'daki buğday üretiminin 1 milyon 750 bin ton civarında olduğuna işaret eden Yüksel, bunun da tüm Türkiye üretiminin yüzde 7,5'ine denk geldiğini söyledi.

Ankara'da kaliteli, proteini yüksek buğday üretiminden taviz vermeyeceklerini, süneyle mücadeleye ara vermeksizin devam edeceklerini belirten Yüksel, Ankara'da tam buğday ekmeği üretimi konusunda dikkatlerini ve teşviklerini en üst noktada tutacaklarını ifade etti.

Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan da Türkler için ekmeğin kutsal olduğunu dile getirerek, ''Ekmek bizde azık, yabancı ülkeler için katık. Bizim ekmek kültürününe yabancı olmamız mümkün değil. Ekmeğimize sahip çıkan kuruluşlarımızın, siyasi otoritelerin olması bizim için memnuniyet verici'' dedi.

''Buğdayın en değerli kısmını hayvanlar yedi''

Halk Ekmek Fabrikası Genel Müdürü ve Düzenleme Komitesi Başkanı Ali İlkbahar, tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılmasıyla ilgili uzun bir çalışma yaptıklarının söyledi.

Ekmeğin bir nimet olduğunu, Türk halkının, ekmeğin yere düştüğünü gördüğü anda onu alıp başına koyduğunu anlatan İlkbahar, lifli, kepekli,vitamin ve mineralleri bünyesinde bulunduran tam buğday ekmeğinin yaygınlaştırılmasında öncü olduklarını kaydetti.

Yıllarca tüketilen tam buğday ekmeğinin konuşulabilir hale gelmesinden memnuniyet duyduklarını anlatan İlkbahar, şöyle konuştu:

''100 kilogram buğdaydan 65 kilogram un alırız. Geriye yüzde 35'i kepeğe ayrılıp, hayvan yemi olarak kullanılıyor. Buğdayın kepeğe ayrılan kabuk bölgesinde sağlığımız açısından çok değerli vitamin ve mineraller bulunuyor. Biz bunu hayvan yemi olarak kullanmışız. Tam Buğday ekmeğinde ise 100 kilogram buğdaydan 95 kilogram un alıyoruz, bütün vitamin mineraller ekmeğin içinde kalıyor.

Şayet tam buğday ekmeği yersek ve Türkiye'de yaygınlaşmasına sağlarsa, buğdaydan en az yüzde 35 tasarruf etmiş olacağız. Türkiye'de yılda ortalama 15 milyon ton buğday tüketildiğini düşünürsek 5 milyon ton buğday tasarruf etmiş oluruz.''

İlkbahar, tam buğday ekmeğinin yararlarına da değinerek, lif oranı yüksek olması nedeniyle, hem sindirim sistemine, hem obezite ve şeker hastalığına karşı faydası olduğunu ifade etti.

Bakar Eker, tam buğdaydan yapılmış ekmek ve simiti yedi

Konuşmaların ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, tam buğday ekmeği konusunda çalışma yapan Hacılar İlköğretim Okulu öğretmeni Sibel Erkoç ile çöpe atılan ekmekleri toplayarak hayvanlara veren ve ''Ekmek Dede'' olarak bilinen Hakkı Gökbulut'a plaket verdi.

Bakan Eker, sempozyumun ardından tam buğdaydan yapılmış ekmek ve simitin tadına baktı ve basın mensuplarına ikram etti. (AA)
 

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler