YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Diş hekimliğinde devrim gibi tedaviler
Diş hekimliğinde devrim gibi tedaviler
12 Kasım 2015 14:51
diş hekimi korkusu artık sona eriyor. Yeni dönemde diş hekimi muayenehanesi 6 ayda bir gidilmesi gereken ve giderken en ufak bir korku dahi duymanızı gerektirmeyen bir hal aldı.

Diş hekiminin uyguladığı tedavinin, oldukça acı verici olacağı düşüncesinden kaynaklanan diş hekimi korkusu, yeni teknoloji ve tekniklerle maziye karışıyor, hatta maziye karışmakla kalmıyor, diş hekimine isteyerek gitmenizi ve tedaviler konusunda çok daha hevesli olmanızı sağlıyor.
Diş Hekimi Elif Özcan Dulundu ve Duygu Ç. Karaosmanoğlu diş hekimliğindeki yeni dönemi şöyle anlattı 

90lı yılların başlarında ortaya çıkan adhesive diş hekimliği, önceden olduğu gibi yalnızca ağrı ya da rahatsızlık hissettiğinizde ve gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda diş hekimine gitme dönemi bitirdi. Yeni dönemde diş hekimi muayenehanesi 6 ayda bir gidilmesi gereken ve giderken en ufak bir korku dahi duymanızı gerektirmeyen, hatta hiç ağrı ya da rahatsızlığınız olmasa bile gülümseniz ile ilgili iyileştirme isteklerinizi paylaşıp en uygun çözümlerin üretilebileceği yerler haline geldi. Bunda çevresel faktörlerin, araştırmaların, teknolojinin ve elbette diş hekiminin bakış açısındaki değişimin payı büyük. 

Yeni nesil porselenler:

Bundan sadece 15-20 yıl önce sadece dişleriniz kesildiğinde kullanılabilen ve açıkcası pek de doğal olmayan ama diş dokusuna dayanıklılık ve parlaklık olarak yakın olduğu düşünülen porselen, artık diş minesini taklit edebilecek kadar incelebilen ve bu incelikte bile çok dayanıklı bir malzemeye dönüştü. Üstelik eskiden porselenleri dişe tutturmak için kullanılan yapıştırıcılar da çok daha az miktarlarıyla bu malzemeyi dişten ayrılmayacak ve eriyip yok olmayacak kadar kuvvetle dişe yapıştırabiliyor. Bu gelişme mekanik bir tutuculuk sağlamak için dişleri, diş mineleri tamamen yok olacak şekilde kesip, üzerlerine şapka gibi geçen kaplamalar yapmamıza gerek kalmamasını sağlıyor. Diş minesinin dişin çürüğe en dayanıklı dokusu olması dışında dişe sertliğini ve dayanıklılığını da veren kısım olduğu düşünüldüğünde, kesilen dişlerin kaplama yapıldığında dişin korunmasız kalan dış yüzeyinin tamamen hekimin kontrolunden çıkarak ve herhangi bir sekilde yapıştırıcının erimesi ya da ayrılması durumunda çürük ve kırıklar ile karşılaşılıyordu. Bunun olmaması için 8-10 senede bir, yapılan kaplamaların yenilenmesinin zorunluluk haline gelmesi, her bir kaplama çıkarma işlemi ile dişlerin bir miktar daha doku kaybına uğraması ve uzun vadede de çekim gibi işlemlerin söz konusu olması kaçınılmaz oluyordu. Dişler gereğinden fazla kesildiğinde ise aşırı hassasiyetler oluşuyor bu durum da çoğunlukla gereksiz kanal tedavileri yapılarak dişlerin daha da güçsüz hale gelmesine neden oluyordu. Yeni geliştirilen bu porselenler bize dişten herhangi bir doku kaldırmadan eksik olan kısmın dişe en yakın transparanlıkta bir porselen ile tamamlanması olanağını veriyor. Bu, arka bölgede dolgular şeklinde olabilirken, ön bölgede ise istenen estetiğin ya da fonksiyonun sağlanması için ince yaprak şeklinde dişe yapıştırılabilen porselen laminalar olarak karşımıza çıkıyor. Dişler aşındırılıp küçültülmediğinden hassasiyet gibi bir problem de olmuyor ve çoğu zaman laminalar anestezisiz hazırlanıp anestezisiz yani en ufak bir ağrı ve rahatsızlık olmadan bitirilebiliyor. Laminalar düz bir yüzeye sadece yapıştırıcı malzemenin yarattığı adezyon kuvveti ile bağlandığından yapıştırıcının erimesi ya da arada çürük oluşması gibi bir ihtimal de olmuyor, ayrıca dişin yapışma yüzeyi bu yapıştırıcının korumasındayken diğer her yüzey de hekimin grup kontrolü yapabileceği şekilde açıkta kalıyor. 

Bu konuda avantajlar sadece sağlık konusuyla sınırlı değil, bu malzeme ışık geçirgenliği olarak mineye çok yakın ve dişin doğal rengini de alarak doğal, gerçek dişten ayırt edilemeyen bir estetik sunarken dayanıklılığı ile de dişin direncini daha da arttırıyor. 0,1 mm'ye kadar inceltilebildiğinden diş eti de yeni ve yabancı bir malzeme ile karşılaştığını farketmiyor. Diş eti görüntüsünü doğal dişten profesyonel gözlerin bile ayırt etmesi oldukça zor.

Yeni ortodontik tedaviler:

Dişler seviyesindeki çapraşıklıkları gidermek için kullandığımız ortodontide de ciddi yenilikler mevcut. Pek çok kişi hala dişler üzerine yapıştırılan metal renkli braket ve tellerin görüntüsünden çekindiğinden ortodontik tedavilere sıcak bakamıyor. Oysa artık uzun sureli ciddi çapraşıklıklar için diş ile aynı renkte porselen braketler var. Cok yakından bakılmadıkça anlaşılamayan bu braketler hastalarımıza tedavi esnasında da çekinmeden gülümseyebilme konforu sağlıyor. Diğer bir teknik de dişlerin iç yüzeyine yapıştırılarak kullanılan braketler. Bunlar da ortodontik tedavinizi hiç kimse farketmeden tamamlama imkanı sunuyor. Tabii eğer dişlerime hiçbir şey yapıştırılmasını istemiyorum diyenlerdenseniz o zaman ortodontik şeffaf plaklar ile aynı tedavileri sunabiliyoruz. Genelde daha kısa süreli tedaviler için kullandığımız bu yöntemde görünmeyen şeffaf plaklar takarak dişleri istenen pozisyona getirebiliyoruz. Bir veya birkaç dişin hafif aralık ya da içeri /dışarı doğru pozisyonda ise bu tedavi kısa sürede problemi ortadan kaldırıyor.

Dijital ölçü:

Uzun süredir her alanda olduğu gibi diş hekimliğinde de dijital çalışmalar yoğunlaşmış durumda. Bilgisayar destekli ölçü alma ve bilgisayar destekli üretim geleceğin diş hekimliğinin temellerini atıyor. Uygun vakalar da hiç ölçü almadan ağız içi kameralarla alınan görüntüler özel datalar haline getirilip anında muayenehane ortamında ya da laboratuarda üretim için kullanılabiliyor. Üstelik bu datalar bir kere alındıklarında sürekli saklanabiliyor. Sizden bugün alınan bir data 5 yıl sonra tekrar alınarak bu süre zarfında dislerinizdeki hareket ve aşınmaların seviyesi de tespit edilebiliyor. Böylece dişlerinizdeki yaşlanma hızı ve ileriye yönelik tedavi planlaması daha rakamsal ve net hale geliyor. Ayrıca son dönemde ileriye dönük bazı çalışmalar da mevcut. 3d printerların oldukça önem kazandığı günümüzde bilgisayar ortamında çizilen kişiye özel laminalar 3d printerlarla üretilmeye başlandı. Henüz incecik bir sanat gibi yapılan el işçiliği ile şekillendirme seviyesine ulaşamamış olmasına karşın ileride zamandan ve iş gücünden tasarruf olması anlamında etkili bir çözüm olabilecek gibi görünüyor.

Gülüş tasarımı

Dişlerin yüzümüzdeki en dikkat çekici öğelerden biri olduğunu ve sadece fiziksel olarak değil ruhsal olarak da hem kişinin kendisini, hem de karşımızdakileri etkilediğini biliyoruz. Güzel bir gülümsemeye sahipseniz daha sağlıklı, daha eğitimli, daha kendine güvenli göründüğünüzü hemen farkedersiniz. Gerçekten de güzel bir gülümseme hem sosyal yaşamınız için hem de kariyeriniz için büyük bir avantajdır. Bu güzel gülümsemeyi tasarlamak ve size, kişiliğinize, yüzünüze, isteklerinize uyan boyu, formu, parlıklığı ile dogal ve güzel görünen bir gülümsemeyi tasarlamak ise başlı başına bu konuya emek vermiş tecrübe ve bilgi birikimine sahip bir hekimin sanatıdır. Doğru planlanmış bir gülümseme uygulandığı gün gülümsemenizle etrafınızı aydınlatmanızı, içinizdeki ışığı etrafınızdakilerle paylaşmanızı sağlar.

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler