YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dikkat: Diyabet Türkiye'de iki kat daha hızlı artıyor
Dikkat: Diyabet Türkiye'de iki kat daha hızlı artıyor
13 Kasım 2015 16:57
Şeker hastalığı yıllardır tedavisi bulunamayan hastalıkların başında geliyor. Diyabet adı da verilen şeker hastalığında son yıllardaki artış ise dikkat çekiyor. İşte diyabetin Türkiye'de hızlı olmasının nedenleri..

Türkiye Diyabet Vakfı, Türkiye'de diyabetin, dünyadan iki kat, Avrupa'dan ise dört kat daha hızlı arttığını bildirdi.

Türkiye Diyabet Vakfı'nca yapılan açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün, dünya tarihinde ilk kez bir sonraki kuşağın ömrünün önceki kuşaktan daha kısa olacağı öngörüsünde bulunduğu belirtildi.  

Açıklamada, dünyada 382 milyon diyabetli olduğu ve 20 yıl sonra bu sayının yüzde 55 artarak yaklaşık 600 milyona ulaşacağı kaydedilerek, dünyada diyabet, obezite ve bununla doğru orantılı kalp damar hastalıkları ile kronik hastalıklarda büyük bir artışın söz konusu olduğu vurgulandı. 

Bu riski gören Birleşmiş Milletler'in, tarihinde dördüncü kez bir hastalıkla mücadele için toplandığı ifade edilen açıklamada, "Dördüncü toplantının diyabet için düzenlenmesi artış hızının ne kadar ürkütücü bir boyuta geldiğini ortaya koyuyor. Diyabet, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi gün geçtikçe artış gösteriyor" denildi. 

Türkiye Diyabet Vakfı'nca yapılan açıklamada, Dünya Sağlık Örgütünün, dünya tarihinde ilk kez bir sonraki kuşağın ömrünün önceki kuşaktan daha kısa olacağı öngörüsünde bulunduğu belirtildi.

Açıklamada, dünyada 382 milyon diyabetli olduğu ve 20 yıl sonra bu sayının yüzde 55 artarak yaklaşık 600 milyona ulaşacağı kaydedilerek, dünyada diyabet, obezite ve bununla doğru orantılı kalp damar hastalıkları ile kronik hastalıklarda büyük bir artışın söz konusu olduğu vurgulandı. 

Bu riski gören Birleşmiş Milletler'in, tarihinde dördüncü kez bir hastalıkla mücadele için toplandığı ifade edilen açıklamada, "Dördüncü toplantının diyabet için düzenlenmesi artış hızının ne kadar ürkütücü bir boyuta geldiğini ortaya koyuyor. Diyabet, tıpkı bulaşıcı bir hastalık gibi gün geçtikçe artış gösteriyor" denildi. 

Açıklamada, Türkiye'de diyabetin, dünyadan iki kat, Avrupa'dan ise dört kat daha hızlı arttığına dikkat çekildi. 

- Diyabetin getirdiği ciddi riskler

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Diyabet Vakfı'ndan Prof. Dr. M. Temel Yılmaz,  doğru tedaviyle diyabetin, yaşam süresini ve kalitesini olumsuz etkilemeyeceğini belirtti.

Ancak iyi tedavi edilmeyen ve yaşam tarzına dikkat etmeyen diyabet hastalarında ciddi riskler ortaya çıkabileceğini ifade eden Yılmaz, her iki diyabet hastasından birinin kardiyovasküler hastalık sebebiyle hayatını kaybettiğini, sinir sistemlerinde hasar görüldüğünü vurguladı.  

Diyabetlilerde normal hastalara göre 15 kat daha fazla uzuv kaybı yaşandığını anlatan Yılmaz, son 10 yılda diyabetin yüzde yüz civarında olan prevalans hızı göz önünde tutulduğunda yeterli etkin adımlar atıldığını söylemenin mümkün olmadığını kaydetti.

Yılmaz, çözüm önerilerini şöyle sıraladı:

"Diyabet hasta eğitimlerinin organ hasarlarını ve diyabet maliyetini yüzde 50 oranında azalttığını gösteren bilimsel veriler göz önünde tutularak diyabetli hasta eğitimleri yaygınlaştırılmalıdır. Diyabet eğitimi almış ve düzenli kan şekeri ölçümü yapan kişilerin diyabet kontrollerinin, ölçüm yapmayanlara göre anlamlı derecede daha başarılı olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Diyabetin doğru şekilde tedavi edilebilmesi için ölçüm cihazlarının güvenilir ve kaliteli olması son derece önemlidir. Ülkemizde pek çok Uzak Doğu kökenli ölçüm cihazı SGK tarafından geri ödenmektedir. Ancak bu cihazların sonuçlarının güvenilirliği ile ilgili hiçbir kanıt olmadığı gibi insanlarımızın sağlığını tehdit edici sonuçlara yol açtıkları görülmektedir. SGK tarafından ödeme listesine alınmış olan kan şekeri cihazlarının doğrulukları acilen test edilmeli, ölçüm cihazı firmaları için teknik servis zorunluluğu getirilmeli ve halkımızın güvenilir ölçüm cihazlarına fark ödemeden ulaşabilmesi için geri ödeme fiyatı iyileştirilmelidir."

Sağlık Bakanlığı'nın okul kantinleriyle ilgili aldığı önlemleri iyi bir başlangıç olmasına rağmen yeterli bulmadığını ifade eden Yılmaz, diyet ve diyabetik ürünlerin fiyatlarının ucuzlatılması, üretici ve tüketici için teşvik edici cazip önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti. 

Yılmaz, sigarayı önleme kampanyası gibi şeker, beyaz un ve tuz tüketiminin azaltılması, kan şekeri ölçümünün özendirilmesi için sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri ile etkin kampanyalar düzenlenmesi gerektiğini belirterek, besin ve gıdalarda kalori, karbonhidrat ve yağ oranlarını belirten etiketlerin görünür ve okunur şekilde olması gerektiğini vurguladı.

Egzersiz ve sporun gençlerden başlayarak teşvik edilmesi, özellikle diyabet ve obezite açısından yüksek risk altında olan ev kadınlarının yürüyüşe teşvik edilmesi gerektiğine işaret eden Yılmaz, diyabet ve obeziteyle mücadelede uzman hekim ile diyabet merkezlerinin sayısının artırılması gerektiğini ifade etti. 

Diyabet nedir?

Diabetes mellitus (Diabetes: Yunanca: διαβήτης ← Eski Yunanca διαβαίνειν, idrara geçen, ve Latince mellis = tatlı ya da bal), sıklıkla yalnızca diyabet olarak adlandırılan, genellikle kalıtımsal ve çevresel etkenlerin birleşimi ile oluşan ve kan glukoz seviyesinin aşırı derecede yükselmesiyle (hiperglisemi) sonuçlanan metabolik bir bozukluktur.[2] Vücutta kan şekerinin düzenlenmesi pek çok sayıda kimyasal madde ve hormonun karmaşık etkileşimi sonucunda sağlanır. Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde rol oynayan hormonlardan en önemlisi pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Diabetes Mellitus ya insülin salgılanmasındaki yetersizlik ya da insülinin etkisindeki bir bozukluk sonucunda ortaya çıkan yüksek kan şekerinin yol açtığı birkaç grup hastalığı tanımlamak için kullanılan ortak bir terimdir.

Diyabet ya insülin üretiminin azalması yüzünden (Tip 1 diyabette) ya da insülinin etkisine karşı direnç gelişmesiyle (Tip 2 diyabette ve gestasyonel diyabette[4]) oluşur. Her iki durum da sonuçta kan şekerinin yükselmesine (hiperglisemi) neden olur. Aşırı miktarda idrar üretimi diyabetin akut (iveğen) belirtilerinin başında gelir ve bu durumun başlıca sorumlusu hiperglisemidir. Susama ve sıvı tüketimin artması ise aşırı idrar üretimini dengeleme çabasının bir sonucudur. Görmenin bozulması, açıklanamayan kilo kayıpları, yorgunluk ve enerji metabolizmasındaki değişiklikler ise diyabetin öteki belirtileridir. Tüm diyabet vakalarının yaklaşık %1-5’ini yalnızca tek bir gendeki tek bir mutasyon (değişinim) sonucu oluşmuş monogen (tek bir genden kaynaklanan) hastalar oluşturur (örneğin, Gençlerde görülen erişkin tipli diyabette (MODY).

1921 yılında insülinin kullanıma girmesinden bu yana diyabetin tüm türleri tedavi edilebilmektedir ancak kesin bir tedavisi yoktur. İnsülinin şırınga, insülin pompası ya da insülin kalemleri ile enjekte edilmesi Tip 1 diyabetin en temel tedavi yöntemidir. Tip 2 diyabet ise diyet, antihiperglisemik (şeker düşürücü) ilaçlar ve insülin takviyesi ya da bunları bir arada kullanarak kontrol altında tutulur.

Diyabetin kendisi ve diyabette kullanılan tedavi yöntemleri pek çok komplikasyonlara (karmaşıklıklara) yol açabilir. Eğer hastalık iyi kontrol edilmezse hiperglisemi, ketoasidoz ya da nonketotik hiperozmolar koma gibi akut (iveğen) komplikasyonlar gelişebilir. Hastalığın uzun sürede ortaya çıkan (kronik, süreğen)) komplikasyolarının başlıcaları ise; dolaşım sistemi (kardiyovasküler) hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği ve ateroskleroz gibi), kronik böbrek yetmezliği (nefropati), körlüğe sebep olabilen retina hasarı (retinopati), çeşitli tiplerde sinir hasarları (periferik nöropati) ve yara iyileşmesini geciktiren ve impotense sebep olan mikrovasküler bozukluklar sayılabilir. Özellikle ayaklarda gelişen dolaşım bozukluklarının sonucu olarak ortaya çıkan yara iyileşmesinin gecikmesi, ampütasyon ile sonuçlanabilir. Diyabetin uygun şekilde tedavi edilmesinin yanı sıra, kan basıncı kontrolüne yeterince önem verilmesi ve hayat tarzının iyileştirilmesi (sigara içmemek ve kilo kontrolü yapmak gibi) bu kronik komplikasyonların pek çoğunun oluşturduğu riskleri azaltabilir. Bazı ülkelerde travma (yaralanma) sonucu oluşmamış ampütasyonların ana sorumlusu ve yaşlılığa bağlı olmayan körlüklerin de en önemli sebebi diyabettir. Amerika Birleşik Devletleri’nde böbrek diyalizi hastalarının yaklaşık %45’ini diyabetik nefropati hastaları oluşturmaktadır.

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler