YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Canan Karatay'dan çaya şeker yerine tereyağı koyun önerisi
Canan Karatay'dan çaya şeker yerine tereyağı koyun önerisi
01 Mayıs 2016 00:10
Küçükçekmece tarafından düzenlenen etkinliklere katılan Prof. Dr. Canan Karatay: Çaya şeker yerine tereyağı koyun, dedi.

Küçükçekmece Belediyesi tarafından oluşturulan bir dizi etkinlik programına katılmak için Küçükçekmece’ye gelen ünlü diyetisyen Prof. Dr. Canan Karatay, “Çaya şeker yerine tereyağı koyun” dedi.

İstanbul Küçükçekmece Belediyesi tarafından vatandaşların fazla kilolarından kurtulmalarını sağlamak ve sağlıklı yaşam alanı oluşturmak adına oluşturduğu bir dizi etkinlik programına Canan Karatay katıldı. Öğle saatlerinde başlayan etkinliklerin ilkinde Küçükçekmece Belediye Başkanı Yardımcısı Besim Müftüoğlu ve Canan Karatay, hobi bahçelerini gezerek çocuklarla birlikte domates ve biber fidesi dikti. Fide dikim sırasında Canan Karatay çocuklara ve ailelerine tavsiyelerde bulundu.

Hobi bahçelerini gezen Besim Müftüoğlu, “Vatandaşlarımızın genel kültürel değerlerini artırmak amacıyla bu programları tertipliyoruz. Sağlık, siyaset, günlük problemleri gibi konuların çözümünü üretmek, çeşitli uzman kişileri çağırıp görüşlerimizi halkımıza ifade etmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımız uzman kişilere sorular sorup öğrenmek istediklerini alıyorlar. Bugün olduğu gibi vatandaşlar sağlık konusunda öğrenmek istediklerini öğreniyorlar. Amacımız Küçükçekmece’de ki insan kalitesini artırmak” diye konuştu.

Çaya tereyağı önerisi

Canan Karatay da, doğal yağların önemli bir besin kaynakları arasında olduğunu söyledi. Tereyağının önemli bir besin kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Karatay, “Doğal tereyağı, köy tereyağı tüketebilir. Ben bir kardiyolog olarak kitabımda tereyağı nasıl yapılacak onu anlatıyorum. Çünkü, tereyağı kalbimizin iyi çalışması için önemlidir ve vücudumuzun iyi, en önemli besinlerinden biridir. Damarlarımızın tıkanmaması içinde tereyağı önemlidir. Tereyağını köy yumurtasına kırıp yiyebilirsiniz, yemeklerinizde kullanabilirsiniz. Hatta Orta Asya’da yaşayan kişiler çaylarına tereyağı koyarlar. Bizde de şeker üretilmeden önce çaylar tereyağıyla içilirdi. Tereyağının hiçbir zararı yoktur” diye konuştu.

”Doğal zeytinyağı ana sütünün aynısıdır”

Zeytinyağının da önemli bir besin kaynağı olduğunu ifade edenKaratay, “Zeytinyağı çoklu doymamıştır, zeytinyağı da çok faydalıdır. Zeytinyağı yağ değildir. Doğal zeytinyağı ana sütünün aynısıdır. Zeytinyağı zeytin meyvesinin meyve suyudur. Çocuklara rahatlıkla zeytinyağı verebilirsiniz. zeytinin içine döküp yedirebilirsiniz. Zeytin en sağlıklı meyvedir, zeytinyağı da en sağlıklı meyve suyudur. Zeytin altındır, zeytinyağı da altın suyudur” şeklinde konuştu.

Dondurma önerisi

Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte çocukların yiyeceklerine dikkat etmeleri gerektiğini belirten Karatay, “Çocuklar dondurma yiyebilirler, yalnız dondurmalar maalesef mısır grubu şekeriyle yapıldığı için zararlı olabilir. Dondurma yediğiniz zaman gırtlağınızda yanma olursa bilin ki onun içinde sağlıklı şeker yok demektir. Annelerin yaptığı dondurmayı yesinler, onun dışında yemesinler. Dondurma bir yiyecek değildir, çocukların ve büyüklerin aldatmacasıdır” ifadelerini kullandı.

Canan Karatay şekerin zararlarını şu şekilde açıklıyor:

Canlı organizmalardaki birçok sistemin fizyolojik çalışmasında bozulmaya neden olur.
• Vücudun mineral dengesini bozar.
• Krom eksikliğine neden olur.
• Bakır eksikliğine neden olur.
• Kalsiyum ve magnezyum emilimini bozar.
• Kanda E vitamininin miktarını azaltır.
• Kanda büyüme hormonu düzeyini azaltır.
• Protein emilimini engeller.
• Protein yapısına zarar verir.
• Proteinlerin vücuttaki rolünde kalıcı değişikliklere yol açar.
• Dokuların esnekliğini ve işlevini bozar.
• Enzimlerin fonksiyonlarını bozar.
• DNA yapısında zarara yol açar.
• Alkol gibi zehirleyicidir.
• Bağımlılık yapıcı bir maddedir.
• Alkolizme de neden olabilir.
• Vücut bağışıklık sistemini yıkar ve zayıflatır.
• Vücutta serbest oksijen radikallerin artmasına ve oksidatif strese neden olur. Serbest oksijen radikalleri, bütün dejeneratif hastalıkların, kanser ve yaşlanmanın temel nedenidir.
• Viral ve bakteriyel her türlü enfeksiyon hastalığına karşı korunmayı zayıflatır.
• Yaraların ve hastalıkların iyileşmesini geciktirir.
• Beyinde delta, alfa ve tetra dalgalarını bozar.
• Depresyona neden olur.
• Baş ağrısı ve migrene neden olur.
• Dikkatsizliğe neden olur.
• Şeker ve tatlı alımı azaltıldığında duygusal kararlılık artar.
• Görmeyi bozar ve körlük yapar.
• Miyop hastalığına (uzağı görememe) neden olur.
• Gözlerde katarakta neden olur.
• Tükürük asiditesini artırarak diş çürümelerine neden olur.
• Diş ve diş eti hastalıklarına neden olur.
• Besin alerjisine neden olur.
• Derimizdeki kollajen yapısını bozar ve ciltte kırışıklıklara neden olur.
• Erken yaşlanmaya sebep olur.
• Gebelikte kan zehirlenmesine neden olur.
• Yeni doğanda dehidratasyona yani bedenin fazla miktarda sıvı kaybetmesine neden olur.
• Çocuklarda hiperaktivite, anksiyete, konsantrasyon bozukluğu ve zayıflığına neden olur.
• Çocuklarda adrenalin seviyesinin ani artışlarına sebep olur.
• Çocuklarda egzamaya neden olur.
• Çocuklarda uyuşukluğa ve aktivite azalmasına neden olur.
• Okul çağındaki çocuklarda başarısızlık nedenidir.
• Çocuk felci riskini arttırır.
• Kadınlarda premenstürel sendromu (adet dönemi öncesi yaşanan sıkıntılar) daha kötü hale getirir.
• Erkeklerde estrodiol (doğal oluşan östrojenin en kuvvetli formu) seviyesini arttırır.
• Vücutta hormonal dengesizliğe neden olur. Bazı hormonlar az çalışırken, bazı hormonlar aşırı çalışır.
• İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırır.
• Şeker ve tatlı tüketiminin ardından kan şekeri, kompleks karbonhidrat olan nişastadan, 2 – 5 kat daha fazla yağa dönüşür.
• Vücutta su tutulmasını arttırır.
• Yüksek yoğunluklu lipoprotein olan HDL’yi düşürür ve dejeneratif hastalıkların başlangıcı olan kan trigliseritlerini yükseltir.
• Kilo alma, şişmanlık ve obeziteye neden olur.
• Sindirilememiş kompleks karbonhidratlar nedeni ile oral glukoz tolerans testinde glukoz seviyesinin yüksek çıkmasına neden olur.
• Açlık şekerini yükseltir.
• Hipoglisemiye (kan şekeri düşmesi) neden olur.
• Diyabete (şeker hastalığına) neden olur.
• Obez hastalarda yüksek kan basıncına neden olur.
• Kalp, damar ve felç hastalıklarına neden olur.
• Sistolik kan basıncını arttırır.
• Kanın pıhtılaşmasını artırır ve damarların tıkanmasına neden olur.
• Aterosikleroz denilen damar sertliğine neden olur.
• Astıma neden olur.
• Akciğerlerde amfizeme neden olur.
• Karaciğer büyümesi ve yağlanmasının nedenidir.
• Safra taşına neden olur.
• Böbreği büyütür ve patolojik değişikliklerine neden olur.
• Böbrek taşlarına sebep olur.
• Böbrek üstü bezlerin fonksiyonlarını yavaşlatır.
• İdrar elektrolit dengesini bozar.
• Sindirim siteminin asiditesini artırır.
• Hazımsızlığa neden olur.
• Gastrik ve duodenal ülseri bulunan hastalarda tekrarlama sıklığında neden olur.
• Fosfataz adlı enzimi bağlar ve yok eder. Böylece sindirim işlemi zorlaşır.
• Besinlerin gastrointestinal sistemde ilerlemesini yavaşlatır, bağırsak
hareketlerinin 1 numaralı düşmanıdır. Kabızlık yapar.
• Kronik bağırsak hastalıklarından ‘crohn hastalığı’ ve ‘ülseratif kolit’ riskini artırır.
• Bağırsaklarda pamukçuk hastalığının nedeni olan ‘candida albicans’ın (mantar) kontrol edilemeyen üremesine neden olur.
• Dışkıdaki safranın ve kalın bağırsakta bulunan bakteriyel enzimlerin konsantrasyonunu artırır.
• Apandisit gibi tehlikeli bağırsak iltihaplanmasına neden olur.
• Hemoroit dediğimiz, basur hastalığına neden olur.
• Bacaklardaki varislere neden olur.
• Eklem ve tendonları hassaslaştırır.
• Kronik artrit hastalıklarına (eklem hastalıkları) neden olur.
• Gut hastalığına yakalanma riskini arttırır.
• Kemik erimesini (osteoporoz) başlatır.
• Mültipl skleroz hastalığına neden olur. Epileptik nöbetlere neden olur
• Alzheimer hastalığına neden olur.
• Parkinson hastalığı olan kişilerde şeker tüketiminin fazla olduğu görülmüştür.
• Her türlü kanser hücresini besler. Safra yolu kanserine yol açabilir.
• Mide kanseri riskini arttırır.
• Pankreasın yağlanmasına ve kanserine neden olur.
• Meme, yumurtalık, prostat ve kalın bağırsak kanserine neden olur.
• Şeker, şekerli tatlılar, meyve şekeri (sükroz), şurup ve pekmezlerin tüketilmesi akciğer kanseri için de ciddi risk faktörü oluşturur.”

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler