YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çalışan anne adayları bu habere dikkat
Çalışan anne adayları bu habere dikkat
31 Ekim 2013 13:50
Hamilelikte yaşanan anne bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinden birinin gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) olduğu ortaya çıktı.

Hamilelikte yaşanan anne bebek ölümlerinin en önemli nedenlerinden birinin gebelik zehirlenmesi (preeklampsi) olduğunu belirten uzmanlar, gebeliğin son 3 ayında ortaya çıkan gebelik zehirlenmesinin düşüğe ve erken doğuma da neden olduğunu ifade ediyor. Gebelik boyunca dinlenme fırsatı olmayan ve çok çalışan anne adaylarında ortaya çıkma riski yüksek görülüyor.

Central Hospital’dan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Başak Sel, gebelik zehirlenmesiyle ilgili bilinmesi gerekenleri açıkladı. Sel, “Gebelik zehirlenmesi (preeklampsi), sadece gebeliğe bağlı ortaya çıkan, doğumdan kısa bir süre sonra düzelen ve nedeni tam olarak bilinemeyen bir hastalık. İdrarda protein kaybı ile başlayan gebelik zehirlenmesi, normalde damarların içinde bulunması gereken sıvının, damar dışına çıkmasıyla, eller ve bacakların şişmesine yol açar. Devamında anne adayının tansiyon seviyesi zamanla yükselmeye başlar. Bu durumda gebelikte en sık rastlanılan problem olan hipertansiyon da görülebilir. Hipertansiyon tüm gebeliklerin yüzde 12-15'inde görülür ve bunun da yaklaşık yüzde 70'indeki neden preeklampsidir.” diye konuştu.

Çok çalışan anne adaylarının risk grubunda bulunduğunu kaydeden Sel, “Gebelik zehirlenmesi, 18 yaş altı ve 30 yaş üzerindeki gebeliklerde, ikiz gebelikler gibi çoğul gebeliklerde, bebeğin suyunun fazla olduğu durumlarda, kan şekeri yüksekliği olan şeker hastalığı ve kronik yüksek tansiyon sorunu olan gebelerde daha sık ortaya çıkar. Özellikle gebeliği boyunca dinlenme fırsatı olmayan ve çok çalışan anne adaylarında da ortaya çıkma riski yüksektir.”iİfadelerini kullandı

Tedavide erken tanı önemli

Tedavi konusuna da değinen Sel, şu bilgileri verdi: “Preeklampside önemli olan tanının erkenden konması ve sınıflandırmanın doğru yapılmasıdır. Gebelik zehirlenmesi, erken dönemde fark edildiğinde tedavisi mümkün olan, geç dönemde ise anne adayının ve/veya bebeğin hayatını kaybetmesine neden olan ciddi bir hastalıktır. Doğru sınıflandırma ile idrarda protein kaybının miktarına ve annenin tansiyon ölçümlerine dayanarak hafif, orta ve ağır preeklampsi ayrımı yapılır.

Hipertansiyon ya da albüminüri (idrarda normalden fazla protein kaybı ) preeklampsi tanısını koymak için yeterlidir. Gebelik esnasında tansiyonun 140/90mm Hg (civa) ya da üzerinde olması ve en az dört saat aralıkla yapılan ikinci ölçümde ve sonraki ölçümlerde yüksekliğin devam etmesi durumunda tansiyon yüksekliğinden bahsedilir. Preeklampsinin belirtileri; ani ortaya çıkan kilo artışı, yüzüklerin parmağa dar gelmesi, yüzde şişme, halsizlik, bilinç bulanıklığı, unutkanlık, uykuya eğilim, bebek hareketlerinin azalması, karın ağrısı, gözlerde sinek uçuşması hissi, ani görme bozuklukları, az görme ya da ani görememe, karaciğer bölgesinde ağrı, ani başlayan bulantı ve kusma, göz aklarında veya vücutta sararma ve az idrar yapmadır. Ender durumlarda ve özellikle de gebelik muayenelerine hiç gitmemiş anne adaylarında preeklampsinin ilk belirtisi eklampsi (gebelik zehirlenmesi nöbeti/krizi) olabilir. Bilinç kaybı ve konvulziyon (vücutta sara benzeri kasılmalar) ile başvuran bir anne adayında tanı çok yüksek ihtimalle ağır preeklampsidir.”

Hafif ve orta preeklampsi

Op. Dr. Başak Sel, hafif ve orta preeklampsi grubuyla ilgili de şu bilgileri verdi: “Hafif preeklampsi’de sık poliklinik kontrolleri ile ayakta takip önerilirken, orta preeklampsi grubu hastane şartlarında izlenmesi gereken ve her an ağır preeklampsi grubuna geçebilecek olan hastalardır. Özellikle ağır preeklampsi grubunda gebelik haftası ne olursa olsun doğum planlanır. Aksi halde anne ve bebek ölümlerini engellemek mümkün değildir.

Hafif preeklampsi grubunda anneye gerekli eğitim verilerek evde kendi kendine izlemesi sağlanır. Tansiyon ölçümleri ile idrarda protein testinin belli aralıklarla yapılmalı ve diğer klinik durumlar hakkında yeterli bilgilendirilmesi ile durumda ağırlaşma olduğunda hastaneye başvurması istenmelidir. Fiziksel aktivitesinin kısıtlanması yani hastanın dinlenmesinin şart olduğu anlatılmalıdır.

Orta preeklampsi grubu ise, mutlaka hastane şartlarında izlenmeli ve her an ağır preeklampsi haline dönüşebileceği akılda tutulmalıdır. Bebeğin akciğer gelişimi açısından uygun haftaya ulaşıldığında (34.hafta ve üzeri) en erken zamanda doğum planlanmalıdır. Orta ve ağır preklampsi grubunda terme (son gebelik haftalarına) kadar ulaşılması preeklampsinin yapısı açısından zaten mümkün değildir.”

 

CİHAN

SAĞLIK Kategorisindeki Diğer Haberler