YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yeni kule Eyfel'den daha yüksek olacak!
Yeni kule Eyfel'den daha yüksek olacak!
25 Şubat 2009 15:02
Yeni kule Eyfel'den daha yüksek olacak!

Ömer Şahin: Efendim biz de buraya gelmeden öğrendik. Bir saldırı olayı olmuş seçim bürolarınıza ve seçim minibüsünüze…


 


Melih Gökçek: Minibüse Abidinpaşa’da oldu, bürolarımızın biri Seyrabağları’nda, ikincisi Dikmen’de.


 


Ömer Şahin:  Yeni mi oldu?


 


Melih Gökçek: Evet yeni. Minibüse 3-4 gün önce saldırmışlar. Dün akşam Seyranbağları’nda baltayla vurmuşlar. Vuran kişiyi görenler de var, bir bayan maalesef. Kaçmış. Öbür tarafta ise bol miktarda taş atılmış. Zannediyorum inşallah polis onları tespit edecek. Çünkü bitişikteki bir kameradan alınmış.


 


Ömer Şahin:  Şu ana değin çok fazla kavga dövüş, sokağa yansıyan bir gerginlik yoktu. Peki failler konusunda herhangi bir delil var mı elinizde?


 


Melih Gökçek: Yani özellikle bizim aracımıza saldırırken Yüzlerini atkıyla örten bir grup yapmış. Slogan atarak gelmişler. “Gökçek gidecek, Karayalçın gelecek, hesap sorulacak” diye. Bu tarzda sloganlar atarak gelmişler ve baya tahrip olmuş. Şoför zor kurtarmış kendisini. Yani bunlar hoş olaylar değil. Ama bunun ne anlama geldiğini de aslında tartışmak lazım. Bir kere bakın ben her zaman şunu söylüyorum. Bu işlerinden içerisinde işi germek, işin içine bu manada partizanlık koymak kesinlikle mümkün değil, ama Sayın Karayalçın bu konuda gördüğüm kadarıyla işbirliği yaptığı kişilerin disipline edilebilmesi, dizginlenebilmesi kesinlikle mümkün değil. Biliyorsunuz geçen seçimde DEHAP’la işbirliği yaptı. Bu seçimde de 25 bin kişiye iş vaat etti. Yeni broşüründe var, 25 binle de kalmadı. Bu 45 bin kişiye iş vaat etti. Şimdi bu saikle hareket eden insanlar ideolojik davranıyorlar. Her zaman her yerde şunu söyledim. Yarın Karayalçın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni kazanırsa belediyenin içerisindeki insanların hiçbirine ayrım yapmadan hepsini kapı dışarı koyar ve bu insanları alır. Bu insanlar yarın Kızılay’daki çıkartacakları eylemler dolayısıyla Kızılay’ı yaşanmaz hale getirirler. Ben buna %100 eminim, demiştim. Olan olaylar doğrudan doğruya bunu gösteriyor. Yani bu Karayalçın’ın ayak sesleri. Ankara’nın bu ayak seslerini iyi duyması lazım.


 


Ömer Şahin: Karayalçın’ın söylemine, tavırlarına baktığımız zaman gerginlik siyasetini benimseyen bir söylemine ben rastlamadım şahsen.


 


Melih Gökçek:  Netice itibariyle etrafa bakacaksınız. Karayalçın’ın etrafındaki insanlara bakacaksınız. Gerginlik değil, diyorsunuz. Karayalçın geçen seçimde DEHAP mitinglerine katıldı, Ankara, Mersin, Diyarbakır ve oradaki atılan sloganları oradaki gerginlikleri görün. Kendisi sakin, istediği kadar dursa ki orada da sakin durmamış, pek çok konuşması var o konuda. Son derece de tahrik edici konuşmaları var. Mesela bağırıyor, diyor ki “Sizin sloganlarınızı Ankara’ya götüreceğim”, karşıdan bağırıyorlar, “Bijiserok Apo” hep birlikte slogan atıyorlar. Hangi sloganı getiriyor? Bu sloganı getirecek kişiler, yarın Ankara’ya girdiği anda bu tip eylemler maalesef alır başını gider. Kızılay yaşanmaz hale gelir ki benim de en büyük endişelerimden birisi de odur. Yarın Ankara Büyükşehir Belediyesi’ni geçmişte olduğu gibi gönlünde kavga dövüş taşıyan insanlar olursa her şeyi yapar. Bakın ben size başka bir şey daha söyleyim. Benim çocuğumun evinde iki gün evvel geldi terör estirdiler. Polis korudu.


 


Ömer Şahin:  Kim yaptı?   


 


Melih Gökçek:  Aynı ekip. Dikmen Vadisi’ndeki bir grup ekip geldi burada terör estirdiler. Yani bunlar terör konusunda hiç esirgemiyorlar yaptıklarını. Tekrar ediyorum, üç otobüs polis geldi, çocuğumun evini koruma altına aldı ve benim çocuğum korkusundan ailesini Adana’ya gönderdi. Öyle bir terör estiriyor. Yani bu terör yarın nerelere gider? Ben size soruyorum yani. Bunun ucu nereye gider?


 


Metehan Demir: Murat Bey’in beraber çalıştığı ekibin uzantıları olabilir ya da ekibi altında olabilir, diyorsunuz da… Bu tip yaklaşımları Murat Bey, yılların siyasetçisi… Bu tip şeylerin yapılması sizi mağdur durumuna düşürür. Mağdur olduğunuzdan dolayı oy oranınızı artırır, kahraman durumuna getirir. Türk halkında böyle şeylere tam tersi tepki veriliyor. Yani böyle bir şey planlanıyorsa, böyle bir şey oluyorsa, gidin Melih Gökçek’e ait kampanya merkezlerini, otobüsleri yakın, yıkın diye bir karar alınıyorsa, ailenizin taciz edilmesi, korkutulması kararı alınıyorsa, bu onların lehine değil, aleyhine bir karar olur.


 


Melih Gökçek:  Bunu Karayalçın’ın aldığı bir karar olarak kesinlikle görmüyorum. Onu söyleyeyim. Ama şunu ifade etmek istiyorum. Sayın Karayalçın’ın bu tip insanları kontrol etme şansı sıfır. Bu tip insanlar dün olduğu gibi bugün de aynı şeyi yapacaklar. Bakın somut bir örnek daha vereyim size. Yamyamlar diye bir kaset çıktı Çankaya’ya ait. Çankaya Belediye Başkanı Muzaffer Eryılmaz diyor ki, benim şu anda belediyemde, CHP’liden çok, başlıyor saymayı değişik grupları ve PKK’lılar var diyor. Bu onun ifadesi. Yani şu anda CHP’li bir belediye olduğu zaman CHP’li belediyenin içerisine olacak olan sızmalar bunu getirecek. Mesela benim elimde, burada keşke getirseydim, ilk belediye başkanı olduğum dönemde hangi terör olaylarına kimler katılmış, ondan dolayı niye gözaltına alınmışlar, sonu ne olmuş, bir yığın rapor var. Bir yığın böyle kişi var. Demek ki yarın geldiği zaman da aynı şeyin olmayacağını kimse temin edemez. Sayın Karayalçın zaten çok açık, net en hafifini söylüyor, CHP’nin bayrağını getireceğim, 24. katta bizim helikopter pisti var. Helikopter pistine tepeden koyacağım ve indireceğim, diyor. Yani daha şimdiden partizanlık yapacağını söylüyor. 45 bin kişi işe alacağını söylüyor. 45 bin kişiyi fiilen alması mümkün değil, yaklaşık bir katrilyon para eder, bu parayı da bulamayacağına göre ne yapacak, belediye çalışanlarının hepsini kapı dışarı edecek, hepsini değilse de %80’ini, 90’ını kapı dışarı edecek, yerine kendi adamlarını alacak. Bu adamların da geçmiş dönemde olduğu gibi sadece maaş alarak eylem yapacağı aşikar. Sayın Karayalçın’ın 211 tane kendi döneminde danışmanı vardı. Bu mülkiye müfettişlerinin raporlarıyla ortaya çıktı. Yani işe gelmeden maaş alan kişilerdi. Gene bu tip insanlar dolacak.


 


Şamil Tayyar:  Şu anda belediye ve belediyeye bağlı iştiraklerde kaç kişi çalışıyor?


   


Melih Gökçek:  Şöyle sayacağız: Büyükşehir Belediyesi, ASKİ, EGO ve belediye şirketleri. Toplam 17 bin kişi. Bir de bunun alt taşeronları vardır.


 


Şamil Tayyar: Yani tümünü işten çıkarsa bile 45 bin kişiye iş bulmak zor…


 


Melih Gökçek: 15 bini kesin çıkarır. İsterse bir sene içinde hepsini halleder.


 


Ömer Şahin: Siz geldiğinizde çıkarmış mıydınız?


 


Melih Gökçek:  Hayır.


 


Ömer Şahin: Peki siz belediye başkanı olduğunuzda kaç kişi vardı?


 


Melih Gökçek:  Ben belediye başkanı olduğumda 21 bin personel vardı. Şu anda 17 bin. Ben emekli olanların yerine yeni kişi almamaya özen gösteriyorum. Mesela mecburen 150 zabıta aldık, 200 tane ASKİ’ye, EGO’ya güvenlik görevlisi aldık. Bu, yasa gereği olacak olan… Mecburen yaptıklarımızın haricinde kolay kolay eleman almadım.


 


Şamil Tayyar: Şimdi başkanım, Ankara’da genel olarak baktığımızda siyaset çok hareketli gözükmüyor. Ayrıca çok öyle Karayalçın rüzgarı da esmiyor. Yani Karayalçın, solun ortak adayı olarak lanse edildi ve büyük beklentiler vardı… Bilemiyoruz tabii seçim sonuçlarına nasıl yansıyacak ama, mesela Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da yarattığı rüzgar yok, oysa Ankara’ya oranla karşılaştırıldığında Ak Parti İstanbul’da daha güçlü gözüküyor oy oranı açısından. Ama buna rağmen, Kılıçdaroğlu ismi etrafında en azından medyaya yansıması bakımından böyle bir değerlendirme yapmak mümkün. Ama Ankara’da öyle çok Karayalçın rüzgarı esmiyor. Fakat farklı bir şey var İstanbuldan… MHP adayına yönelik olarak Sayın Mansur Yavaş’la ilgili çok alttan ve derinden işleyen bir fısıltı şeklinde ama bugünlerde de giderek artan bir şekilde oy oranını artırdığı, belki Karayalçın’ın da önüne geçeceği, dolayısıyla işin aslında MHP ile AK Parti’nin adayı arasında geçeceği şeklinde bir takım yorumlar da yapılıyor. Nitekim Ahmet Hakan da Hürriyet gazetesindeki yorumunda böyle bir ifade kullanmıştı. Yani şu anda Karayalçın sizin rakibiniz olmaktan çıktı mı? Yoksa MHP adayı fazla mı şişiriliyor, anketlere nasıl yansıyor ve medyanın Ankara’da Mansur Yavaş’a ilgi göstermeyip sadece Mansur yavaş’a alaka göstermesi, İstanbul’da Kılıçdaroğlu’nu öne çıkarmasının özel bir stratejik anlamı var mı?


 


Metehan Demir: Hatta ben şöyle bir ekleme yapabilirim, Mansur Yavaş’ın  MHP adayı olarak gelmesi daha önce sizin MHP tandansından gelen oylarınızın artık tamamen ona çekeceği ve dolayısıyla sizin bir erime sürecine girebileceğinizden de bahsedenler var…


 


Melih Gökçek:  Şimdi bugün ben buraya gelmeden önce birkaç televizyonu seyretme imkanı elde ettim. Belki siz de seyretmişsinizdir. Sayın Karayalçın konuşuyordu Ahmet Hakan’ın programında ve ayrıca da Habertürk’te bir anket vardı. Sayın Karayalçın’a sordular, nasıl gidiyor bu iş? Mansur Yavaş Bey’in oylarını artırması, size yarar mı? Elbette bana çok yarar, dedi. Açıkça da söyledi bunu, belki bir anda boş bulundu bilmiyorum. Arkasından dediler ki, ya sizi geçerse, oyu? Yo yo, onun oyları %13-15 civarında, dedi. Refleks olarak söyledi bir anda. İnsan bazen boş bulunuyor, Sayın Karayalçın da boş bulundu. Şimdi Sayın Karayalçın’ın üzerine gelmeyip medyayı tam tersine onu parlatma yerine daha ziyade Mansur Bey’i parlatmak istemesinin nedeni Ankara’da sol oyların geleceği maksimum oran belli. %34 civarı. Neden? Geçen seçimde de Sayın Yılmaz Ateş, Sayın Karayalçın artı DSP’nin oylarını topladığınızda %34.5 gibi falan ediyor. Yani Ankara’nın içerisinde eğer sandık başında hile olmazsa solun oylarının %36’ya çıkma imkanı yok. Solun tek şansı sağın bölünmesinde. Bunun için de özellikle ben bazı televizyonlarda anlattım, baronların bir oyunu var. Bu baronların oyunu gereği, Ankara’da ki bu üçüncü aşamasıdır, Ankara’da Ak Parti’nin karşısında hangi aday varsa, sağda o parlatılacak. Yani dikkat edin acayip şekilde bir parlatma var.


 


Ömer Şahin: Mansur Bey’in hiç kazanma şansı yok mu Ankara’da?


 


Melih Gökçek: Yani objektif şartlar içerisinde MHP’nin bugüne kadar çıktığı en yüksek oy 1999’dadır. O da % 21’dir parti olarak. Büyükşehir olarak en büyük çıktığı yer %11’dir. Son seçimde %4,6’dır.


 


Şamil Tayyar: İstanbul’daki MHP adayını biliyor musunuz? Kimi gösterdi aday olarak? Ben mesela hiçbir televizyonda görmedim MHP İstanbul adayını.


 


Melih Gökçek: İstanbul’da MHP’nin adayını parlatma gibi bir strateji tespit etmediler. Ankara’da bunu tespit ettiler. Dün Akşam mesela Mansur Bey, Uğur Dündar’ın karşısına çıktı. Yani yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı değil mi, diyor Uğur Dündar. O kadar aleni bir propaganda var ki inanamazsınız.


 


Metehan Demir: Siz kabul edip Uğur Dündar’ın tarafsızlığını, programına katıldınız…


 


Melih Gökçek:  Ben kesinlikle ve kesinlikle Uğur Dündar’ın bana tam bir tezgah hazırladığına %100 inanıyorum. Ben onun tarafsız olduğuna inanarak geldim, ama daha sonra kendi gazetesinin içerisinde Melih’i nasıl olsa ben bir gün tezgaha düşüreceğim, dediğini bana söyleyen gazeteci arkadaşlarım da var.


 


Metehan Demir: İstihbarat örgütleri bazen sizi yanıltıyor, biliyorsunuz.


 


Melih Gökçek: Mete Beyciğim siz de bilirsiniz ki benim söylediğim şeyler boş değildir. Boş olan şeyi söylemem.


 


Ömer Şahin: Peki bu parlatmayı yapan Ankara’da Mansur Yavaş, İstanbul’da Kılıçdaroğlu, “bu tezgahı kuran baron” derken kimi kastediyorsunuz? Dün söylemediniz galiba soruldu.


 


Melih Gökçek: Söyleyeyim bak, baronları Sayın Karayalçın’dan soracaksınız. Çünkü o biliyor, aleni olarak da söyledi. Söylediği ifade şu: Ak Parti’nin oyunu artırması durumunda bundan hoşlanmayacak olan bazı kesimlerin farklı arayışlara gireceğine işaret eden Karayalçın, asıl o zaman Deli Ergenekon ortaya çıkacak, dedi. Deli Ergenekon’un ortaya çıkacağını bilen kişi, baronların kim olduğunu çok iyi bilir.


 


Ömer Şahin: Siz bilip de mi söylemiyorsunuz?


 


Melih Gökçek: Elbette, bilip de söylemiyorum. Yani benim söylediğim her şeyi vatandaş bir yere oturtuyor. Bunu bilin yani. Herkes biliyor, bilmeyen yok.


 


Ömer Şahin: Medya grupları mı daha çok?


 


Melih Gökçek: Bunu bilemem. Daha doğrusu biliyorum da… Bunun içerisinde her gruptan insan olabilir. Bir meslek grubuna bunu indirgemek son derece yanlış. Değişik meslek gruplarından bu işin içerisinde bayağı baron var. Baronların niye taraflı yayın yaptığını, neden birtakım kişileri parlattığını rakamlarla söyleyeceğim. Şimdi özellikle Ankara Hürriyet gazetesinin ilan ilavesi vardır. Bu şu anda CHP adına siyaset yapıyor, kimse alınmasın. Şimdi şu rakamlara bir yorum yapsın. Murat Karayalçın’la ilgili Kasım-Şubat aylarındaki pozitif haber sayısı 105. Menfi haber sayısı sadece üç. Yani 108 haber çıkmış. 105 tanesi benim aleyhimde. Bunun karşılığında Mansur Bey hakkında 57 tane haber çıkmış. Hepsi müspet hiç menfi yok. Bakın Ömer beycim, Melih Göçkek’le ilgili 564 haber çıkmış. 12’si müspet, 552’si aleyhte. Şimdi siz kalkıp deyin ki buna, objektif yayın yapılıyor. Niye yapılıyor bu? Bütün mesele Mansur Bey’i bu noktada methedecek ve onu methettikten sonra Melih Gökçek’i aşağı çekecek, aradan Karayalçın’ı çıkartacak. Kaç sefer Sayın Karayalçın bunu itiraf etti, dedi ki, “Geçmişte Gökçek bizi parçalayarak aradan çıktı. Biz bu sefer bütünleşip geleceğiz. Sağı parçalayacağız.


 


 Metehan Demir: Şunu söyleyeyim, Melih Bey, Hürriyet Ankara’da her sabah, biz Melih Bey’i nasıl yıkalım, diye özel bir toplantı yapılmıyor. Bunu çok samimi söylüyorum size.


 


Melih Gökçek: 552 tesadüf mü?


 


 Metehan Demir: Bunu ters açıdan görürsek ben bir başka gazetenin listesini aldırdığım zaman da 600 tane sizinle ilgili müspet haber, 1 tane olumsuz haberi olmayan gazete örnekleri de verebilirim. Ama dediğim gibi size karşı Karayalçın’ı, Mansur Yavaş’ı nasıl destekleyelim, böyle bir şey yok. Yani siz Hürriyet Ankara’ya taktınız. Onlar gazetecilik yapmaya çalışıyorlar bu saydığım isimler. Ama bu seçim psikolojisi ve hassasiyetiyle belki daha tepki gösterebilirsiniz.


 


Melih Gökçek: Bir sefer hatırlattım, bir daha hatırlatmayacağım. Aydın Bey bile buna sizler gibi temsilcilerin olduğu yerde isyan ediyor. Bir başka olay oluyor. Bu kişinin yerine Melih olsa perişan ederdiniz diyor. Kendi gazetesindeki kişilere Aydın Bey bile inanmıyor. Bu net bilgidir yani.


 


Ömer Şahin:  Medya daha önceki seçimde de sizin aleyhinize yazsa da seçim sonuçları medyayı doğrulamadı.


 


Metehan Demir: Melih Bey, siz kamuya karşı sorumluluk sahibi olan bir koltukta oturuyorsunuz. Dolayısıyla o koltuğun faaliyetlerinin, icraatlarının artı ya da eksi anlamda sorgulanması, zaman zaman da olumsuz haber yapılması çok normal. Murat Karayalçın zaten daha yeni geliyor.


 


Melih Gökçek:  Mansur Bey de belediye başkanı, Sayın Karayalçın da belediye başkanlığı yaptı. Doğalgazla ilgili olarak Sayın Karayalçın’ın da, Mansur beyin de iddiaları var. Kaç sefer gazetelere konu oldu. Ben kaç sefer cevap verdim buna. Cevabım yazılmadı. Suyla ilgili beni suçladılar kaç defa. Ben kaç defa cevap verdim, cevabımı yazmadı. 45 güne çıkartan kim, Sayın Karayalçın. Suçlayan kim? Karayalçın. Karayalçın’ın sözlerini manşet yaptılar, biz bunu 30 güne getireceğiz, diye. Hatta Hürriyet kampanya yaptı. Ben, bunu başlatan Sayın Karayalçın, dedim. Belgesini koydum. Yaa, Karayalçın başlatmıştı bunu gerçekten bu böyleymiş, biz atladık, diye bir tek konu olmadı.


 


Metehan Demir: Peki 45 günü geldiğinizde neden 30 güne indirmediniz?


Şundan indirmedim, bugüne kadar şikayet konusu olmadı. Bu son 3-4 ayın ürünü. Problem haline gelişi, son 3-4 aylık siyasetin ürünü olan bir olay. Yani siyasi demogoji haline getirildi. Zaten ben de bu siyasi demogojiyi ortadan kaldırmak, siyasi kozunu Karayalçın’ın elinden almak için yaptım.    


 


Şamil Tayyar: Emin Çölaşan’ın ayrılmasının aleyhinize olduğunu söylüyorlar.


 


Melih Gökçek: Emin’in seçimlerde bana katkısı olduğunu ben inkar edemem. Yiğidi öldür, hakkını teslim et.


 


 


Şamil Tayyar: Bir süredir kampanyayı izliyoruz. Sayın Mansur  Yavaş’ın karayalçın’la ilgili hem sizinle ilgili ifadeleri son derece ölçülü ve son derece nezaket kuralları içerisinde olduğunu görüyoruz, kaldı ki kendisi de sürekli ısrarla, ‘Ben kavgacı olmayacağım, projelerimi anlatıyorum’ diyor. Oysa Oktay Vural’da daha agresif bir  yaklaşım var parti yöneticisi olarak. Şimdi orada stratejik bir adım mı söz konusu yani kavgayı parti yöneticileri götürecek, Sayın Yavaş daha sakin bir tempoda yürüyecek yoksa mizacına mı uygu değil? Yoksa sizinle özel bir hesaplaşması mı söz konusu?


 


Melih Gökçek: Şimdi esas altında yatan ana neden geçtiğimiz seçimlerde benim televizyonlarda yaptığım konuşmalar. Ben o televizyonlarda bir şey söyledim. O dönem içerisinde CHP ile MHP’nin işbirliği yapacağı ve koalisyon yapacağı vatandaş arasında yaygın bir şekilde dolaşıyordu. Ben dedim ki MHP’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli hiçbir konuda CHP ile işbirliği yapmayacağını açıklasın. Ben bugüne kadar CHP yönetimine kesinlikle itimadımız yok, Türkiye’yi en az 40 sene geriye götüreceğine inanıyorum. Bunun için de dedim ki bir açıklama yapsın, ondan sonra herkes rahatlıkla oyunu versin. Fakat Sayın Devlet Bahçeli de bir açıklama yapmadı. Seçimden sonra Sayın Oktay Vural da çıktı, dedi ki Melih Gökçek bizim 4-5 puanımıza mal oldu, dedi. Ben kötü bir şey demedim ki. Bu kanaati her milliyetçi arkadaşım benimle paylaşır. O gün de paylaşıyordu.


 


Şamil Tayyar: Böyle bir kanaat varsa bunu neden Mansur bey yapmıyor da Oktay bey dillendiriyor?


 


Melih Gökçek: Benim de onu sormam lazım. Oktay bey, İzmir’in milletvekili. İzmir’deki seçimden ya ümidini kesti ya da gelip Ankara’da başka türlü ekrana çıkamayacağını düşünüyor. Benimle çatışarak ekran ekran dolaşıyor ve bunun prim yaptığını da düşünüyor. Ben MHP’li arkadaşlarla sokakta da karşılaşıyorum ve gelip bana da teşekkür ediyorlar iyi ki çatışmıyorsun, diye. Bütün meselesi benimle çatışma çıkarmak arzusu. Hani iyi polis kötü polis var ya, kendi aralarında görev bölüşümü yapmışlar. Oktay bey, benimle kavga edecek, ben MHP tabanıyla karşı karşıya geleceğim. Ben defaatle söylüyorum. Benim MHP tabanıyla kavga etmeye niyetim yok, öyle bir şey de yapmam. Çünkü geçmiş dönemlerde onlara karşı olan minnet borcum var. Benim Ak Parti’ye 10 borcum varsa MHP’ye 1 borcum var. Yok değil.


 


Ömer Şahin:  MHP tabanından aynı oyu alacağınıza inanıyor musunuz?


 


Melih Gökçek: Alacağıma inanıyorum. Her 3 milliyetçi muhafazakar arkadaşın bana destek vereceğini düşünüyorum. Onların özellikle bugüne aramızdaki diyalogları dolayısıyla onlara özellikle borçlu olduğumu ifade ettiğim için bana karşı hiçbir zaman ters davranmadılar, davranmazlar da.


 


Şamil Tayyar: Sayın Karayalçın galiba, yanlış hatırlamıyorsam, 15 yıl Ankara’yı yönetmiş birinin kalkıp da yeni dönemde bir disneyland projesiyle ortaya çıkması çok garip gibi bir açıklaması oldu. Hayvanat bahçesiyle mi ilgiliydi?!


 


Melih Gökçek: 00,06   hayvanat bahçesiyle de ilgili, disneyland’la ilgili dedi ki…


 


Şamil Tayyar: Küçük bir proje midir?


 


küçümsedi ve yani ne ile uğraşıyor dedi sonra ben birkaç televizyonda bunun önemini anlatınca, canım o da olabilir ama benim önceliğim var demeye getirdi. Yani sayın karayalçın zaten önce bir şey söylüyor. 3 gün sonra tersini söylüyor. Ben size bunun en az on tane örneğini veririm. Yani ayağını yere çakıp sabit durmuyor maalesef.


 


Şamil Tayyar: Yani ne kadarlık bir proje?


 


Melih Gökçek: Şimdi mininum bir milyar dolarlık bir iş. Ama biz bu işi yaparken nasıl yapacağız, şeyi söyleyeyim, toki neden satamadı dedim ya. Toki diyor ki vereyim arsayı sen yap. Yapamazlar. Bütün dünyada disneyland’ler yapılırken yanında ona rant getirecek iş merkezleri ve konut alanları açılıyor. O konut alanlarını o iş merkezlerini paraya, ranta çeviriyor yapan kişi, karşılığında disneyland’ı yapıyor. Başka türlü bunun yapılması da zaten mümkün değil. Biz muhtemelen şu iki modelden birisini kullanacağız. Ya kat karşılığı gibi düşünüp, buranın iki milyon metrekaresini disneyland yaparken, 1.6’sını konut ve iş merkezi yapacağız ya da hasılat paylaşımı tarzında her iki tarafı birlikte yapıp belediye ve alacak olan firmayla hem konutlarda bir hasılat paylaşacağız hem de disneylandı işlettikten sonra gelirini birlikte alacağız. Yani her iki alternatifte olabilir. Zaten biz burada bütün yapacağımız projeyi disneyland’ı Ankara’ya getirme esasında yapıyoruz. Disneyland’ın ankaraya gelmesinin avantajı yan dalları ile birlikte düşündüğünüz zaman 30 bin kişilik bir istihdam meydana getiriyor. Oteller doluyor, lokantalar çalışıyor, arabalar çalışıyor, alışveriş merkezleri çalışıyor ve saire ve saire. Disneyland’daki normal istihdamın çok dışarısında bir istihdam oluyor. Ve Paris’te düşünün 40 milyon turist geliyor, 15 milyonu illa ki buraya gidiyor.


 


Metehan Demir: Yani aslında sizin 30 metrelik Mevlana heykeli ya da Nasrettin Hoca heykelinden bu şey daha fazla önemli ve Ankara’nın sembolizasyonu açısından da önemli.


 


Melih Gökçek: Elbette, elbette…


 


Metehan Demir: Aslında o projelere de pek gerek var mı?


 


Ömer Şahin: Yargıya takıldı değil mi onlar?         


 


Melih Gökçek: Evet onlar yargıya takıldı.


 


Ömer Şahin: Peki takılmasa bu dönem yapar mısınız onları?


 


Melih Gökçek: Yaparım ve bir şey daha söyleyeyim.


 


Metehan Demir: Ama israf melih bey, yani Konya’nın sembolü Mevlana, Nevşehir’in Nasrettin Hoca. Bizimle ilgisi yok, başka yere gidebilir o para.


 


Melih Gökçek: Biz 5, bakın 5 istikamete ilgili beş konuyu koyduk. Eskişehir yolu özellikle Nasrettin Hoca’yı çağrıştıracağı için, o istikamete doğru gidileceği için Nasrettin Hoca, Konya yolu, Konya’yı çağrıştıracağı için oraya semazen koyduk.


 


Metehan Demir: Artık gps var efendim, basıyorsunuz Konya’ya götürüyor.


 


Melih Gökçek: Ama ben size bir şey söyleyeyim. Ama bizim o yapacağımız işlere de belediye kesesinden bir kuruş para çıkmıyordu. Biz Eskişehir yolu üzerinde vatandaşla anlaştık, planı projesi bitti, her şeyi bitti. Hatta şeylerini çizdiler. Nasıl bir Nasrettin Hoca heykeli olacağına doğru avam projelerini getirdiler, çizdiler, tam yapacaklar, Çankaya belediyesi yürütmeye durdurma kararı getirdi. Bizim cebimizden bir kuruş para çıkmıyordu. Ne mahsuru vardı. Aynı şeyi Konya yolu üzerinde semazen heykeli için yaptılar, onu da yürütmeyi durdurma kararı getirdiler. Bunlardan dolayı yapamadık biz. Yani niye yapamadı diyorlar da mahkeme kararı var. Ondan yapamadılar.


 


Metehan Demir: Sizin cebinizden çıksa da çıkmasa da oralara harcanacak paraların hani bu ekonomik krizde daha verimli daha böyle rant fizıbıl yerlere harcanması bence çok mantıklı.


 


Melih Gökçek: Yani onlar olsaydı ben Ankara’nın son derece prestij yerleri olacağına inanıyorum.


 


MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler