YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Yazarlardan Başbuğ'a tavsiyeler
Kamuoyunda 'AKP ve Gülen'i bitirme planı' olarak bilinen belgenin ıslak imzalı orijinali ortaya çıktı. Köşe yazarlarından Genelkurmay Başkanı'na 'belge' tavsiyesi yağdı...
Yazarlardan Başbuğ'a tavsiyeler
28 Ekim 2009 / 08:31 Güncelleme: 28 Ekim 2009 / 09:39

'AKP ve Gülen'i bitirme planı' basına yansıdığında iddiayı reddedip 'kâğıt parçası' diyen Genelkurmay Başkanı Başbuğ dün köşe yazılarının ana konusuydu Yazılarda Başbuğ'a öneriler vardı: 'Belge çıkarsa gereğini yapacağını söylemişti. Yapacağına eminim' 'Cunta varsa herhalde gereğini yapar.' 'O subayları açığa almalıdır.'

Adli Tıp Kurumu’nun ‘ıslak imzalı’ dediği ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın orjinalini savcılığa gönderen ve kimliği belli olmayan subayın ihbar mektubunda, plandan haberdar olduğu öne sürülen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ suskunluğunu koruyor. Ancak dün çok sayıda gazeteci köşe yazısında belgeyi konu etti ve Başbuğ’a önerilerini sıraladı. Babıali’nin Başbuğa’a tavsiyeleri özetle şöyle:

Oktay Ekşi / Hürriyet: Artık Enver Paşa’nın 70 -80 bin askeri Sarıkamış dağlarına gömmesine rağmen kimseye hesap vermediği dönemde değiliz. O nedenle Silahlı Kuvvetlerimiz, Türkiye’nin 1946’dan beri içinde bulunduğu ‘demokratik sistem’in gereklerine kendini artık uydurmalı ve ‘hesap sorulamazlık’tan, ‘hesap sorulabilirlik’ zeminine geldiğini kabul etmelidir.

Ertuğrul Özkök / Hürriyet: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ yeni bir belge çıktığı takdirde gereğini yapacağını söylemişti. Komutanı tanırım. Yapacağına eminim. Bu olaydan sonra, artık kamuoyunu tatmin edecek samimi bir açıklamanın yapılması şart oldu. Komutanlarımız bu konuda eleştiri yapan bazı kişileri önyargılı görebilirler. Ama emin olsunlar ki, benim gibi bütün hayatı boyunca ordusuna gözbebeği gibi bakmış insanların kafasında da sorular uyandı. Asıl onlar büyük düş kırıklığı yaşıyor. Vazo belki kırılmadı. Ama bu çatlakla yaşamak da kolay değil.

Hasan Cemal / Milliyet: Benim birkaç sorum var. Genelkurmay Başkanı’na sormak istiyorum. Orgeneral Başbuğ, kâğıt parçası derken gerçeği biliyor muydu? Bilmiyor muydu? Zamanın Genelkurmay İkinci Başkanı’na sormak istiyorum. Orgeneral Hasan Iğsız, Birinci Komutan o basın toplantısında kâğıt parçası derken gerçeği biliyor muydu? Bilmiyor muydu? Orgeneral Başbuğ gerçeği bilmiyor idiyse, acaba İkinci Başkan biliyor muydu gerçeği? Bir başka varsayım: komutan da kendi karargâhlarında, burunlarının dibinde hazırlanan bir ‘darbe planı’ndan habersiz olabilirler miydi?

Derya Sazak / Milliyet: Albay Dursun Çiçek olayından sonra yapılan spekülasyonlara karşın Başbuğ’un da Özkök’ten farklı bir tutum içinde olacağını düşünmüyoruz. Mektubu doğruysa ve ‘cuntacı’ eğilimler varsa Genelkurmay Başkanlığı bunları soruşturarak, kamuoyunu bilgilendirecektir. Türkiye’de darbeler dönemi kapanmıştır. Ve Başbuğ, ‘demokrasiye bağlılığını’ defalarca beyan etmiştir. ‘Kağıt parçası’ dediği şey, Dursun Çiçek’e ait orijinal imzalı bir belgeyse ve arkasında ‘cunta’ varsa komutan herhalde gereğini yapar.”

Fikret Bila / Milliyet: Org. Başbuğ, fotokopi üzerinden tartışmalar sürerken, Türk Silahlı Kuvveleri’nin (TSK) demokrasiye ve Anayasa’ya bağlı olduğunu -altını birkaç kez çizerek- belirtmişti. TSK’da aksine eğilim taşıyanlar var ise bunların barınamayacağını yine birkaç kez vurgulamıştı. Kamuoyuna karşı bu taahhütte bulunan Genelkurmay Başkanı’nın, sorumluluğu saptanan kişileri TSK’da barındırmayacağını düşünmek gerekir.

Güngör Mengi / Vatan: Başbakan Yardımcısı Arınç dün ‘Ben olsaydım’ diye başlayarak Genelkurmay Başkanı’na yol gösteriyordu: ‘O kişiyi (Albay Dursun Çiçek) görevden alırdım.
Açığa alırdım. En azından soruşturma neticelenene kadar gö-reviyle ilişkisini keserdim.’ Bu aklı Bülent Arınç, Deniz Feneri rezaletini temizleyecek adaletin yolunu açmak için, Zahid Akman’ı RTÜK Başkanlığı’ndan indirmek için kullanmadı ama olsun; Orgeneral Başbuğ, Arınç’ın önerisini yine de yabana atmasın!

Fatih Altaylı / Habertürk: Başbuğ, o gün ‘Böyle bir belge yok’ diyeceğine ‘Genelkurmay Başkanlığı, Türkiye’ye tehdit oluşturabilecek her türlü faaliyeti izlemekle görevlidir. Bu bize yasaların verdiği bir görevdir’ deseydi gün başı biraz daha fazla ağrırdı belki ama bugün ‘doğruları izleyen’ veya ‘alt kademesinde olan bitenden haberi olmayan’ bir komutan görüntüsü vermiyor olurdu.

Umur Talu / Habertürk: Şimdi, ‘ıslak imzalı orijinal belge ve ihbar mektubu’ vakasıyla birlikte, Orgeneral Başbuğ’un üstünde ağır tarihi sorumluluk var. Çünkü o günlerde hemen ‘kâğıt parçası’ deyivermişti. Belli ki acele etmişti. Çünkü ülkedeki klişelerden biriyle, ‘TSK, demokrasi ve hukuk devletine bağlıdır. Böyle kişileri içinde barındırmaz’ da demişti. Çünkü, ‘Yeni belge çıkarsa gereğini yaparım’ da demişti. Çünkü, belli süre için başkanlığını üstlendiği Genelkurmay, bilgisi dahili veya haricinde, ‘vatandaşına veya vatandaşın seçimlerine karşı, millet egemenliğine karşı, Anayasa’ya karşı, hukuka karşı, demokrasiye karşı silahlı ve örgütlü komplo üssü’ halinde ise eğer... Her halükârda sorumludur!

Nazlı Ilıcak / Sabah: Hepimiz, Dursun Çiçek’in, Genelkurmay Başkanlığı tarafından nasıl himaye altına alındığına şahit olmuştuk. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Çiçek, 2009 yılı Askeri Şûra’sında terfi edemeyince, basına yansıyan ‘önü kesildi’ iddiaları üzerine, açıklama yapma gereği duymuştu: ‘Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda sadece bir adet Deniz Piyade Amiral kadrosu var ve bu kadro dolu olduğu için Dursun Çiçek terfi edememiştir.’ Belge hakkında ‘kâğıt parçası’ demesi ve açıklama sırasındaki asabi tavrı da işin cabası. Bütün bu bilgiler ışığında, yeniden sormak istiyoruz: İlker Başbuğ nasıl davranacak? İstifa mı edecek, yoksa emekliye mi sevk edilecek?

Hikmet Çetinkaya / Cumhuriyet: Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, belgenin fotokopisi ortaya çıkınca, bir basın toplantısı düzenlemiş ve şöyle demişti: ‘Bu bir kâğıt parçası.’ Belgenin aslı savcılıkta şimdi... Orgeneral Başbuğ, kurumsal sorumluluk kapsamında gerekeni yapacaktır ama bu olay bununla noktalanmaz. Önce belgeyi gönderen gerçekten subay mı? Belge karargâhta mı üretildi? Sorumlular kimler?

Yasemin Çongar / Taraf: Suçu yöneten şahıs ya da suç ortağı olması, Başbuğ’un görevden alınmasını kaçınılmaz kılar... Yok eğer Başbuğ, ‘suçlu’ değil de, sadece ‘zaaflı’ ise ve karargâhını içten içe oyduğu anlaşılan ‘cunta’ konusunda gereğini bundan böyle yapacaksa, o zaman Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın dün söylediği yerden işe başlamalıdır. Yani söz konusu suça adı karışan bütün askeri personeli, dört yıldızlı generaller dahil bütün subayları yargı süreci tamamlanıncaya dek açığa almalıdır.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ve komuta kademesini bir bütün olarak lekelenmekten kurtarmanın tek yolu budur.

Ahmet Kekeç / Star: Durumun ciddiyetini, ‘kâğıt parçası’ açıklamasını yapmak zorunda bırakılan ve bir anlamda refüze edilen İlker Başbuğ Paşa da anlamıştır...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı cunta oluşumunu araştıracak, Başbuğ da kendisini yönlendirenleri ortaya çıkarsın... Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.

 Ali Bayramoğlu / Yeni Şafak: Bunun bir kâğıt parçası olduğunu söyleyen, aslı ortaya çıkarsa gereğini yaparız, diyen, sahteciliğin peşinde koşan sözleriyle sivil yargıya işaret veren Genelkurmay Başkanı ne yapacak? İstifa mı edecek yoksa özür dileyip, temizliğe mi girişecek?

İhsan Dağı / Zaman: Başbuğ’un yerinde olmak istemezdim, ama olsaydım ne yapacağımı biliyorum: Önce beni aldatanlardan hesap sorar, topunu yargıya intikal ettirir, sonra da kendim istifa ederdim. (Radikal)

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler