YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Washington dostlarına hatırlatma: The End
Washington dostlarına hatırlatma: The End
Washington dostlarına hatırlatma: The End
26 Temmuz 2008 / 14:21 Güncelleme: 26 Temmuz 2008 / 00:00

Sonun Başı


Türkiye neredeyse kuruluşundan bu yana korku ve düşman üzerine kurulu bir temel anlayışla yönetilmeye çalışıldı. Balkanlarda, Kafkaslarda, Ortadoğu’da ve Anadolu’da zincirleme savaşlardan çıkmış bir milletin, Cumhuriyetin ilk yıllarında bunun etkisiyle hareket etmesi yadırganmamalı. Ama yeni devletin kurulmasından 80-90 sene geçmesine rağmen halen içte ve dışta oluşturulan sanal düşmanlar üzerinden ülke yönetmeye ve toplumu yönlendirmeye çalışmak iyi niyetle izah edilemez.


Ümraniye’de bir gecekonduda bulunan el bombaları sebebiyle 2007’nin Haziran ayında başlayan soruşturmanın ilk aşaması tamamlandı. Ergenekon iddianamesi mahkeme tarafından kabul edildi. Artık dava başladı. İlk duruşma 20 Ekim tarihinde yapılacak.


Ezberler bozulurken:


Bu davanın, Cumhuriyet tarihinin en büyük, en önemli, en hayati davası olduğundan kimsenin şüphesi olmasın. İddianamede yer alan konular neredeyse herkesin ezberini sarstı. Değer yargıları allak bullak oldu. Şimdi kendilerine öğretilen ezber üzerinden Türkiye tanımı yapan ve buna dayalı doğru-yanlış cetveli hazırlayan bir kesim şaşkın vaziyette.


Aslında iddianamede yer alan konular, Türkiye’de yaşanmış olan kirli oyunların çok küçük bir kesiti. Ama Cumhuriyet boyunca yaşanan bu hadiseler ustalıkla örtülebildiği için şimdi ilk defa deşifre oluyor. Diğer yaşananlar karşısında iddianamedekiler emin olun çerez kalır. Diyebilirsiniz ki bundan daha vahimleri de mi var? Evet var. Büyük resmi tamamlamak için şimdi iyi bir giriş yapıldı. Deşifre olan mevcut birkaç olay karşısında dilini yutan Ergenekon bülbülleri, daha sonra ortaya çıkacaklar karşısında ne yapacaklar göreceğiz.


Bunlar “küçük” işler:


İddianamedeki planları, olayları ve eylemeleri küçük bir özet olarak medyadan takip ediyorsunuz.


Şu an Genelkurmay Başkanı olan Yaşar Büyükanıt’a, Kara Kuvvetleri Komutanı iken suikast planı.


Başbakan Erdoğan’a suikast planı.


Gazi Mahallesi’nde kahvehane taranması.


Doçent Hablemitoğlu’nun öldürülmesi.


Türk-Kürt çatışması için tezgahlar hazırlanması, suikastler planlanması.


Bir yandan Marksist-Leninist PKK’yı kullanan Ergenekon teşkilatının, diğer yandan da PKK karşıtı dinci Hizbullah’ı kurarak iç çatışma planlaması.


NATO tesislerine saldırı planları.


Danıştay saldırısını yaptırarak kriz çıkarma girişimi.


Cumhuriyet Gazetesinin bombalatılması.


İşçi Partisi’nin TSK içinde örgütlenmesi.


Bunlar mahkemenin kabul ettiği iddianamedeki birkaç başlık. Ergenekon operasyonunun altıncı dalgası ile alınan isimlere yönelik konular bu listeye dahil değil. Eski jandarma genel komutanı ADD Başkanı Şener Eruygur, Org. Hurşit Tolon ve diğer kişilerle ilgili ek iddianame ortaya çıktığında daha vahim olayları göreceğiz.


Tsunami:


Ergenekon operasyonunun yeni dalgaları ise her an bir tsunami halinde tezahür edebilir. Daha yukarıdaki asker ve siviller yeni dalgalarla adaletin kollarına düşebilirler. Mesela Ergenekon’un, bermudasını giyip yatla dünya turuna çıkan, kendisine ait adada yaptırdığı kiliseye arkadaşları ile kapanıp planlar yapan sivil liderine sıra ne zaman gelecek? Mesela adalet, Ergenekon’un medyadaki amiraline uzanacak mı?


Öte yandan süren yargılama dışında bu arınma sürecinin muvazzaf askerlere kadar dayanıp dayanmadığı da önemli. Bu kadar derin bir yapılanmanın TSK içinde uzantılarının olmaması düşünülemez. Öyleyse bu süreç muvazzafları nasıl etkileyecek? TSK, Ağustos başında yapacağı Yüksek Askeri Şura’da kendi içini temizleme konusunda bir adım atacak mı atmayacak mı? Ergenekon’un TSK ve diğer kurumlar içindeki bağlantılarına dokunulmadığı takdirde sadece sivillerin ve emeklilerin adaletin karşısına çıkarılması ne kadar bir anlam taşır? Şimdi cevabı merakla beklenen önemli sorulardan bazıları bunlar.


Merak edilen başka konular da var. Gizli Ergenekoncular, Ergenekon ve statüko avukatları, sabotajcılar, şantajcılar, provakatörler, yasakçılar ve bunların koalisyon ortakları, Ergenekon davasına bakan savcılar ve mahkemeler üzerinde baskı oluşturmak ve davayı sonuçsuz bırakmak için ne gibi hamleler yapacaklar? Operasyonu yürüten ve polis ve diğer güvenlik kurumlarını yıpratmak ve aciz bırakmak için hangi ayak oyunlarını deneyecekler, ne gibi numaralar çekecekler?


Washington bağlantılı Ergenekon koalisyonu:


ABD’nin NATO üzerinden yönettiği “üst yapı”nın operasyonel gücü olan Ergenekon’da, bir ahtapotun kolları gibi oluşturduğu çeşitli örgütler görev yapıyor. Altta birbirinden bağımsız, ideolojik ve taktik olarak birbirinden farklı hatta birbirinin zıddı örgütler söz konusu. Her örgütün mensupları kendi hedef ve ideolojisine hizmet ettiğini, onun mücadelesini verdiğini zannediyor. Militanlar, uğruna baş koyduğu davası için yer altına iniyor, dağa çıkıyor, gayri insani bir hayata razı oluyor, yaralanıyor ve gerekirse ölüyor. Ama örgüt liderleri aslında o ideolojiye değil göbekten bağlı olduğu Ergenekon teşkilatına çalışıyor. Ergenekon koalisyonuna bağlı ama birbirinden farklı görünen bu örgütler üstte tek noktadan idare ediliyorlar.


Bumerang:


Ergenekon koalisyonuna bağlı, PKK, Hizbullah, DHKP-C, TİT, İBDA-C ve yine Ergenekon’a çalışan diğer bağlantılı yapılanmalarda görevli tüm militanların ve kişilerin listesi büyük ihtimalle Ergenekon’un beyin takımının elindeki arşivde olmalı. Yapılan operasyonlarda bu listeler de ele geçirildi ise veya ele geçirilirse, bu terör örgütlerinin militanları acaba nasıl bir akıbetle karşı karşıya kalacaklarını hiç düşündüler mi? Ayrıca bu militanlar, uğruna ölümü göze aldıkları dava uğruna çalıştıklarını zannederken aslında kime çalıştıklarını, nasıl iğfal edildiklerini görüp anlayınca kendi liderleri için neler yapacaklar? Bir yandan adaletin pençesine düşen Ergenekon, diğer taraftan dönen bumerang karşısında sizce ne yapacak?


Tefrikadan doğan vahdet:


Washington bağlantılı birileri 64 yıldan beri, korku, fitne, tahrik ve provakasyonlarla devleti ve toplumu yönlendirdi. Milleti birbirine düşürüp, istikrarsızlaştırarak kendisi tarafından kolay yönetilir bir ülke halinde tutmak istedi. Ergenekon’un misyonu buydu. Bu misyonu kurduğu ve yönettiği örgütler üzerinden gerçekleştirdi.


Halkın desteği ve oyları ile iktidar olan, milletin beklentilerini gerçekleştirmeye çalışan Demokrat Parti’ye darbe yaptırılarak milletle devletin arası, milletle askerin arası açılmaya çalışıldı.


Sağ-sol çatışmaları ile dinamik ve idealist gençliğimiz en verimli dönemlerinde çeşitli fitnelerle birbirlerinden ve ailelerinden koparıldılar. Düşman kamplar haline getirildiler.


Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı, Necip Hablemitoğlu gibi laik düşüncenin önde gelenleri öldürülerek fatura İslami kesimlere yazılıp İslamcı-Laik çatışması amaçlandı.


Sivas’ta Alevi vatandaşlarımız hunharca katledilerek Alevi-Sünni ayrışması körüklendi.


PKK fitnesi ile Türk-Kürt çatışması çıkarmak üzere çeyrek asırdan beri çalışıyorlar.


Allah’ın adını “Hizbullah” gibi terör örgütlerinde kullanarak İslam’ı lekelemeye çalıştılar. Bir çok kirli işte Atatürk’ün adını kılıf olarak kullanıp Atatürk’ü de yıprattılar.


Bazı uluslar arası provakasyonlarla komşu ülkelerle aramıza düşmanlık tohumları ektiler.


Şimdi saydığımız veya sayamadığımız hadiselerin mağduru olan kesimler bütün bunların aslında kimler tarafından yapıldığını idrak edip anlamaya başladılar. Bundan sonra her geçen gün bunlar daha net olarak ortaya çıkacak.


Şu an ülkemizde büyük bir kutuplaşma ve ayrışma var görünüyor. İşte bütün bunların ardından herkes her şeyi anlayacak ve gerçek vahdet, gerçek birlik ve bütünlük bunların arkasından gelecek. Buna fazla bir zaman kalmadı. Atmosferdeki tüm kara ve karamsar bulutlara rağmen güneş doğmak üzere.


Washington’a ve Washington dostlarına ise şimdi küçük bir hatırlatmam var:


The end.


26.07.2008

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler