YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türkiye-Suriye sınırında neler yaşanıyor?
Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan, Türkiye'nin IŞİD ile mücadelede duracağı noktayı, IŞİD'e Türkiye'den ve diğer devletlerden katılan militan sayısını ve gündeme dair önemli konularda açıklamalarda bulundu.
Türkiye-Suriye sınırında neler yaşanıyor?
27 Eylül 2014 / 07:55 Güncelleme: 27 Eylül 2014 / 12:02

Kanal A'da yayınlanan ve Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan'ın moderatörlüğünde gerçekleşen Sivil Düşünce programının bu akşamki konukları Gazeteci Mahmut Övür, Sadık Yalsızuçanlar, Kanal A İstanbul Temsilcisi Celal Kazdağlı ve Gazeteci Yazar Orhan Miroğlu idi.

Şanlıurfa Balıklıgöl kenarında gerçekleşen program, Balıklıgöl'ün anlamı açıklanarak başladı.

Balıklıgöl'ün anlamı ne?

Urfa'ya gelmenin yarı hacı olmak olduğunu söyleyen Sadık Yalsızuçanlar Balıklıgöl'ün anlamını şu sözlerle anlattı;

Urfa'ya gelmek yarı hacı olmak gibidir. Urfa, Halil İbrahim makamı olarak bilinir ama pek çok nebinin ya burda yaşadığı ya da bir şekilde uğradığı söylenir. Hz. İbrahim'in dışında Hz. Adem var. Hatta Harran'da çiftçilik yaptığına ilişkin rivayetler var. Harran için dünyada metkekareyi en fazla nebi düşen yer diyebiliriz. Bulunduğumuz mekan Balıklıgöl. Hz. İbrahim'in Nemrutça ateşe atıldığı yer olarak bilinir. Kur'an'da "Ey ateş! Serin ve selametli ol" ayeti vardır. İşte o ateş Hakk'ın emriyle ve kudretiyle suya dönüşmüştür. Ve Hz. İbrahim yanmamıştır.

Zeliha Nemrut'un kızı, o da Hz. İbrahim'e inananlardan. Hz. İbrahim, Tevhid dinini ilan ettiği için Nemrut tarafından cezalandırılır. Kur'an'da Peygamberimiz için 'Habibim' yani Allah 'Sevgilim' tabirini kullanır onun için. Halil İbrahim'e de 'Halilim' yani 'Dostum' anlamını kullanır. O yüzden bulunduğumuz makam Halil-ür Rahman Makamı olarak geçiyor.

Türkiye-Suriye sınırında neler yaşanıyor?

Orhan Miroğlu ve Celal Kazdağlı ile birlikte Türkiye-Suriye sınırına giderek IŞİD şiddetinden Türkiye'ye sığınan mültecileri ziyaret eden Gazeteci Mahmut Övür, gözlemlerini anlattı;

Deyim yerindeyse sınırda insanlık dramı yaşanıyor. Yumurtalık bölgesi ilk karşılama yeriydi. Orada çok insanla konuştum. 3 yaşlı kadınla 10 dakika boyunca konuştum ve inanın 10 dakika boyunca gözyaşları durmadı. Dehşet bir şey! Türkiye'nin kucak açmasını bütün bu negatif eleştirilere rağmen bölge halkının çok sıcak karşıladığını gördüm. Tabi bir de Kobani'ye çok şaşırdım. Kobani o kadar yakın ki, elini uzatsan değecek gibi. türkiye'nin el uzatması, o insanlara sahip çıkması umut verici bir şey. Ciddi anlamda bir çaresizlikten söz edebiliriz. Dehşet verici bir çaresizlik var. Bölgede bir yumuşama vardı. HDP'li vekiller ve parti yöneticileri de sınırdaydı ve iki gün önceki sert tavırları yoktu. Bunu nedeni ne peki? Türkiye'de inanılmaz bir algı operasyonu yürütülüyor. Bunun etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Miroğlu: Karmakarışık oluyorsunuz, diliniz tutuluyor

Sınıra giden Orhan Miroğlu da orada yaşadıklarını anlattı;

Orada gelenler kadar sınırda fidip gelenleri karşılayanlar da var. İnsanlar teyzesini oğlunu, dayısının oğlunu, amcasının oğlunu karşılamaya gidiyor. Gelenlere dilim döndüğü kadar burasının da ülkeleri olduğunu anlatmaya çalıştım ama onurları kırılmş gibi hissettim ben. Özellikle yaşlı kadınlar. Üç-beş kelime edemeden ağlıyorlardı. Birlikte ağladık. Ben çok fazla konuşamadın açıkçası. Herkesin farklı bir hikayesi var. GKarmakarışık oluyorsunuz, diliniz tutuluyorenç bir kadın vardı. 1 yaşındaki oğluyla gelmiş. Kocası orda kalmış. . Bir şey diyemiyorsunuz o insanlara. Gelenlerin hepsi en az bir 10 gün yürümüş. Genç bir nüfus yok aralarında. Gelenlerin çoğu Kobani dışındaki köylerden geliyor. Uzak olduğu için uzun sürüyor gelmeleri. Sınırda yerleşmişm bir sistem gördüm.

Alper Tan:

"Buradan yeni filmler çıkmalı"

Film sektöründeki dostlarımızın sınırda yaşananları gelip görmesi lazım, yeni filmler, senaryolar üretmesi lazım.

Celal Kazdağlı:

"Zihinlerde sınır ortadan kalkmış durumda"

İnsanların yıkılmışlık hali var. Büyük acı, dram var. Ama sığınmanın da getirdiği bir rahatlık var. Hemen su ve gıda yardımı yapılıyor. Bebekler aşı yapılıyor. Üst baş araması yapılıyor. Hemen arkasından ifadeye dayanan bir kayıt sistemi var. Bir sistem işliyor yani. Bu seri bir şekilde işleyen bir sistem. Bugün ilk günlere daha sakin.

Asıl gördüğüm, bu acı, dram, ortak kadere dönüşmüş. Bu sınır artık kafadan kalkmış. Zihinlerde böyle bir sınır yok. Bu birlik de beraberliği getirecek. Dünyanın neresinde ne oyunlar yapılıyor olursa olsun, bu beraberliğe zarar veremezler. Üç günde gelen yüz elli bin kişi, daha önceden gelen 1 buçuk milyona yakın insan ve orada o insanların alınıp bir yerlere götürülmesi o sınırı kaldırmış ve anlamsız hale getirmiş. Buna rağmen oradaki dramın görülmesini istemeyenler de var

Orada bütün televizyonlar vardı. BBC de var, Der Spiegel, Reuters, Al Jazeera de var ve diğerleri... Bütün ülkelerden gelen medya çalışanları vardı. Ama oradaki dramı biz medyada yansımasını görmüyoruz. Ne ülke içerisinde ne de dünya medyasında bu dramı göremedik.

Sadık Yalsızuçanlar:

"Tarihdaşlarımızla ulu çınarın altında buluşacağız"

Kürtler paramparça. Türkiye Kürtleri, Suriye, Irak, İran, kısmen Azerbaycan, Ermenistan vd. Bu parçalanma sosyolojik olarak anormal bir durum. Davutoğlu'nun; "Tarihdaşlarımızla ulu çınarın altında buluşacağız" sözü var. Bu büyük buluşma gerçekleşmeden de bu sancılar dinmeyecek.

Davutoğlu, bugün de tarihdaşlık vurgusu yaptı. birincil olarak; 'İnsanız biz' dedi. Yani bir yerde bir vücut olarak insan, ayrı ayrı etniklerle uzuv gibiyiz dedi. Vücudunun bir yeri ağrıdığında bundan vücudunun her yeri etkilenir. Daha sonra tarihdaşlık dedi. Yani, tarihte bir saat, bir gün birlikte olduğumuz bir toplumla aramızda duyarlılık, ilişkimiz, hukukumuz var demek istedi.

Burada yaşananlara Türkiye'de kalbi olan herkes üzülüyor. Bu acılar tekrar bu sınırların tekrar ortadan kalkmasını sağlayacak.  Gönül isterdi ki hiç bu acılar yaşanmasın...

Mahmut Övür:

"Çözüm süreci başarılı şekilde devam ediyor"

Çözüm süreci yaklaşık iki senedir başarılı bir şekilde devam ediyor. Belki istenilen noktaya gelinmiş değil ama ortaya çıkardığı hava, toplumun karşısında toplumun satın aldığı bir hava. Kürt toplumunun neredeyse yüzde 90'ı, Türk toplumunun da yüzde 57'si süreci destekliyor. Bu işin arkasında toplum var demektir.

Çözüm sürecini sabote etmek isteyenler var. Belki de zaten projenin amacı bu. IŞİD  neden Bağdat dururken Erbil'e yöneliyor, sonra Kobani'ye yöneliyor. İki taraf da Sünni kesim. IŞİD'in Barzani ile ne gibi bir problemi olabilir. Az kalsın Erbil düşecekti. Şimdi burada IŞİD'i de aşan stratejik bir akıl var. Ben buradan Türkiye ile Kürt ilişkisinin sabote edilmek istendiğini düşünüyorum.

Batı'daki bazı güçler de PYD, PKK'nın güçlenmesi gerektiğine dair algı yaratıyorlar. Bu havayı sanıyorum PKK içerisinde aktörler de yüksek sesle dile getiriyorlar. Şöyle bir sonuç çıkıyor; çözüm süreci bitmiştir, bu iş başka bir noktaya gelmiştir. 'Kürtleri boğmak için Türkiye IŞİD'i destekliyor' gibi bir siyaset yaratıyorlar. Bu  tüm Kürtlerin aklı değil. Bence bu dışarıda pişirilen, IŞİD'in üzerinden de yürütülen bir algı operasyonu. Başarılı olur mu? Aslında zorluyor. Bakın hem Türkiye ile Irak Kürdistan'ı arasındaki ilişki limonileşti, hem de PYD üzerinden gerçekleştirilen PKK ilişkilerinde gerginlik yaşanıyor. Bunu Kürtlerin en başta Öcalan'ın göreceğini düşünüyorum. Küresel akıl, Kürt-Arap çatışmasına sürükleyerek, çatışmaların bitmemesini sağlamak istiyor.

Celal Kazdağlı:

Türkiye IŞİD ile mücadelede ön safhada mı yer alacak?

Türkiye ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin dediği gibi ön saflarda yer almayacaktır. Bu çok açıktır. Türkiye onların kurduğu bir koalisyonun ön cephesinde olmayacaktır, kurşun sıkmayacaktır, elini silaha atmayacaktır. Cumhurbaşkanı'nın BM'deki konuşması, BM'nin kurulduğu günden bu yana bu coğrafyada esasen yaptığının bu felaketleri hazırlamadaki rolünü açıkça ortaya koyan bir açıklamadır. 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana bu coğrafyadaki herkes kaybetmektedir. Sadece Kürtler değil, Türkler de kaybediyor, Filistin de Araplar da kaybediyor. Burada zenginliği, petrolü ele aldıktan sonra, burada petrol Türk'e de, Kürt'e de, Arap'a da haram kılındıktan sonra, bu bölge hep kaybetmiştir.

İlk defa bölge bir bütünüyle kazanabileceği bir döneme girmiştir. Türkiye bunun liderliğini yapmaktadır.  Bu kazanmanın yolunun da beraberlikten, Kürt ile Türk'ün yan yana gelmesinden geçtiğini biliyorum. Sadece Yeni Türkiye değil, yeni bir İslam coğrafyası, yeni bir Ortadoğu'dan geçiyor.

Alper Tan:

"Biz bu koalisyona güvenmiyoruz"

Biz bu koalisyona güvenmiyoruz. Yarın öbür gün Türkmenlere, Kürtlere saldırırlar sonra da 'Yanlışlık yapmışız' deyip işin içinden çıkarlar. Çünkü Pakistan'da, Afganistan'da düğün evlerini vurdular, okulları, piknik yapan insanları vurdular. Aynısını burada da yaparlar diye bas bas bağırıyoruz. Bugün işte 110 Irak askerini öldürdüler. Şimdi Allah korusun bir an için bu koalisyonun içerisine Türkiye'nin de dahil olduğunu düşünün o 110 Irak askerini öldüren koalisyon üyelerinden birini de biz öldürmüş olacağız. O zaman Arap topluluklarının bu olaya bakış açısı ne olacak?

IŞİD'e karşı mücadele başlattıklarını söyleyen ABD, bu terörü durduramayacak. Yeni terörün, yeni şiddetin, yeni vahşetlerin ortaya çıkmasını sağlayacak.

Bugün ABD Başkanı Obama, demokrasi ile, seçim ile iş başına gelen Mursi'yi devirip, yerine askeri darbe ile geçen Abdulfettah el-Sisi ile görüşme yaptı. Görüşmede ne konuştular diye merak ettim, baktım ve karşıma şu çıktı:

"ABD Başkanı Obama, Sisi ile görüşmesinin öncesinde ABD-Mısır ilişkisi çok uzun zamandır güvenlik politikamızın ve Ortadoğu'daki politikamızın önemli bir köşe taşı oldu." Obama, Sisi ile İsrail, Filistin meselesini görüşmüş, Gazze'deki durumu konuşmuş, Libya, IŞİD, Irak, Suriye gibi konularda ilk kez yüz yüze görüşme yapış. Obama'nın Mısır'ın ekonomik ajandasına destek sözü verdiği de belirtiliyor.

Türkiye'den IŞİD'e katılan militan sayısı batıya göre daha az

Batı ve diğer uluslararası medyada Türkiye'nin IŞİD'i desteklediğine dair haberler çıkıyor. Sanki Türkiye petrol alarak onlara maddi destek sağlıyor  hem de yabancı savaşçıların Türkiye üzerinden Suriye ve Irak'a geçtiği yönünde bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Elimde Alman basınından bir haber var. Burada 2012 yılından bu yana IŞİD saflarına katılan teröristlerin arasında kimlerin olduğu, hangi ülkeden kaç militanın bulunduğu yazılı. Topladığımızda buradaki rakamlar 20 binin üzerinde bir yekun karşımıza çıkıyor. Yani yabancı savaşçı sayısı. 40 ülkeden katılım olmuş.

Burada ilginç olan şu. En az Afganistan'dan katılım olmuş. Kaldı ki IŞİD'in çıkış noktasında El-Kaide bağlantısı olduğu belirtiliyor. Peki kimler var? Türkiye ile kıyasladığımızda karşımıza nasıl bir tablo çıkıyor?

Tunus'tan 3 bin militan varmış, Suudi Arabistan'dan 2 bin 500, Fas, Rusya'dan bin 500, Ürdün'den bin 500, Lübnan'dan 900, bakın Fransa'dan 700, Libya'dan 600, Türkiye'den ise 400 militan varmış.

Türkiye'nin IŞİD'çi gönderdiği militan sayısı, Fransa'nın gönderdiğinin yarısı kadar. Almanya ile Türkiye aynı rakam. Avusturya'daki, Fransa'daki, İspanya'daki adam niye geliyor da savaşıyor?

Biz Suriye'ye, Irak'a karadan girmiş olsak, nasıl bu Avusturya'dan vd yabancı ülkelerden gelen savaşçıları bertaraf etmiş olacağız. İşin püf noktası bu. Garip bir şey değil mi bu?

 

KANALAHABER.COM/ÖZEL İÇERİK

22:43
 // BİR GARİP VATAN
İnsan hiç doğup büyümediği, bir yeri özler mi?... Bir yer düşünün oraya vardığınızda, orda doğup büyümüş gibi aşina olup ve o yerin bir parçasıymış gibi rahata ve huzura eriyorsunuz. Evet, Urfa'dan bahsediyorum. Beş kez ziyaret ettim, her seferinde kendi vatanımda gurbetteymiş gibi özlem duydum. Bir hava, bir koku, bir sıcaklık bana gel diyor. Sen, bu toprağın insanısın diyor. İnanın edebiyat yapmıyorum. Ben Urfa'yı hep özlüyorum. Gücüm ve imkanım olsa, orada yaşar, orada ölürüm. Urfa'yı, Halilullah'ı seven bilir....
26 Eylül 2014 22:43
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler