YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Türk Halk Müziği'nin sevilen sesi ile Alevilik üzerine
Türk Halk Müziği'nin sevilen sesi ile Alevilik üzerine
Türk Halk Müziği'nin sevilen sesi ile Alevilik üzerine
21 Aralık 2008 / 14:41 Güncelleme: 21 Aralık 2008 / 00:00

Zaman gazetesinde başarılı söyleşilere imza atan Nuriye Akman'ın, Türkiye'nin gündeminden hiç bir zaman düşmeyen Alevilik konusu üzerine Alevi vatandaşlarımzdan ve ülkemizin sevilen sanatçılarından Sabahat Akkiraz ile bir yaptığı ropörtaj...

 

Alevi olduğunuzu ilk ne zaman anladınız? Ailenize hangi soruları sordunuz?

 

Babam gurbetçiydi. İlkokulu bitirir bitirmez Almanya'ya gittim. Evimize dedeler, âşıklar, ozanlar gelirdi, muhabbetlerde otururduk. Ama böyle bir soruya hiç ihtiyaç hissetmedik.

İnsanoğlu içine doğduğu ailenin inancını taklit eder. Çok azımız taklitten tahkike geçer. Ve yolunu bilinçli olarak ikinci kez seçer. Siz böyle bir süreç yaşadınız mı?

O muhabbetlerde o kadar ehli kamil konuşmalar oluyor ki nasıl anlasın 12 yaşındaki çocuk? O zaman Tanrı bizi kesretten yani dengeden ayırmasın diyorduk.

Vahdet yaratanın birliğini, kesret ise yaratılanı temsil eder...


Bilemiyorum, ben denge diye okudum ve anladım. Demek istediğim, çok âşıkların muhabbetlerinde bulunduğumuz için belki dediğiniz şeye ihtiyaç yoktu. Daha sonra da inancımı hiç sorgulamadım. İşte muhabbetlerde çalınıyor, söyleniyor. İbadetinizi müzikle yapıyorsunuz. Alıyorsunuz onu. Ozanlık geleneğini çok küçük yaşlarımda aldım. Beş yaşımdan itibaren benim aklım fikrim türküydü. 12 yaşında plak yaptım.


Alevilik Türkiye'nin gündeminde. Alevi dendiğinde hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz acaba? Çünkü Sünniler içinde de eğer Alevilik Hazreti Muhammed Efendimiz'le beraber Hazreti Ali'yi sevmekse hepimiz Aleviyiz diyenler var. Bu hoşunuza gidiyor mu?


Aleviliği Sünni inancı ile açıklayamazsınız. Aleviler de Sünniliği kendi inançları doğrultusunda açıklayamaz. Anadolu Aleviliği Hakk'a gitmenin yollarından biri. Bu da bizim Kur'an'ı yorumlayışımız. Mesela ilk ibadethane Mekke'de yapıldı. Minaresi, mihrabı olmayan bir yerdi. Adı konulmamıştı o zaman. Bize göre cemeviydi, çünkü Hz. Muhammed insanlarla toplandı. Meseleleri konuştu orada. Cemevleri de öyle şimdi. Toplanılıyor, muhabbet cemleri, ikrar cemleri, kırklar cemleri yapılıyor.


Alevilerin camiye gitmemesini Hz. Ali'nin camide hançerlenmesine bağlayanlar da var...


Olabilir de, olmayabilir de. Ben konunun orasında değilim. Bizde şekilcilik yoktur.


Hem camiye hem cemevine giden Aleviler de var. Size göre mümkün mü bu?


Hakk'a gitmenin yolu, evinde seccadeni serersin. Bizde bir de halka namazları var. Daire şeklinde toplanıp, cemal cemale yaparız. Hakk'ın nuru yüzde diye. Sırt sırta durmayız biz. Niye kıble bir yönde? Dünya yuvarlak. Her yönde olabilir. Tabii kimse incinsin istemem. Bunlar bizim yorumlarımız.


Evde, beş vakit namaz âdeti yok mudur?


Yok. Sadece akşamları. Gündüz dünya için çalışılacak. İşyerinde işini bölüp ibadetine gidemez. O bize haram. Akşam yatarken yine şükrünü yapar. Dualarını okur. Bir kıblesi yoktur. Mahsuni, bir türküsünde der ki: Gücenme hey softa biz beli dedik./ Oturup kalkmamız ikrara bağlı/ Dünyaya gelirken senet eyledik/ Sanma ki kıblemiz duvara bağlı/ Bizim ölenimiz geri dirilmez/ Kadir bilmeyene kıymet verilmez/ Kapımız taşlanır fakat girilmez/ Böyle çok güzel bir şey. Çünkü kilidimiz Haydar'a bağlı.


Mahsuni, Hz. Muhammed'in "Ben ilmin şehriyim, Ali kapısıdır." sözüne mi atıfta bulunuyor?


Evet. Neden Ali kapı? Hepimiz bu sırrı düşünmeliyiz. Çünkü Hak sırrı bu. Mevlânâ'ya aşkı anlat dediler. O dedi dil kâfi değildir. Yani bu bir aşk.


Aleviler de homojen değil. Hz. Muhammed'i kale almayanlar olduğu gibi Ali'siz Alevilik düşleyenler bile var. Sizin yorumunuz nedir?


İşi bilmeyenler de var, siyasi olarak nemalanmak isteyenler de. Doğru şeyler söylemiyorlar. Bunun vebali vardır. Biz müzikte de buna dikkat ediyoruz. Mesela ben derlemeler yaptığım zaman eser sahibinin, aldığım kaynağın ismini veriyorum. Biz Hakk'a ikrar verdik ki hizmet edeceğiz. Karınca dahi bu dünyaya hizmet için yaratıldı. Sözün özüne şirk katamayız.


Muhammed'siz, Ali'siz Aleviliği düşleyenler Alevi olabilir mi?


Mahsuni'nin bir sözü var, ne Aliler gördüm Osman göründü. Ne Osmanlar gördüm Ali göründü diyor. Âşıkların sözü Hak kelamıdır. Bu insani bir yolculuk. Herkes inancını kendi için yaşar. Ben vahdet-i vücuda inanıyorsam, o benim aşk halimdir, önce kendimi bulurum. Önce kendini bileceksin. Kendini olgunlaştıracaksın.


"Hz Ali bizim bütün namazlarımızı kıldı. Biz bu yüzden namaz kılmıyoruz." diyen Alevilere ne diyorsunuz?


Mecnun Leyla'nın aşkından çöllere düşüyor. Derbeder oluyor, yatıyor, yuvarlanıyor. Orada alnı secdede olan birisi, Mecnun'un deli deli hareketlerinden rahatsız oluyor. Namazı kesiyor, bre deli diyor yahu, düştün bir kadının aşkına, saçma şeyler yapıyorsun. Bırak da namazımı kılayım, hak ile hak olayım. Hey gidi diyor Mecnun, kafasını sallayarak. Ben bir kadının aşkı ile yanıp hiçbir şey göremezken, sen Hak aşkı ile nasıl sağını solunu görüyorsun? (Ağlıyor) Yani Hakk'a niyaz öyle şekille, şunla bunla olmaz. Bu gönül işi. Aa ben de çok duygusal oldum ha. (Gözyaşlarını siliyor) İnsanız biz. Hepimiz bir nurdan yaratıldık.


Siz hangi dedeye bağlısınız?


Babamın söylediği biz şah İbrahim talibiyiz. Bugün de Seyfi Oktay, o ocaktan deniyor. Tabii bizim cemlerimizde başka yaşlı dedelerimiz olmuş. O ocakta beş oğlan çocuğu varsa bir tanesi bu misyonerliğe yöneliyor. Ehli kâmil oluyor. Halk onu dinliyor.


İzzettin Doğan ile bağınız ne?


O da şah İbrahim talibi olduğunu söylüyor. Onların ocaklarına tabiyiz. Ama onlar bizim görümümüze gelmiyor. Görüm yani cemde görülmek. Yılda bir dedeniz geliyor. Eskilerde Aleviler hiç mahkeme kapılarına gitmezlermiş. Çünkü bu görümlerinde, küskünler barıştırılıyor. İnsanları incitirlerse o sorunlar çözülüyor. Orada bir arınma, Tanrı'ya bir teslimiyet oluyor.


Eskiden böyleydi. Bu dönemde neler oluyor?


O kurum devam ediyor ama bu dönemde şehirleştiler, odalara sığmıyorlar. Bir yerde toplansalar asker basar, polis basar ne yapıyorsunuz diye korkuyorlar. Sivas yedi milyonsa altı milyonu İstanbul'da. O yüzden geniş yerlerimiz olsun, ibadetlerimizi yapalım, cenazemizi kaldıralım diyorlar. İşte aşurelerini yapacaklar, niyazlaşacaklar birbirleriyle. Hak kelamı edecekler. Tabii bu dönemde Batı'nın ritmi ile çok hızlı yaşıyoruz. Duman ediyor bu insanları. Hayat öyle hızlı akıyor. Tüketim hızlı, üretim hızlı. Geçim kaygısı var. Her gün gidilmiyor dergâhlara. Belli günlerde gidilir. Muharrem oruçları eda edilir. Kurbanlar kesilir.


Türkiye'deki Alevi dünyasının lideri kim?


Öyle bir liderlik yok. Olamaz yani. Kimse bizi temsil edemez. Çünkü bu Hak ile insanın birebir yaşamıdır. Alevilerin lidere ihtiyacı yok ki. Eğer inançsa zaten öğretileri var. Misyonerleri var. Dedeler bu öğretiyi onlara aktarıyorlar. Bu gönül işi, sevgi işi.


Alevilerin kendi içinde birlik görüntüsü yok. Geçen sene bir iftar verildi. Kimileri ona katıldı Alevilerin kimileri katılmadı. Katılanlar düşkün ilan edildi...


Bu, işe siyasetin girmesi. Siyasetten nemalananlar var. Ama öyle bir iftar yok zaten Alevilerde. O da şık değil. Muharrem ayında, yas havasında adam sahura bile kalkmaz. Yatarken bir iki lokma bir şey yer. Sanki ailesinden birisini dün kaybetmiş gibi gerçekten o acıyı hisseder. Sakalını kesmez. Akşama çok özel şeyler yemez. Ne bulursa onu yer.


Alevilerin taleplerini yerine getirmek çok zor değil. Din dersinde Alevi öğretisine göre öğrenecekse öğrensin. Yani o Arapça sureleri öğrenmesin de Türkçesini öğrensin. Kendi dilinde anlamak istiyor. Burası Anadolu. Yani bir başkasının dilini, bir başkasının kültürünü almak istemiyor. İnancını seviyor. Kendine göre yorumluyor.


Bir grup Alevi'nin dedelere maaş bağlanması talebine ne diyorsunuz?


Dedeler almaz maaş. Dedeler hizmetlerini Hak için yaparlar.


Dedelere maaş bağlansın diyen siyaset yapıyordur, nemalanmak istiyordur. Hangi birine verecek maaşı? Çok yanlış bir talep. Şık da değil. Hak için hizmet eden adamın karşılığı Hak'tadır.




Alevi açılımı samimi olmalı


Hükümetin Alevi açılımını nasıl karşılıyorsunuz?


Geç bile kalınmış diyorum. Tabii samimi olmaları lazım. Kendi yandaşlarına mı dedelik maaşı verecekler? Okullarda kendi uydurdukları bir dersi mi koyacaklar, yani Alevilere kendileri bir gömlek mi biçecekler? Bilemiyorum. Dedelik kurumuna dokunmasınlar. Bu kurum bugüne kadar nasıl geldiyse öyle gitsin.


CHP'nin ve MHP'nin Alevilere yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?


Valla yaklaşmıyorlar. Yaklaşsalardı biz de dışlanmış hissetmezdik kendimizi.


Bütün partiler içinde en fazla haşır neşir olan Alevilerle CHP değil miydi?


Ama yardım etmedi, çözmedi. Öteden beri sosyal demokrattır babam. CHP iktidarında bile üzülmüştü, neden bizim taleplerimiz yerine gelmiyor, neden biz görmezden geliniyoruz, diye.


Alevi milletvekillerinin performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?


Ben öyle siyasileri çok tanımıyorum. Sadece Mustafa Kul'u tanımıştım. O da Dağlar Kardeşimi Geri Verin diye çok güzel bir türkü kaynağım olmuştu. Tabii ki hamama giren terler. Halk vekillerini seçiyor, bizim yerimize sorunlarımızı çözün, bizi rahatlatın diyor. Onların da çalışmaları lazım. Bu Hak hizmetidir. Halka hizmet etmeyen Hakk'a hizmet eder mi?


Bunlar kitabi bilgiler. Peki uyuluyor mu?


Buna uyduğu sürece ehli kamil olur. Arı, duru insan olur. Yumuşak bir sesle konuşur, bağırmaz. Türküleri boşa mı söylüyoruz? Koyun kurt ile gezerdi, fikir başka başka olmasa. Öteden beri hünkâr makamından sorunların çözülmesi istenir. Artık o makamın da bilgeliğidir, hizmet aşkıdır, devlet adamlığıdır. Bilge zorları çözer, insanlara mutluluk, dünyaya ışık verir. Alevilik lafla olmaz. Hakiki bir Alevi ne inancını kullanır, ne onu paraya çevirir.


Çakma Aleviler ne yapıyor?


Biz onları kendimizden saymayız zaten. Şimdi mesela çok sağcı, dindar, ben diyor Aleviyim. Vakıf kuruyorum, dernek kuruyorum diyor, şunu yapıyorum diyor. Biz biliyoruz ki öteden beri milliyetçiydi. Ona itibar etmiyoruz biz.


Yani Alevi sosyal demokrat olacak ille. Peki kim bunlar?


İsimleri lazım değil. Gerçek inancı olan insanlar bu gibileri bilirler.



NURİYE AKMAN/ZAMAN

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler