YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Tahran’ın yolu, Ankara’dan geçiyor
Tahran’ın yolu, Ankara’dan geçiyor
Tahran’ın yolu, Ankara’dan geçiyor
30 Haziran 2008 / 10:00 Güncelleme: 30 Haziran 2008 / 00:00

O zaman hemen soralım: “Ankara’da neler oluyor?” El cevap: “Yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor” Peki, niçin? İşte, bütün sır burada


Merak uyandıran aslında herkesin farkında olduğu bütün bu soruların cevaplarını derleyen Dr. Mehmet Seyfettin Erol'dan müthiş iddialar....


Ankara'da "Hiza" Çalışmaları mı?


Ankara’da şantiye çalışmaları olanca hızıyla devam ediyor. Nereye baksanız her taraf delik deşik…


İlginçtir, son çalışmalardan biri de yol genişletme gerekçesiyle Genelkurmay, ATASE, Deniz Kuvvetleri ve silahlı kuvvetlerin diğer merkez binalarının bulunduğu hat ile meclis arasında dikmene doğru uzanan yol için yapıldı.


Yol eskisine göre biraz daha genişledi ve böylece bu güzergâh üzerindeki trafik de biraz daha rahatlamış oldu.


Yol rahatladı ama yolu kullananlar açıkçası hiç de rahat değil…


Ankara son dönemde alışılmışın dışında derin bir sessizliğe bürünmüş durumda. Bu sessizlik açıkçası sinir bozucu cinsten ama ilginçtir herkes sinir uçlarının bir tarafından tutmuş bekliyor…


Diğer taraftan, derinden derinden bir takım çalışmaların da yürütüldüğünden herkes emin. Ama bu seferki şantiye çalışmalarının adresi Büyükşehir mi, işte ondan kimse ne hikmettir emin olamıyor…


Ankara yeniden yapılandırılmaya çalışılıyor, ya da birileri mevcut “milli şantiye” ortamını bozup, bir kenarlara “beyazkondu” dikmek istiyorlar, eski alışkanlıklarının bir gereği olarak… Ama unutulan bir şey var, bu şantiyenin sahibi görünürdeki müteahhit değil…


Müteahhitler gelip geçer, aynen trenlerin gelip geçtiği gibi…


Mevzu geniş, o yüzden kestirmeden meseleye girmekte fayda var!


O zaman hemen soralım: “Ankara’da neler oluyor?”


El cevap: “Yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor”


Peki, niçin?


İşte, bütün sır burada…


Bunun iç ve dış politika bağlamında birçok nedeni var. En temelinde ise milli irade ve bağımsız-güçlü Türkiye arayışlarının önüne geçmek yer alıyor…


Gerisi ise koskoca bir teferruat…


Türkiye böyle bir süreci açıkçası bekliyordu ama bu kadar da erken değil… Sürpriz olan da bu oldu zaten.


Peki, bu operasyon neden bu kadar erkene alındı?


Bunun görünürdeki nedeni, çok büyük bir olasılıkla Washington’da İran mevzuunun gittikçe netlik kazanmasıyla ilintili…


Sam Amca muhtemelen İran’a dönük operasyon sürecinde düğmeye bastı ve bunun için de işi hiç şansa bırakmak istemiyor. (Kuzey Kore’yi bundan dolayı olsa gerek “şer defteri”nden sildi…)


Ankara’nın tavrı, Washington açısından İran operasyonunun başarısı/geleceği için çok büyük bir önem taşıyor…


Gerçi biz bu oyunu daha öncesinden, Irak’ın işgali sürecinde de görmüş ve hatta yaşamış idik. Anayasa kitabı havada uçuşmuş, borsa bir anda zıplamış, yabancı sermaye çil yavrusu gibi yurt dışına dağılmış, dolar “tavan” yapmıştı…


O dönemde Irak’ın işgaline direnç gösteren koalisyon hükümeti de tuzla buz olmuştu.


Kaderin bir cilvesi olsa gerek, Irak’ın işgali öncesi tuzla buz olmuş o koalisyon hükümetinin yerini almış olan bu hükümet de benzer bir akıbete doğru sürüklenmeye çalışılıyor…


Mevcut iktidar adeta yeni bir işgal öncesi koltuğu birilerine devretmeye zorlanıyor ve bunun için de Ankara’da “derin operasyon” halen devam ediyor.


ABD, aynen Irak işgali öncesinde olduğu gibi, İran konusunda da Ankara’da bildik operasyonlarından birini yürütüyor.


Operasyonun hedefi net: İran’a yönelik Türkiye’nin belirsiz, hatta ABD çıkarları ile çelişen görüntüsünü düzeltmek, Ankara’yı kendince “hizaya” getirmek…


Bunun somut göstergeleri ise Ankara’da Washington’a doğru dönmeye başlayan ibre ve bu kapsamda Irak’tan, İsrail’e kadar uzanan hatta rahatlıkla görülebiliyor.


Türkiye’nin Suriye ve İsrail arasında son dönemde oynadığı arabuluculuk rolü bile birçok hususa açıklık getiriyor. Bu arabuluculukta Hizbullah’ın ve İran’ın pazarlık unsuru olarak masaya yatırılması ise, hiç kuşkusuz Tahran yönetiminin dikkatlerinden kaçmıyor.


İran, Türkiye’nin Suriye ve İsrail arasındaki arabulucu rolünden endişeli, hatta hiç de memnun olmuşa benzemiyor, ama bir şey de diyemiyor.


İran’ın korkusunu Suriye’yi ve Suriye üzerinden Hizbullah’ı kaybetmek oluşturuyor. Fakat asıl korkusu Türkiye’yi kaybetmek hatta onu karşısına almak...


O zaman yukarıdaki sorumuzu tekrar soralım: “Ankara’da neler oluyor?”


El cevap: “Yeniden dizayn edilmeye çalışılıyor”


Peki, niçin?


Çünkü Tahran’ın yolu, Ankara’dan geçiyor…

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler