YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Suriye’de değişim süreci ve Türkiye-Suriye ilişkil
Suriye’de değişim süreci ve Türkiye-Suriye ilişkil
Suriye’de değişim süreci ve Türkiye-Suriye ilişkil
16 Mayıs 2008 / 17:50 Güncelleme: 16 Mayıs 2008 / 00:00

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne Suriye ile ilişkilerimiz hep sancılı oldu. Suriye tarafında “Osmanlı bizi sömürdü” propagandasıyla kitleler Türkiye’den soğutulmaya çalışılırken, Türkiye tarafında ise “Araplar, Osmanlı’yı arkadan vurdu” iddiasıyla Arap düşmanlığı körüklendi. Yıllarca bu kısır döngü içerisinde inşa eden psikolojik duvarlar ardında başkalarının bize biçtiği kalıplarla birbirimizi kategorize ettik. Ama 2000’den bu yana Suriye-Türkiye ilişkileri baş döndürücü bir şekilde iyileşme göstermekte. İki devlet tek delegasyon seviyesine ilişiklerini çıkaran iki ülke bölgede yeni bir birliğin nüvesi olabilir mi? Suriye Büyükelçiliği Siyasi İşler ve Basın Müşaviri Dr. Velid Rıdvan ve Gazeteci-Yazar Hakan Albayrak’ın katıldığı Sınır Ötesi’nde bu sorunun cevabı arandı.


Yapımcılığını ve sunuculuğunu Dr. Mehmet Seyfettin Erol’un yaptığı Sınır Ötesi’nde katılımcılar şu çarpıcı tespitlerde bulundular:


İSLAM BİRLİĞİ'NİN NÜVESİ OLARAK TÜRKİYE


“Türkiye'nin 1 numaralı gündem maddesi Suriye ile birleşmek olmalıydı. Ne hazindir ki bunu söylediğimizde bazı şuurlu kardeşlerimiz bile müstehzi bir yüz ifadesi takınıyorlar; olur muymuş öyle şey? Özgürlük, özgürlük deyip duruyoruz; önce beyinlerimizi ve yüreklerimizi özgürleştirelim. Emperyalistler tarafından çizilen suni sınırı beyinlerimize ve yüreklerimize kabul ettirmekten utanmıyor muyuz? Suriye halkıyla dinimiz, coğrafyamız, tarihimiz, medeniyetimiz, çarşımız, mutfağımız, neşemiz, kederimiz, ümidimiz ve korkumuz bir; üstelik kanımız birbirine karışmış, akraba olmuşuz; bütün bunları tali şeyler olarak göreceğiz de emperyalistlerin çizdiği suni sınırı esas kabul edeceğiz, öyle mi? 1096'dan beri çatışma halinde olduğumuz Avrupalılarla birleşmeyi akımız alıyor, ama 9. yüzyıl itibarı ile yoldaş olduğumuz ve 11. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar stratejik bir işbirliği sergilediğimiz, aynı halifelerin bayrakları altında barış ve huzur içinde beraber yaşadığımız Suriyelilerle yeniden birleşmeyi aklımız almıyor. Bu nasıl akıl? Yüzyıllar boyunca birbirini boğazlayan ve bugün dahi birbirlerini günahları kadar sevmeyen Fransızlar’la-Almanlar’ın nasıl birleştiğini göre göre 1100 yıl boyunca bir yüreğin iki yarısı olmuş olan Anadolu ve Suriye halklarının birleşemeyeceğini öne sürmek hangi mantığa sığar? Anadolu, Suriye’nin tabi uzantısıdır. Suriye de Anadolu’nun tabi uzantısıdır. Biz tek ülkeyiz, öyleydik, yine öyle olmalıyız.” (İslam Birliği'nin Nüvesi Olarak Türkiye-Suriye Birliği, Hakan Albayrak,Vadi Yayınları )


EN KOLAY BİRLEŞEBİLECEĞİMİZ ÜLKE SURİYE



  • İslam birliğinin nüvesi olarak neden Suriye-Türkiye birliğini öneriyorsunuz?

Hakan Albayrak: Bir yerden başlamak lazım. 1950 senesinde dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Robert Shuman bütün dünya basının önünde okuduğu deklarasyonda, “Avrupa’da artık savaşın olmaması için ve Avrupalılar’ın müşterek kalkınması için Avrupa çapında bir federasyonun kurulması lazım. Bu federasyonun nüvesini Fransa-Almanya entegrasyonu olmalı. Uzun vadede hedef bütün Avrupa ülkelerinin birleşmesi olsa da ilk yıllarda bütün muameleler Fransa ve Almanya arasında olacaktır” demiştir. Shuman’ın belirttiği üzere bir çekirdek olmadan, bir birliğin oluşması mümkün değil.


Peki, neden Suriye? Çünkü en kolay birleşebileceğimiz ülke Suriye… Aynı zamanda potansiyel olarak en büyük sorunlarımızın olduğu ülke de Suriye… Asla anlaşamayacağı varsayılan iki ülke birleştiği zaman sağlam bir birlik oluşur. O yüzden Hollanda-Belçika değil, Almanya-Fransa AB’nin çekirdeği oluyor. Çünkü aralarında başka bir yere taşımayacakları bir sorun var. O sorun da Alsas-Loren’dir. Bizde ise Hatay ve Dicle-Fırat’tır. Dilce-Fırat suları ya bizi birleştirir, ya savaştırır. Dolayısıyla aralarında taşınmaz sorunları olan ülkeler, hazır elverişli hükümetler varken entegrasyona hız vererek bu sorunları çözmeliler. Türkiye ve Suriye derken hicap duyuyorum. Çünkü araya bir “ve” konulabilecek iki ayrı ülke değil Türkiye-Suriye…


İSLAM ÜLKELERİ OLARAK ASLA AYRILMADIK



  • Türkiye ve Suriye neden birleşmeli?

Albayrak: Türkiye ve Suriye neden ayrı? Biz mi ayırdık? Sınırları biz mi çizdik? Şam’ın Türkiye için ne anlam ifade ettiğini gözler önüne sermek için ufak bir gezintiye çıkalım. Uluslararası Şam Oteli’nden çıkıp 10 dakika yürüdüğünüzde Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Süleymaniye Camisi’ne geliyorsunuz. Caminin bahçesinde başta Vahdettin Han olmak üzere Osmanlı Hanedanı mensuplarının kabirleri bulunuyor. Oradan 10 dakika yürüdüğünüzde Abdülhamit Han’ın yaptırdığı Hicaz Demiryolu İstasyonu’na varıyorsunuz. Oradan 10 dakika daha yürüyorsunuz I. Abdülhamit’in başlattığı, II. Abdülhamit’in bitirdiği Hamidiye Çarşısı’na geliyorsunuz. Çarşının içinde 10 dakika yürüyorsunuz, sağa döndüğünüzde VI. Raşid Halife diye anılan Nureddin Zengi’nin kabri vardır. Nureddin Zengi, önce bölük-pörçük Suriye’yi birleştiren, daha sonra ise Mısır ile Suriye’yi bütünleştiren ve sonunda Kudüs’e giden yolu açan büyük bir İslam kahramanıdır. Buradan 10 dakika yürüdüğünüzde Sultan Baybars’ın yaptırdığı kütüphanenin yanından geçerek Emevi Camii’ne varıyorsunuz. Caminin bitişiğinde aziz Kerbela şehitlerinin başlarının bulunduğu bölüme giriyorsunuz. Kerbela şehitleri hepimizin ortak değeri. Oradan çıkıyorsunuz Kudüs fatihi Selahaddin Eyyubi türbesine gidiyorsunuz. Şimdi siz bu ortak değerlerimizin bulunduğu ülkeye nasıl "yabancı ülke" diyebilirsiniz? Nureddin Mahmud Zengi, Türk; Baybars, Kıpçak Türk’ü; Selahaddin, Kürt… Bu isimlerin bulunduğu ülkeye nasıl yabancı ülke diyebilirsiniz?


“ARAPLAR BİZİ ARKADAN VURDU” DEMEK İNSAFSIZLIKTIR!



  • Peki “Araplar bizi arkadan vurdu” iddiası?

Albayrak: Hicaz’daki Şerif Hüseyin ve iki kabilenin ayaklanmasını “Araplar bizi arkadan vurdu” şeklinde değerlendirmek insafsızlık olur. Bağdat, Şam gibi Arapların güçlü başkentleri ayaklandı mı? Cemal Paşa’nın amansız zulmüne rağmen Şam ayaklanmamıştır. Osmanlı’nın bölgede bulunan ordusunun yarısı da zaten Araplar’dan müteşekkil idi. Yani varsa bir arkadan vurma, vurulanlar da Arap! Kanal Harekâtı’nda ilk vurulanlar Osmanlı sancağı altındaki Arap kardeşlerimiz olmuştur. Üç-beş tane Arap’ın İngilizler’le işbirliğini “Araplar bizi arkadan vurdu” şeklinde tanımlarsanız, o zaman şunu söylemem lazım, “Türkler de Osmanlı’yı arkadan vurmuştur”. Ankara Savaşı’nda Türkmen kabileleri Timur’la işbirliği yaparak Osmanlı’nın yenilgisinde büyük rol oynamışlardır.


1100 YILLIK KARDEŞLİĞİ İKİ YILDA YAŞANAN FİTNEYE KURBAN ETMEMELİ!



  • Suriyeliler’in Osmanlı’ya yaklaşımı nasıl?

Albayrak: Bir Türk gazetecisinin, “2000’den bu yana ilişkilerimiz çok iyi. Savaşın eşiğinden dönen iki ülkenin bu iyi ilişkileri hakkında neler söylemek istersiniz” sorusuna karşılık Beşir Esad, “Türk gazetecileri ilişkilerimizi 5 yıl önceden başlatmakla hata ediyorlar. Biz ilişkilerimizi 1100 yıl öncesinden başlatmazsak, beraber anlamlı bir şey yapamayız. İslam İmparatorluğunun ilk başkenti olan Şam ile son başkenti İstanbul ile bağ kurmak istiyorum” der. Esad’in bahsettiği 1100 yıllık kardeşliği 1915-1917 arasındaki iki yılda yaşanan fitnelere kurban etmek insafsızlıktır.


HZ. PEYGAMBER’İN KURDUĞU DEVLETLE, OSMANLI AYNI DEVLETTİR!


30 Ekim 1918 yılı Hz. Peygamber’in ölümünden sonra İslam dünyasının gördüğü en acı gündür. Arap aleminde Velid Rıdvan gibi aydınlar, Hz. Peygamber’in kurduğu devletle, 30 Ekim 1918 Mondros’ta düşmana teslim edilen devletin aynı devlet olduğunu söylerler. 1918’de bütün bir İslam coğrafyası –Afganistan’daki uyduruk hanlık hariç- işgal altındadır. Türkiye’nin ittifak kurabileceği bir devlet yoktur. Suriye’de çok zayıf bir direniş vardır. Osmanlı subayı olan Yusuf El-Azma düşman Fransızlar’ı durdurmak için canla-başla öleceğini bile-bile savaşıyor. “Savaşmadan Suriye’yi teslim ettiler” demesinler diye, gelecek kuşaklar onurlu olsun diye şehit oluncaya kadar savaşıyorlar.



  • Başka ülkelerin aramıza koyduğu sınırlar neden düşmanlıkların sebebi oldu?

Albayrak: 1945’te Almanya işgale uğruyor. İşgalci kuvvetler Almanya’yı batı ve doğu olmak üzere Berlin duvarı ile ikiye ayırıyor. Bu duvar 1989 yılında nasıl yıkılabildi? Çünkü doğuda ve batıda kalan Almanlar asla ayrılığı yüreklerine sindirmediler. Zihinlerine kabul ettirmediler. Birlik şuurunu sürekli ayakta tutabildikleri için o duvar yıkılabilmiştir. Fransızlar’ın Suriye ile aramıza, İngilizlerin Irak ile aramıza çizdikleri sınırları içimize sindirdiğimiz için hala bu psikolojik duvarları aşamıyoruz.


SURİYELİ HER AİLENİN ÇANAKKALE’DE BİR YAKINI ŞEHİT DÜŞTÜ



  • Türkiye-Suriye arasındaki ilişkileri nasıl buluyorsunuz?

Velid Rıdvan: Hakan Bey’in belirttiği üzere Türk-Arap ilişkisi 1100 sene önce başladı. I. Dünya Savaşı’nda en önemli savaş Çanakkale Savaşı’dır. Bu cephede komutanlık yapan Mustafa Kemal Atatürk’ün birliğinin yarısından fazlası Araplar’dan müteşekkildi. Bunların çoğu da Şam’dandı. Benim büyük dedem de bu birliğin arasında. Suriye’de her ailenin Çanakkale’de şehit düşmüş yakınları vardır. Fransız işgaline karşı mücadele eden Suriye’deki komutanlara silahlar Türkiye üzerinden geliyordu. Bu iki örnekte de görüldüğü üzere iki halk arasındaki ilişkiler hiçbir zaman kesilmedi.


SURİYE İLE YAKINLAŞMAYI İÇLERİNE SİNDİREMEYENLER HAİNDİR



  • “Geçmişte PKK’yı himaye eden bir Suriye’nin yaptıklarını unutup nasıl dost olabiliriz” vb söylemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Albayrak: Bu mantıktan hareketle Türkiye’nin yeryüzünde dostluk yapabileceği kaç ülke var? Türkiye’ye gelen Kraliçe II. Elizabeth’e kimse çıkıp, “Daha dün İstanbul’u işgal eden, İngiliz’lerin bu ülkede ne işi var?” dedi mi? 1000 yıldır savaştığımız Avrupalılar ile birleşmeyi akılları alıp ta son yıllardaki bir fitne yüzünden Suriye ile bu yakınlaşmayı içlerine sindiremeyenler haindir! Bu toprakların yabancısıdır.



  • Suriye geçmişte PKK’yı neden himaye etti?

Albayrak: Bunun evveliyatı var. Bir İngiltere ve İsrail projesi olan Bağdat Paktına katılmak istemeyen Suriye’yi zamanın Türkiye Başbakanı Adnan Menderes, “İki tümenle Suriye’ye girer yerle bir ederim” sözüyle tehdit etmişti. Suriye, İsrail ile savaşırken Türkiye, İsrail ile işbirliği yapıyordu. Bu sebeplerden ötürü bir güvensizlik vardı. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Dicle ve Fırat’ın kaynağı Türkiye’dedir. Dolayısıyla bu kaynakların bütün tasarruf hakkı Türkiye’dedir” demişti. Şimdi siz bu sözü ettikten sonra isterseniz Suriye’ye deyin ki, “Ben sana suyun yüzde 90’ını vereceğim” yine size düşmanlık besleyecektir. Çünkü siz prensipte bir gün Suriye bu sudan pay vermeme hakkını kendinizde haiz gördüğünüz beyan etmiş oluyorsunuz. Dolayısıyla Suriye, PKK üzerinden Türkiye ile oynamıştır. Bunlar geçmişte kalan fitne olaylarıdır. Elhamdülillah bugün bunları aştık. Bunları bu saatten sonra konuşmak anlamsız bir şeydir. Geçmişte yaşanan bir takım sıkıntılardan dolayı bir ülkeyle yakınlık ve diyalog kurulmayacaksa Türkiye hiçbir ülke ile bir araya gelemez.


EN KATI ARAP MİLLİYETÇİLERİ BİLE GALATASARAY’IN ZAFERİNİ TEKBİRLE KUTLADI



  • Bu düşmanlık bilgisizlikten kaynaklanıyor olabilir mi?

Albayrak: Farz edelim ki Suriye bizim kardeşimiz değildi. Ortak bir geçmişimiz de yok. Normal bir insan, ortalama bir zeka eskiden sorunlu olduğumuz bir ülke ile bugün sorunsuz olmamıza sevinmez mi? Bugün Suriye ile aramızda Fırat suyu dahil su sızmıyor. Eski Osmanlı coğrafyası olarak biz hiçbir zaman ayrılmadık. Aramızdaki sunî sınırlar bir tarafa bizim psikolojik beraberliğimiz, metafizik dayanışmamız asla kesilmedi. “Türkler, Araplar’ı sömürdü; Araplar, Türkler’i arkadan vurdu” şeklinde yapılan propagandalara inananlar dahil herkes birbirine kalpten bağlıdır. Düşünün Fransız A Milli Futbol Takımı, Cezayir’i yeniyor. Bu hiçbir Alman’ı ilgilendirmez. Hiçbir İtalyan’ı bu sevindirmez. Ama Galatasaray, Avrupa takımlarını yendiği zaman Şam’da bayram olmuştur. Halep’te bayram olmuştur. Suriye’nin her yerinde sevinçle karşılanmıştır. “Türkler bizleri sömürdü” diyen Baasçılar ve Arap milliyetçiler refleks olarak birden Türkiye’nin bu futbol zaferi karşısında tekbir getirmişlerdir. Demek ki aslında bilinçaltında biz birbirimizi seviyoruz. Asla birbirimizden nefret etmedik.


BEŞİR ESAD: OSMANLI ORTAK DEVLETİMİZDİR



  • Türkiye ile yakınlaşmak için Suriye neler yapıyor?

Albayrak: Suriye yakın zamana kadar Fransızların hazırladığı Osmanlı tarihini ders kitabı olarak okullarında okutuyordu. 2006’da Suriye hükümeti bir karar aldı. Bundan sonra bu kitapları ders olarak okutmayacaklarını, tüm ders kitaplarındaki Osmanlı bahsi geçen yerlerin başında Halid Eren hocanın bulunduğu bir heyet tarafından yeniden yazılacağını söylediler. Bu çok önemli. Bütün bir söylem ve paradigma değişiyor. Arap şovenizminin son kalesi olarak görülen Suriye Baas Partisinin lideri Beşir Esad, “Osmanlı ortak devletimizdir” dedi. KKTC Turizm Bakanı deniz yoluyla Suriye’nin Lazkiye şehrine gitmiştir. Bu bir nevi tanımadır. Basın bırakın övmeyi, olanı-biteni yazsa bu önyargılar değişir. İsrail bir jest yapsa, Hürriyet’te bu sürmanşet olur. Suriye, KKTC, Irak siyaseti ve daha birçok konuda mütemadiyen jest yapıyor ama basın bunları görmezden geliyor.


HİÇBİR ULUS DEVLET TEK BAŞINA KÜRESELLEŞME KARŞISINDA DURAMAZ



  • Bölgede neden bir birliğe ihtiyaç var?

Albayrak: Emperyalizmin dolayısıyla kapitalizmin küreselleştiği bir dünyada hiçbir ulus devlet tek başına bu küresel meydan okuma karşısında duramaz. Fransa, Almanya ile birleşmezsem geleceğim tehdit altında diyor. Bu ülkeler bile birlik arayışı içinde iken bizim gibi ülkelerin tek başına kalmaları kurtuluş için yeterli değil. “Ülkeler birleşsin” derken kimse korkmasın. Bayrağımıza, marşımıza ve sınırlarımıza bir şey olmayacak. Biz Avrupa Birliği tarzı bir bütünleşmeden bahsediyoruz. İslam dünyasının merkezi Ortadoğu, buranın merkezi ise Dicle-Fırat havzasıdır. Bugün Türkiye-Suriye-Irak dediğimiz bölgedir. Dr. Rıdvan’ın deyimiyle İslam dünyasının belkemiği Araplar, Türkler ve Kürtler’dir. Ben buna Farsları da dâhil ediyorum. Bu belkemiği sağlam olursa bütün İslam dünyası geleceğe umutla bakabilir.


KKTC’YE DENİZ HATTI BULUNAN TEK ÜLKE SURİYE



  • Suriye olarak Türkiye’ye hangi kolaylıkları sağlıyorsunuz?

Rıdvan: Osmanlı için milyonlarca Arap şehit düştü. Milyonlarca Türk, Arap alemini savunmak için şehit oldu. Buna karşılık Türkiye’yi kaç Fransız ve Amerikan savundu? Türkiye’nin AB’ye girme arzusu herkes tarafından bilinmektedir. AB’nin KKTC’ye karşı menfi tutumunu her Türk bilir. Suriye, Lazkiye üzerinden KKTC’ye deniz hattı bulunan tek ülke. Başbakan Tayyip Erdoğan kısa süre önce Suriye’yi ziyaret ettiğinde Beşir Esad’tan Asi nehrine dair taleplerde bulunmuştu. Bilindiği üzere Suriye su sıkıntısı çeken bir ülke. Buna rağmen Beşir Esad gerekli direktifleri vererek Asi suyunun Türkiye’ye bırakılmasına izin verdi. Ayrıca Türk işadamlarının Suriye’de karşılaştıkları sorunları çözmek için Türk ve Suriyeliler’den bir konsey oluşturuldu.




  • “Hatay’ı sınırları içinde gösteren, Türkiye’ye vize uygulayan ve PKK’yı barındırmaya devam eden bir Suriye ile nasıl yakınlaşabiliriz” iddiaları hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Albayrak: Hatay meselesinde şunu anlamak lazım, Hatay, Türkiye’ye aittir, biz böyle inanıyoruz. Ama Suriyeliler’i de anlamak lazım. Fransız manda idaresi Suriye’ye, “Hatay’ı ben kimseye vermeyeceğim” diye taahhütte bulunmuş. Fakat daha sonra Fransa, Hatay’da referandumu kabul edip, Türkiye’ye katılmasının önünü açarak Suriye’ye kazık atmıştır. 2000 yılında Ahmet Necdet Sezer, Hafız Esad’ın cenaze törenine katıldıktan sonra Suriye-Türkiye ilişkilerinde çok hızlı bir iyileşme oldu. 2001 yılında Hatay konusunda Mehmet Ali Birand’ın sorularını cevaplayan dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Faruk El-Şara, “Suriye hükümeti olarak biz Türkiye ile aramızda yeni bir gerginliğe yol açacak söylem ve tavırlardan uzak durma azmindeyiz” demişti. Şimdi siz 80 senedir, “Hatay, Suriye’nindir” diyen bir hükümetin halkına dönüp “Biz sizi 80 senedir kandırıyoruz” demesini bekleyebilir misiniz? Her devletin bir haysiyeti, şerefi vardır. Türkiye ile Suriye arasında yapılan anlaşmaların birinde bulunan haritada Hatay, Türkiye sınırları içinde gösteriliyor. Ve bu anlaşmanın altında Suriye Cumhurbaşkanı, başbakanının imzaları var.


Suriye’nin koyduğu vize formalite düzeyindedir. Türkiye, AB’nin angajmanı yüzünden İran ve Suriye gibi ülkelere vize koymak zorunda kaldı. Uluslar arası ilişkilerde mütekabiliyet gereğince Türkiye, Suriye’ye vize koyunca o da koydu. Ama pratikte Suriye vize alımında bir zorluk çıkarmazken, Türk tarafında bu zorluklar sıklıkla yaşanıyor.



  • Karşılıklı iyi ilişkiler nasıl kalıcı kılınabilir?

Albayrak: Siz karşılıklı bağımlılık ilişkisini geliştirdiğiniz zaman isteseniz bile kavga edemezsiniz. Mesela Türkiye ile İran arasında yapılan doğal gaz anlaşmasına bakalım. İran, bu anlaşma doğrultusunda Türkiye’ye Güney Pars havzasındaki doğal gaz yataklarını ihalesiz veriyor. Çünkü Türkiye’nin oraya milyarlarca dolar yatırım yaparak çok ucuza doğal gaz çıkartacağını biliyor. Dolayısıyla Türkiye, yaptığı yatırımı korumak için hep İran’ın selametini isteyecek. Bunun karşılığında İran, Türkiye üzerinden Türkmenistan doğal gazını Avrupa’ya satacak ve çok para kazanacak. İran’da bu koridorun istikrarı için Türkiye’yi kollayacak. Karşılıklı bağımlılık için iktisadi işbirliği şart.



  • Suriye, Türk işadamlarına hangi kolaylıkları sağlıyor?

Rıdvan: Şu an Suriye’de bulunan Türk işadamları, Suriyeli işadamı muamelesi görmektedirler. 2004 yılında Türkiye ile yapılan serbest ticaret anlaşmasından sonra Türk işadamlarının Suriye’ye girişleri kolaylaşmıştır. Suriye’nin diğer Arap ülkeleriyle serbest ticaret dolaşımı anlaşmasından istifada edecek olan Türk işadamları bu ülkelere de açılabilecek.


YÜZYILDA BİR GELEN FIRSAT




  • Suriye-Türkiye yakınlaşmasına dair son sözleriniz?

Rıdvan: II. Abdülhamit'ten bu yana Türkiye ve Suriye'nin önünde yüzyılda bir gelecek bir fırsat duruyor. Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Esad bu imkanı çok iyi değerlendirerek yakınlaşmayı kökleştirmeliler. Bu imkanın boşa gitmesi durumunda telafisi çok zor olur.


KANALAHABER.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler