YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
RTÜK Başkanı'ndan evlilik programlarına eleştiri
RTÜK Başkanı'ndan evlilik programlarına eleştiri
05 Temmuz 2015 12:59
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun, üst kurulun yeni seçilecek başkan ve üyelerine ilişkin, "Meclis Başkanlığı eğer üye kontenjan dağılımını d'Hondt sistemine göre yaparsa, AK Parti'nin beş kontenjan sayısı korunmuş olunu

RTÜK Başkanlığı görevi 14 Temmuz'da sona erecek Dursun, 6 yıl boyunca yürüttüğü başkanlık göreviyle ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Dursun, görevdeyken yaptıkları en iyi uygulamanın, daha önceden çalışmaları başlatılan ancak dönemlerinde tamamlanarak bütünüyle değişen 6112 Sayılı RTÜK Kanunu'nun hayata geçirilmesi olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uygun olan yasayla, Türkiye'deki yayın hayatını AB standartlarına getirdiklerini dile getiren Dursun, AB ile tam üyelik müzakereleri sürecinde 35 fasıldan biri olan "Medya ve Bilgi Toplumu" faslının medya ayağının kriterlerini yerine getirmiş durumda olduklarını ifade etti.

Dursun, başkanlığı döneminde yapamadıkları ve Türkiye için elzem gördükleri uygulamanın ise frekans ihalesi olduğunu aktararak, yaklaşık 20 yıldır sürekli engellerle karşılaşılan bu konuda 2013'te ihaleye çıkarak yerel, ulusal ve bölgesel karasal yayın için televizyon kuruluşlarına frekans tahsislerini gerçekleştirdiklerini ancak bazı kuruluşların mahkeme gitmesi sonucu iptal kararlarının çıktığını hatırlattı.

Bu konuda henüz bir takvim açıklanmamasına rağmen yeni bir ihale çalışması içerisinde olduklarını ancak ileriki aylarda ihalenin yapılması gerektiğine dikkati çeken Dursun, şöyle konuştu:

"Çünkü bu yıl haziran dönemine kadar Türkiye'nin de içerisinde olduğu Avrupa blokundaki ülkelerde uluslararası sözleşmeler açısından sayısal yayına geçme mecburiyeti vardı. İhaleyi sadece frekans tahsisi için değil, sayısal yayıncılığa geçmek amacıyla yapmıştık. İhale yöntemiyle tahsis ettiğimiz frekanslardan yayın kuruluşları sayısal yayıncılığa geçeceklerdi ve artık analog yayından yayın yapmayacaklardı. Frekans tahsisi ve sayısal yayıncılığa geçiş artık Türkiye'nin önünde bir alternatif değil gerekli bir hizmet olarak görülüyor."

"DEVLETİN KENDİSİ DE 24 SAAT YEREL DİLDE YAYIN YAPIYOR"

Farklı dil ve lehçelerde yayının geçmiş dönemlerde Türkiye'nin gündeminde önemli bir sorun olarak yer aldığını vurgulayan Dursun, 6112 Sayılı Kanunun yasalaşmasından bu yana Kürtçe ve Zazaca ağırlıklı olmak zere 39 kuruluşa yerel dillerde yayın izninin verildiğini söyledi.
Yerel dillerdeki yayın sorununun artık Türkiye'nin gündeminden düştüğünü belirten Dursun, şöyle konuştu:

"Bir şey yasaksa insanlar ona ilişkin sürekli dileklerini ve taleplerini dile getirir. Bu sorun olarak algılanır. Yasağı kaldırdığınızda toplumun ilgisini de çekmez. 1980'lerde Kürtçe müzik klipleri yasaklanmıştı. Sürekli sorun oluyordu. Yasak kalktı, sorun kalmadı. Türkiye artık bunları geçti. Devletin kendisi de 24 saat yerel dilde yayın yapıyor. Son derece makul ve mantıklı. Bu ülkede Kürtçe konuşan insanlar, ana dili Kürtçe olan insanlar var. O vatandaşlar da netice itibarıyla kendi dilinde medyasının olmasını istiyor."

"EVLİLİK PROGRAMLARI DA ELEŞTİRDİĞİMİZ BİR ALAN"

Türkiye'de yayın hayatının renkli ve çoğulcu yapıya sahip olduğunu, hemen hemen her toplumsal kesimin, farklı siyasi eğilimlere sahip grupların kendisini ifade edebileceği mecranın olduğunu dile getiren Dursun, özellikle Türkiye'nin tanıtımına büyük katkısı olan dizi üretiminde çok başarılı yapımlara imza atıldığını, birçok dizinin yurtdışı pazarında talep gördüğüne dikkat çekti.
Davut Dursun, yayın kuruluşlarının programlarına niteliksel olarak bakıldığında ise belli kalitenin altında olan televizyonlar bulunduğunu anlatarak, şöyle dedi:

"Tema olarak eleştirilecek konular var. Reyting alsın, ilgi çeksin diye marjinal, ensest ilişkiler gibi şeyler ele alınıyor. Bu, toplumun değerlerini, ilkelerini olumsuz etkiliyor. Evlilik programları da eleştirdiğimiz bir alan ancak netice itibarıyla bu programlar izleniyor. Toplum bu tür şeylerden hoşlanıyor ve gün boyu izliyor. Evliliğin televizyon ekranlarında pazarlanması anlamına gelebilecek bir yöntem ahlaken kabul edilebilir değil. Evet reyting alıyor, izleniyor ama bir şeyin korunması gerekir. Toplumun o tür şeylere 'hayır' demesi lazım. Pek çok kişi eleştiriyor ama pek kişinin de hoşuna gidiyor, izliyor."

Dizilerin çok uzun olmasından şikayet eden Dursun, çocukların dizilerdeki şiddetten olumsuz etkilendiğini, herhangi bir sorun karşısında karşılıklı konuşma yerine, sıkıntıların çözümünün silah olduğuna yönelik bir algı oluşturulduğunu kaydetti.

Dursun, cinselliğin de ön plana çıkarılmaması gerektiğini dile getirerek, "Cinselliğin bu kadar sıradan bir şey haline getirilmemesi gerektiğini düşünüyorum" ifadesini kullandı.

EÇİM DÖNEMLERİNDE YAYIN KURULUŞLARI

Türkiye'nin son 15 ay içerisinde hem cumhurbaşkanlığı hem genel hem de yerel seçim geçirdiğini belirtenDursun, seçim dönemlerinde radyo ve televizyon yayınlarının Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) belirlediği ilkeler çerçevesinde RTÜK tarafından denetlendiğini ancak yayın ihlali görülmesi halinde RTÜK değil, YSK tarafından kuruluşlara müeyyide uygulandığı bilgisini paylaştı.

Bu kapsamda, geçen yılki yerel seçimlerde YSK ilke kararları doğrultusunda düzenlenen 198 değerlendirme raporunun 161'inde ihlal olduğunun tespit edildiğini, 113 rapor hakkında da müeyyide uygulanmasına karar verildiğini anımsatan Dursun, cumhurbaşkanlığı seçiminde ise düzenlenen 226 raporun 123'üne müeyyide uygulanmasına karar verildiğini, 7 Haziran genel seçimleriyle ilgili ise bugüne kadar 262 rapor hazırlandığını kaydetti.

Raporların içeriğinin genel olarak siyasi reklamlar, bazı yayın kuruluşlarının kamuoyu araştırmalarının künye bilgilerini açıklamaması ile seçime katılan siyasi parti ve adaylar arasında tarafsızlık ve doğruluk ilkeleri doğrultusunda hareket edilmemesi olduğunu ifade eden Dursun, "Yayın kuruluşunun, seçime katılan siyasi partiler ve adaylar arasında tarafsızlık ve doğruluk ilkelerinde hareketle fırsat eşitliği yaratması gerekir. Sadece bir siyasi parti veya aday değil, seçime giren parti ve adaylar arasında fırsat eşitliği uygulaması lazım. Israrlarımıza rağmen belli kuruluşlar belli partilere angaje oluyor, sadece o partinin mitinglerini yayınlıyor, o partinin adaylarını programa çıkarıyor. YSK kriterlerine göre, bu yanlı yayın oluyor" değerlendirmesinde bulundu.

YENİ RTÜK BAŞKANI SEÇİMİ

Dursun, bazı yayın organlarında geçen hafta istifa edeceği yönündeki iddialarla ilgili, 6 yılı başkanlık olmak üzere RTÜK'teki görevinin 14 Temmuz'da sona ereceğini belirtti.

7 Haziran seçimi sonuçlarının RTÜK'teki yapıyı da etkilediğini ifade eden Dursun, RTÜK Başkanı seçimiyle ilgili süreç hakkında ise başkanlık makamının herhangi bir nedenle boşalması halinde onun takibindeki ilk haftada kurul toplantısında gündemin ilk maddesinin başkanlık seçimi olduğunu kaydetti.

14 Temmuz'da görevinin dolmasının ardından yapılacak ilk toplantıda yeni başkanın seçilebileceğini, çünkü toplantı için beş üyenin bulunmasının yeterli olduğunu dile getiren Dursun, Üst Kurul'daki 9 üyeden üçünün görevinin 14 Temmuz'da biteceğini, geriye altı üyenin kalacağını söyledi.
Dursun, prosedür gereği Meclis'in görev süresi biten üyeler yerine yeni üyeler seçmesi gerektiğini, bu kapsamda aslında üye seçiminin mayıs ayında yapılması gerektiğini, bununla ilgili Meclis'e gerekli bilginin verildiğini ancak seçim nedeniyle Meclis'in o dönem tatile girdiğini anlattı.
Yeni Meclis'in Başkan seçmesinin ardından bu hafta içerisinde başkanlık divanı seçimi yapacağını tahmin ettiğini dile getiren Dursun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Divan oluşunca eğer Meclis tatile girmez ise o zaman görevi biten üç üyenin yerine yeni üyeler seçilecek. Üç üyenin hangi parti kontenjanından seçileceğine başkanlık karar verecek. Başkan, ilgili siyasi partilerin gruplarına yeni üç üye için iki misli aday önermesini isteyecek. Partilerin, Meclis Başkanlığı'na önerdikleri adaylar Resmi Gazete'de yayımlanacak. Bunun akabinde 10 gün içerisinde seçim yapılması gerekiyor. Yeni Meclis Başkanı'nın bu süreci işletmesi gerekiyor. Görev süremi doldurduğum haftanın takibinde başkanlık süreci yetişebilir. Meclis tatile girmezse yetişebilir. Meclis tatile girerse orada bir sorun doğabilir. Konuyu Meclis Başkanı'na izah ettim. Meclis tatile girerse yeni üyelerin seçimi yapılamayacak demektir. Sonbaharda veya yeni hükümet güvenoyu alması için toplanırsa o zaman yeni üyeler seçilebilir."

Dursun, görevi bırakmasının ardından geriye kalan 6 üyenin en yaşlısının başkanlığında Üst Kurul'un toplanabileceğini söyleyerek, şunları kaydetti:

"6 üye başkan seçebilir de seçemeyebilir de. Bu süreçte biraz sıkıntı yaşanabilir. Eğer Meclis üç üyenin yerine yeni kontenjanları belirlerken 'en yüksek artık' yöntemine göre üye belirleyecekse o zaman AK Parti'nin üye sayısı 5'ten 4'e düşüyor. AK Parti'nin kaybettiği bu bir kontenjan ya MHP'ye ya HDP'ye geçiyor. O da ayrı sorun, hangisine verilecek. Kimi kura, kimisi ise alınan oy miktarı diyor. Bu konuda Meclis Başkanlığı'nca hukukçulara çalışma yaptırılıyor.

1961'den bu yana milletvekili seçiminde, seçim bölgelerinde sandalye dağılımları en yüksek ortalama veya d'Hondt sistemi denilen sistemle yapılıyor. Seçim Kanunu'nda bu açık. Meclis Başkanlığı eğer üye kontenjan dağılımını d'Hondt sistemine göre yaparsa, AK Parti'nin beş kontenjan sayısı korunmuş oluyor. Meclis Başkanlığı bunu yapabilir. AK Parti, yine 5'i koruyacağı için aralarında başkan çıkarma imkanı olabiliyor ama böyle olmazsa bile üyelerin aralarında başkan çıkarmakta fazla sıkıntı yaşamayacaklarını düşünüyorum."

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler