YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Roketi atan asker olunca muhalif dilleriniz tutuluveriyor"
"Baykallar, o Bahçeliler, küçük bir kızın ölümü karşısında "benim insanım," diye bağırmadığında bu ülke bölünür."
"Roketi atan asker olunca muhalif dilleriniz tutuluveriyor"
02 Ekim 2009 / 10:33 Güncelleme: 02 Ekim 2009 / 12:14

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 2 gün önce koyun otlatırken havan mermisiyle vurulan 14 yaşındaki Ceylan Önkol’un dramı yürekleri parçaladı. Ceylan'ın minik bedeni havan mermesi ile paramparça oldu. Olay yerine gelmesi beklenen savcı ise "can güvenliği"ni gerekçe göstererek yerine, eline kamera tutuşturduğu imamı gönderdi.

Taraf Gazetesi yazarı Ahmet Altan, Diyarbakır'da havan mermisinin küçük bedenini parçaladığı Ceylan'ın dramını yazdı.

İşte Altan'ın yazısı...

 Küçük kız

Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır.

Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz.

Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke.

Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.

Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz.

Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey.

“Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması.

Bu kadar basit işte.

O kızın ölmemesi açılım.

Buna karşı mısınız?

Bunun içini boş mu buluyorsunuz?

Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu.

Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor.

Başbakan, o roketin bir askerî birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.

Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay.

Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz.

Nedir bu sessizliğiniz?

Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu?

Zor değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?

“Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter.

Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay.

Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular.

Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun.

Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?

Susuyorlar.

Ceylanın vurulması bize Türkiye’deki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte.

Susan sadece onlar mı?

Neredeyse bütün Türkiye susuyor.

Şu medyaya bakın.

Bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik Allahım.

Bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa?

Onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık.

Bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz.

Bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor?

Hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?

Bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...

Bunlar iki grup falan değil.

Bunlar tek grup.

Öyle ortak bir sessizlikleri var ki...

Hele o muhalif geçinenler...

Ne oldu muhalefetinize?

Bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz?

Hükümet “iyi bir şey” yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu “sessizliğine” muhalefet etsenize.

Olmuyor değil mi?

Roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor.

Ceylan’ın annesi, “kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım” diyor.

Hiç mi içiniz acımıyor sizin?

Hiç mi vicdanınız yok?

Bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?

Yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, “bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın” dese, ne diyeceksiniz?

Çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz?

Hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?

Üç askerî karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz?

Her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?

“Anne bana makarna pişirsene” dedikten sonra bir kız paramparça oldu.

İstediğiniz kadar susun.

O ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.

Siz sustukça o bağıracak.

Siz sustukça o bağıracak.

Ta ki siz de bağırana kadar.

 

BAŞSAVCI YAZILI AÇIKLAMA YAPTI

Öte yandan basında yer alan haberler üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak olayla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, patlama sonucu ölen Ceylan Önkol olayıyla ilgili bir savcı ile iki patlayıcı uzmanının, olay yerinde keşif yaptığını bildirdi.
        

Başsavcı Kavak yaptığı yazılı açıklamada, 28 Eylül 2009 günü Lice'nin Şenlik köyü Paşaçiya mezrasında meydana gelen patlamada Ceylan Önkol'un (12) yaşamını yitirdiğini hatırlattı. Patlamanın meydana geldiği yerde otopsi işlemlerinin Lice Cumhuriyet Savıcısı tarafından, doktor refakatinde, aynı gün olay yerine en yakın kurum olan Abalı Jandarma Karakol Komutanlığında yapıldığı bildirilen açıklamada, şunlara yer verildi:
 

''Teröre müzahir bölge olan olay yerinde gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra dün Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünde görevli iki patlayıcı madde uzmanıyla birlikte mahallinde keşif yapılmıştır.
        

Yapılan keşif ve inceleme sonucunda; olay yerinde elde edilen patlayıcı maddeye ait parçalar ile diğer materyaller ve otopsi sırasında maktulün bedeni üzerinde elde edilen patlayıcı maddeye ait parçalar ile diğer materyaller incelenip, rapor düzenlenmesi için keşifte hazır bulunan patlayıcı madde uzmanlarına teslim edilmiş olup, rapor sonucu beklenmektedir. Soruşturma Lice Cumhuriyet Başsavcılığınca çok yönlü olarak yürütülmekte olup, ayrıca Cumhuriyet başsavcılığımızca da yakından takip edilmektedir.''
 

 

 


 

ağlarcasına yazmak yazarcasına ağlamak halimize
 // özgür ceyran
hani taş verdırya bazen gedik arar harbiden bugüne kadar bulunan gediklerin en büyüğüne en büyük taşını koymuşsun üstat.ve susanlar kalsınlar o gediğin içinde ve suşlular kadar suçludur susanlarda ......sıra geldi susanlara sustukları için yıllarca boşa bağırmadı insanlar susma sustukça sıra sana gelecek diye...
08 Ekim 2009 22:00
bu adam ne diyor
 // bilgehan demirci
Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlerimize uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz......
03 Ekim 2009 00:18
derdin ne
 // şahin kılıç
birileri suç işleyince sen hemen ülke bölünmesini dillendiriyorsun. neye ve kime hizmet ettiğin belli olmuyormu....
02 Ekim 2009 14:05
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler