YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Radyoculuk benim tutkum"
Radyo A Genel Yayın Yönetmeni Naim Menemen, başarılı yayın hayatını özel bir röportaj ile dinleyenleri ile paylaştı.
"Radyoculuk benim tutkum"
25 Kasım 2014 / 17:10 Güncelleme: 25 Kasım 2014 / 19:41

Ankara’da yayın yapan Radyo A Genel Yayın Yönetmeni Naim Menemen ile gerçekleşen röportaj:

Özcan BEYLAN : Naim Bey kendinizi tanıtır mısınız? Radyo A’daki genel yayın yönetmenliği koltuğuna gelene kadar hangi kurumlarda hangi görevlerde yer aldınız? Radyoculuk dalındaki çalışmalarınızdan da kısaca bahseder misiniz?

Naim MENEMEN : Hayata tutkuyla bakan insanlardanım… Benim için hayatta önce “tutkularım” gelir… Radyoculuk da benim en önemli tutkularımdan… Hayat yolunu yarıladığım bu yıllarda dönüp geriye baktığım zaman yaptığım işlerden benim için en önemlisinin radyoculuk olduğunu düşünüyorum.

Radyo A’daki görevimden önce de, daha çok yayın dünyasında çalıştım. Mesleğe 1994 yılında Dünya Radyo’da başladım. Radyoda yaptığım ilk programı unutamam… O dönem “Mihriban” türküsü çok meşhurdu. Hem türkünün hem de şiiri yazan rahmetli Abdurrahim Karakoç’un hayranıydım. Ancak herkes türküden bahsederken güftenin Musa Eroğlu’na ait olduğunu düşünüyordu. Bu çok ağırıma gitti. Ben de “Kalemiyle Yaşayanlar” isimli bir program yapmaya karar verdim. Başta Abdurrahim Karakoç olmak üzere Türk edebiyatına önemli katkılar sağlamış; ancak gerekli değeri bulamamış pek çok sanatçıyı gündeme getirmeye çalıştım.

Bir süre ilgiyle dinlenen bu programın ardından, “Gecelemece” adında müzik-sohbet programı ve yarışma programları yaptım. 1995 yılında yaptığım önemli programlardan biri de “Dostlarla Doksan Dakika” isimli müzik eğlence programıydı. Programın konukları genellikle müzik, sinema, spor camiasından kişilerdi. Ankara’da yerel yayın yapan radyo olmamıza rağmen, özellikle İstanbul’dan bizim için dönemin en meşhur sanatçıları, sporcuları günübirlik Ankara gelirlerdi. Bizlerde onları ağırlar, programa konuk eder, hediyeler verir aynı gün tekrar İstanbul’a yolcu ederdik. Bu program sanatçıların radyolara, sevenlerine yaklaşımı açısından önemli bir referanstı. Şimdiki sanatçıların tutumlarını ve bakış açılarının yorumlarını sizlere bırakıyorum!

1997 yılının Mayıs ayında Radyo Ses’te yayın yönetmeni olarak çalışmaya başladım. Orada çok değerli yayıncı ve sanatçıyla tanışma fırsatını buldum… Bu da ileride, onlar adına yapacağım klip çekimleri için bir başlangıç oldu. Daha sonra birkaç dizi projesinde yer aldım.

Bu arada radyodan ayrılışımdan da bahsetmek istiyorum. Çünkü bizim o zamanlar yayıncılığa bakış açımızı çok güzel yansıtıyor. Bir arkadaşım haksız yere işten çıkarılmıştı. Buna tepki olarak ben de görevimden istifa ettim. Şimdi pek çok kişi, bunun beyhude bir kahramanlık olduğunu söyler. Çünkü bugünlerde insanlar, bir yerlere gelmek için birbirinin ayağını kaydırmaktan çekinmiyor… O dönemde ise arkadaşımız için rahatlıkla çok sevdiğimiz yayıncılık işini bile terk edebiliyorduk!

Radyodan bu şekilde ayrılışımdan sonra, Dünya Radyo’ya müzik direktörü olarak geri döndüm ve bu şekilde ulusal radyo yayıncılık hayatımda başlamış oldu 1999 Yılında. Aynı zamanda radyo bünyesinde bulunan ANSE (Ankara Sanat Evi) de, teknik yönetmenlik yapmaya başladım. Çok keyifli yıllardı… Tiyatro grubumuzla ABD, Rusya ve tüm Avrupa ülkelerini dolaşma fırsatım oldu.

Dönüşte önemli müzisyenlerimizin de içinde bulunduğu 4 albüm çalışmasında Dünya Prodüksiyon adına prodüktörlük görevini üstlendim. . Bunun dışında yine prodüktörlük çalışmalarım devam etti.

Tüm bunların ardından 2007 yılında Kanal A televizyonu ve Radyo A’daki çalışmalarım başladı. Radyoda genel yayın yönetmenliğini yürütürken aynı zamanda televizyonda müzik eğlence programları yaptım. Bu dönemde de önemli sanatçılarla birlikte pek çok programa imza attım.

"İnternet radyoculuğu ön plana çıkacak"

Özcan BEYLAN : Radyoculuğun günümüzde gelmiş olduğu noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Naim MENEMEN : Günümüzde radyoculuk, ne yazık ki trafiğe hapsolmuş durumda. Teknik olarak “drive time” denilen radyoculuk yapılıyor, yani radyo yayını “araba”ya hapsoldu. Karasal yayınlar, araba dışında pek dinlenmiyor.

Öte yandan şu günlerde internet radyoculuğu da çok yaygın… Nasıl insanlar olay yerinden cep telefonlarıyla televizyonlara görüntü gönderip muhabirlik yapıyorsa, evlerinden de internet aracılığıyla radyoculuk yapabiliyorlar. Profesyonel anlamda ise çok başarılı internet radyoları mevcut… Önümüzdeki dönemde internet radyoculuğu daha ön plana çıkacak görünüyor.

Özcan BEYLAN : Radyo A’nın yayın politikası ve programları hakkında kısa bilgi alabilir miyiz?

Naim MENEMEN : Radyo A, her şeyden önce haber, kültür ve bilgi radyosu… Müzik yayınlarının yanında ağırlıklı olarak haber, kültür programlarına yer veriyoruz. Dinleyenlere hem doğru, güvenilir haber veriyoruz hem de yaşamın diğer alanlarında olan biteni iletmeye çalışıyoruz. Dinleyici kitlemiz, çalışanlar, ev hanımları, öğrenci gibi değişik kesimlerden oluşuyor.

Çok genel bir tanım ama, “kalite, güvenilirlik, doğruluk ve seviyeli yayıncılık” anlayışını koruyoruz.

"Radyo A iddialı programlar sunuyor"

Özcan BEYLAN : Ankara radyoları ile kıyaslandığında Radyo A’yı insanlar niçin tercih etmeli? Hangi özelliğinden dolayı Radyo A seçilmeli?

Naim MENEMEN : Ankara’da radyoların hepsi daha çok müzik yayını yapıyorlar; ancak Radyo A, yukarıda söylediğim gibi müziğin yanında haber ve günlük yaşam konusunda da dinleyicilerine iddialı programlar sunuyor. Bunun yanında haber konusunda ulusal kanallar içinde ilk sıralarda yer alan Kanal A televizyonu ile ortak yayınlar da yapıyor. Böylece güncel konulardaki haber yayınlarını dinleyicilerine iletebiliyor.

Özcan BEYLAN : Yerel radyoların ne gibi sorunları var? Bu sorunların çözümü için ne gibi adımlar atılmalı?

Naim MENEMEN : ABD’ye gittiğimde dikkatimi yerel radyoların yaygınlığı çekmişti… Orada insanlar ulusal radyolardan çok yerel radyoları dinliyor… Herkesin önceliği, bulunduğu bölgedeki yerel yayınlar… Son derece hoş bir durum bu… Ayrıca mantıklı da! Çünkü insanlar, bölgelerinde neler oluyor, hangi etkinlikler yer alıyor, tüm bunları ayrıntılı bir şekilde takip edebiliyor. Bizde ise durum tam tersi. Yerel radyolar o bölgenin insanları tarafından bu şekilde sahiplenilmiyor. Belki birkaç istisna radyo vardır… Ayrıca bizde yerel radyolar, yayınlarını ulusal radyolara seçenek olabilecek tarzda, “yerel özellikli” yapmıyorlar. Bu da önemli bir nokta…

Yerel radyoların bir diğer önemli sorunu ise, reklam pastasından pay alamamaları… Çünkü reklamverenler, ulusal radyoların daha çok dinlendiği düşüncesiyle yerel radyolara çok fazla reklam vermiyor.

Bizim Radyo A olarak şansımız, bir medya grubu içinde olmamız. Bu durumda olmayan yerel radyoların hali içler acısı. Radyo sahibi, para kazanamayınca programcı ve yapımcılara para veremiyor. Bu durumda ucuz eleman bulmak durumunda kalıyor. Eğitimsiz programcılar ise Türkçenin bozulması dahil pek çok konuda yayın kalitesini aşağılara çekiyor.

Bir diğer önemli sorun, frekans tahsisinin henüz gerçekleştirilmemiş olması… Aslında belki de asıl sorun bu. Önce frekans tahsisi yapılmalı, sonra da radyo çalışanlarına bir standart getirilmeli. Aynı sorun televizyonlarda da yaşanıyor. Diksiyon eğitimi almamış muhabirler haber veriyor, yine eğitimsiz spikerler haber okuyor, program yapıyor. Bu da her açıdan yayının kalitesini düşürüyor.

"Radyo A'da ilkler yaşanacak"

Özcan BEYLAN : Radyo A olarak yeni projeler, planlar var mı? Bahseder misiniz?

Naim MENEMEN : Şu aşamada farklı olarak “yerel yayıncılık” yapıyoruz. Grubumuzda bulunan Termikel Satış Noktaları’nın açılışlarını yerinden yayınla, dinleyicilerle birlikte yapıyoruz. Bu yayınları geliştirmeyi düşünüyoruz. Yine bu doğrultuda canlı konserler yayınlıyoruz.

Belki ilk değil ama, önümüzde bir radyo programının aynı anda televizyondan da yayınlanması projesi var… Bu çalışmada, yayıncılık alanında “birkaç ilk” de yer alacak. Ayrıca çocukluğumuzun vazgeçilmesi “Radyo Tiyatrosu” ve “Arkası Yarın” gibi kültürel ve edebi programları radyomuzda tekrar hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Özcan BEYLAN : Biraz da sizi iş yaşantınızın yanı sıra gündelik hayatınızla yakından tanıyalım isterim…

Naim MENEMEN : İş hayatımın dışında pek bir yaşantım olduğu söylenemez. 21 yıldır radyo ile yatıp radyo ile kalkıyorum. Ancak tabiri caiz ise damarlarımı kesseler kanım sarı kırmızı akar… Bu da demektir ki Galatasaray’ın maçlarını asla kaçırmam… Bir de balık tutmaya giderim. Olta balıkçılığı yapıyorum. Doğa ile baş başa kaldığım zamanlarda doğanın müziğini algılamaya çalışıyorum. Ancak dönüşte beynim yine radyo ile dolmaya başlıyor.

Özcan BEYLAN : Son olarak MüzikOnair hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Naim MENEMEN : MüzikOnair, henüz bir yaşında olmasına rağmen son derece başarılı bir radyo sitesi. Ben de sürekli takip ediyor, yenilikleri görüyor, pek çok alanda bilgi sahibi oluyorum. Ayrıca eğlenceli de… İşlevini fazlasıyla yerine getiriyor. Yayıncılık hayatında başarılar dilerim.

 

MUSICONAİR

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler