YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Patronlar Genelkurmay Başkanı'ndan Ecevit'in gitme
Patronlar Genelkurmay Başkanı'ndan Ecevit'in gitme
Patronlar Genelkurmay Başkanı'ndan Ecevit'in gitme
22 Mart 2008 / 11:56 Güncelleme: 22 Mart 2008 / 00:00

Kulağı delik ve çok katmanlı bir ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişilere 'iyi haber alan kaynak' diyoruz biz. Diye başlayan bir köşe yazısıyla karşımıza çıktı bugün Taha Kıvanç. İyi haber alan kaynaklarından aldıkları bilgileri aktarıyor.Her iyi bir gazetecinin arkasında her zaman güçlü bir kaynak vardır dedirtiyor. Başbakan Erdoğan'a mektup göndermiş midir Aydın Doğan? Öncesinde Genelkurmay Başkanlığı'na bir ziyarette de bulunmuş mudur? Kapatma davasının açılacağını önceden bildiği için mi yaptı bunu? Başka kimler haberdardı davadan, nasıl?

 

Yakın tarihimizde mektuplar ve ziyaretler

 

Kulağı delik ve çok katmanlı bir ilişkiler ağı içerisinde bulunan kişilere 'iyi haber alan kaynak' diyoruz biz. Sabahın köründe arayan dostum öyle biriydi. Telefonda konuştuğumuzu unutup kulağıma fısıldıyormuşcasına, "Galiba Başbakana mektup yazmış senin Rodos yol arkadaşın" dedi bana...

Söylediği özetle şu: Ülkemizin en büyük medya patronu Aydın Doğan kapatma davası açılmadan kısa süre önce Başbakan Tayyip Erdoğan'a bir mektup yazarak işlerin sarpa sarabileceğini anlatmış...

Böyle bir mektup yazıp yazmadığını sadece Aydın Doğan bilebilir; bir de mektubun muhatabı olan Başbakan Erdoğan...

Geçtiğimiz günlerde Aydın Doğan'ın başbakanlığı döneminde Necmettin Erbakan'a böyle bir mektup yazdığı ortaya çıkmıştı. Açıklayan bizzat Aydın Doğan'dı o mektubun varlığını... 'İyi haber alan kaynağım', "Aydın Doğan bu mektubu da benzer amaçla yazmış zaten" dedi bana; "İleride üzerine gidilirse, 'Ben demiştim' diyebilmek için..."

İşadamlarının siyasilere mektup yazma âdeti Vehbi Koç ile başlamıştır. Vehbi Bey ülkedeki gidişat ile ilgili düşüncelerini ve uyarılarını siyasilere mutlaka aktarırdı, mektuplarla... Yapı Kredi Yayınları şu yakınlarda Vehbi Koç'un mektuplarını iki cilt halinde yayımlıyor (Önce 2. cilt çıktı, 1. cildi de bekliyoruz). Başka dostlarını da teşvik eder dururdu ünlü işadamı; ondan cesaret alan diğerleri de mektup yazmaya başladılar.

Bir Mehmet Mermerci vardı meselâ; listesindeki önemli isimlere gönderdiği haftalık mektuplarını vefatı sonrasında Mehmet Barlas kitaplaştırmıştı. Merhum Sakıp Sabancı da mektupçulardandı; o da zaman zaman tebrik veya eleştiri için kaleme sarılır ve düşüncelerini siyasilere duyururdu. Aydın Doğan siyasilere mektup yollama âdetini Vehbi Bey'den almışa benziyor.

İşadamları yalnızca mektup yazmazlar devlette etkin kişilere ve siyasilere, ara sıra ziyarette de bulunurlar. Ziyaretlerini tek başlarına veya kendi kurmaylarıyla yaptıkları gibi güçleri birbirine yakın işadamları heyeti halinde de bunu gerçekleştirdikleri olur.

Bir başka 'iyi haber alan kaynak' bana bu tür ziyaretlerden birini kendisi de içindeymiş gibi anlatmıştı.

28 Şubat'ın hemen ardından, ortalık, işadamlarının istediği biçimde düzenlenmişti düzenlenmesine, ama Başbakan Bülent Ecevit'in sağlık sorunlarıyla boğuşmak zorunda olduğu da gözlerden kaçmıyordu. Ekonomik kriz öyle bir dönemde yaşandı. Ecevit'in yakın çevresi akıl almaz öyküler anlatıyordu patronları hakkında. Nasıl belleği bazı konulara takılı kalıyor ve yıllar önce olmuş-bitmiş olayları sanki yeni oluyormuşcasına hatırlıyormuş... Nasıl en yakın mesai arkadaşlarını bile karıştırıyormuş...

Önemli olan şu: İş dünyası gidişattan memnun değildi ve iş dünyasının büyükleri Ecevit'in başbakanlıktan artık ayrılması gerektiğine karar vermişlerdi... Sorunları, bunu nasıl başaracaklarıydı.

Heyeti oluşturup dönemin Genelkurmay Başkanı'ndan randevu almışlar. Heyette, dostumun hatırladığına göre, Rahmi Koç, Sakıp Sabancı, Bülent Eczacıbaşı, Tuncay Özilhan bulunuyormuş; bir de iki medya patronu: Aydın Doğan ile Dinç Bilgin... Konuyu Paşa'ya Sakıp Sabancı o bildiğimiz ilginç üslubuyla aktarmış. Kendisinden Ecevit'in görevden ayrılıp yerine Hüsamettin Özkan'ın gelmesi için yardımcı olmasını istemiş, heyetteki arkadaşları adına...

'İyi haber alan kaynak' bu noktada durdu ve Paşa'nın "Bunu ben yapamam" dediğini aktardı. "Sorunları bildiğim halde yapamam Sayın Ecevit'e bunu..."

O günleri zihninizde canlandırdınız mı? Hani, Hürriyet ve Sabah'ta Ecevit-aleyhtarı haberlerin manşetlere tırmandığı, henüz Aydın Bey'in gözbebeği olmaktan çıkmamış Emin Çölaşan'ın "Pis Ecevit" yazısını yazdığı günler... Rahşan Hanım yıkanmasına izin vermiyormuş eşinin, kirlerini bile silmiyormuş...

Etkilenmiş etkilenmesine bu haberlerden Genelkurmay Başkanı, ama "Ben yapamam, başka kapıya..." demiş. Heyeti gönderdiği kapı Hüsamettin Özkan'mış...

Kendisine başbakanlık getirecek girişim Hüsamettin Özkan'ı hiç mutlu etmemiş, bilâkis korkmuş kurt politikacı. "Bunu ben ona nasıl yaparım?" deyip duruyormuş...

Bana anlatanın ifadelerinden büyük işadamlarının telkinlerini dinlememenin bugünkü emekli halinde etkisi olduğunu çıkarmıştım; "Hüsamettin yanlış yaptı, ceremesini çekiyor" der gibiydi.

Başbakan Erdoğan'a mektup göndermiş midir Aydın Doğan? Öncesinde Genelkurmay Başkanlığı'na bir ziyarette de bulunmuş mudur? Kapatma davasının açılacağını önceden bildiği için mi yaptı bunu? Başka kimler haberdardı davadan, nasıl?

En iyisi Aydın Bey bir mektupla durumu etraflıca açıklasın.
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler