YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Org.Başbuğ, hangi Genelkurmay Başkanı gibi olmak i
Org.Başbuğ, hangi Genelkurmay Başkanı gibi olmak i
Org.Başbuğ, hangi Genelkurmay Başkanı gibi olmak i
17 Eylül 2008 / 20:16 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Başbuğ, "Ben de isterim bu sorunlar bitsin, olmasın" dedi ve kendisi de gıpta ettiği bir Genelkurmay Başkanı gibi yönetici olmak istediğini söyledi. Haber7.com'un yazarı Yaşar Taşkın Koç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un kimi kıskandığını yazdı.


İşte o yazı...


Orada bir toplantıya katılacaksanız ve bu toplantı en üst düzeyde bir toplantıysa eğer, kapının alınlığı; hem kaya görünümlü olup hem hoş pembe taşların rengi aklınızda girersiniz sabah saatinde.


Bekleme yerinde 3 kadın görevli kibarca karşılıyor bizi; biz, yani televizyonların Genel Yayın Yönetmenleri ve Ankara Temsilcileri.
Kibarca içeriye alınıyoruz; sonra aslında küçük bir kontrolden arka tarafa, asıl toplantı salonuna doğru araçlara yönlendiriliyoruz; kimse bekletilmiyor; 4 gazeteci mi geldi, tamam, minibüs hemen hareket edip taşıyor, kimse kimseyi beklemiyor, bekletmiyor.
Minibüs askeri. Şoför asker. Yanımızda bize eşlik eden astsubay doğal olarak asker; ama minibüsün radyosu asker değil; 92.7’den hafif müzik şarkısı çalıyor cesurca.


Her şey çok kibar, çok samimi bir hava içinde gelişiyor.
Daha var toplantı saatine, 15 dakika kadar… Toplantı için gelen gazetecilerin çoğu teras kısmında salonun; tabaklarda kurabiyeler; çaylar besbelli taptaze; sigaralar fora bol miktarda…
İstanbul’dan gelen o genel yayın yönetmenlerinin bu atmosferden ne algıladığını ise bilmiyorum. Kimisi tecrübeli tamam ama ilk defa gelen de var; İşte Ankara, işte Genelkurmay…


Neyse, sonunda, serbest biçimde oturulacağı belirtilerek içeri giriliyor; girişte Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, yanında Orgeneral Hasan Iğsız ve Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Ferit Güler’le birlikte karşılıyor bizi; herkesin eli tek tek sıkılıyor.


Salondan önce İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak’la da kısa bir tanışma imkanı oldu. Ortalık zaten tuğ ve tümgeneral dolu. Hepsi ne kadar genç görünüyor göze. Hepsi ne kadar gülümsüyor… Biz yaşlı ve somurtkan kalmışız anlaşılan…
 
ALTAYLI’DAN TIRTIK SESİ…
Salon ferah, iyi ışıklandırılmış, ısısı çok iyi ayarlanmış ve hem ağırbaşlı hem rahatlığı birlikte taşıyor. Serbest oturma demek kimsenin yeri belli değil demek; evsahibi 3 generalin yeri dışında. Bu kadar televizyonu ben mi kurdum, uzun masa yanında 2 büyük yuvarlak masa daha var salonda. Onlar dahil tamamen dolduruyoruz salonu. Masada birer su, birer genelkurmay amblemli hoş bardak ve üzerlerinde toz girmesin diye yine Genelkurmay’a ait olduğu ambleminden yazısından belli karton kapaklar.


Toplantının daha 20. dakikası falandı, sol taraftan bir tırtık sesi… Baktım nereden geliyor diye, Fatih Altaylı… Kendi bardağına biraz su koymuş, o karton kapağı da tırtıllı kenarlarından tek tek çizip duruyor.
 
İNTERNET SİTELERİNE DE…

İlk bölüm, genel olarak Genelkurmay Başkanı’nın konuşması, bu toplantıların amacına yönelik açıklamaları, medya ve kamuoyu oluşturmayla ilgili düşünceleriyle geçiyor. Orgeneral İlker Başbuğ, kendilerine önyargılı yaklaşmayan herkese kapılarının açık olacağını; doğru bilgiyi alınca onu çarpıtmadan aktarmayı düşünenlere yakın olduklarını hissettiriyor. Medyanın tümüne eşit mesafede olacağız, diye ekliyor. Kimseye özel haber geçmek diye bir şey olmayacak, yani.


Akreditasyon tartışması burada da gündeme geliyor ve sonunda Başbuğ gazetecilere fikrini soruyor; genel görüş akreditasyon kalkmalı… Bu fikir beyan ediliyor genelde; başını da Mehmet Ali Birand ve Fatih Altaylı yapıyor. Biz de elimizden geldiğince destekliyoruz bu düşünceyi.
Bu bölümdeki en ilginç haberlerden birisi de, internetin de çok güçlü ve hızlı bir kamuoyu oluşturma aracı olduğu belirtilince, Başbuğ’un “Onları da düşünüyoruz” demesi oluyor. Acaba ne yapacaklar? İnternet sitesi ve editörleriyle de bir görüşme yapılacak mı ayrıca?
 
BANA PAŞA DEMEYİN…
Dikkat ettiniz mi bilmem, şu ana kadar İlker başbuğ için Genelkurmay Başkanı dedim, Orgeneral dedim, Başbuğ dedim ya da sadece… ama hiç İlker Paşa demedim…
Çünkü kendisi istemiyor, sevmiyor bu tanımı.


İlk bölüm bittiğinde öğle yemeği öncesine yakışacak sadelikte arasına kaşar yerleştirilmiş simitlerle o güzelim çaylar servis edilirken, ayaküstü sohbette, konu nereden gelmişse gelmişti, gazetecilere kendisine veya herhangi bir subaya Paşam ve benzeri hitaplarda bulunulmasından hoşlanmadığını anlattı İlker Başbuğ: “Kendi aramızda kullanırız, belli bir samimiyetin gereğidir.


 Bunu itiraf ediyorum, aramızda kullanırız, ama ben dışarıda, kamu önünde, başkaların yanında kullanmam, başkalarının da kullanmasını istemem. Dolayısıyla, bana İlker Paşa diye hitap edilmesini; gazetelerde böyle yazılmasını sevimli bulmuyorum.”
Gazete manşetlerindeki “Asker suskun” ve benzeri kalıplardaki “asker” kelimesi de soruldu, onu da doğru ve şık bulmadığını belirtti Genelkurmay Başkanı.
 
NORVEÇ ORDUSU KADAR TASFİYE

 
Soruların neredeyse tamamı politika ve gündelik olaylar üzerinden gelince, doğrusu Genelkurmay Başkanı ile 3 saat 45 dakika konuşup ordumuz üzerine hiçbir şey öğrenemeden kalkacaktık.


Biliyorum, İstanbul’dan gelen ‘misafirlerimiz’ için fark etmez ama neyse ki bir Ankaralı meslektaşımız ordunun son projelerini, bölgesel güç olmaya doğru giden bir ülkenin silahlı kuvvetleri olarak bu duruma uygun neler yapıldığını sordu da öğrendik; meğer 2 yıl içinde yıl 17 taburunu kaldırmış Silahlı Kuvvetler. Ne anlama geldiğini de şöyle açıkladı Başbuğ; “17 tabur deyip geçmeyin. Neredeyse 3 tugay eder. Peki Norveç ordusunun kapasitesi? 2 tugay… Demek ki bazı Avrupa ülkelerinin toplam silahlı kuvvetleri kadar bir gücü sadece 2 yılda biz kaldırmışız…”
 
HOLLANDA GENELKURMAY BAŞKANI GİBİ OLMAK İSTERDİ

 
Genelkurmay Başkanı’nın bu Kuzey Avrupa ülkelerinden verdiği bir başka örnek de ilginçti doğrusu. Teröre en çok kendilerinin karşı olduğunu, şehit acısının ne demek olduğunu bildiklerini uzun uzun anlatan, terör meselesine özellikle eğilen Orgeneral İlker Başbuğ, “Ben de isterim bu sorunlar bitsin, olmasın, Hollanda Genelkurmay Başkanı gibi yöneteyim. Soruyoruz kendisine neler yapıyorsun diye, günde 6 saat golf oynuyormuş… Ben de isterim her gün golf oynayabileyim…”
 
RESEPSİYONDA AYAKÜSTÜ DEMEÇ BİTTİ

 
Anlatacak bir çok anekdot var daha… Fırsat buldukça, konu geldikçe aktarırız.
Son olarak, Başbuğ’un, “Bu beni bu kapsamda bir toplantıda son görüşünüz muhtemelen” dedi. Genellikle üst düzey basını bilgilendirme toplantılarını Genelkurmay 2. Başkanı’nın; diğerlerini ise İletişim Daire Başkanı Komutanın yapacağını belirtti. Resepsiyonlarda asla kameralara konuşmayacağını; sadece kendisinin değil diğer komutanların da konuşmayacaklarını belirtirken de gerekçeleri arasındaki ilginç nedenlerden birisini şöyle örnekledi; “Evsahibine karşı da ayıp oluyor. Örneğin Pakistan Milli Günü’ne gitmişsiniz, 40 dakika kameralara Kıbrıs konuşuyorsunuz…İnsanlar bekliyor sizi orada…”

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler