YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Nefret köprülerini, sevgi köprülerine dönüştürüyo
“Nefret köprülerini, sevgi köprülerine dönüştürüyo
“Nefret köprülerini, sevgi köprülerine dönüştürüyo
07 Haziran 2008 / 16:40 Güncelleme: 08 Haziran 2008 / 00:00


Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Doğu ve Batı arasında karanlık ellerce oluşturulmaya çalışılan nefret köprülerini, “Gönül Köprüsü” projesiyle nasıl sevgi köprülerine dönüştürdüklerini; Güneydoğu Paketinin amaçlarını; TRT’de Kürtçe yayının PKK’ya jest olup-olmadığını; okullarda ibadet etmek için mescitlerin açılıp-açılmayacağını; DTP ve Ak Parti kapatma davalarının bölge nezdinde ne anlama geldiğini Gündem Ankara’ya açıkladı.


Yapımcılığı ve sunuculuğu Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın yaptığı Gündem Ankara’da Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik şu çarpıcı tespitlerde bulundu.


KÜRT-TÜRK ÇATIŞMASI



  • Gönül Köprüsü projesinin amacı nedir?

Hüseyin Çelik: Maalesef 1980’li yıllardan itibaren ülkemizde bir doğu-batı kavgası oluşturulmaya çalışılıyor. Türkiye’de bir Kürt-Türk çatışması çıkarılmaya çalışılıyor. Doğu’dan, Batı’ya sürekli şehitler gidiyor. Annelerin yüreğine köz düşüyor. Şehitler toprağa veriliyor. Anneler, babalar acılarıyla baş başa kalıyor. Şehitlerin fotoğrafları duvarlara asılıyor. Daha sonra büyüyen nesil, duvardaki fotoğrafı göstererek “bu kim” diyor. Kim öldürdü sorusuna “doğuda öldürdüler” cevabını alıyorlar. Bunları duyanlar doğuya karşı bir nefret besliyorlar. Doğuda ise, öldürülen teröristin fotoğrafını birileri duvarlarına asıyorlar. Orada yetişen nesillerin “kim öldürdü” sorusuna, “asker öldürdü, polis öldürdü” şeklinde cevap veriyorlar. Kendilerine göre yorumlar yapıyorlar. Bu sefer ise burada askere, polise ve batıya karşı bir nefret duygusu yeşertiliyor.


NEFRET KÖPRÜLERİNİ, SEVGİ KÖPRÜLERİNE DÖNÜŞTÜRÜYORUZ



  • Bunlar karşısında neler yapıyorsunuz?

Çelik: Farklı etnik kökenlere, ana dillere ve coğrafyalara sahip olsalar da bu memleketin insanın binlerce ortak paydası var. Etnik kimlikler ve farklılıklar ön plana çıkarılarak bu memleketin asayişine, barışına, huzuruna ve birlik-bütünlüğüne karşı adeta bir suikast var. Önyargıları ve aramıza örülmüş psikolojik duvarları yıkmak için “Gönül Köprüsü” kampanyası çerçevesinde Doğudaki öğrencileri Batıda, Batıdakilerini ise doğudaki yaşıtları olan öğrencilerle tanışmalarını sağlıyoruz. Doğu-Batı arasında oluşturulmaya çalışılan nefret köprüsünü, bir sevgi köprüsüne dönüştürmeye çalışıyoruz. Bu sayede Van’daki bir öğrenci, Antalya’nın; Edirne’deki öğrenci de Hakkâri’nin kendisine ait olduğunu görüyor.


BAKAN OLARAK BEN DE ÇÖP TOPLADIM



  • Gönül Köprüsü projesi kapsamında başka neler yapıyorsunuz?

Çelik: Bu proje kapsamında Türkiye’nin birçok yerinde öğrenciler çevre temizliği yaptılar. Tonlarca çöp bu sayede toplandı. Bir insana bir şeyi gösterirsen, daha sonra bunu hatırlar. Sadece söylersen unutur. Onunla paylaşırsan bunu anlar. Amacımız bu idi. Türkiye’de benzeri görülmemiş bu çevre temizliği hareketinin amacını görmezden gelen, ideolojik muhalefet kaygısı olan çevreler bunu da beğenmediler. “Çocuklara çöp mü toplatılır” şeklinde itirazda bulundular. Bakan olarak ben de çöp topladım. Kaymakam, vali bu öğrencilerin başına geçip çöp topladı. Bir meseleye dikkat çekmek, farkındalık oluşturmanın adıdır bu. Ama bazı insanlar inadına görmezden geliyorlar.


Alper Tan: Sivildeki makamınız, mevkiiniz ne olursa olsun askerde de mıntıka temizliği adına çöp toplatıyorlar. Orda da bunu farklı yerlere çekmenin anlamı yok.


EN TEHLİKELİ İNSAN KAYBEDECEK ŞEYİ OLMAYANDIR



  • Güneydoğu Paketi’nin amacı nedir, neler bekliyorsunuz ve bu gerçekleştirebilecek mi?

Çelik: Bizim hiçbir zaman ütopik projelerimiz olmadı. Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri halka vaat etmedik. Halkın bize oy vermesinin sebeplerinden birisi budur. En tehlikeli insan kaybedecek şeyi olmayan insandır. İnsanlar aç kaldıklarından Batıya göç ediyorlar. Ellerinde bir meslekleri yok, geride topraklarını bırakmışlar. Büyükşehirlerin varoşlarında sıkıntının bizatihi kaynağı haline geliyorlar. İnsanları ait oldukları topraklarda mutlu edebilmek bir siyasi iradenin görevi değil midir?


BÖLGE İNSANI HÜKÜMETE GÜVENİNİ ZATEN ORTAYA KOYMUŞ



  • Güneydoğu Paketi açılımının seçime yatırım olduğunu iddia edenler var?

Çelik: “Onlar bize oy vermiyor, biz bunları yapalım ki bize oy versinler” gibi bir yaklaşım ahlaki değil. Zaten bu insanlar fazlasıyla bize oy vermişler. Şanlıurfa’nın 11 milletvekilliğinin 10’unu biz almışız. Van’ın 7 milletvekilinden 5’ini Ak Parti almış. Doğu ve Güneydoğu halkının yüzde 53,5’i bize oy vermiş. Bölge insanı, bu hükümete güvenini zaten ortaya koymuş. “Bölgenin sahip olduğu imkânları bizim adımıza en güzel şekilde işletirsiniz” diye oy veren insanları yüz üstü bırakmak hangi siyasetin gereği olabilir? Bu beklentiyi karşılamamız gerekiyor. Yaptığınız zaman “seçim yatırımı”, yapmadığınız zaman ise o bölgeyi “ihmal” etmiş oluyorsunuz. Peki, bunun ortası var mı?


GÜVENLİK KUVVETLERİ SOKAKTAKİ İNSANA “ŞAHİN” DEĞİL, “GÜVERCİN” OLMALI



  • Devletin, bölge insanına yaklaşımında istenilen iyileşmeler sağlanabildi mi?

Çelik: Bunun tam değiştiğini söylemek mümkün değil. Çünkü Türkiye’de bulunan statükocu anlayışın değişmesi çok kolay değil. İktidara gelirsiniz ama devleti temsil eden memurların hepsinde değişim olamayacağı için devlet adına yapılan olumsuz yaklaşımları tamamıyla düzeltebilmeniz mümkün değil. Sokaktaki sıradan bir vatandaş, güvenlik görevlilerini korkmaya başlıyorsa o devlette bazı şeyler yanlış gidiyor demektir. Birileri polisten korkmalı mı? Elbette! Suçlu insanlar polisten korkmalı. Ama sıradan insana karşı asker-polis, şahin değil, güvercin olmalı. Biz Ak Parti sayesinde devletin şefkat elini vatandaşın yanağında hissettirdik.


TERÖR BATAĞINI KURUTMAK İÇİN GAP HAYATA GEÇİRİLMELİ



  • Vali ve kaymakamların bölge insanı ile ilişkilerini nasıl buluyorsunuz?

Çelik: Vali ve kaymakamlarımızın artık tek parti dönemindeki havada olmadıklarını görüyoruz. Halka kapılarını ve gönlünü açan, sıcak ilişkiler kuranlar çoğunlukta. Geçmişte, bir aileden, bir kişi PKK’ya katıldığında o aile tecrit edilirdi ve bir nevi devlet kendi eliyle PKK’nın kucağına itmiş olurdu. İş başvuruları “bunun kardeşi, amcası, kuzeni PKK’lı” gerekçeleriyle reddedildi. Ama suçların kişiselliği diye bir prensip var. Birlik ve kardeşliği sağlama adına onları kazanmamız gerekirken biz onları birilerinin kucağına ittik. Dolayısıyla bu zihniyetin memur, asker, polis hepsinde değişmesi gerekiyor. Silahıyla gelip size saldırana siz çiçek uzatamazsınız. Dünyanın her yerinde size silahla saldırana, silahla mukabele edilir. Teröriste karşı mücadeleyi güvenlik güçleri, terörizme karşı ise sivil irade yapacak. Ama maalesef bugüne kadar sivil irade bunu yapmamış. Terörün beslendiği bataklıkların kurutulması için GAP, DAP gibi projelerin hayata geçirilmesi lazım.


KÜRTÇE YAYIN KİRLİ BİLGİYİ ENGELLER



  • TRT’de 24 saat Kürtçe yayın nasıl yapılacak?

Çelik: Rahmetli Özal, “Kürtçe şarkı, türküyü serbest bırakacağım” dediği vakit, kıyamet koptu. Ama bugün bakıyoruz, Türkiye bölünmedi. Yasaklar cezp edicidir. 12 Eylül’de Diyarbakır Cezaevi’nde bulunan bir Kürt gencin Türkçe bilmeyen annesi ziyarete gelip konuşmaya başladığında başındaki gardiyan konuşma bitmiştir derdi. Şimdi bu insani mi? Bu yanlışları zamanın paşaları daha sonra yazdıkları hatıratlarda hata olduğunu itiraf ettiler. Benim çocukluğumda Van’da en fazla dinlenen radyo, Erivan radyosu idi. Çünkü Kürtçe yayın yapıyordu. Irak, İran ve Suriye radyo ve televizyonları bölgeye dönük Kürtçe yayın yapıyorlar. Bu kadar devletin bölge insanına diyecekleri var da bizim kendi insanımıza diyecek sözümüz yok mu? Sayın Bahçeli, TRT’de Kürtçe yayını PKK’ya bir armağan olarak değerlendirdi. Bu çok talihsiz bir beyandır. Vatandaşın elem, kederini, sevincini yansıtan şarkı, türkü çaldığınız zaman PKK’nın ekmeğine yağ mı sürmüş oluyorsunuz? Aksine ağıt, türkü, skeç ve belgeselleri yayınladığınızda oları kirli bilgiyi empoze eden diğer yayınlardan uzaklaştırmış olursunuz.


KÜRT SORUNUNU MİLLİYETÇİ SAĞ GÖRMEZDEN GELİRKEN, TÜRK SOLU İSTİSMAR ETTİ



  • Devletin, bölge insanına Türkçe öğretememenin ve özendirememenin özeleştirisini yapması gerekmiyor mu?

Çelik: Biz sadece Milli Eğitim Bakanı olarak Şanlıurfa’ya 400 trilyon yatırım yaptık ama yine de bana mısın demiyor. Çünkü yılların ihmali var. Zamanında halkımıza sahip çıksaydık, şefkatle kucaklasaydık, kendisini “öteki” hissettirecek politikalardan sakınsaydık bugünlere gelmezdik. Milliyetçi sağ sorunu görmezden geldi. Türk Solu ise bu sorunu sürekli istismar etti. Herkesin kendini bir özeleştiriden geçirmesi gerekiyor.


LAİKLİK ADINA DİNİ DEĞERLERLE CEDELLEŞİYORLAR



  • Ali Babacan’ın “Türkiye’de Müslüman çoğunluğun da dini sorunları var” sözünden sonra bir takım medya kuruluşlarında Adana’da bir okulun çatısında namaz kıldığı haberi verildi. Bu haber Babacan’ın sözünü mü, yoksa kendisini eleştirenleri mi doğruluyor?

Çelik: Laik devlet, inanan insanlara kendi inançlarını yaşama imkânı ve fırsatı veren devlettir. İnanmayan insanlara da bu doğrultuda yaşamalarına imkân verir. Türkiye’de ise laiklik adına halkın dini değerleriyle cedelleşiyorlar. “Biz insanların dindarlaşmasına karşıyız” baklasını bir türlü ağızlarından çıkaramıyorlar.


OKULLARDA MESCİT AÇMAK YASAK DEĞİL



  • Okullarda mescit yasak mı?

Çelik: 1977-78’de zamanın hükümetince okullara gönderilen genelgede ibadet etmek isteyen öğrencilerin, ibadetini kolaylaştıracak mekânlar oluşturun talimatı var. Bu genelge hala yürürlülüktedir.



  • Peki, bugün okullarda mescit açılabilir mi?

Çelik: Okulun yanı başında bir cami varsa mescit açmanın bir anlamı yok. Ama camilerden uzak okullarda mescitlerin açılması lazım. Yatılı okullarda okuyan çocuklar oruçlu olduklarında sahur ve iftar yemekleri Ramazan’a göre düzenlenmesinde bir sorun olmuyorken, neden namaz kılması için mescidin açılması sorun oluyor? Oruç ile namaz arasında dini vecibe açısından ne fark var?


DEVLET VATANDAŞI DİNLERSE SIKINTILARIMIZ BİTER



  • Diyarbakır özelinde parti kapatma davalarına baktığımızda şehrin yüzde 90 oyunu alan Ak Parti ve DTP kapatılmak isteniyor. Bu nasıl algılanır?

Çelik: Bu kapatma davalarıyla Doğu ve Güneydoğu halkına, “Kardeşim sen kime oy verirsen ben onu kapatırım. Sen çözümü demokraside, sandıkta arama. Seni kimse de dinlemez” denilmek isteniyor. Gündemdeki telekulak haberlerinde “devlet, vatandaşı dinliyor” deniliyor. Devlet, vatandaşı ne zaman dinlemiş? Devlet, vatandaşı dinlese bu yaşadığımız sıkıntılar biterdi.


KANALAHABER.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler