YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Mahkeme bir nalına bir mıhına vuruyor
Mahkeme bir nalına bir mıhına vuruyor
Mahkeme bir nalına bir mıhına vuruyor
06 Haziran 2008 / 18:47 Güncelleme: 06 Haziran 2008 / 00:00

Saygın Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun, Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinin “şekil denetimi ile sınırlı” olduğunu hatırlatarak, “Türkçe bilen herkes ‘sınırlıdır’ kelimesinin anlamını anlamaktan aciz değildir” diyor.



Yargı ile önyargının arasındaki farklara dikkat çeken bir yazı:


ÖnYARGI


Anayasa Mahkemesi’nin son ‘türban’ kararı beni ve benim gibi gelişmelere iyimser gözlükle bakmaya gayret edenleri yine hayal kırıklığına uğrattı!


Herhalde raportörü de bozulmuştur. Siz yetkinliğiniz sebebiyle Anayasa Mahkemesi gibi koskoca bir makama rapor hazırlayacak konumda olacaksınız, sonra hazırladığınız rapor mahkemenin değerli üyeleri tarafından 2’ye karşı 9 oyla hafife alınacak...


Ülkemizin en saygın Anayasa hukukçularından Prof. Dr. Ergun Özbudun, “Meclis'in yetkisi gasp edildi” diyorsa bir bildiği vardır.


Özbudun, 1982 Anayasası’nda, Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinin “şekil denetimi ile sınırlı” olduğunu hatırlatarak, “Türkçe bilen herkes ‘sınırlıdır’ kelimesinin anlamını anlamaktan aciz değildir” diyor.


Anlayacağınız Özbudun Hoca, satır aralarında aleyhte oy kullananların “Türkçe bilmediğini” ima ediyor.


Yekta Güngör Özden ve Sabih Kanadoğlu gibi hukukçuların, demokrasi ve laiklik ikileminde laiklikten yana tavır koydukları bütün kamuoyunun bilgisinde.


Yüksek mahkeme de kamuoyunun bu yargısını pekiştirecek kararlar vererek kendi hakkında ‘güven bunalımı’ oluşturmamaya çalışıyor!


“Yaptıklarımız yapacaklarımız teminatıdır” diyorsa sayın üyeler, kapatma davası konusunda biz de şu önYARGI’da bulunabiliriz.


Anayasa Mahkemesi toplumun tepkisini çeken 367 davasında dar bir kesimin beklentisine cevap verdi ve aleyhte karar çıkardı.


Bunun üzerine iktidar cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini içeren Anayasa değişikliği paketi hazırladı. Bu kez hem eski cumhurbaşkanı Necdet Sezer hem de CHP, ‘cumhur’un başkanını kendisinin seçmesine itiraz ederek AYM’nin kapısını çaldı.


Ancak bu kez mahkeme başvuruları 5'e karşı 6 oyla reddetti. 21 Ekim 2007’de demokrasi tarihinin en önemli günlerinden birini yaşadı. Tarihî halk oylamasında yüzde 69 evet, yüzde 31 hayır çıktı.


Anlayacağınız AYM bir nalına bir mıhına vuruyor. Bir kere laiklikten bir kere demokrasiden yana tavır koyuyor.


Bu sırayla gittiklerini varsayalım. Demokrasiye uymasa da Türkiye tipi laikliğe bal gibi yakışan bir karardan sonra şimdi demokratik bir açılım yaparak AK Parti’yi hazine yardımından mahrum eder fakat partiyi kapatmaz…


Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç, gerekçeli kararı beklememizi istedi. Muhtemelen kararın içinden sürpriz yorumlar çıkacak. Yüksek Mahkeme’nin ‘yetki gaspı’ iddialarına nasıl izah getireceğini herkes merak ediyor.


Ciddiye alınmasa da raportörün de belirttiği gibi düzenleme şekil yönünden Anayasa’ya aykırı değil. Aksine (az) bilindiği üzere, “kanun önünde eşitlik” ilkesine vatandaş lehinde vurgu yapıyor(du).


DEĞİŞİKLİK NELER GETİRİYORDU?


Anayasanın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair 5735 numaralı kanun 9 Şubat 2008’de kabul edildi. Değişiklikle; “Kanun önünde eşitlik” konusu düzenleyen Anayasanın 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıda renkli olarak gösterdiğimiz ibare yerleştirilmişti.


“Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde -ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında- kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”


“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir” diye başlayan Anayasanın 42. Maddesine ise “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir” hükmü eklenmişti.


 Yazının orijinal şeklini okumak istiyorsanız tıklayın

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler