YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Lübnan’da emperyalist-antiemperyalist çatışması va
Lübnan’da emperyalist-antiemperyalist çatışması va
Lübnan’da emperyalist-antiemperyalist çatışması va
21 Mayıs 2008 / 13:30 Güncelleme: 21 Mayıs 2008 / 00:00

Hizbullah, Lübnan’da ne yapmak istiyor? Sünniler, Hizbullah’a karşı mı? Hizbullah, Suriye ve İran’ın maşası mı? Lübnan’daki çatışmaların arkasında hangi hesaplaşmalar var? Lübnan ordusu içteki karışılıklara ve dışarıdaki işgal girişimlerine karşı neden varlık gösteremiyor? Arap Birliği ve İslam Konferansı Örgütü neden krizlerin çözümünde inisiyatif kullanamıyorlar? Güney Lübnan’daki Türk askerleri bölgede nasıl karşılanıyor? Bütün bu soruların cevaplarını kanalahaber.com’dan Mehmet Toprak’ın Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı ve Lübnan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Nureddin ile yaptığı röportajda arandı.



Prof. Dr. Muhammed Nureddin


Prof. Dr. Muhammed Nureddin, 1954’te Lübnan’da doğdu. Lübnan Üniversitesi’nde tarih, Türk Dili ve Kültürü dersleri veriyor. Halen Beyrut Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanlığını yürüten Muhammed Nureddin, “Şuun Alausat” (Ortadoğu Sorunları) adlı derginin de Genel Yayın Yönetmeni. 1991- 1995 arasında “Şuun Türkiye” ( Türkiye Sorunları) adlı aylık bir dergi çıkarttı. As-safir (Lübnan), As-şark ( Katar), Al –Halij ( BAE) gibi gazetelerde Türkiye hakkında yazılar yazıyor. Çağdaş Türk edebiyatı ve tarihi üzerine çeşitli kitaplar yayınlayan ve yakında F. Hüsnü Dağlarca üzerine yeni bir kitabı da okurla buluşacak olan Nureddin, Arapça, Fransızca, Bulgarca, Rusça ve Türkçe’nin yanı sıra Osmanlıca biliyor.

Yayınlanmış kitapları arasında; Değişen Zamanda Türkiye: Kimlik Kavgası ve Tercihlerin Mücadelesi, Tereddütlü Türkiye Cumhuriyeti: Din, Siyaset ve Dış ilişkiler Üzerine Araştırmalar, Şapka ve Sarık: Türkiye’de İslamcı Hareketler, Kemalizm ve Kimlik Problemi, Modern Türk Edebiyatı: Çizgi ve Örnekler gibi çalışmalar bulunurken; Türk Edebiyatı Üzerine Araştırma ve Yazılar ve Çok Boyutlu Dış Politika Döneminde Türkiye adlı çalışmaları da yayınlanmayı bekliyor.






  • Hizbullah, Lübnan’da nasıl büyük bir güç haline geldi?

Dr. Muhammed Nureddin: Hizbullah yeni bir parti değil. 1982 yılında İsrail işgaline karşı kuruldu. 26 yıldır istikrarlı bir şekilde İsrail’e karşı mücadele ediyor. İsrail’in 2000 yılına kadar işgal altında tuttuğu Güney Lübnan’da çoğunluğu Şiiler oluşturuyordu. İsrail’in saldırılarından çok büyük zararlar gören Güney Lübnanlılar, direniş için Hizbullah’a yoğun destek verdiler. Arap devletlerin yapamadığını başaran Hizbullah, İsrail’in zaaf noktalarını çok iyi tespit etti. Buradan hareketle geliştirdiği strateji ile 2000 ve 2006 yılında İsrail’i yenilgiye uğrattı.


HİZBULLAH Şİİ EKSENLİ BİR OLUŞUM DEĞİL



  • Hizbullah sadece Şiileri mi temsil ediyor?

Dr. Nureddin: Hizbullah’ın üyelerinin sadece Şiiler’den oluştuğu bir gerçek. Ancak Hizbullah’ın mücadelesini verdiği idealler sadece Şiileri ilgilendirmiyor. Hizbullah’ın iki ana hedefi var: İşgal altındaki Lübnan topraklarını kurtarmak –ki 2000 yılında İsrail’in Güney Lübnan’dan çekilmesiyle bu hedef büyük ölçüde gerçekleşti-; diğer hedef ise Filistin’deki direnişe destek vererek Kudüs’e kadar olan toprakları İsrail işgalinden kurtarmak. Bu her iki hedef de sadece Şiileri değil bütün İslam dünyasını ilgilendiriyor. Bu açıdan bakıldığında Hizbullah’a Şii eksenli bir oluşum demek mümkün değil.


LÜBNAN’DA EMPERYALİST-ANTİEMPERYALİST ÇATIŞMASI VAR



  • Lübnan’daki Sünni oluşumlar Hizbullah’a karşı mı?

Dr. Nureddin: Lübnan’daki krizin kaynağı mezhep ve dinler değil. Sünniler ile Şiiler arasında; Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında bir çatışma yok. Bu siyasi bir problem. Lübnan’da sürdürülen mücadele iki proje arasında gerçekleşiyor. Bir yanda Amerika, İsrail, “mutedil” Arap ülkeleri olan Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkeler ve bunların Lübnan’daki uzantıları olan 14 Mart harekâtı içerisindeki güçlerin oluşturduğu emperyalist proje; diğer yanda ise İran, Suriye, Hizbullah ve Lübnan’daki diğer muhalif guruplar ve Arap halklarının yüzde doksanın bulunduğu anti emperyalist proje bulunuyor. Çatışmanın adı ve taraflarını bu şekilde görmeye başlarsak Lübnan’daki çatışmaları daha iyi analiz edebiliriz. Anti emperyalist projeyi yıkmak için Amerika daha önce Irak’ta uyguladığı mezhep fitnesini bu kez Lübnan’da uygulamaya çalışıyor. Bütün bu çalışmalara rağmen genelde İslam dünyasında, özelde ise Lübnan’da bulunan Sünni Müslüman halk direnişten ve antiemperyalist projeden yana tavır koyuyor. Rejimler ve halkları ayırarak olaya bakmak lazım. Mesela Mısır yönetimi İsrail ve ABD’ye yakınlık gösterirken, Mısır Müslüman Kardeşler Cemaati, Sünni olmasına rağmen baştan beri Hizbullah’a destek verdi. Aynı şekilde Sünni dünyanın önde gelen din adamı Yusuf el-Kardavi gerek söylemleri, gerekse yayınladığı fetvalarla sürekli Hizbullah’tan yana tavır koydu. Irak Başbakanı Maliki ise Şii olmasına rağmen Hizbullah’a karşı Amerika’dan yana duruş sergiliyor. Bütün bu somut göstergeler mücadelenin mezhebi değil siyasi olduğu açık olarak ortaya koymakta.


ARAP BİRLİĞİ HİÇBİR SORUNU ÇÖZEMEDİ



  • Arap Birliği ve İKÖ Lübnan’daki sorunu çözmede neden yetersiz kalıyor?

Dr. Nureddin: Arap Birliği dediğiniz oluşum homojen bir yapıya sahip değil. Oluşum içinde farklı kamplaşmalar var. Bir tarafta Mısır, Arap Birliği, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan gibi ülkeler, diğer tarafta ise Suriye, Libya, Sudan, Yemen, Katar, Cezayir ülkelerinin oluşturduğu kamp. Bu kamplardan müteşekkil Arap Birliği tek bir yürek değil, büyük ihtilaflar içerisinde. Bu şartlar içerisinde sorunların çözümüne dair adımların atması pek mümkün olmuyor. Kuruluşundan bu yana hiçbir sorunu çözemeyen Arap Birliği, Lübnan krizi karşısında da aynı aciz tutumunu devam ettirmekte.


İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) ise şekilde öteye gitmeyen bir örgüt. Lübnan krizinde hiçbir olumlu rol oynamadı. Hatırlayalım 2006 yılındaki İsrail’in Lübnan işgal girişimini izlemekle yetinmişti. Bu iki örgüt Arap ve Müslüman halkların aynasıdır.


LÜBNAN’IN MİLLİ BİR KİMLİĞİ YOK



  • Lübnan ordusu neden ülkenin güvenliğini sağlayamıyor?

Dr. Nureddin: Lübnan kurulduğu 1920’li yıllardan bu yana mezhep ve din üzerinde sistemini devam ettiriyor. Devletin her kademesinde Lübnan’daki farklı din ve mezheplerden insanlar bulunuyor. Bu insanlar devlete değil, mensubu oldukları mezhep ve dinin liderine bağlılar. Bundan dolayı Lübnan’ın milli bir kimliği yok. Lübnan ordusunda bulunan askerler de kendi komutanlarına değil, aynı şekilde dini liderlerine bağlılar. Bu hassas dengelerden müteşekkil Lübnan ordusu içerideki olaylar karşısında tarafsız kalıyor.



  • Lübnan ordusu, İsrail’e karşı neden direniş göstermiyor?

Dr. Nureddin: 1943 yıldan 1989’a kadar Marunîler iktidar bulunuyordu. Bu süreçte Lübnan ordusu İsrail saldırılarına karşı değil, Marunî iktidarını korumak için kuruldu. Bugüne kadar İsrail’e karşı herhangi bir direniş göstermedi.


ARAP REJİMLERİ HİZBULLAH’IN BAŞARILARINDAN KORKTU



  • Neden Hizbullah silahsızlandırılmak isteniyor?

Dr. Nureddin: Hizbullah ile herhangi bir ilişkim yok. Ben değerlendirmelerimi tarafsız bir bilim adamı olarak yapıyorum. İsrail tarihin ilk yenilgisini 2000 ve 2006 yıllarında Hizbullah karşısında aldı. 6 Gün savaşında, Arap ülkeleri İsrail karşısında büyük bir hezimete uğrarken, çok küçük bir güce sahip olan Hizbullah’ın zaferi Arap rejimlerini telaşlandırdı. Genelde Arap rejimleri meşruluğunu halktan almayan, batı yanlısı bir yapı arz ediyorlar. Hizbullah’ın İsrail karşısındaki gösterdiği direniş ruhunun kendi halklarını da etkilemesinden çekinen bu rejimler Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını istediler.



  • Hizbullah, Lübnan’ı mı yoksa Suriye ve İran’ın isteklerini mi önceliyor?

Dr. Nureddin: Hizbullah’ın üyeleri tamamıyla Lübnanlılar’dan oluşuyor. Lübnan’ın çıkarları için Suriye ve İran ile işbirliğine girişiyor. Burada antiemperyalist bir ittifak varken, Lübnan’daki İsrail ve Amerika tarafından desteklenen guruplar emperyalist çıkarların aracı oluyorlar. Ve bunlar hiçbir şekilde İsrail ve Amerikan destekli olarak lanse edilmiyorlar. Ama söz konusu olan Hizbullah olunca hemen İran ve Suriye uzantısı olarak gösterilmeye çalışılıyor.


İSRAİL BARIŞTA SAMİMİYSE 1967 ÖNCESİ SINIRLARA ÇEKİLSİN



  • İsrail, Golan bölgesine karşılık Suriye’den Hizbullah ve HAMAS’tan desteğini çekmesini istiyor. Sizce Suriye’nin bu teklife karşı tavrı ne olacak?

Dr. Nureddin: İsrail’in teklifi büyük bir yalandır. İsrail hiçbir zaman barışı istemedi. Golan tepelerini hiçbir zaman Suriye’ye geri vermeyecek. Suriye, İran, Hizbullah ve HAMAS’ı zayıflatmak ve işgal topraklarını meşrulaştırmak için bu teklifi sundu. İsrail teklifinde samimi ise 1967 öncesi sınırlarına çekilmelidir. Ama geri çekilmek şöyle dursun saldırılarını devam ettirerek yeni topraklar işgal ederek buraya yeni yerleşimcileri yerleştiriyor. Masa başında samimi olmayan İsrail karşısında zaman kaybetmemeli, sorunu çözmek için direnişe ağırlık vererek işgalci İsrail devletini tarihten silmek gerekiyor.



  • Sorunun çözümünde Türkiye’ye nasıl bir rol düşüyor?

Dr. Nureddin: Geçmişe kıyasla Türkiye’nin Filistin ve Arap dünyasının sorunlarına yaklaşımı oldukça olumlu. Türkiye, Ak Parti iktidarı ile birlikte daha dengeli politikalar izlemeye başladı. Türk halkının sorunlara karşı yaklaşımı çok onurlu…


İSRAİL İLE SAVAŞ OLURSA TÜRK ASKERİ YERLİ HALKIN YANINDA OLUR



  • Lübnan’daki Türk askerlerinin varlığı Lübnanlılar için ne anlam ifade ediyor?

Dr. Nureddin: Güney Lübnan’da bulunan Türk askerleri, askeri hedefleri yok. Sosyal, kültürel faaliyetler içerisinde bulunuyorlar. İsrail tarafından yıkılan okulların onarımında yardımda bulunuyorlar. Herhangi bir sıcak gelişme yaşanırsa –eminim ki- Türk askeri yerli halkın yanında olacak.


AK PARTİ’NİN TECRÜBESİ İSLAM DÜNYASINA ÖRNEK OLMALI



  • AK Parti’nin kapatılmak istenmesi bölgede nasıl karşılandı?

Dr. Nureddin: AK Parti’nin kapatılmak istenmesi sadece Türkiye’yi ilgilendirmiyor. Arap ve İslam dünyası tarafından da yakından takip ediliyor. İslam ile demokrasinin Ak Parti’nin başarılı tecrübesinde bir araya gelmesi İslam dünyası için olumlu bir örnek teşkil ediyor. Bu tecrübenin önünde aşırı laikçiler set oluşturuyorlar.


KANALAHABER.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler