YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kripto ecnebilerle Heterodoks guruplar TSK'yı yönlendiriyor mu?
Kripto ecnebilerle Heterodoks guruplar TSK'yı yönlendiriyor mu?
Kripto ecnebilerle Heterodoks guruplar TSK'yı yönlendiriyor mu?
29 Kasım 2008 / 18:16 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

"Bir üçüncü ihtimal ise; TSK içinde çok güçlü ve örgütlü bir yapı var ve bu yapı muhafazakâr kesimleri çatışma alanlarına, riskli bölgelere sürüyor. Böylece bu kesim hem tehdit ve rakip gördüğü insanları elimine ediyor; hem de çatışmalar, şehitler, gaziler üzerinden antidemokratik-militer baskının devamını, ülkedeki huzur ortamının bozulmasını temin ediyor. Bu ihtimal kripto ecnebilerle Heterodoks gurupların ittifakını işaret ediyor…"


Yukardaki paragraf Aktifhaber sitesinden Yusuf Gezgin'e ait. Gezgin'in korkunç iddiayı kaleme aldığı yazısı şöyle:


Kurşun adres sorar mı?


“Kurşun adres sormaz” sözü meşhurdur. Bu söz, çatışmada kurşunun kimi, nasıl, ne zaman bulacağı belli olmaz, herkesi vurabilir anlamında kullanılır. Ama bizde, özellikle terör olaylarında kurşun adres soruyor gibi?


Terör eylemleri, bombalamalar, mayın döşemeleri vs. sonucu şehit olan, yaralanan kimselere bakıyorsunuz; benzer yapıdalar. Şehitler ve gaziler hep ekonomik durumu sıkıntılı, muhafazakâr ailelerden çıkıyor...


Toplumun farklı kesimlerinden, her coğrafyadan şehitler çıkıyor; ama bazı kesimlerden şehit çıktığına şahit olmuyoruz. Memlekete yeni gerilimler kazandırmak için batılı dostların(!) gerdiği heteredoks guruplar çatışmalarda, terör saldırılarında kayıp vermiyorlar. Memleketin kaderine hükmeden “beyaz Türk” denilen kripto ecnebilerden ne şehit çıkıyor, ne de gazi. Oysa bu kesim trafik kazasında ölen insanlarını bile ülke gündemine bir şekilde oturturlar.


Nedense şehitler, “irtica” töhmetiyle horlanan; resmi ideoloji, aristokratik aydınlar ve medya tarafından sürekli dövülen, “bidon kafalı” vs diye tahkir edilen kesimlerden çıkıyor.


Şehitlerin hep aynı kesimlerden çıkmasını bir kaç şekilde yorumlayabiliriz;


İhtimallerden birisi; PKK kimi öldüreceğini çok iyi biliyor! Çok iyi istihbarat edinerek hedefleri tespit ediyor, zamanlamayı ayarlıyor ve kasten muhafazakâr ailelerin çocuklarını öldürüyor! (bunun için örgütün TSK'de çok ciddi etkinliği olmalı ve anlık istihbarat alabilmelidir). Eğer durum böyle ise, TSK'nin ve Türk devletinin PKK ile mücadelesi imkânsız görünüyor!


Diğer bir ihtimal; muhafazakâr Anadolu çocuklarında vatan millet sevgisi çok ileri olduğu için, en tehlikeli ortamlara atılıyorlar, bu nedenle hep onlar şehit oluyorlar! Ama bu ihtimal resmi konsepte uygun değildir! Bacısı başörtüsünden dolayı üniversitelere sokulmayan, dedesinin sakalından dolayı askeri okullara alınmayan, başörtülü anası yemin merasimini tel örgüler ardından ancak izleyebilen, irticacı! kesimlere bu payeyi vermek, laik Cumhuriyet konseptine terstir!..


Bir üçüncü ihtimal ise; TSK içinde çok güçlü ve örgütlü bir yapı var ve bu yapı muhafazakâr kesimleri çatışma alanlarına, riskli bölgelere sürüyor. Böylece bu kesim hem tehdit ve rakip gördüğü insanları elimine ediyor; hem de çatışmalar, şehitler, gaziler üzerinden antidemokratik-militer baskının devamını, ülkedeki huzur ortamının bozulmasını temin ediyor. Bu ihtimal kripto ecnebilerle Heterodoks gurupların ittifakını işaret ediyor…


Acaba Çetin Doğan'ın bir konuşmasında geçtiği üzere ateş hattına hep aynı türden kimseler mi sürülüyor? Başka birileri planlı ve maksatlı bir şekilde tehlikeli alanlardan uzak mı tutuluyor?


Bu konuda peşin hükümlü davranıp iddiayı reddetmek veya kabul etmek yerine istatistikî verilere dayalı bir araştırma yapmak ve hükmü ona göre vermek daha bilimsel ve objektif olacaktır. Belki de böyle bir istatistik, “kendini ülkenin sahibi zanneden”, “hem dayak yiyen, hem hesap sorulan” kara Türklerin bazı hakikatlere uyanmasına vesile olacaktır?


Sorumlular ve kamuoyu Kayserili şehit anasının söylediği “Neden hep bizim gibi insanların çocukları ölüyor? Niye başı gözü boyalı kimselerin çocukları ölmüyor?” feryadına kulak vermeli ve bunun üzerinde düşünmeliler!..


Maalesef askerlerimizin şehit edildiği pek çok olayda izaha muhtaç karanlık noktalar bulunmaktadır ve bunların aydınlatılmasına sorumlular yanaşmamaktadırlar. 1995'te öldürülen Mardin il jandarma komutanının (Rıdvan Özden) JİTEM tarafından öldürüldüğü ve karısının talebine rağmen otopsi yapılmasına müsaade edilmediği medyada yer aldı. Son Aktütün baskınında da, bazı şehitlerimizin boğazından kesilerek, 9 PKK'lının ise yakın mesafeden tek kurşunla öldürüldüğü ileri sürülmektedir. Ancak birileri ısrarla karanlık noktalar aydınlanmasın diye; araştırma yapılmasına, otopsi yapılmasına müsaade etmemektedir. Bir şekilde kamuoyuna belge ve bilgi intikal ettiğinde ise, sorumlulara hesap sormak yerine “kim sızdırdı?” arayışına girilmektedir.


Hesabı sorulmayan ihanetler, izah edilmeyen ihmaller insanımızda; “yoksa çocuklarımız, şehitlerimiz, gazilerimiz bir kısım karanlık işlere feda mı ediliyor?” şüphesini doğurmaktadır…

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler