YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Keşke derin devlet olsa"
"Keşke derin devlet olsa"
"Keşke derin devlet olsa"
31 Mart 2008 / 09:28 Güncelleme: 31 Mart 2008 / 00:00

MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal ile Vatan gazetesinin yaptığı röportaj


CHP lideri Baykal, “Başbakan Erdoğan kendi derin devletini oluşturmak istiyor’ dedi. Peki ama AKP sadece 6 yıldır iktidarda. Bu kadar kolay mı derin devleti oluşturmak?


’Derin devlet’ konusu yıllardan beri tartışılıyor Türkiye’de. Hatta bazen insan hani ’Keşke derin devlet olsa’ diyor. En asil anlamında tabii derin devlet, ülkenin çıkarlarını en üst düzeyde değerlendiren, geleceği öngörerek, güncel, siyasal çalkantılar ötesinde kutsal hedeflere kilitlenmeyi sağlayan bir yapı. Bu yapı illa illegal olmak zorunda değil, bu bütün çok eski devlet geleneği olan ülkelerde var; Amerika’da da var, Batı ülkelerinde de var. Ama hiçbir yerde bizde olduğu gibi ulusal çıkarlara zarar verecek ölçüde tartışma ve polemik konusu yapılmıyor. Bundan o kadar ürkmemek lazım. Ama Türkiye’de maalesef çok çarpıtıldı ve kendisine ’derin devlet’ vehmeden birtakım illegal, gayrimeşru güçler derin devlet gibi sayılmaya başlandı.


Mesela?


Mesela Susurluk’taki olay veya bugün yaşadığımız ’Ergenekon’ örneğinde olduğu gibi kendilerine bu gücü vehmeden yasa dışına taşmış birtakım yapılanmalar sözkonusu. Bunun boyutu küçük olur, nispeten daha büyük olabilir ama bu yapılanmaları bütün devleti kapsayan bir olgu olarak değerlendirmemek lazım.


’Keşke derin devlet olsa’ dediniz. Biraz açar mısınız?


Yani ’keşke’den kastım, bu ülkenin ana politikalarını, geleceğe dönük ulusal çıkarlarını da koruyacak, o güncel politikanın etkisinde kalmayacak, bu politikaları doğru şekillendirecek ve yürütecek bir yapı. Bunun içinde hem iktidar olur, hem muhalefet olur. Bu, Türkiye’nin ulusal beklentileri, hedefleri ve idealleridir. İktidarlar gelir-gider, değişik partiler iktidar olur, fakat her ülkenin aşağı yukarı böylesine amaçları vardır. Günlük siyasi mücadele yürütmek demokrasinin de gereğidir. Ama bu uzun vadeli amaçlara süreklilik kazandıracak bir siyasal konsensüs mekanizması kurulması belki en doğrusu olacaktır.


Peki bu anlamda derin devlet yok mu?


Yok maalesef! Olsa aslında, Türkiye’nin ulusal çıkarlarının böylesine sözkonusu olduğu bir aşamada, bu kadar güncel politikalarla zamanı bu kadar ucuz yitirmeyiz.


’Türkiye’de derin devlet yok’ diyemeyiz ama değil mi?


Benim kastettiğim asil anlamda yok. İşte başka birtakım yapılanmalar var. Onu söylemeye çalışıyorum. Kendisine güç vehmeden, yasadışına kaymış olan birtakım güçler var.


Peki, 50 ya da 70 yıl önce sizin söylediğiniz anlamda bir derin devlet var mıydı?


Onu bilmiyorum. Fakat Soğuk Savaş döneminde demokratik rejimi koruma uğruna birtakım yapılanmalar söz konusu olmuş. Ama o kadar. Soğuk Savaş sonrası ülkeye dönük tehdit değerlendirmelerine baktığınızda, o çerçevede geçen sürede Türkiye’de böylesine, benim anladığım şekilde bir derin devlet yok. Siyasi partiler sürekli birbirleriyle kavga halinde. Bir zaman kaybı var Türkiye’nin önünde. Böylesine bir mutabakat olmuş olsaydı, Türkiye bu kadar çok zaman kaybetmezdi. Diğer ülkelere bakınca, aynı noktadan hareket ettiğimizi de düşünürsek, bu ülkelerin şimdi hangi noktada, bizim hangi noktada olduğumuzu görüyoruz. Demek ki ulusal çıkarlar doğrultusunda politika oluşturmakta Türkiye pek becerikli değil.


Mesela ASALA ile mücadele eden derin devlet miydi?


Yo, hayır, o ayrı bir olgu. İlla derin devlet diye görmemek lazım. Bu devletin birtakım meşru kurum, kuruluşları, ülke yararına, gene siyasi otoritenin yönetimi altında birtakım faaliyetler gösterirler. Bu illa derin devlet anlamına gelmiyor. Tabii Türkiye’de derin devlete ne anlam yüklediğinize bağlı.


Bugünkü olayları, Ergenekon’u nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bir defa Ergenekon olayında savcının iddianamesini hep birlikte bekliyoruz. Fakat burada bir ayrım yapmak lazım; yani ’Ergenekon’ denen, içinde ne olduğu belli olmayan bir olay söz konusu. Bunun içinde yalnız daha farklı olan bence İşçi Partisi’nin konumu. İşçi partisinin lideri Doğu Perinçek’in 1974’e, hatta daha öncesine giden birtakım faaliyetleri var bu ülkede. Ve bu faaliyetlerinin yanı sıra saygın bir sürü kurum ve kuruluşu yıpratmaya yönelik söylemleri... Yani Kıbrıs’ı işgal saymaktan tutun da Öcalan’la el sıkışmaya, Kürt meselesine kadar... Perinçek’in o çizdiği çizgiyi çok iyi izlemek lazım. Onun ayrı bir vaka olarak ele alınması gerekiyor.


Peki Ergenekon içinde mi, dışında mı ele alınmalı?


Onu bilmiyorum. Ama ben diyorum ki beraber görünsün veya görünmesin, İşçi Partisi liderlik kadrolarının geçmişi ile beraber çok ayrı bir şekilde ele alınması lazım. Nereden geldi, nereye gidiyor? Bu ülkeye yaptığı tahribat nedir, hangi faaliyetlerde bulunmuştur? Bu konuda MİT’in devreye girmesi lazım.


O zaman sizin döneminizde de faaliyetleri izleniyordu?


Basını açsanız, çizdiği çizgiyi siz de görebilirsiniz. Onun için ben diyorum ki, onun durumu biraz farklı. Geçmişiyle beraber ele almak lazım. Bu konuda Milli İstihbarat Teşkilatı’nın da devreye girmesini ben faydalı görüyorum.


Sizce Türkiye’ye zararı olmuş mudur?


Olduğu muhakkak! Abdullah Öcalan meselesi, Kıbrıs’ın işgali meselesi... Çok şey var. Onun için ilk başlangıç noktasından itibaren, mali kaynakları da dahil her şeyinin incelenmesi gerekiyor. Ben bu kadar söylüyorum. Onların hedefi olacağımı da biliyorum ama böyle hedef olunacak diye bazı şeylerin söylenmesinden de çekinilmemesi lazım.


Peki Ergenekon davası daha derine gider mi?


Bilmiyorum, iddianame açıklansın ona göre yorumlayabiliriz. Kendisine güç vehmeden birtakım insanlar muhtemelen böyle çıkacaktır. Ama bugün iktidar, adeta bütün milliyetçi, ulusalcı, Atatürkçü insanları aynı cepheye iten bir tutum içinde. Bu çok tehlikeli. Ergenekon için kullanılan ’ulusalcı’, ’Kemalist’, ’milliyetçi’ sıfatlarını taşıyan büyük bir kitle var. Bu kitleyi de rencide edip “Ergenekoncusunuz“ dememek lazım.


Ama artık ulusalcılık da Terörle Mücadele ve Harekat Dairesi’nin faaliyetleri arasında değerlendiriliyor. Tıpkı PKK, Hizbullah ve İBDA-C gibi...


Evet. Çünkü tehdit olarak görülüyor. Ulusalcılığın ne olduğuna, ne anlam yüklediğinize bakmak lazım. Yani böyle herkesi Ergenekoncu gibi saydığınız takdirde bu cepheyi çok genişletmiş olursunuz. Bu tür faaliyetlerle hiç ilgisi olmayan, vatan sevgisini bu şekilde ifade eden milyonlarca insan var. Bunların hepsine ”Siz artık Ergenekoncusunuz“ demek son derece tehlikeli. Bu ayrı bir cepheleşme yaratmak olur.


MİT’in Ergenekon’dan haberi var mıdır sizce?


Bilmiyorum. Belki Emniyet ilgileniyordu bu konuyla. Ama bir tehdit oluşturuyorlarsa cumhuriyete, ulusal birliğe, kutsal değerlerimize ve bu doğrultuda dikkat çekici bir faaliyet içine girmişlerse muhakkak şu veya bu şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı’nın sistemine takılmışlardır.


Ama böyle bir işbirliği vardır iki kurum arasında değil mi? Yani bu gibi faaliyetler gözden kaçmaz, mutlaka konuşulur değil mi?


Eğer konuşulmuyorsa istihbarattaki koordinasyon noksanı ortaya çıkar zaten.


Peki sizce nasıl oluyor da Veli Küçük, TSK’nın silahlarını alıp da başka yasa dışı işler için kullandırtabiliyor?


Bunu ortaya çıkarmak hükümetin elinde. Savcı iddianamesini hazırlasın, bu bağlantıları ortaya koysun. Yani insanların üzerinde kuşku yaratılacağına; savcı bütün bu bağlantıları ortaya koysun. Herkes onun beklentisi içinde zaten.


MİT’i derin devlet içinde nasıl konumlandırmak gerekiyor?


Bakın, Susurluk dönemiydi... O zaman; ’Emniyet biliyor. Nasıl olur da MİT bilmez’ dendi... Ben de bunun üzerine, ”Ben kendimi bir hükümet komiseri gibi görmüyorum ki! Bana devlet böyle bir yetki vermemiş“ dedim. Ondan sonra Habertürk’ten rahmetli Ufuk Güldemir aradı. Çok hoşuna gitmiş, bunu manşete çekti. “Ben yasalar bana ne dediyse o görevi yapıyorum. Başka kurum ve kuruluşları kontrol eden hükümet üstü bir komiser değilim ki!”


Yine aynı şeyi söyleyebilir misiniz MİT için?


Tabii... MİT yasa üstü yetkilerle kurulmuş değil.


O yüzden Ergenekon’dan da haberi olmayabilir mi?


Olmayabilir. MİT, izler... Eğer Başbakan veya Milli Güvenlik Kurulu görev olarak verdiyse izler, uyarısını yapar. Başbakan, ”Şu kuruluşları da izleyin, üzerine gidin, o konuda yoğunlaşın. Bir tehdit değerlendirmesi yapılsın“ der...


Yani MİT tek başına hareket edemez?


Yasal yetkisi içinde mütalaa ederse, haliyle o durumda resen de hareket eder...

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler