YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kampanyanın amacı komutanları kaygılandırmak mı?
Kampanyanın amacı komutanları kaygılandırmak mı?
Kampanyanın amacı komutanları kaygılandırmak mı?
21 Haziran 2008 / 16:47 Güncelleme: 21 Haziran 2008 / 00:00

Gazeteci Ahmet Ünal, son dönemde komutanlara yönelik gizli veya açık yıpratma kampanyasının perdesini aralıyor.  


Komutan niçin yıpratılır?


Cumhuriyet döneminin ilk genelkurmay başkanı Meraşal Fevzi Çakmak’tır. Namazında abdestinde ve ehl-i tarik bir komutan olan Çakmak, Balkanlar’ın kaybı ve Osmanlı’nın yıkımıyla sonuçlanan askeri kamplaşmadan çıkardığı dersle 22 yıllık görev süresinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni siyasetin ‘tamamen’ dışında tutar.


1944’te Kazım Orbay, Milli Mücadele’den silah arkadaşı Çakmak yaş haddinden emekliye ayrılınca görevi devr alır. Çakmak 1946’da DP’den TBMM’ne girer sonra Millet Partisi’ni kurar.


Yassıada'da ölen genelkurmay başkanı


Orbay’dan sonra 27 Mayıs darbesine kadar TSK’nın 1 numarası 7 kez değişir. Bunlardan İ. Hakkı Tunaboylu ve M. Nuri Yamut, DP’den milletvekili seçilir. Org. Yamut, Yassıada’da kendisine reva görülen hakaretlere dayanamayarak 1961’de feci bir şekilde vefat eder. Tunaboylu ise 1958 yılında Cebeci Askeri Şehitliği’ne defnedildiği için yargılanmaktan kurtulur ve selefinin hazin akıbetini yaşamaz...


27 Mayıs’ta devrilen Org. Rüştü Erdelhun ise Menderes ile birlikte yargılanarak hakkında idam cezası istenir. Cezası önce müebbede çevrilir. 1 yıl cezaevinde yattıktan sonra afla salıverilir. 1983’te öldüğünde devlet töreniyle gömülerek iade-i itibarına kavuşur.


Banyoya saklanarak kurtuldu!


Darbeyle 1. başkanlığa getirilen Ragıp Gümüşpala ise 2 ay sonra Cemal Gürsel’den aldığı talimatla DP’nin takipçisi Adalet Partisi’nin ilk başkanı olarak atanır. Talat Aydemir cuntası 21 Mayıs 1963’de, Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay’ın evini basar. Sunay banyoya saklanarak kurtulur. Aynı baskında koşarak evden uzaklaşan Genelkurmay İkinci Başkanı Memduh Tağmaç’ın ardından ateş açılır, yanındaki çavuş hayatını kaybeder.


Tağmaç, 12 Mart 71’deki muhtıra sırasında genelkurmay başkanı iken eski komutanı Cevdet Sunay’ın cumhurbaşkanı olarak görevini sürdürmesine müsaade eder.


Kenan Evren’i anlatmaya pek gerek yok... 12 Eylül darbesini yaptıktan sonra üniformasını çıkarmadan devlet başkanlığı görevini de üstlenir. Ardından halkoyuyla cumhurbaşkanı seçilir.


TSK’nın hiyerarşisini altüst eden 12 Eylül döneminden sonra Necdet Üruğ bir ‘emrivaki’ ile kendisinden sonra Necdet Öztorun’u getirmeye kalkışmış fakat “iki Necdetler olayı” Özal-Evren ikilisinin direnmesi sebebiyle boşa çıkmıştı.


Kahve ile zehirlenmekten kılpayı kurtuldu


Necip Torumtay, Özal’ın Kuzey Irak harekatı talebine itiraz ederek istifa etti. Yerine atanan Doğan Güreş ise kahve ile zehirlenmekten kılpayı kurtuldu.


Tansu Çiller’le yakın mesai ilişkisi gerekçesiyle daha görevdeyken psikolojik yıpratma çekirgeleri tarafından “tak-şak paşa” yakıştırması yapılan Güreş, “Çiller tak der, şak diye yaparım” ifadesini hiç kullanmadığını söylese de boştur. Adı sadece kışlalardan silmekle kalmaz bir de montajla etek giydirilir.
 
İ.Hakkı Karadayı, 28 Şubat döneminin etkisiz genelkurmay başkanı olarak tarihe geçerken dönemin 1. ordu Komutanı olan ve “Ankara’da darbe yaparsanız Meclis’i İstanbul’da açarım dediği” söylenen Hüseyin Kıvrıkoğlu, 4 yıl sonra, 2002’de görevi Hilmi Özkök’e devreder.


“Anayasa'ya göre Başbakan'a karşı sorumludur” ibaresine biyografisinde yer verdiği (!) için eleştirilen Özkök hakkında Kıvrıkoğlu, “sürüden ayrılanı kurt kapar” ifadesini kullanır.


Genelkurmay Başkanı olmak kadar, bu makama geldikten sonra komutayı elde tutabilmek de önemli. Konumuzun can alıcı kısmı burada düğümleniyor. Genelkurmay Başkanı olup da bir şekilde ölüm tehlikesi atlatmayan komutan sayısı çok az.


Komutanlar psikolojik harbe maruz kalıyor!


Chronicle Dergisi, ‘psikolojik harbe maruz kalan ilk genelkurmay başkanı’ dediği Hilmi Özkök’ün,  2004 yılında CIA'nın ihbarıyla (!) yol güzergahını değiştirerek suikast girişiminden kurtulduğunu yazdı. Özkök de sağlık durumu bozuldu dedikodularıyla yıpratılmak istenmişti. Özkök ne kadar sağlıklı olduğunu göstermek istercesine jetle uçmuş ve denizaltı ile dalmıştı.


İkaz amaçlı korkutma!


Hüseyin Kıvrıkoğlu ise birkaç kez suikast girişimlerini atlatmasıyla bilinir. Kıbrıs’ta yanındaki Albay’ın şehit edildiği olayda asıl hedefin Kıvrıkoğlu olduğu ileri sürüldü. Oysa 1.5 kilometreden üstelik tek el atışla ‘öldürmek kastıyla’ suikast gerçekleştirilemeyeceğine göre asıl maksadın Özkök’e yapıldığı gibi ‘ikaz amaçlı korkutma’ olması muhtemeldir.


Org. Yaşar Büyükanıt da, göreve getirileceği sıralarda ciddi bir yıpratma kampanyasına tabi tutuldu. Dedesinin Yahudi olduğu mesajları sanal ortamda yayıldı. Büyükanıt, dedesinin Osmanlı subayı (zabiti) olarak bölgede savaştığı ve şehit düştüğü için mezarının İsrail’de olduğunu açıklamak zorunda bırakıldı.


Şimdi müstakbel genelkurmay başkanı İlker Başbuğ da aynı süreçten geçiyor. Hakkında akıl almaz iddialar ortaya atılıyor, fotoğraflar ortaya çıkarılıyor.


Yıpratma kampanyasının gizlendiği perdeyi aralamak...
Özel çıkarları sebebiyle bazı komutanları yıpratmaya yeltenenler çıkabilir. Bunlardan bazıları rütbeli kişiler de olabilir. Ancak yıpratmanın sadece şahsi problemler sebebiyle yürütüldüğünü düşünmek yanıltıcıdır.


Perde arkasında, asker – sivil gerginliği çıkarmak ve ordunun birliğini bozmak isteyen yabancı odaklar aranmalıdır.


Özgüven sahibi, kadrosuna ve astlarıyla saygı ve sevgi ilişkisi kurmuş bir komutan hem Silahlı Kuvvetler hem de Türkiye için önemli roller üstlenebilir.


Türkiye’nin önünü açacak, tam bağımsızlık noktasında ciddi adımlar atacak, hatta asker-sivil ayrımcılığı yapmak isteyenlere prim vermeyecek bir komutanın daha yolun başında, korkutularak kendine güvenini kaybetmesi, kuşku içinde bırakılması ve kaygılandırılması hedeflenmiş olabilir…


* * *


İLGİLİSİNE NOT:
Osmanlı’dan günümüze devlet, “ya devlet başa, ya kuzgun leşe” anlayışıyla yönetiliyor. Atatürk, Nutuk’ta, “Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına vazıulyed olmuşlardı (el koymuşlardı).” Sözleriyle anlattığı saltanatın kaldırılış gerekçesine karşı çıkanları şu sözlerle uyarır:
“…meclis ve herkes, meseleyi tabii karşılarsa, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler