YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Kadın haklarının 'doğu-batı'trendleri Bilinmeyen İ
Kadın haklarının 'doğu-batı'trendleri Bilinmeyen İ
Kadın haklarının 'doğu-batı'trendleri Bilinmeyen İ
08 Mart 2008 / 19:14 Güncelleme: 08 Mart 2008 / 00:00

Kanal A Televizyonu’nda “Bilinmeyen İslam” programına katılan İstanbul Müftü Yardımcısı Kadriye Avcı ERDEMLİ, Hamdi MERT’in “Dünya Kadınlar Günü” ile ilgili sorularını cevaplandırdı.


 


   Kadın haklarının “Doğu” ve “Batı”daki gelişme trendlerini değerlendiren Bayan Müftü Yardımcısı, İslamiyet’in kadın haklarına dair getirdiği yeniliklerin bugün hala kavranamadığını belirtti.


 


   Feminizm’in bir doktrin olarak öne çıkardığı referansların daha fazlasının gerçekte İslamiyet’te mevcut bulunduğunu ifade eden ERDEMLİ, “İslam ülkelerinde bugün varolan kadın sorunları, İslamiyet’in kaldırdığı Cahiliye dönemi adetlerinin ataerkil toplum düzeninde yeniden ortaya çıkmasıdır” dedi.


 


   “Batı’lı Feministler”in, kadın haklarının özüne ters düşen bazı aşırılıklarına da dikkat çeken Avcı, özet olarak şunları ifade etti:


 


   “Feministlerin ortaya çıkış sebeplerinden ve ilk taleplerinden biri olan eğitim hakkını İslamiyet 1 400 yıl önce getirmiştir.


 


   İyiliği emir, kötülükten menetme, bir öğretim görevidir. Öyleyse Cenab-ı Hak kadına öğreticilik görevini de vermiştir. Nitekim Hz. Peygamberin hanımları validelerimiz, O’nun ailevi yaşayış tarzını; hadislerini ve dini hükümleri –özellikle kadınlar ile ilgili hükümleri- kendisinden sonra ashabına anlatarak öğretmenlik görevi yapmışlardır.


 


   Gerçek şudur ki, İslam toplumlarında eğitim ve öğretimde kadınların çok önemli fonksiyonları olmuştur. Nitekim İslam tarihinde nice kadın hadisçilerin; edebiyatçıların ve büyük kadın hukukçuların yetiştiği bilinmektedir.


 


   Feministlerin ısrarla üzerinde durdukları kadının o hakkı, kadına miras hakkının verilmesi, evlenme ve boşanma hakkı, kamusal alana girme gibi talepleri de İslam tarafından daha o çağda Müslüman hanımlara verilmiştir.


 


   Bütün bunlar, İslamiyet’in kadına bütün medeni ve sosyal hakları verdiğini gösterir. Görülüyor ki, kadın mülk sahibi olabiliyor; miras alıyor; miras bırakıyor; vasiyet ediyor; vasiyeti yerine getiriliyor. Kadın tam fiil ehliyetine sahip olup, kendi malları üzerinde tasarruf edebiliyor; şahitlik edebiliyor..


 


   Evlilik birliğini kurmada iki tarafın rızasının aranması açısından kadın ve erkek arasında hiçbir fark yoktur. Hatta kadının iradesine öncelik tanandığı ve ‘icap’ta bulunma yetkisinin kadına verildiği görülür. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre ilk söz hakkı kadınındır. Ondan sonra erkek bu icabı kabul eder.


 


   Erkeğe tanınan boşanma hakkı, -bilinenin aksine- kadına da verilmiştir.


 


   Feministlerin kamusal alana katılım taleplerine gelince; İslam’ın bu alanda cinsiyete değil, ehliyet ve liyakate  önem verdiği görülür.


 


   Görüldüğü gibi feministlerin makul talepleri İslamiyet ile zıtlaşmaz. Bunlar ve daha fazlası, İslam’ın özünde mevcut haklardır. İslam ülkelerinde görülen kadınla ilgili sorunlar ise, İslam’ın hükümlerine ters düşen hak ihlalleridir ve faturası asla İslamiyet’e kesilemez.


 


   Burada ifade etmemiz gereken bir husus da, Batılı feministlerin –makul talepleri yanında- bazı aşırı ve çizgi dışı istekleri, bugün kadının lehine değil, aleyhine sonuçlar doğuracak ve toplum düzenini sarsacak boyutlara ulaşmıştır.


 


   ‘Aile’nin kadını belli bir çerçeveye hapsettiği; nikahsız yaşamanın yasal meşruiyete kavuşturulması gerektiği; kürtajın şartsız ve tamamen serbest bırakılması…gibi talepler kadın haklarının tanınması değil, ihlali olarak görülmelidir.


 


   Bu tür istekler, toplum düzenini ve toplumun sosyal dokusunu sarsan aşırılıklar olarak görülmelidir”.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler