YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İşte Karadziç için yazılanlar
İşte Karadziç için yazılanlar
İşte Karadziç için yazılanlar
23 Temmuz 2008 / 16:54 Güncelleme: 23 Temmuz 2008 / 00:00


Bosna'da binlerce insanın katledilmesinden sorumlu tutulan Bosna kasabı Karadziç'in yakalanması Türkiye'de de geniş yankı uyandırdı. İşte Karadziç için yazılanlar:


İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra işlenmiş en büyük savaş suçlarının elebaşısı olarak görülen Sırp Karadziç'in Cuma sabahı Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da bir banliyöde yakalması tüm dünyada gündeme oturdu... Bosna'da binlerce masum insanı katleden Karadziç'in yakalanmasına Türk medyası da büyük ilgi gösterirken, bir çok yazar köşesini karadziç'e ayırdı.


İşte Karadziç'in yakalanması üzerine yazarların gösterdikleri tepkiler:


YA KARADZİÇ TÜRK OLSAYDI?


Sırp Kasabı Karadziç Türk olsa ve yakalanıp uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'ne teslim edilse, Ergenekon muhaliflerinin tepkisi ne olurdu gerçekten merak ediyoruz. Çünkü onlara göre, bizde böyle işler olmaz.


Ergun Babahan - Sabah


İNSANLA HAYVAN ARASI ALÇAK


Tarihin, kaydetmekten utanç duyduğu, gelmiş geçmiş en azılı katillerden birisi olan Radovan Karaciç’in, Srebrenitsa’daki katliamın sene-i devriyesinin hemen akabinde yakalanmış olmasını, kader-i ilahinin ibretamiz bir tecellisi sayıyorum.


Ölçülü ifadeler kullanma gereği duymadan açıkça söylemeliyim ki, bu alçak, insanla hayvan arası bir mahlûktur! İnsanla hayvan arası derken, hayvanın vahşi yönü ile insanın acımasız yönünü temsil eden bir yaratık türünden söz ediyorum elbette Bu gözü dönmüş caninin kayıtlara geçmiş akıl almaz katliamlarını tek tek saymadan, sadece Srebrenitsa’daki hunharlığına işaret etmek sanırım yeterli


Bir gecede sekiz bin insanı, öyle böyle değil, zalimliğin üzerine tüy diken bir anlayışla ve insanlıktan soyunarak katleden bu insan kasabı, bununla yetinmeyerek geride kalan kadınlara reva görülen, hatırlamaktan büyük bir acı duyduğum, o iğrenç tecavüzlerin de baş failidir.


Cenab-ı Kahhar-ı Mutlak’ın, mazlumların intikamını alacağı o kutlu hesap gününden önce, Kazıklı Voyvoda’nın bu aşağılık torununun, bir kez de insanlık önünde hesap verecek olması, gadre uğramış masum insanlar adına, öfkemi kısmen de olsa dindiriyor.


Batılıların gözleri önünde cereyan eden bu insanlık trajedisinin şeddat failinin yargılanmasında umarım ki, dağ fare doğurmaz ve bu rezil mahlûk, esfel-i safiline yürüdüğü yolda okkalı bir şamar yer!


Bu vesile ile Müslüman Boşnak kardeşlerime bir kez daha Sabr-ı Cemil niyaz ediyorum.


Nihat Nasır Gerçek Hayat Dergisi yazarı


AB-SIRP İLİŞKİLERİ İÇİN DÖNÜM NOKTASI


Savaş suçları şüphelisi Karaciç’in tutuklanması hem kurbanlar hem de buz kesmiş AB-Sırp ilişkileri için dönüm noktası. Ancak bu sansasyonun arkasında Kosova’ya dair kurnazca bir hesap yatıyor olabilir. Belgrad, topraklarının zorla bölünmesine karşı uluslararası destek peşinde


Sımon Tısdall Radikal (The Guardin’den çeviri)


ÖLSE NE OLUR, ÖLMESE NE OLUR?


gibi muamele görecek. Yargılanacakmış. Laf. Karaciç’in ağababası İlginç olan ne, biliyor musunuz? Ya da acı olan? Karaciç, şimdi, bir zamanlar Bosna’da ‘kötü işler yapan bir amca’Miloşeviç de Lahey’de kurulan mahkemede yargılanmış, yargılama sürerken cezaevinde ölmüştü. Kim bilir belki Karaciç de bu süreçte ölüverir. Ölse ne olur, ölmese ne olur?


Sorun Miloşeviç’lerin, Karaciç’lerin yakalanması, yargılanması, ölmesi değil. Onlar, pis ve kanlı bir oyunun aşağılık tetikçileri. Pis ve kanlı bir oyunda vahşi bir biçimde kullanıldılar ve işleri bitince de çöplüğe atıldılar.


Hikmet Bila -Cumhuriyet


ZATEN BELGRAD’DAYDI


Onbir yıla yakındır bir türlü bulunamayan Karadziç'in önceki güne kadar nerelerde ne kılıklarla dolaştığına ilişkin ortalığa salınmış iddiaları okuyorum. Binbir çeşit hikaye...


Yok Kaliforniyalı bir estetik cerrahın müdahalesi sırasında öldü; yok Yunanistan'da Athos'a sığındı; yok Bosna yakınlarında bir manastırda saklanıyor; falan filan...


Oysa herkes biliyordu ki Karadziç, Belgrad yönetiminin bilgisi dahilinde Sırbistan'da ikamet etmekteydi.


Üç yıl önce Srebrenitsa katliamı dolayısıyla Potoçari'de düzenlenen uluslar arası törenle ilgili bir yazı yayımlamışım. Başlığı şöyle imiş: “Srebrenitsa'yı unutanlar arasında biz de vardık”. Bu başlığı atmışım, çünkü dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün de katıldığı tören “Türk medyası”nın neredeyse tamamı tarafından yok hükmünde sayılmış. Avrupa'nın kayıtsızlığı geride bırakıp işi Sırp ordusunu cesaretlendirmeye vardıran bencil siyasetinin sonucu olarak (Avrupa'dan söz ederken, Lahey'deki mahkemenin eski savcısı Carla del Ponte'nin Le Monde'a yaptığı şu açıklamayı da hatırlatalım: “Boris Yeltsin, Jacques Chirac'a, Karadziç'in tutuklanmamasını, aksi halde Rusların müdahale edeceğini söylemişti.”) açılan çukurlara doldurulan 8.000 insanın anısına düzenlenen törene rağbet eden gazete sayısı o kadar azmış ki, zamanın Kronik Medya'sı olarak hayret etmişiz. Tören sadece “laik basın” tarafından değil, “İslamcı basın” tarafından da büyük ölçüde atlanmış. O zaman da söylediğim gibi, adına genel olarak “iç siyaset” denilen alanda yaşanan “vıdı vıdı”lar herkesi o derece hakimiyeti altına almış ki, kimse de Srebrenitsa'yı filan hatırlayacak psikoloji bırakmamış...


Söz konusu yazıda, Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi'nin o dönemdeki savcısı Carla del Ponte'nin Karadziç ve Mladic'ten hiç değilse birinin yakalanıp mahkeme huzuruna çıkarılmadan törene katılmayacağını açıklamasını da hatırlatmışım. Del Ponte şöyle devam etmiş: “Siz, uluslararası camianın üyeleri! Karadziç ve Mladiç'i tutuklamadan Srebrenitsa'yı anma törenlerine gitmeyi kendinize yedirebiliyorsunuz! Kurbanların gömülmesine katılmak kolay!”


Kürşat Bumin Yeni Şafak


ADETA HORTLAĞI ANDIRIYOR


Doktor Radovan nihayetinde enselendi ve postu deldirdi. Sırbistan Lideri Tadic’in deyimiyle Doktor Radovan cehennemden gelen bir adamı andırıyor. Enselendikten sonra, basına dağıtılan son fotoğrafları adeta bir hortlağı andırıyor. Gerçekten de Bosna’ya cehennem sahneleri yaşatmış ve bu sahneleri kurgulamış bir mimardı. Üç özelliğiyle dikkat çekiyor. Psikiyatrist olması onun ötesinde şairliği ve bir de gayri resmi olarak yaptığı soykırım mimarlığı var.


Karadzic’in bu şekilde enselenmesinin elbetteki jeopolitik sonuçları da olacaktır. Tadic’in Batı nezdindeki itibarı artmış ve Karadziç’in yakalanması Sırbistan’ı AB’ye bir adam daha yaklaştırmıştır. Rusya Balkanlar’daki son mevzilerini de kaybediyor. Karadziç’in yakalandığının duyurulduğu sıralarda Kosova heyeti de Bush’un misafiriydi ve Bush uluslar arası camiadan Kosova için daha çok tanınma ve destek istiyordu. Kosova, Sırbistan vesayetinden ve dolayısıyla Moskova hegemonyasından kurtulurken Karadziç’in yakalanmasıyla birlikte Sırbistan da daha fazla AB limanına demirlemiş oldu. Karadziç’in jeopolitik önemi Sırbistan’ı bir adım daha AB’ye yaklaştırmış ve Moskova ekseninden uzaklaştırmış olmasıdır. Karadziç Bosna’yı Sırbistan toprağı olarak görüyor ve Sırbistan’a ilhakını savunuyordu. Halefleri de Kosova için aynı şeyi düşündüler ama hep hüsrana uğradılar. Hatta Radovan Karadziç’in doğduğu topraklar olan Karadağ bile bugün bağımsızlığını kazanarak Yugoslavya denklemi dışına çıktı. Karadziç, Mladic ve Milesoviç gibiler Sırbistan’ın son İttihatçıları idiler. Dolayısıyla buradan bizim Ulusalcılarımıza da dersler çıkıyor. Karadziç, İttihatçı ileri gelenleri gibi tebdili kıyafetle dolaşırken enselendi. Batılılar her ne kadar Karadziç’in yakalanmasını şamata ile karşıladılar ise de aslında Karadziç gibiler biraz da onların suçu. Srebrenika katliâmında nasıl muvazaa varsa, bugüne kadar Karadziç’in yakalanmamasında da muvazaa vardı. Ve keza, Sırplar eski Yugoslavya’nın silâh stoklarına ve tersanelerine sahip olurken Boşnaklara Batılılar 1992 ile 1996 yılları arasında resmen silâh ambargosu uyguladılar. Kurbanları da silâhsızlandırdılar. Bu muvazaayı açığa çıkaran kitaplarından birisi Florence Hartmann’ın ‘Barış ve Cezalandırma’ kitabıdır. Lahey’de eski Yugoslavya’da işlenen savaş suçları için kurulan uluslar arası mahkemenin eski sözcüsü Florence Hartmann kitabında, aranan Bosnalı Sırpların eski lideri Karadziç’in yakalanmasını, Rusya ve ABD’nin engellediğini iddia ediyor. Hartmann, ABD, İngiltere ve Almanya’nın dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ı, Karadziç’in yakalanması konusunun peşini bırakmaya ikna ettiğini öne sürdü.


Mustafa Özcan Yeni Asya

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler