YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
İslamiyet'in insanlığa kazandırdığı değerler
İslamiyet'in insanlığa kazandırdığı değerler
İslamiyet'in insanlığa kazandırdığı değerler
05 Mayıs 2008 / 17:03 Güncelleme: 06 Mayıs 2008 / 00:00

Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Mahfuz SÖYLEMEZ, “İslamiyet’in, Allah’ın insanlık tarihine son müdahalesi olduğu”nu söyledi ve “İnsanlığın harpsiz-darpsız bir arada yaşamasının gerçek teminatı İslamiyet’tir” dedi.


Kanal-A'da 1 Mayıs 2008 Perşembe günü 19.00’da canlı olarak yayınlanan ve 4 Mayıs 2008 Pazar günü saat 05.30’da tekrarı verilen “Bilinmeyen İslam” programına konuk olarak katılan Doç. Dr. Mehmet Mahfuz SÖYLEMEZ “İslamiyet’in insanlığa kazandırdığı değerler” konusunda program yapımcısı Hamdi MERT’in sorularını cevaplandırdı.


İslamiyet’in, insanlığın bir arada barış, huzur ve mutluluk içerisinde yaşaması için öngördüğü bağlayıcı değerleri pratik örnekleriyle anlatan Söylemez özetle şunları söyledi:


“İslamiyet, Cenab-ı Hakkın insanlık tarihine müdahalesidir. Amacı; inancı-etnik kökeni-coğrafyası-dil ve kültürü ne olursa olsun toplumların bir arada; birbirinin hukukunu gözeterek huzur, mutluluk ve barış içerisinde yaşamalarıdır. Bu sebeple çoğu Batı kaynaklı ‘İSLAM KORKUSU’ iddiaları yersiz ve tutarsız iddialardır”.


Müslümanların kendi içerisinde ve Müslümanların Müslüman olmayanlarla bir arada barış içerisinde yaşamalarını tarihi örnekleriyle izah eden Mahfuz SÖYLEMEZ, konuşmasını şöyle sürdürdü:


BİRİNCİ TECRÜBE


“-İlk tecrübe Müslümanların gayrımüslimler ile bir arada yaşadıkları dönemlerdir..Müslümanların Mekke’de müşriklerle; Habeşistan’da Hristiyanlarla; Medine’de Paganistler, Hristiyanlar ve Musevilerle; fetihler döneminde ise çok farklı inanç mensuplarıyla yaşadıkları dönemler buna örnektir..


Müslümanlık, Mekke’de müşriklerin karşı çıkışları altında ortaya çıkmış; onun inanırları her türlü baskı altında bile fiili hiçbir kargaşaya –bugünkü tabirle- anarşi ve teröre tevessül etmemişler; teslimiyetçi bir tutumu da benimsememişler; Allah nezdinde hür ile kölenin eşit durumda olduğu mesajını öne çıkararak tebliğ görevlerini hakkıyla sürdürmüşlerdir.


Habeşistan’a çok az sayıda Müslüman göçü olmuş; oradaki örnek ve özne duruşları sayesinde birkaç yıl sonra 3 gemi dolusu Müslüman olarak -yani çoğalarak- Medine’ye iltihak etmişlerdir..


Medine’de yerli pagan toplumla (Evs, Hazrec), Yahudi kabileleriyle ( Beni Kurayza, Beni Kaynuka, Beni Nadir) ve Hristiyan unsurlarla –eşit şartlarda- İslam tarihinde ünlü Medine sözleşmesini yapmışlar, karşılıklı sorumluluklar adil bir şekilde tespit edilmiş ve İslam’ın devlet olmasının temelleri –muttasıl fetihler dönemlerine temel olacak şekilde- böylece atılmıştır..


Fetihler ve İmparatorluklar dönemlerinde ise artık Müslümanlar çoğunluk, gayrımüslimler azınlık durumundadır ve İslam kültür ve medeniyetinin örnek eşitlik-adalet ve özgürlük sergi ve serüveni de asıl bu dönemlerde fark edilmiştir.. İslam tarihinde mabedlerin dokunulmazlığı; din ve inanç özgürlüğü; eğitim özgürlüğü; kimlik ve kişiliklere riayet; inanç farklılıklarına bakılmaksızın ülke(ler) insanının vakıf-imaret ve içtimai muavenet kurumlarının himayesi altında toplanması gibi başka hiçbir sistemde görülmeyen insani –ya da rahmani- kuşatıcılık, İslamiyet’in insanlığı dönüştüren iyileştirmeleridir”.


İKİNCİ TECRÜBE


“-İkinci tecrübe, Müslümanların kendi aralarında sulh, huzur ve mutluluk içerisinde yaşamalarını sağlayan pratiklerdir. Yine dönemler halinde özetlersek; Mekke döneminde Müslümanlar arasında fakir-zengin; imtiyazlı-imtiyazsız; soy-sop…yani sınıf farklılıkları kaldırılmış; Medine döneminde farklılıklar Medinelilik/bir aradalık/dayanışma ve bütünleşme bilincine dönüştürülmüştür..


Emevilerden itibaren İslam dünyasının/ve toplumlarının manzarası, farklılıkların yeniden öne çıkarılmaya başlandığı dönemlerin görüntüleridir.


Abbasiler döneminde, Endülüs Emevileri aydınlığında, Selçuklular yüzyıllarında İslam kültür ve medeniyeti metafizik ufukluluğu ile insanlığın görebildiği en mutlu ümran dönemleridir..


Osmanlıların yükselme dönemi, İslam medeniyetinin zirve yıllarıdır..


Fransız devriminden sonra ise farklılıklar yeniden öne çıkarılmış; ulus devlet anlayışı Batı toplumlarıyla birlikte İslam ülkelerini de önünde sürüklemiş, insanlık yeniden kavgalar ve kargaşalar içerisine düşmüştür”..


SONUÇ:


“Bugün insanlık, inanç-kültür ve medeniyetlerin çarpıştığı bir kaos dönemi yaşamaktadır.. Bunu İslamiyet öncesi Cahiliye Dönemi’ne benzetmek yanlış olmaz.. İslamiyet’in gönderiliş amacı, insanlığı bu kaos ve bulanıklıktan aydınlığa taşımaktır.. Yani insanlık tarihine bir ilahi müdahaledir..


İnsanlığın yeniden düze çıkması, Allah’ın müdahil çağrısına yeniden kulak vermektir.. Bu vadide en büyük sorumluluk ise Müslüman toplumlara düşmektedir”..

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler