YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hürriyet'in yaşadığı büyük tutarsızlık
Hürriyet'in yaşadığı büyük tutarsızlık
Hürriyet'in yaşadığı büyük tutarsızlık
22 Ocak 2009 / 12:27 Güncelleme: 22 Ocak 2009 / 00:00


JİTEM Komutanı Albay Abdülkerim Kırca’nın intiharından sonra özellikle Doğan Gurubu’na ait gazete ve televizyonlar “PKK itirafçısına dayanarak haber yapma”nın basın etiğine aykırı olduğunu söylediler. “Amiral Gemisi”nin kaptanı da yanına yaverini alarak bu itirazın sözcülüğünü üstlendi.


Önce “kaptan”ın itirazı:


Değer miydi?


İnsanların insafsızca hedef gösterilmesini, sindirilmeye, toplumun gözünde küçük düşürülmeye çalışılmasını eleştiriyorum.

Çetelere karşı mücadele ederken, gazilerimize "Değer miydi" sorusunu sordurtmayacak bir hassasiyetin gösterilmesini istiyorum.

Askere gidecek gençlerin kafasına daha şimdiden "Değer mi" şüphesini sokmayacak bir titizlik içinde yürümemiz gerektiğini savunuyorum.
(
Ertuğrul Özkök/Hürriyet)


Şimdi de “yaveri”ni dinleyelim:


Sen O Gaziyi Tanımazsın


Sen, onların uğruna her şeylerini verdikleri tüm değerleri bir bir yıkmaktasın...

Anlıyorum seni..

Onların yüceliği seni rahatsız ediyor...

Ezmek, etkisizleştirmek, silmek istiyorsun onların bitmiş hayatlarının üzerinde bulut bulut kümelenmiş toplumsal güveni ve ulusal sevgiyi... (Bekir Coşkun/Hürriyet)


***


Bir tarafta “İnsanların insafsızca hedef gösterilmesi”, diğer tarafta ise “onların uğruna her şeylerini verdikleri tüm değerleri bir bir yıkmaktasın” iddiaları. Peki bugün JİTEMCİ Albay Abdülkerim Kırca’yı bu sözlerle savunan Hürriyet Gazetesi ve diğer yayın kuruluşları dün Kırca hakkında neler yazmışlardı?


İŞTE O HABERLER



 


 


 


 


 


 


 


 


Milliyet gazetesi 3 Şubat 2005 tarihinde Genelkurmay açıklamasına neden olan haberi aynen yayınladı. Milliyet, Abdülkadir Aygan'ın ağzından tim komutanı Abdülkerim Kırca'nın oynadığı rolü ve kaçırılan şahsın yakılarak öldürüldüğü iddialarına da ayrıntılı olarak yer verdi. İddialar, "İHD Şube Başkanı Selahattin Demirtaş, PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan'a göre Aslan'ın, JİTEM'de tim komutanı olduğu öne sürülen Abdülkerim Kırca'nın da aralarında bulunduğu kişilerce kaçırıldığını anımsattı. Demirtaş, Aslan'ın daha sonra Silopi JİTEM'e götürüldüğünü, sorgulandıktan sonra da yakılarak gömüldüğünü öne sürdü. Demirtaş şöyle dedi: "Köylüler, cesedin bir çoban tarafından 15 santimlik çukura gömüldüğünü, mezar yeri kaybolmasın diye etrafını beyaz taşlarla çevirdiklerini belirtince çukur kazıldı" dedi." şeklinde verildi.



 


 


 


 


 


 


 


 



 


 


 


 


 


 


 


 


Radikal Gazetesi de 3 Şubat tarihli sayısında bu haberi "Acı bir Susurluk öyküsü" başlığıyla kullandı. Baba İzzettin Aslan, 10 yıldır hiçbir haber alamadığı oğlunun ancak mezarına ulaşabildiği belirtilen haberde "Resmi makamlar tarafından varlığı kabul edilmeyen JİTEM'in bir cinayeti aydınlandı: Savcının ve askeri yetkililerin gözetiminde açılan mezarda çıkan kemiklerin Aslan'a ait olduğu DNA testiyle de doğrulandı" denildi. Haberin hemen giriş bölümünde ise Abdülkadir Aygan'ın itirafları hatırlatılarak intihar eden Abdülkerim Kırca'nın olaylarla bağlantılı olduğu iddiasına yer ayrıldı. Haberde, "Aygan, itiraflarında dönemin Bölge Jandarma İstihbarat Grup Komutanı emekli Albay Abdülkerim Kırca'nın da bizzat olayın içinde olduğunu vurguladığı Aslan cinayetini şöyle anlattı:


"Murat Aslan isimli şahıs, Yenişehir Semti'nde, yani Diyarbakır Belediyesi civarından alınarak, (Abdülkerim Kırca o sırada bizzat oradaydı) zorla sivil Toros arabaya bindirildi ve JİTEM'e getirildi. Daha sonra Silopi JİTEM İstihbarat Tim Komutanlığı'na götürüldü. Burada işkenceyle sorgulandıktan sonra Dicle Nehri'nin kenarındaki bir dereye götürüldü. Derede öldürülerek üzerine benzin döküldü ve yakıldı. Bu dere Körtük Köyü'nün karşısına düşen bir dere idi." ifadeleri yer alıyordu.



 


 


 


 


 


 


 


 


5 Nisan 2006 tarihli Hürriyet Gazetesi'nde "JİTEM'ciler için suç duyurusu" başlığı altında verilen haberde, "Aralarında 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım, Musa Anter cinayeti zanlısı PKK itirafçısı Abdulkadir Aygan ile rütbeli askerlerin de bulunduğu 'Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele Komutanlığı (JİTEM) elemanı oldukları' öne sürülen 18 kişi hakkında yeni bir soruşturma başlatıldı." denilirken rütbeli askerlerin de kimliğine yer verildi. Haberde bu isimler "İtirafçılar Abdulkadir Aygan, Fethi Çetin, Kemal Emlük, Selahattin Görgülü, Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Hanım Beyaz, Mustafa Deniz, Cemil Işık, 'Şırnaklı Hamit', Binbaşılar Aytekin Özen, Abdulkerim Kırca, Ahmet Cem Ersever, Yüzbaşı Tuna Yanardağ, uzman çavuşlar Uğur Yüksel, Abdulkadir Uğur, Astsubay Nuri Ateş ve istihbarat elemanı Mahmut Yıldırım (Yeşil)." olarak duyuruldu. Hürriyet JİTEM personeli tarafından kaçırılarak öldürüldükleri ileri sürülen isimleri de haberleştirmişti: "1991-96 yılları arasında kaçırıp sorguladıktan sonra öldürdükleri öne sürülen kişiler ise şöyle:


Vedat Aydın (Kapatılan HEP'in Diyarbakır İl Başkanı), Talat Akyıldız (Bismil-Tepe köyü muhtarı), Zahid Turan, Harbi Arman (HEP Malazgirt İlçe Başkanı), Musa Anter (Yazar), Hasan Kaya (Doktor), Metin Can (Avukat-İHD Elazığ Şube Başkanı), Mehmet Şen (Kapatılan DEP'in Nizip İlçe Başkanı), Necati Aydın (Sağlık-Sen Şube Başkanı), Ramazan Keskin, Mehmet Aydın, Murat Aslan, İdris Yıldırım, Servet Aslan, Edip Aksoy, Mehmet Sıddık Etyemez, Ahmet Ceylan, Şahabettin Latifeci, Abdulkadir Çelikbilek, Mehmet Salih Dönen, İhsan Baran, Fethi Yıldırım, Abdulkerim Zuğurli, Zana Zuğurli, Melle İzzettin ve soyadı tespit edilemeyen Hasan adlı kişi. Yazar Musa Anter'in öldürüldüğü sırada yanında bulunan DTP Genel Merkez yöneticisi Orhan Miroğlu soruşturma dosyasına yaralı mağdur olarak geçti."



 


 


 


 


 


 


 


 


2 Nisan 2005 tarihli Milliyet Gazetesi "JİTEM iddianamesi" başlıklı haberinde Diyarbakır Başsavcılığı'nın 13 yıl sonra hazırladığı iddianamede 8 cinayetin failinin 'JİTEM' olduğu belirlediğini yazdı. Haberde iddianameye atıf yapılarak JİTEM'in bir 'çete' olarak nitelendiği ve 'sözde' devlet adına cinayet işlediğini vurgulandı. Haberde, "İddianamede, 1992 - 1994 arasındaki 8 faili meçhul cinayeti işleyen isimler şöyle sıralandı:


"PKK itirafçıları Mahmut Yıldırım, Abdülkadir Aygan, Muhsin Gül, Fethi Çetin, Diyarbakır Emniyet Güvenlik Şube Görevlisi Kemal Emlük, Askerlik Şubesi'nde sivil memur Saniye Emlük, Uzman Çavuş Yüksel Uğur ile emekli Binbaşı Abdülkerim Kırca." bilgisine yer verildi.



 


 


 


 


 


 


 


 



 


 


 


 


 


 


 


 


2 Nisan 2005 tarihli Radikal Gazetesi de JİTEM iddianamesini "Susurluk hortladı" başlığıyla duyurdu. Haberin kutusunda ise şu ifadeler yer aldı: "'Emirleri Kırca verdi' Bir gazeteye yaptığı itiraflarla 12 yıl önce gözaltında öldürülen birinin cesedinin bulunmasını sağlayan PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan'ın ifadeleri doğrultusunda altı itirafçıyla biri emekli binbaşı iki asker hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Aygan, emekli binbaşı Abdülkerim Kırca, halen Siirt Jandarma Komutanlığı'nda görevli uzman çavuş Uğur Yüksel'in yanı sıra 'Yeşil' kod adlı Mahmut Yıldırım'ın da aralarında olduğu sanıklar, 'Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve taammüden adam öldürmekten yargılanacak.'


***


5 yıldır özellikle Doğan Gurubu'nun gazetelerinde manşette olan Jitemci Albay Kırca, bugün ise aynı gazetelerde  "milli kahraman" ilan edildi. Geçmişte birçok suç işlediği iddia edilen Kırca, nasıl oldu da birden "kahraman" oluverdi?


"Basında güven"in merkezi olamanın ilk şartı tutarlı olmaktan geçiyor. Geçmişte yaptığınız haberleri bugün yanlış buluyorsanız bunun bir hata olduğunu söyleminiz gerekiyor. Yok "ben geçmişime sahip çıkıyorum" diyorsanız o zaman da bugünkü tutarsızlığınızı açıklamanız gerekiyor.


Bakalım Ertuğrul Özkök pusulası bozuk bu gemide daha ne kadar tutarsızlıklar sergilemeye devam edecek.


 


 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler