YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Hesap vereceksiniz!
Kanalahaber.com yazarı Selahattin Serçe gündemdeki konularla ilgili çarpıcı bir yazı kaleme aldı. İşte Serçe'nin o yazısı:
Hesap vereceksiniz!
12 Nisan 2013 / 15:55 Güncelleme: 12 Nisan 2013 / 16:01

Yanlıştan dönmek zordur.

Türkiye asırlık yanlışlarından dönüyor.

Yanlışı doğru zannedenlerin doğruyu gördüğünde yavaş da olsa değişmesi muhtemeldir. Ancak, yanlışı bilerek yapanlar, varlığını yanlışlar üzerine bina edenler için bu hiç de kolay değildir. Bugüne kadar biriktirdiğiniz (veya biriktirdiğinizi zannettiğiniz) her şeyden vazgeçmeyi gerektirir.

Pek tatlı gelen aldanış uykusundan uyanması pek kolay olmasa da, hakikat şu ki; doğru, vicdanî, insanî, irfanî, insâfî olmayan temeller üzerine inşa edilen her birikim, bir kaya üzerine birikmiş bir avuç toz gibi en küçük hakikat rüzgârıyla savrulur gider.

Ne güzel der asırların imbiğinden süzülen atasözü: Yanlışın neresinden dönülse kardır.

Türkiye, toplumu derin acılara ve buhranlara sürükleyen iki yüz yılı bulan siyasi, sosyolojik, ekonomik, kültürel yanlışlarını sorgulayıp bunlardan vazgeçerken, zihniyet devrimi yaşarken, herkese selamet getirecek barışı kurmak için yepyeni temeller atmaya çalışırken, bu yolculuğa iştirak yerine muhalefet edenlerin hali ne hazindir.

Oysa barış onlar için de selamet demek; savrulup gidecek temelsiz birikimlerinin yerine yeni baştan başlama, yeniden ve daha sağlam temellerde biriktirme fırsatı demek.

“Gözleri vardır görmezler, kulakları vardır duymazlar” ilahi ikazı, “Keşke bilselerdi” kederi ne kadar da hakikat.

***

Türkiye uzunca bir zamandır ilk kez vicdani ve insani bir yol çizgisiyle yürüyor.

Bu yolculuğa iştirak etmenin de etmemenin de hesabı var.

Sonuç inşallah bu yolculuğun heyecanıyla çarpan gönüllerdeki gibi olacak. Ancak, velev ki öyle olmasın. Bireysel vicdan, maşeri vicdan ve dahi Allah, “sonuçta başarılı oldun mu?” diye değil, “bu yolda doğruyu seçtin mi, doğru yerde durdun mu?” diye soracak.

İşin içinde insan ve onun tabî hakları olduğunda, hesap sonuç odaklı değil süreç hesaplı yapılır.

Nice peygamberler gelip geçmiş; bir kişiyi imana getirememiş.

Onların karşısında biz kimiz? Sultanlar, emirler, liderler, siyasi partiler nedir ki her hesap sonuç odaklı yapılsın?

Sonuç odaklı düşünmek “amaca ulaşmak için her yolu mûbah” gören Makyevelizm bataklığına saplanmak demektir. Ki bu ne insani, ne vicdani, ne ahlakidir.

Kaldı ki, umulur ki doğru düzgün yürünen yollar yanlışa çıkmaz. Ayrıca inkara, asimilasyona ve şiddete dayalı yollar toplumu kabul edilebilir hiçbir sonuca götürmemiştir.

***

Temel insani duruşa ilişkin altını çizme gereği duyduğumuz bu anlayış bir yana, somut veriler doğrultusunda da makul yol, “barış”tır.

Türkiye asırlarca birlikte olduğu geniş bir coğrafyada varlık göstermek gibi asrî bir görevle karşı karşıya.

Tarihi geçmişimiz itibariyle, dindaşlarımızın bulunduğu Arap coğrafyası, soydaşlarımızın bulunduğu Asya coğrafyası, Kafkas coğrafyası, Balkan coğrafyası Türkiye’nin doğal bir hinterlandı.

Bütün buraların gözleri Türkiye’de.

Lakin önümüzde bir hakikat var ki, birlikte olmaktan başka seçeneğimiz bulunmayan bu coğrafyalara uzanmamıza güçlük çıkaran durumlarla karşı karşıyayız.

Bugün, Nahcivan’dan Akdenize kadar uzanan yay üzerinde, Cumhuriyet döneminin hatalı uygulamalarından da beslenerek bizimle çatıştırılan bir Kürt duvarı var. Bu durum, bir gün Türkiye’nin başını kaldıracağını çok iyi bilen küresel hegomanlar eliyle bilinçli kurgulanmıştır. Ancak bugün az evvel saydığımız büyük coğrafyayla bütünleşme, kucaklaşma süreci yaşayan Türkiye, hem kendini güçlü kılacak iç barış için hem de bu suni duvarı ortadan kaldırabilmek için barışı tesis etmek zorundadır.

Ve bunu yapıyor.

Buna karşı çıkmak, ya aymazlık ya da ihanettir.

Türkiye’yi dar kalıplara hapseden “vesayet”i yeniden diriltmek, ayaklarımızı yeniden bağlamaktır.

Çözüm süreci, şu anda devletin tüm kurumlarının işbirliğiyle yürütülen büyük bir projedir.

Buna, “devlet”, “cumhuriyet” gibi kavramları da istismar ederek karşı çıkanlar, acaba devleti oluşturan tüm meşru kurumların ötesinde, tanrılaştırdıkları, soyut, gizli, derin, başka bir “devlet”e mi inanıyorlar, hizmet ediyorlar?

Türk devletinin bütün kurumları Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar, bugün Türkiye Cumhuriyeti olarak bilinen sınırlarının ötesinde sözü geçer hale gelmişken; Ortadoğu’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Asya’ya büyük bir coğrafyada varlık gösterirken, maksatlı “TC ibaresi kaldırılıyor” safsatasına itibar edenlerin bunları iyi ölçüp tartması lazım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çözüm sürecinin başında “açıyorum” dediği krediyi hükümete en küçük kızgınlığında bir çırpıda “kredi bitti, geri alıyorum” derken, böylesine kolayca yan çizdiği konunun ülkemizde 50 bin insanın ölümüne dair olduğunu düşünmüyor mu? Bir o kadar daha mı ölmesini istiyor?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendisinden “vur de vuralım, öl de ölelim” diyerek icazet isteyenlere, “o günler de gelecek” derken, kimler adına kimleri ve neden öldürtmeyi planlamaktadır?

Böylesine milli bir meselede, böylesine ucuz bir siyaset bu millete, bu ülkeye reva mıdır?

Hangi akla hizmettir?

Tatlı sularda yüzme imkanları hep ellerindeyken, değil ellerini, bütün itibarlarını, birikimlerini, ikballerini, izzetlerini, namuslarını bu sürece ipotek eden “âkil insanlar”ı hangi anlayışla aşağılamaktadırlar?

Aşağıladıkları, düşmanlık ettikleri, takoz koymaya çalıştıkları; Türküyle, Kürdüyle, bütün kesimleriyle bu milletin sağduyusudur, vicdanıdır, ufkudur, umududur.

Ama kaybedecekler.

Yargılanacaklar.
Mahkum olacaklar.

Hem atıf yaptığımız coğrafyalardaki yüzmilyonların maşeri vicdanında…

Hem de Allah huzurunda…

 

Selahattin Serçe

12 Nisan 2013

HAKKI BİLMEK VE TESLİM ETMEK !
 // BATUHAN
Sn.SERÇE.Tek kelimeyle Allah (cc) siz ve sizin gibi Yazarlardan razı olsun.En kalbi duygularla sizleri selamlıyor o Allah'a tekrar şükrediyorum ki gerçeği bilen ve bildiği gerçeği çekinmeden yazan siz dostlarımız var.Ömrünüz sağlıklı ve uzun olsun,daha nice hakikatleri yazmanız dileğiyle,sağlık ve esenlikler diliyorum. ...
12 Nisan 2013 Cuma 17:29
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler