YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gündemdeki en sıcak soru: Başbakan nerde duruyor?
Gündemdeki en sıcak soru: Başbakan nerde duruyor?
Gündemdeki en sıcak soru: Başbakan nerde duruyor?
22 Kasım 2008 / 15:33 Güncelleme: 22 Kasım 2008 / 00:00

Başbakan Tayyip Erdoğan, bizzat kendisine en yakın yazarlar tarafından sorgulanmaya devam ediyor. Fehmi Koru'nun eleştilerileri ile başlayan tartışmalara Aktifhaber.com sitesinin derin konulardaki yazılarıyla tanınan Yusuf Gezgin de katıldı.


Gezgin'in yazısı "Direk Başbakan'a" hitap etse de herkesin okumasında fayda var:
Başbakan nerde duruyor


Son dönemde gittiğim her yerde “Başkana neler oluyor?”, “Ne olacak bu Hükümetin hali?”, “Başbakan neler söylüyor?” gibi sorgulamalarla karşılaşıyorum. Başbakan'ın zamansız, ölçüsüz, söz ve yorumları toplumda, ama daha çok kendi tabanında rahatsızlıklar oluşturuyor.


Başbakana son zamanlarda bir haller oluyor. Daha önce militer güçlere, aristokratik azgınlara, karşı kullandığı Kasımpaşalı ağzını vatandaşa ve demokratik kesimlere yöneltmeye başladı.


Başbakanın değişmesinin birkaç temel sebebi olabilir; ya başbakan son dönemde dillendirildiği gibi egemen elitlerle ve aristokratlarla anlaştı veya başbakanın ciddi sağlık problemleri var.


Başbakanın ve hükümetin en büyük artısı halka dayanması; karar ve uygulamalarında demokrasiden, özgürlüklerden yana tavır almasıydı. E-muhtıralardan, Y-darbelerden,  türlü provokasyonlardan, mühendislik çalışmalarından paçayı kurtarabilmesinin, “dik” durabilmesinin nedeni halka dayanması ve güvenmesiydi. Hükümetin, özellikle başbakanın son zamanlarda “eğik” durmaya başlaması; askere, egemen güçlere dayanması, güdümlü medyayla uzlaşı pozları vermesi, millete sırtını döndüğü ve demokrasi kriterlerinden vazgeçip birileriyle anlaşmaya vardığı şeklinde yorumlandı.


Doğudaki provokasyonlar sonrası, tam da arzu edildiği üzere; bölge halkını da incitecek, PKK’nın kucağına itecek açıklamalar yapması; Vecdi Gönül’ün beyanları, TARAF’ın yayınları karsısında sorumlulara hesap sormak yerine askeri kutsar hava içine girmesi ve Taraf Gazetesini tehdit etmesi, kadim dostu Fehmi koruyla bile kavgaya tutuşması anlaşma tezine kuvvet veren verilerden bazılarıdır. Dün AKP’ye destek veren önemli bir kesim şu anda başbakanın milleti sattığı ve birileriyle anlaştığı kanaatini taşımaktadır. Mağduriyetiyle milletten oy alan AKP, şu sıralar tecavüzcüsüyle nikâh masasına oturmuş gibi algılanmaktadır. Bu durum bir avuç beyaz Türk ve onların kontrolündeki ulusalcı kesim hariç kimseyi memnun etmemektedir. AKP hızla taban kaybetmekte, başbakan ses tonunu yanlış kesimlere yükselterek karizmasını çizdirmektedir.


Sayın başbakan!


Sizi Türkiye’de kahraman haline getiren ve dünyada itibarlı bir siyasetçi kılan; yıllardır memleketin ümüğünü sıkan, beynini kemiren egemen elitlere ve kan emici şişman kedilere karşı bir duruş sergileyebilmenizdi(r). Eğer şu sıralar koltuğu kurtarma veya bazı tehditlerden kurtulma umuduyla bir anlaşmaya vardı ve bazı cenahlara sevimli görünmek için millete sırt çevirdi iseniz; bilin ki, hem umduğunuzu bulamayacaksınız, hem de itibarınızı, karizmanızı, geleceğinizi yitireceksiniz. Zira şimdiye kadar bu kesime teslim olup da köteğini yemeyen, kurtulabilen yoktur. Demirel gibi kendi kumaşlarından bir adam bile, bunların defalarca kazığını yemiştir. Bunlara “şirin görünme” ümidiyle ve acaba “paçayı kurtarabilir miyim?” diye düşünen üstadınız Erbakan, hem koltuğunu, hem itibarını, hem tabanını kaybetmiştir. Üstelik 30 yıldır söylediği şeylerin tam aksini yaptırmışlar, sözlerini adeta yalatmışlardır. Erbakan’ın uzlaşma çabası, başörtüsü probleminin hortlamasıyla, İHL’lerin kapatılmasıyla, K.K öğrenmenin yasaklanmasıyla, kısacası 28 Şubat’la sonuçlanmıştır. O’nu koltuğundan etmekle kalmamışlar, bütün dindarlara memleketi dar etmişlerdir.


Sayın başbakan!


Dün size hayranlık besleyen pek çok kimse son yaptıklarınızdan ve açıklamalarınızdan sonra özetle “bu adam ruhunu satmış” diyorlar. Yaşanan kirlenmeyle, eski mücahitleri müteahhitleştirme ile hükümeti ne kadar sürdürebilirsiniz bilemem. Ama hükümet zaafa düşse, Parti erozyona uğrasa, siz koltuğunuzdan olsanız bile, en azından itibarınızı, onurunuzu, ruhunuzu kurtarmak için vaktiniz ve fırsatınız var.


Bu millet affedicidir. Eğer sizi bir tarafınızdan yakalamışlar ve bunu kullanma mukabili bir şeylere zorluyorlarsa, hatanızı siz itiraf edin ve milletten özür dileyin!(bunu Clinton bile yapabildi) Ama ülkeyi bunlara ipotek ettirmeyin! Ellerinde bazı dosyalar varsa, kendinizi kurtarma adına memleketi ve milletin geleceğini tehlikeye atmayın!


Başbakanın son dönemde kendisiyle ve politikalarıyla çatışan söylemlere girmesine ve dağıtmasına neden olan ikinci ihtimal, Tayip beyin zehirlenmesi veya bir ilaçla etki altına alınması durumudur.


Bu durumda en büyük görev Emine hanıma düşmektedir. Başbakana göre daha uyanık, temkinli bir kişiliğe sahip olduğunu bildiğimiz Emine hanım First Leydi olmanın sarhoşluğundan kurtulup kocasını ve ülkenin başbakanını koruyabilir. Zehirlenmesine veya muhakeme yeteneğini yitirmesine neden olan ilaçlara, müdahalelere maruz kalmasına engel olmalıdır. Kocasının Ecevit’in durumuna düşürülmesine fırsat vermemelidir.


Başbakan karizmasını terk etmeli, tek adam olmaktan vazgeçmeli, çevresindeki yamuk yumuk adamlardan kurtulmalı ve beklentisiz, güvenilir danışmanlar bulmalı kendisine. Geçmiş başarıları ve yaptıkları ayağını yerden kesmemelidir.


Sayın başbakan! sizin hitabetiniz konusunda bir şüphemiz yok. Siz iyi ve heyecanlı bir hatipsiniz. İrticalen konuşma kabiliyetinizi yeterince ispat ettiniz. Ama ne olur eğer metinlere bağlı kalarak bu sözleri söylüyorsanız danışmanlarınızı, metin yazarlarınızı değiştirin. Yok metnin dışına çıktığınız zamanlarda bu sözler kontrolsüz ağzınızdan çıkıyorsa, hitabetimi göstereceğim diye memleketi sıkıntıya sokmayın! metinlere bağlı kalın. Bu millet anlamadığı halde Sezer’in başını kaldırmadan saatlerce yüzünden okuduğu konuşmaları bile yadırgamıyordu.


Ama söyledikleriniz kasti ve iradi ise o zaman ciddi bir problemimiz var demektir.


Kefenimiz boynumuzda sözünüzü hatırlayın ve Kasımpaşalılığınızı, dik duruşunuzu doğru yerde kullanın! Son birkaç ay içinde takip ettiğiniz çizgi devam ederse sadece siyası ikbalinizi bitirmeyecek, tarih nezdinde kendinizi de karalayacaksınız.


Başbakan bazı güvenlik güçlerinin terörü azdırmak istediği, bazı patronların kriz çıkarma hevesinde oldukları bir dönemde “doğru yerde” durmalıdır. İlker Paşa Aktütün saldırısı sonrası tatmin edici açıklama yapmak yerine tehdit edici bir uslupla “herkesi doğru yerde durmaya” davet etmişti.


Başbakan için doğru yer paşaların yanı değil, halkın yanıdır. Doğru yerde durabilmek için Doğru yeri doğru tespit etmek lazım.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler