12 Aralık 2017 Salı
  • Altın153,732
  • BIST109.050
  • Dolar3,8375
  • Euro4,5051
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin5,1191
  • İstanbul14 °C
  • Ankara4 °C
  • İzmir10 °C
  • Konya3 °C
  • Adana9 °C
  • Antalya10 °C
  • Diyarbakır2 °C
  • Bursa10 °C
  • Kayseri2 °C
  • Kocaeli3 °C
  • Şanlıurfa9 °C
  • Gaziantep3 °C
  • İçel15 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Gülen'in beraatiyle Cumhurbaşkanı Gül de aklanacak
Gülen'in beraatiyle Cumhurbaşkanı Gül de aklanacak
Gülen'in beraatiyle Cumhurbaşkanı Gül de aklanacak
03 Mayıs 2008 / 15:51 Güncelleme: 03 Mayıs 2008 / 00:00

8 yıl boyunca terör örgütü kurmakla suçlayacaksın, sonra beraat edince de, “aa… yanılmışız, terör değil, çete kapsamına giriyormuş!” diyeceksin… Sonra da böyle bir hukuk anlayışının kamu vicdanını yansıttığını iddia edeceksin. İNSAF!


‘Gülen okulları’nı ziyaret onurdur


Biliyorum Fethullah Gülen, ‘Gülen okulları’ terimine karşıdır. O, Türkiye’nin yüzakı eğitim kurumlarının bütün milletin malı olduğunu düşünür ve kendisine izafeten verilmesinden rahatsız olur.



Gündemdeki tartışma ‘Gülen Okulları’ üzerinden yürütüldüğünden, eğitim gönüllüleri tarafından insanlığın hizmetine adanan sevgi okullarına kısa bir süre için ‘Gülen okulları’ diyeceğim.



Anayasa Mahkemesi’nde görülen Ak  Parti kapatma davasında Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün siyasetten yasaklanması için 10 ayrı suçlama yöneltiyor. Gül’ün Dışişleri Bakanlığı dönemini sorgulayan iddianamenin ilk maddesinde, “Laik devlet yapısını değiştirerek yerine dini kurallara dayalı bir devlet kurmak amacıyla yasadışı örgüt kurup bu amaç doğrultusunda faaliyetlerde bulunmak suçundan hakkında dava açılan Fetullah GÜLEN isimli tarikat liderinin yurt dışında kurduğu okullar bir ticari şirket olarak değerlendirilip temas ve işbirliği yapılması, Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemde Bakanlığın genelgesi ile Büyükelçiliklerimizden istenmiştir.” şeklinde Türkçe ve mantık özürlü bir ifade yer alıyor.



Davanın açıldıktan kısa bir süre sonra Fethullah Gülen, üzerine atılı suçtan tamamen aklanınca, haliyle kapatma davasına konu iddialardan biri de kendiliğinden düşecekti. Başsavcılık bunun üzerine daha ağır cezai yaptırımlar öngören terör suçunun işlenmediğini bizzat itiraf ederek bunun yerine çeteden yargılanması için itirazda bulundu.
İtiraz kabul edilirse Gülen, zaman aşımına giren bu iddiadan yargılanmayacak ancak dava düşeceği için bu iddiadan da aklanma hakkından mahrum bırakılacak…
 
8 yıl boyunca terör örgütü kurmakla suçlayacaksın, sonra beraat edince de, “aa… yanılmışız, terör değil, çete kapsamına giriyormuş!” diyeceksin… Sonra da böyle bir hukuk anlayışının kamu vicdanını yansıttığını iddia edeceksin. İNSAF!



Böyle bir davanın adliyeyi meşgul etmekten başka ne anlamı var?



Tahminimizi söyleyelim. İki sebebi var: Hem Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki iddialardan biri düşmemiş olacak hem de Fethullah Gülen Hocaefendi, ceza almayacak olsa bile ‘düşme’ ifadesini kabul etmeyeceği için yılan hikayesine dönen dava uzadıkça uzayacak…



Ak Parti ön savunmasında Gülen okullarını ziyaret edenler arasında bir emekli kuvvet komutanının da (Org. Halis Burhan) bulunduğunu belirterek sözkonusu genelgenin meşruiyetini vurgulamaya çalışıyor.



Oysa, aleyhinde mahkumiyet kararı bulunmayan Gülen’le ilişkilendirilen ve her biri hem Türkiye’nin hem de açıldığı ülkenin mevzuatına tamamen uygun eğitim öğretim yapan bir kurumu savunmak için bahane aramaya gerek var mı?



Türkiye Cumhuriyeti bayrağını dalgalandıran, Türkçeyi dünya dili sıralamasında yukarılara çıkaran milletimizin yüzakı eğitim kurumlarını, misafir oldukları devletlerin yöneticileri dahi alkışlarken ‘bizimkiler’ hangi ‘hukuki’ gerekçe öne sürebilir?



İnsanımız ve insanlık Fethullah Gülen’e çok şey borçlu. Yeryüzünün neredeyse tamamında sevgi mesajı iletilmeyen yöre bırakmayan bir kadroyu karalamak bu kadar ucuz olmamalı.



Bu okullara ziyaret etmek ve fedakar öğretmenlerine ve çalışanlarına manevi destek vermek suç değil, aksine onurdur. Yurtdışında eğitim kurumlarını ziyaret eden devlet görevlisi ve işadamlarının hislerine şahit olmuş bir gazeteci olarak şunu rahatça söyleyebilirim:



“Dünyaya gülen okulları görüp de duygulanmamak mümkün değil. Ekvator ateşinden, kutup buzullarına kadar yerkürenin bütün coğrafyasında ve Afganistan’dan Amerika’ya, Güney Afrika’dan Yakutistan’a onlarca farklı kültür arasında mekik dokuyanları ziyaret etmek ise insanlık görevidir.”
 
Hiç kimse insanlığının gereğini yerine getirdiği için kınanamaz aksine kutlanır.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler