YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Fehmi Koru'nun hayatından anektodlar
Fehmi Koru'nun hayatından anektodlar
Fehmi Koru'nun hayatından anektodlar
09 Mayıs 2008 / 11:01 Güncelleme: 10 Mayıs 2008 / 00:00

İşte son yılların ilgiyle okunan yazarı Fehmi Koru'nun hayatından anektodlar.


HABERTÜRK'te Balçiçek Pamir'in hazırlayıp sunduğu Söz Sende'nin konuğu Gazeteci-yazar Fehmi Koru'ydu.


Neden İmam Hatip Lisesi'nde okudunuz?


Benim ailem aslında oraya fazla uyan bir aile tipi değildi. Babam özellikle istedi. Kendi alamadığı dini eğitimi benim almamı istedi. Ama ben memnunum. İzmir İmam Hatip o dönem önemli okullardan biriydi o bölgede.


"Özal siyasetten anlamazdı"


İngiltere'ye Özal'ın ısrarıyla mı gittiniz?


Özal, 77'de İzmir'e gelmişti. Ben bir yayın evinin başındaydım. Nasıl olmuşsa benim adımı öğrenmiş. Benimle tanışmak istedi. Tanıştık. Daha sonra Özal'ın bütün organizasyonlarını ben yaptım. Özal siyasetten hiç anlamayan bir insandı. Ama halkla iç içeydi. Çok büyük kampanyalar yapardı.


Turgut Bey büyük bir kadro adamıdır. DPT'nin başındayken tanıştığı pek ok insan İzmir'deki seçim kampanyasına gelmişti. Hepsi eğitimli, yabancı dil bilen insanlardı. Ama ben yabancı dil bilmiyordum. Onun etrafında bulunanlardan etkilendim. Ve Turgut Bey'in de ısrarı ve teşvikiyle İngiltere'ye gittim. 15-16 ay Londra'da kaldım. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'le o dönem aynı evde yaşadık. Milli Türk Talebe Birliği'nde arkadaştık zaten. O Londra'ya benden önce gitmişti.


Ben 1970 yılında Avrupa'ya gitmiştim. Otostopla bütün Avrupa'yı gezdim. Bulgaristan'dan başlayarak Avrupa'yı gezdim. Yanımda da bir arkadaşım vardı. O arkadaşım İngiltere'ye gelince ben burada kalacağım dedi. Ben devam ettim.


"Abdullah Gül'ü kısa pantolonluyken tanıdım"


Arkadaşınızın Cumhurbaşkanı olması nasıl bir şey?


Abdullah Gül'ü çocukluğundan beri tanıyorum. Hatta ilkokulda birlikte okuduk ama o beni o dönemden hatırlamıyor. Kısa pantolonlu dönemden arkadaşım yani. Londra'da da aynı evde kaldık.


Arkadaşlığınız kesintiye uğradı mı?


Bizim hiç uğramadı. Öğrencilik dönemimdeki arkadaşlarımla sık sık görüşürüm. Hatta bir dönem Arabistan'da çalışırken Abdullah Gül onun yanına gittim ziyarete.


Neden Arapça öğrendiniz?


Çünkü Arapça belirleyici dildi. Ortadoğu o dönemde çok önemliydi. Ve ben o dönemde yazı yazmaya başlamıştım. Dolayısıyla da uluslararası ilişkiler beni ilgilendiriyordu. Ve o dönem için Arapça çok önemliydi. Suriye'de bu yüzden 10 ay kadar Arapça eğitim aldım.


Bir de eşinizle birlikte Amerika maceranız var..


80'li yılların sonunda ABD'ye gittik. MIT'de araştırma yapmak üzere gittik. Horward Üniversi'tesinde katıldığım toplantılardan birinde orada master yapmam için bir öneri geldi. Ben de kabul ettim. Ve orada master yaptım.


Neden takma isim?


İki tane takma isimle yazı yazdınız. Bülent Şirin ve Taha Kıvanç. Neden takma isim?


Zorunluluktan oldu. Ben Zaman'da Genel Yayın Yönetmeni iken ağır yazılar yazıyordum. Ama bir de böyle renkli yazılar yazmak için bir sütun gerekiyordu. Bunun için böyle farklı bir imza ortaya çıktı. Aynı imzayla hem ağır yazı hem de böyle light yazı aynı isimle olmazdı. Ben herhangi bir şekilde kimliğim gizli kalsın diye yapmadım bunu. Birkaç ay sonra zaten benim yazdığım ortaya çıktı.


"İslami basın tanımı yanlış"


Muhafazakar yazar, İslami yazar diye biliniyorsunuz genelde...


Bu yanlış. Bu neden böyle biliniyor? Çünkü başka gazetelerde benim için öyle yazıyorlar. İslami basın tanımı yanlış bence. Çünkü haber aynı haber. Her ikisi de habercilik yapıyor. Ama köşe yazarlarından bazıları islami yönleri ağır basan kişiler olabilir. Ben o gazetelerde de yazabilirdim.


Sabah'tan ve Hürriyet'ten de size teklif geldi. Neden Yeni Şafak'ı tercih ettiniz?


Çok büyük bir özgürlük içinde yazıyorum. Bazen yazılarım genel çizgiye uymadığı halde itiraz edilmiyor.


Zaman'dan neden ayrıldınız?


Ben sevilmeyi severim. İnsanların takdir etmesini, gülen yüzle bakmasını isterim. Onun aksi olursa ve alışılmadık tavırlarla karşılaşırsam orada kendimi iyi hissetmem ve ayrılırım. O dönemde öyle oldu ve ayrıldım.


"Altın çağımı yaşıyorum"


AKP döneminde altın çağınızı yaşadığınızı söylediler.. Buna katılıyormusunuz?


Yaşıyorum tabii en altın çağımı. Yazılar yazıyorum, kanallarda programlarım var. Ama bu AKP hükümette olduğundan değil, benim fikirlerimin son dönemde önem kazanması ve geçerli olmasıyla ilgili. AKP'liler beni okuyorlardır tabii ama sadece ben değil beni okuyanlar da altın çağını yaşıyor.


"Başbakan'a kırılmadım"


Başbakan sizi neden davet etmedi TESEV yemeğine? Kırıldınız mı?


Bence çok güzel ve yararlı bir toplantıydı. Davet edilmediğim için kırılmadım. Ben de daha önce bir yemek vermiştim. Başbakan katılmıştı. Ben filanca kişinin arkadaşı olabilirim. Ama ben bir gazeteciyim. Ve arkadaşlık olmasına rağmen gazeteci-devlet adamı ilişkisi korunmalı. Ben bugüne kadar Erdoğan ve Gül'le kesinlikle özel bir ilişki kurmadım. Ya da özel olarak şunu şöyle yapın demedim


"Davet etseydi koşa koşa giderdim"


Başbakanla aranız açık mı? Bu tür söylentiler var..


Hayır. Bunun için bir sebep yok. Bir ortam yok zaten. Ben gazeteciyim o Başbakan. Davet etseydi koşa koşa giderdim. Ama bu tamamen onun insiyatifinde.


O toplantıda konuşulanlarla ilgili hiçbir şey yazılmaması doğru mu?


Bence o arkadaşlara bir işkencedir bu. Ben olsaydım o yemekte rahatsız olurdum. Keşke bütünü değil de belli yerleri of-the record olsaydı.


HABERTURK.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler