YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Ertuğrul Özkök ve Emin Çölaşan arasındaki kriz sür
Ertuğrul Özkök ve Emin Çölaşan arasındaki kriz sür
Ertuğrul Özkök ve Emin Çölaşan arasındaki kriz sür
23 Ekim 2008 / 17:16 Güncelleme: 23 Ekim 2008 / 00:00

Ertuğrul Özkök, Aydın Doğan'ın Emin Çölaşan aleyhine açtığı tazminat davasında, Çölaşan'ı para göz olmakla suçladı. Özkök, Çölaşan'ın 2001 krizinde aldığı maaşı önce dolara, arkasından da en yüksek kurdan TL'ye çevirttiğini ileri sürdü.


Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen ve Emin Çölaşan'ın "Kovulduk Ey Halkım" kitabında yer alan yazılarının sansürlendiğine dair iddialar karşısında Aydın Doğan'ın açtığı davada tanık olarak dinlenen Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Çölaşan'a zehir zemberek suçlamalarda bulundu.


Özkök, 2001 krizinde 200 kişi işten çıkarılırken, Çölaşan'ın "Maaşım kuşa döndü, dolara çevirin" baskısı yüzünden 15 kişinin daha işten çıkarıldığını ileri sürdü. İşte Özkök'ün mahkemedeki zehir zemberek ifadesinin tam metni:


"Davalı Sayın Emin Çölaşan kitabında bizim yazılara müdahale ettiğimizden bahsetmiştir. Kendisinin müdahale dediği şeyler grubumuzun bütün yayın organlarında geçerli olarak kabul edilen Doğan Yayın Konseyi'nin belirlenmiş olduğu yayıncılık ilkelerinin uygulanmasından ibarettir. Sayın Emin Çölaşan'ın yerine yazılarına yaptığımız müdahaleler yayın grubumuzun bize verdiği görevin yerine getirilmesidir. Bunlar kesinlikle sansür anlamına gelemez. Sayın Çölaşan'la yapmış olduğum görüşmeler şu atmosferde cereyan etmiştir:


Sayın Çölaşan her defasında bana şimdiki bizim grubumuzun menfaatleri yönünden hükümet aleyhine yazı yazmamızı istiyor musunuz sorusuyla başlamıştır. Bu bende her defasında Sayın Çölaşan'ın sanki üzerinde bir teyp vardı, bunu kaydediyormuş intibağını uyandırmıştır. Ben de her görüşmemizde kendisine şunu söyledim: Emin Bey sizden hükümet aleyhinde yazı yazmamanızı talep etmiyoruz. Size yazı yazmaya başladığınız günden beri rahmetli Turgut Özal'ı, Tansu Çiller'i, rahmetli Bülent Ecevit'i, Mesut Yılmaz ve Tayyip Erdoğan'ı olmak üzere bütün başbakanları ve hükümetlerinin aleyhine istediğiniz her yazıyı yazdınız. Ancak yayıın konseyimizin belirlediği evrensel gazetecilik ilkelerinin ve Türk hukuk düzenlemelerinin bizi zorunlu kıldığı bazı sınırlamalar vardır. Biz sizden şunu istiyoruz. Kişilerle ilgili şahsi meselelerinizin takıntı haline getirmeyeceksiniz. İnsanları küçültücü lakaplar takmayacaksınız. Hakaret etmeyeceksiniz. İftira atmayacaksınız. Sayın Melih Gökçek ile ilgili takıntılarınız yüzünden yazdığınız yazılar nedeniyle hakkımızda bugünkü rakamlarla 76 dava açıldı, bunların 46'sını kaybettik, kaybettiğimiz davalar nedeniyle bugünün parasıyla 100 bin USD tazminat ödedik.


"COŞKUN'A İKİ KEZ RİCADA BULUNDUM"
Bunları gazetemiz ödüyor. Kazandığım davaların tazminatlarını ise kendiniz alıyorsunuz. Ama burada paradan daha önemlisi gazete olarak yayın ilkelerimize ters düşmektedir. Türk adaleti tarafından suç olarak benimsenmiş bir yazma tarzını etik olarak devam ettirmeniz doğru değildir diye
kendisine bu şekilde söyledim. Bunun dışında kendisine hiçbir şekilde telkinimiz olmamıştır. Gazetemizin sahibinin bize ilettiği bütün mesajlar bundan ibarettir. Yoksa şu hükümet bu hükümet aleyhine yazı yazmasın diye talimatımız olmamıştır."Emin Bey hakkında 776'ya yakıın dava açıılmıştır. Sayın Bekir Coşkun ve Tufan Türenç'de köşe yazarlarımız, onların yazılarına bugüne kadar müdahalemiz olmamıştır. Sayın Bekir Coşkun'a yanılmıyorsam iki kez ricam olmuştur, o da yazının içeriğiyle ilgili değil, kullandığı kelimelerle ilgilidir."
 
"CİNER'LE GÖRÜŞMESİNİ KENDİ MENFAATİNE UYGUN ANLATMIŞTIR"
"Ayrıca Emin Çölaşan geçtiğimiz günlerde yeni çalışacağı bir gazetenin sahibiyle yaptığı görüşmeyi anlatmış, ancak bu gazetenin müstakbel Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı yemekte yapılan görüşmeleri Emin Çölaşan'ın yanlış aktardığını belirtmiştir. Emin Bey bazı görüşmeleri kendi açışından menfaatine uygun biçimde aktarmakta behis görmemiştir."Fatih Altaylı mülakatında insanların gazetelerinde fütursuzca yazı yazmayacağını belirterek daha işe başlamadan sayın Çölaşan' ile Genel yayın Yönetmeni olarak uyarılarını yapmıştır. Bu da en doğal hakkıdır"


"HER İZNE GİDİŞİNİ AYRILIYOR MU HAVASINA SOKUYORDU"
"Sayın Çölaşan her izne gidişini Hürriyet Gazetesi'nden ayrılıyormuş havasına sokup bu hava içinde etrafında kendi isminin dolaşıma sokulup etrafında spekülasyonlar yaratılmasını sağlıyordu. Ve bunu da başarıyordu. O yazıların yayınlanmasının hemen ertesinde 'Emin Çölaşan kovuluyor mu ayrılıyor mu? dedikodusu başlıyor. Emin Çölaşan da bundan büyük keyif alıyordu. Çölaşan'ın başka bir gazeteye transfer olacağı dedikoduları da yayılıyordu. Ben de kendisine çeşitli defalarda uyarılarda bulundum. Buna rağmen izne ayrılma yazılarını gazeteye yönelik bir kampanyaya
yol açmasına izin vermeyeceğimi kendisine defalarca söyledim. Başka bir yazar olsa yine aynı uygulamayı yapardım.


"KENDİSİNİ EL ÜSTÜNDE TUTUYORDUK, İLKELERİMİZE UYMAMAKTA DİRENDİ"
'Bizim kendisini işten çıkarma gibi kesin bir niyetimiiz yoktu. Hatta kendisini el üstünde tutuyorduk. 2001 krizinde ekonomik zorluklar nedeniyle Hürriyet'ten 200 tane genç insanı çıkarmak zorunda kaldık. Biz bu işlemi yaparken aynı gün Emin Çölaşan'dan telefon aldık. Bana aynen bunu dedi: 'Benim maaşım kuşa döndü. O yüzden maaşımı dolara bağlayın."


Kendisine 'Emin Bey bunu yaparsak 10-15 kişinin daha işine son vermek zorunda kalırız' dedim. Emin Bey buna rağmen ısrar etti. Kendisinin o dönemde maaşını dolara çevirmeyi kabul ettik. Ben dahil Hürriyet tarihinde dolar üzerinden maaş alan tek elemanımız Emin Çölaşan'dır. Emin Bey Türk lirasının değerinin yükselmesi doların değerinin düşmesi üzerine, bu defa maaşının Türk Lirası'na çevirilmesini, bunun da kurun en yüksek olduğu noktadan yapılmasını talep etmiştir.


Biz de kabul etmeyip, arada bir kur üzerinden maaşını Türk Lirası'na çevirdik. Ayrıca çalıştığı süre boyunca Hürriyet Gazetesi'nden 1.500.000 USD'ye yakın prim almıştır. Bu bilgileri şu nedenle veriyorum. Bizim Emin Çölaşan'la meselelerimiz, hükümeti eleştirmesi değildir. Benim Genel Yayın Yenetmeni olduğum zamanlarda ne kadar hükümet geldiyse hepsinin başbakanlarına ve hükümet üyelerine en ağır eleştirileri yazmıştır. Ayrıldığı güne kada bu tutumu devam etmiştir. Kendisiyle anlaşamadığımız konu şudur: "Doğan Yayın Konseyi'nin genel ilkelerine uymamakta direnmiştir. Bir anlamda kendisini gazetenin üzerinde görmüştür. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir davranışa izin verilmez. Genel Yayın Yönetmeni olarak görevimi yaptım."
 
TÜRENÇ: "20 YILDIR KÖŞE YAZARIYIM, BANA MÜDAHALE EDİLMEDİ"
Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla hakim karşısına geçen Tufan Türenç de köşe yazıları da dahil olmak üzere bütün haber ve yazıların Genel Yayın Müdürü ve Yazı İşleri Müdürü tarafından okunduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:


"Gazetelerde işleyen bir kural ve sistem vardır. Yazı İşleri Müdürü ile Genel Yayın Müdürü gazetenin politikasını ve yayınını yürüten kişilerdir. Bunların okumadığı hiçbir haber gazeteye girmez. O nedenle bütün köşe yazarlarının yazıları yazı işleri müdürleri tarafından devamlı okunur. Yazılarda yasalara aykırı ve hakaret içeren maddi hatalar var ise yazı işleri müdürü bunu genel müdüre bildirir, tartışılır. Sakıncalı olan kısımların düzeltilmesi istenir. Yazar bunu düzeltir. Sonuçta düzeltilmiş olarak gazeteye girer. Sistem bu şekildedir. Bunu baskı ve sansür olarak kabul etmek mümkün değildir. Eleştirilere hiçbir müdahale edilmez. Ben de yazı işleri müdürü olarak Emin Çölaşan'ın yazılarında sakıncalı yani yasal yönden sakıncalı bir bölüm gördüğüm zaman kendisini uyarmışımdır."


Bu arada Emin Çölaşan'ın avukatı Mehmet Serhan Özdemir, "Patronların haberlerin girişinden haberi olur mu?" sorusu üzerine Türenç şöyle konuştu: "Patronlar haberin girişinden ve çıkışından haberdar olmaz. Böyle bir gelenek yoktur. Bu nedenle Aydın Bey'in yayına hiçbir müdahalesi yoktur. 20 yıldır köşe yazarı olarak Aydın Bey'in herhangi bir müdaahalesine ve imasına bile tanık olmadım. Biz yazara danışmadan yazıdan herhangi bir sözcük bile atmayız. Benim kitaptaki makaslandığı bildirilen yazılar hakkında bilgim yoktur. Ancak Hürriyet Gazetesi'nde yazara mutlaka haber verilir."


 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler