YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dumanlı:Nedir bu, yeni bir Kemalizm mi?
Dumanlı:Nedir bu, yeni bir Kemalizm mi?
Dumanlı:Nedir bu, yeni bir Kemalizm mi?
19 Şubat 2009 / 15:52 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Bazı gazete ve televizyonlar sabahtan akşama Kemal Bey'e övgüler diziyor. Kemal Bey aşağı Kemal Bey yukarı. Ev tutuyor, sokakta yürüyor, halkın arasına karışıyor. Sanki karşımızda yeni bir 'Kemalizm' var.


Zaman Gazetesi'nden Ekrem Dumanlı, CHP'li Kemal Kılıçdaroğlu'nun belli bir medya tarafından desteklenmesini Kemal Derviş olayıyla ilişkilendirdi.


Nedir bu; yeni bir Kemalizm mi? 


Kamuoyunun kafası karışmış durumda: İstanbul'a belediye başkanı olmak isteyen Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin mi adayı, yoksa bir medya grubunun mu? Normalde absürt sayılabilecek bu soru, temelde siyaset-medya ilişkisinin nirengi noktasını da işaretliyor.


Bazı gazete ve televizyonlar sabahtan akşama Kemal Bey'e övgüler diziyor. Kemal Bey aşağı Kemal Bey yukarı. Ev tutuyor, sokakta yürüyor, halkın arasına karışıyor. Sanki karşımızda yeni bir 'Kemalizm' var. Kemal Kılıçdaroğlu'na Mustafa Kemal muamelesi yapmak ne derece doğru; onu zaman gösterecek.


Yakın siyaset tarihimizde benzer çok hadise yaşandı. Mesela bir zamanlar medya bir başka 'Kemal'e de aynı tutkuyla sarılmıştı. Kemal Derviş'i de yere göğe sığdıramıyordu. Medyaya göre o, ekonomik krizden çıkış yolunu gösterecek 'kurtarıcı'ydı. Derviş'in kariyeri de aslında bu tür methiyelere müsaitti. Ancak siyaset bu. Bir sürü dengesi var. Ayrıca toplumda, 'medya tarafından pompalanan' kişilere karşı bir kuşku oluşuyor. Yani, medya överken o övgülere mazhar kişi puan kaybediyor. Nitekim öyle oldu. Medya tarafından kurtarıcı ilan edilen Derviş, bir zaman sonra parti içinde tutunamaz hale geldi.


Kemal Kılıçdaroğlu gazetemizi de ziyaret etti. Zaman'da birinci sayfadan ve iç sayfalardan kendisini takdir edici hatta övücü yayınlar yaptık. Hatta köşe yazımda kendisini CHP Genel Merkezine örnek gösterdim. Ama ölçüyü kaçırmamak gerek. Uzun zamandır özellikle bir medya gurubunun bütün televizyonlarında uzun uzun övgülere mazhar oluyor Kemal Bey. 'Kazanacağız inşallah' deniyor. Gazetelerde her gün boy boy fotoğrafları basılıyor. Kamuoyu Kemal Bey'in sık sık görüntülendiği bu mekânları onun seçim bürosu sanıyordur herhalde. Kılıçdaroğlu'nun bu kadar methiyeyi reddetmesini beklemiyorum; ama şu gerçeği görmesi şart: Bir belediye başkan adayının bir medya gurubuyla bu kadar içli dışlı olması toplumda (hatta kendi partisinde) derin şüphelere yol açabilir.


Dün Milliyet'i ziyaret etmiş mesela. Orada haberleri seyretmişler. Güzel. Orada CHP Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sevigen için 'gereğini yapmalı' demiş. Bu, açıktan açığa 'istifa etsene kardeşim' demektir. 'Rezidans ve arsa olayı' diye gazetelerin naklettiği hadisede suçlanan Sevigen'e en büyük destek CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'dan geldi. Sevigen daha önce de para karşılığı aday belirleme iddiasıyla suçlanmıştı. Görünen o ki CHP içten içe kaynıyor. Pek çok insan CHP Genel Sekreteri Önder Sav'ın ekibiyle birlikte tasfiye edildiğini, bunu yapanlar arasında yer alan Sevigen'den bu nedenle intikam alındığını düşünüyor. Tam bu noktada Kılıçdaroğlu'nun medya üzerinden bu çıkışı yapması parti içinde saf tutma olarak algılanıyor. Bu durumun içeride rahatsızlık doğurması kaçınılmaz. Bu tür konular manşet olur, gurur okşar; ama bünyeyi de çatlatabilir.


Son dönemdeki CHP açılımlarına önderlik yapan CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin'in önce istifa etmesi, ardından Baykal ile görüşüp istifasını geri alması da bir iç hesaplaşma gibi duruyor. Tekin'in itirazı üzerine listeler değiştirilirken bütün fatura CHP'li belediye başkanlarına kesildi. İstanbul'da kaç tane CHP'li belediye başkanı var ki? Tekin listeye itiraz ettiğini anlatırken kendilerine dayatılan bazı isimlerin temiz olmadığını ima ediyor. Karşı taraf da basına Tekin'in yakınlarını çeşitli yerlerde meclis adayı yaptığını fısıldıyor. Bu kavga burada bitmez. Kargaşanın asıl sebeplerden birini iyi görmek lazım: Görünme, övülme, pohpohlanma psikolojisi. Düşünsenize her gün saatlerce Kılıçdaroğlu'na övgüler düzen bir medya, Kadir Topbaş ile ilgili küçücük bir olumlu habere bile yer vermiyor. Kaldı ki CHP'li olmayan medya somut rakamlarla ve raporlarla Kılıçdaroğlu'na 'Neden SSK'yı milyarlarca TL zarara uğrattın?' diye sorunca Kemal Bey olayı doğruluyor ama bir bahane ileri sürüyor; 'SSK kâr amaçlı bir kurum değildir' diyor. Vatandaş sormaz mı: 'SSK'yı bu kadar zarara uğrattığına göre Büyükşehir Belediyesi'ni ne kadar zarara uğratacaksın?'


Bu sorular CHP'li medya tarafından sorulmaz. Her gün ekrandan inmez, manşetten düşmezsin ama seçmen medyatik işbirliğinden rahatsız olur. Bu tür durumlarda vatandaş, medyatik adaydan yana tavır almaz. Yakın siyaset tarihimiz bu refleksin örnekleriyle doludur.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler