YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dr. Erol, savcının iddianamesini değerlendirdi
Dr. Erol, savcının iddianamesini değerlendirdi
Dr. Erol, savcının iddianamesini değerlendirdi
17 Mart 2008 / 16:26 Güncelleme: 17 Mart 2008 / 00:00

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, Ak Parti'ye açtığı kapatma davası tüm dünyada yankı buldu. İddianame, Anayasa Mahkemesi'nde bugün incelenmeye başlandı. Akıllardaki soru, bundan sonra takvim nasıl işleyecek.


Kanal A'da, Perşembe akşamları yayınlanan 'Sınır Ötesi' programının yapımcı ve sunuculuğunu üstlenen Mehmet Seyfettin Erol, gündeme bomba gibi düşecek bir iddiada bulundu. Erol'un yazısı şöyle:

 

HEDEF GERÇEKTEN AK PARTİ Mİ?

Görünen o ki, ABD’den daha bağımsız bir politika için SSCB’yi Türk dış politikasının bir tarafına denge unsuru olarak monte etmeye çalışan Menderes’i Moskova yollarından eden ve onu darağacına gönderen, Türk-İslam dünyası projesinin mimarı Özal’ı Türk dünyası gezisi sonrası şüpheli bir şekilde mezara gönderen “zihniyet”, yine iş başında. Diğer bir ifadeyle “görünmez el”, Mr. X aramızda kol geziyor…

Tarih bir kez daha zorunlu olarak tekerrür ettiriliyor.

Zavallı tarih…

İlginçtir, Türkiye ne zaman alsa başını gitse, Misak-ı Milli sınırlarının dışında bir şeyler yapmak istese, “Otur oturduğun yerde!” deniliyor, şimdi de yapılmak istenildiği gibi...

Bundan dolayı Türkiye anlamsız iç siyaset kavgalarından bir türlü kendine gelemiyor. Şahsi hırslar, dışarıdaki efendiler ile tam bir ittifak halinde.

 

Ankara, “derin bir hesaplaşma”nın içinde…

Asker-sivil çatıştırılması üzerinden Türkiye’ye istediklerini kabul ettiremeyen, son olarak Güneş Harekâtı ile bütün oyunları bozulan bu zihniyet, elindeki son kartı da piyasaya sürmüş görünüyor.

Diğer bir ifadeyle, oyun tam bozuldu denilirken, “ hooopp, daha bitmedi” deniliyor.

Okyanus ötesinden “tanıdık birisi” elinde dosyalar ile yola çıkmazdan önce, Ankara’da bir kriz patlatılıveriyor.

Ne büyük bir “tesadüf” ama…

Dış politikamız “dip” yaptırılmak isteniliyor…


AK Parti “kapatılacak” mı, “kapatılmayacak” mı sorularının ayyuka çıktığı bir dönemde, dış politikamızdaki saygınlığımız, hedeflerimiz ve beklentilerimiz de adeta “dip yapmaya” doğru gidiyor. Nasıl dip yapmasın? “A”dan “Z”ye devletin en tepesindekiler neredeyse “rejim düşmanı” olarak ilan edilmiş durumdalar. Bir o kadar daha vahim olanı ise, dış dünyaya yansıyan, Ankara’da devlet içindeki “hesaplaşma” görüntüsü…

Bu görüntü acaba Türkiye’nin çıkarlarına ne kadar uygun? Ve hangi ülke Türkiye ile şu dönemde orta ve uzun vadede bir şeyler yapmaya, ortak projeler geliştirmeye çalışabilir? Daha da önemlisi, kendi içinde istikrar sorunu yaşayan bir Türkiye, bölgesine, Türk-İslam dünyasına nasıl bir istikrar, huzur vaat edebilir? Ve böylesi bir Türkiye ne kadar bir bölgesel güç/küresel bir güç adayı olarak kabul edilebilir? Acaba bunu hiç düşünen/ler var mı?

 

Asıl hedef, “Yeni Ankara”…

Aşağıda da kısmen görüleceği üzere, Türkiye’nin yakın çevresinden başlayarak yürüttüğü stratejik derinlik projesi ve bu kapsamda Ankara’da oluşmaya başlayan milli, bağımsız irade, açıkçası bu yeni süreç ile baltalanmak isteniliyor. AK Parti burada aysbergin sadece görünen yüzü, asıl hedef aysbergin derinliklerde kalan kısım, diğer bir ifadeyle “Yeni Ankara”.

Ankara’nın son dönemde izlediği dış politika, açıkçası bazı başkentleri oldukça rahatsız etmişe benziyor. Bundan dolayı olsa gerek, hamle üstüne hamle yapmaya çalışıyorlar ve sonra bir taraflarının üzerine “oturuyorlar”…

Dolayısıyla bu son hamleyi anlamak için, zamanlamasına dikkatleri çekmek gerekiyor. Söz konusu kapatma davası çok ilginçtir: 1. Türk-Amerikan ilişkilerinin bir kez daha dip yapmaya başladığı; 2. Türkiye’nin Güneş Harekâtı ile ABD’yi şaşırttığı; 3. Türkiye’deki Amerikan Muhipleri’nin derin bir darbe daha aldığı; 4. Sivil-asker (Hükümet ve Genelkurmay) dayanışmasının zirve yaptığı; 5. Ankara’nın ABD taleplerini (Afganistan’a muharip güçlerin gönderilmesi, İran’a operasyon konusunda destek, Rusya ve İran’a dönük füze savunma sistemlerinin Türkiye’ye yerleştirilmesi ve Irak’tan çekilecek Amerikan ordusunun Türkiye üzerinden tahliyesi), her şeyi göz önüne alarak reddettiği; 6. Talabani’nin Türkiye ziyaretini gerçekleştirdiği ve Türk-Kürt birlikteliğinin sağlanmaya çalışıldığı; 7. Bu kapsamda “Kürt Paketi” başta olmak üzere, Türkiye’nin iç ve dış politika bağlamında daha radikal adımlar atmaya karar verdiği; 8. Türkiye-Irak ve İran arasında yeni bir dönemin başlayacağının somut işaretlerinin alınmaya başladığı; 9. Ankara’nın İsrail’i Filistin konusunda sert bir şekilde kınadığı; 10. Türk-İslam dünyasında Türkiye’nin liderliğinin oldukça belirginleştiği ve son olarak İKÖ kapsamında İslam dünyası ile ilgili çok farklı projelerin hayata geçirilme kararının alındığı; 11. Türk Birliği Projesi yolunda somut projelerle hareket edildiği; 12. AB’nin dış politikada bir amaç olmaktan çıkıp, bir araç haline geldiği; 13. Daha net bir ifadeyle, Ankara’nın kendi imparatorluk coğrafyasında, stratejik derinliklerinde milli ve bağımsız bir politika yürüttüğü bir döneme “tesadüf” ediyor!...

Fakat, tek kelimeyle “yemezler”!...

Bu oyun da bozulmalı!

Görüldüğü üzere, Türkiye tarihinde defalarca yüz yüze kaldığı bildik, fakat “yeni bir oyun” ile bir kez daha karşı karşıyadır. Bu oyunun asıl hedefi, ne iktidar partisidir ne de başka bir şey. Hedef, doğrudan doğruya milli, bağımsız ve küresel güç adayı Türkiye ve bu kapsamda “Yeni Ankara”dır. Hedef, Ankara’nın önüne kesmek ve onu belli başlı bazı başkentlerin limanlarına bağlamaktır. Hedef, eskiden olduğu gibi, halk ile devletin arasını açmaktır. Hedef, istikrarsızlıktır. Hedef, Türkiye’ye zaman ve güç kaybettirmektedir. Ama nafile… Çok daha büyük görevlere ve tarihsel bir misyona sahip olan Türkiye ve Türk milleti, bunu da aşmasını bilecektir. Önemli olan, bizim milli birlik ve beraberliğimizi, kendimize olan güveni sonuna kadar korumak olmalıdır. Gerisi sadece bir “teferruat”tır…
MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler