YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Dindar çevreleri karalamaya yönelik uydurma skanda
Dindar çevreleri karalamaya yönelik uydurma skanda
Dindar çevreleri karalamaya yönelik uydurma skanda
19 Eylül 2008 / 18:52 Güncelleme: 19 Eylül 2008 / 00:00

Kendine has üslubu sayesinde okuyucunun beğenisini kazanan Kanala.com'un sevilen yazarlarından Selahattin Serçe gülümseten, daha çok da düşündüren bir yazı kaleme aldı.


Ergenekon'un Cumuhuriyet kadını: Sisi


Adı: Seyhan Soylu.



Nam-ı diğer: Sisi.



Öğretmenlikten ayrılıp dansöz olan eski bir CHP’li annenin kızı, pardon oğlu olarak dünyaya geldi.



Dönme; erkek olarak başladığı hayatı, kadın olarak sürdürüyor.



Polis olacaktı, ama akademiden atıldı.



Yıllarca ülkücü camianın içinde yer aldı.



Meraklısına bol bol çıplak pozlar verdi, memleketin güzide dergileri bu pozları çarşaf çarşaf yayınladı.



Uzun yıllar, “travestilerin kraliçesi” olarak anıldı.



Kraliçeliği yalnızca travestilikle sınırlı kalmadı.



28 Şubat darbesinin de kraliçesiydi.



Dindar çevreleri karalamaya yönelik uydurma skandalları tezgâhladı.



Telekızlık yapan Fadime Şahin’i sözde tesettürlü bir genç kız, alkolik Ali Kalkancı’yı şeyh yaparak 28 Şubat’a bahane gösterilen skandalları sahneledi.



Başarıları(!) için “alnından öptüklerini” söyledi.



JİTEM’in finanse ettiği öne sürülen bir dergide genel koordinatörlük yaptı.



Son olarak, “Cumhuriyet Kadınları Projesi” üzerinde çalışıyordu.



Çoğunuz hatırlamasa da, magazin müdavimleri çok iyi hatırlayacaktır; hani Nurseli İdiz Atatürk olmuştu ya!



Hah! İşte o proje.



Gel gör ki birileri bu eşsiz projeye, cahil halkımızın “Cumhuriyet kadınları”nı tanımasına fırsat vermedi.



Projenin mimarı, cumhuriyetçi organizasyonların büyük dehası Sisi, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı.



Kraliçe Sisi’yle birlikte bazı “genç subaylar” da gözaltına alındı.



***
Sisi, Ergenekon terör örgütünün neresindedir?



Kurucu mudur?



Beyin takımı mıdır?



Motor gücü müdür?



Ayak takımı mıdır?



Organizatör müdür?



Şimdilik bilmiyoruz.



Belki de tek işi Ergenekonculara keyif vermekti.



Ancak, bu karanlık örgütle Sisi arasında dikkat çekici bir benzerlik var.



Sisi denildiğinde kafalarda nasıl bir “cinsiyet imajı” oluşuyorsa, Ergenekon denildiğinde de benzer bir “siyasi imaj” oluşuyor.



Sisi’nin erkek mi kadın mı olduğu ne kadar belli ise, Ergenekon icadı ulusalcılığın, sağ mı sol mu, milli mi gayrı milli mi olduğu o kadar belli.



Ergenekon zanlılarını ve onlara ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgileri şöyle bir düşünün.



Ne oldukları, ne yapmaya çalıştıkları, siyasi söylemleri, kişilik yapıları, eylemleri ne kadar da Sisi’ye benziyor değil mi?



Sapkınlığın, hezeyanların, ölçüsüzlüğün, değer tanımazlığın her türlüsü var.



Biri kişisel, diğeri siyasal bir kimlik olarak benzer bir garabete işaret ediyor.



Sisi ne kadar erkekse, Ergenekoncular o kadar Atatürkçü.



Sisi ne kadar kadınsa, Ergenekoncular o kadar milliyetçi.



Sisi ne kadar aslını inkar etmişse, Ergenekoncular da Türkiye’nin siyasal, sosyal, kültürel ve dini olarak o denli aslını inkar etmesini istiyor.



Sisi ne kadar değişmiş, başkalaşmış, yabancılaşmış ve ucube hale gelmişse, Ergenekoncu zihniyet de Türkiye’de herkesin o kadar kendine ve kendi değerlerine yabancılaşmasını istiyor.



Madem Sisi ve Ergenekon arasında benzerliklerden söz ettik.



Son bir benzerlikle bitirelim.



Sisi’nin neslini sürdürme ihtimali ne kadarsa, Ergenekon’un gelecek kuşaklarda varlığını sürdürme ihtimali de ancak o kadardır.



19 Eylül 2008

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler