YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Darbeler olmasaydı kişi başına milli gelir 30 bin
Darbeler olmasaydı kişi başına milli gelir 30 bin
Darbeler olmasaydı kişi başına milli gelir 30 bin
02 Mayıs 2008 / 18:09 Güncelleme: 02 Mayıs 2008 / 00:00

PKK saldırılarının artmasıyla Ergenekoncular’ın projeleri arasında nasıl bir ilişki olduğu; Abdullah Öcalan’ın Türk milliyetçiliğinden nasıl Kürt sosyalistliğine dönüştüğü; Öcalan’ı kaç istihbarat teşkilatının kullandığı; Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak isteyen “jakoben oligarşi”nin kimlerden oluştuğu ve Ak Parti’nin kapatılması durumunda Türkiye’yi bekleyen tehditlerin neler olduğu Sınır Ötesi’nde Hasan Celal Güzel ve Bülent Orakoğlu’nun ezberbozan cevaplarıyla aydınlanıyor.


Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol’un hazırlayıp sunduğu Sınır Ötesi’nde katılımcılar çarpıcı değerlendirmelerde bulundular.


AK PARTİ, PKK VE KÜRT AYIRMINDA SİYASET YAPIYOR



  • Ak Parti, doğuda nasıl bu kadar yüksek oy alabildi?

Güzel: Ak Parti, PKK ve Kürt halkını ayrı gören politikalar uyguluyor. Ekonomik ve sosyal paketler aracılığıyla devletin şefkat elini bölge halkına uzatarak Kürt sorununun çözümü yolunda önemli adımlar atıyor. Bu siyaset anlayışı sonucunda 22 Temmuz seçimlerinde bölgede zaferle çıktı. Böyle bir partinin kapatılmayla karşı karşıya olması bölgede büyük sıkıntıların baş göstermesine sebep olabilir.


AK PARTİ KAPATILIRSA GÜNEYDOĞU ELİMİZDEN ÇIKAR



  • Parti kapatma sonrasında Türkiye’yi bekleyen tehlikeler nelerdir?

Güzel: Parti kapatıldıktan sonra Türkiye’de bir dikta yönetimi kurulur. Arkasından da yabancı istihbarat servislerinin dâhiliyle Güneydoğu’da uydurma bir isyan çıkartılır. Bu isyanı bastırmak için ulusalcı dikta yönetimi sert bir şekilde müdahale eder. “Ermeni soykırımı” iddiasıyla aleyhimize propaganda yapan insanlar bu kez de Kürtleri bahane ederek çok büyük bir psikolojik harekâta girişirler. Neticede ABD başta olmak üzere Batılı güçler Türkiye’ye müdahale eder ve ülkemizi bölerler. Bu durum İttihatçıların vatansever olmalarına rağmen 624 yıllık koskoca Osmanlı İmparatorluğun dibine 5 yılda darı suyu ekmelerine benziyor.


DTP KENDİNİ KAPATTIRMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR



  • Peki, DTP’nin kapatılmasının bölgeye yansıması nasıl olur?

Güzel: DTP’nin PKK ile ilişkisi seçimlerden önce de biliniyordu. Ama buna rağmen seçimlere girilmesine izin verildi. Meclise girip 20 milletvekili ile gurup oluşturduktan sonra parti kapatma davası açıldı. DTP de kendini kapattırmak için elinden geleni yapıyor. Çünkü genel seçimlerde büyük oy kaybına uğrayan DTP, yerel seçimlerde de başta Diyarbakır olmak üzere doğudaki birçok ilde belediyeleri kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya. Kapatılan DTP, mağduru oynayarak bölge halkı nezdinde kaybettiği oyu tekrardan toplamak istiyor. DTP’nin kapatılması bu neticeyi kaçınılmaz kılacaktır.


TÜRKİYE’DE İRTİCA TEHLİKESİ HİÇBİR ZAMAN OLMADI



  • Parti kapatma gerekçeleri olarak gösterilen bölücülük ve irtica tehlikesi Türkiye’de var mı?

Güzel: Türkiye’deki jakoben oligarşinin iki büyük paranoyası vardır. En büyüğü 31 Mart Vakası’ndan bu yana 100 yıldır adeta patolojik bir hastalık gibi dillendirdikleri “irtica” tehlikesi. Türkiye’de irtica tehlikesi hiçbir zaman olmadı. Demokrasi, halkın iradesi her 10 yılda bir sürekli elden gitmiştir. Ama laikliğe kimse dokunmamıştır. İkinci paranoya ise “bölücülük” tehlikesidir. Güçlü bir orduya sahip olan Türkiye demokrasiyi hakkıyla uygulayabilirse hiç kimse ülkemizi bölmeye cesaret edemez. Türk-Kürt çatışması derin odaklar tarafından tahrik edilmeye devam edilir ve doğu bölgelerimizdeki oyların tamamına yakınını alan iki parti kapatılırsa o zaman gerçekten Türkiye bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.


DARBELER OLMASAYDI KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 30 BİN DOLAR OLACAKTI



  • Askeri müdahalelerin Türkiye’ye faturası ne oldu?

Güzel: Türkiye’nin yaşadığı bütün belalar anti demokratik ara rejimlerden kaynaklanmıştır. Eğer 27 Mayıs’tan bu yana yaşadığımız askeri müdahaleler olmasaydı, Türkiye’de fert başına milli gelirimiz 30 bin dolara yaklaşmış, ilk 10 büyük ekonomiye sahip ülkeler arasına girmiş, Avrupa Birliğine çoktan girmiş bir ülkeydi. Refah düzeyi yüksek olan Türkiye’de Türk-Kürt çatışması da olmazdı. Rahmetli Turgut Özal, “Ah biz de 20 bin dolar seviyesine yükselsek. O zaman kimse bizden ayrılmak istemezdi” demişti.


BÜYÜK TÜRK RESSAMI EVREN PAŞA VE SAZ ARKADAŞLARI



  • 12 Eylül Kürt sorununu nasıl etkiledi?

Güzel: 12 Eylül’de büyük Türk ressamı Evren Paşa ve saz arkadaşları, bütün ara rejimlerinde olduğu gibi dayatmalarda bulundular. 1923’ten tek parti diktası döneminde dahi Kürtlere herhangi bir yasak getirilmemiştir. Mesela Kürtçe yasağı yoktur. 90’nını geçince “eyalet sistemi”nden bahseden Evren Paşa, 12 Eylül sürecinde Türkçe haricinde dillerin konuşulmasını yasaklamıştı. Kürtçülük hareketlerinin hızlanmasında 12 Eylül sonrası getirilen yasakların büyük etkisi olmuştur.


JAKOBEN OLİGARŞİNİN 5 AYAĞI



  • “Jakoben oligarşi” sözünden kastınız nedir?

Güzel: Jakoben oligarşi beş unsurdan oluşur. Birincisi CHP’dir. Tek partinin arzusu içindedir. Hiçbir zaman sandıktan başarıyla çıkamamıştır. Halk partisi olmasına rağmen sandık ve halk düşmanı haline gelmiştir. İkinci unsur, CHP’nin tahrik ettiği ordudaki darbeci güçlerdir. Bunların ucu da çetelere kadar ulaşır. Üçüncüsü, siyasallaşmış yargı. Dördüncüsü, YÖK ve YÖK’teki –rahmetli Menderes’in deyimiyle- kara cübbelilerdir. Beşincisi ise bir kısım medyadır. Onlar da bu işin cazgırlığını yapıyorlar. Kanal A bunların içerisinde değil.


ÖCALAN DERİN NATO TARAFINDAN EĞİTİLDİ



  • Öcalan gençlik yıllarında nasıl bir kişiliğe sahipti?

Orakoğlu: Öcalan, gençlik yıllarında vasat bir insan. Bir örgüte liderlik yapacak kapasitede bir kişi değil. Öcalan 1964 yılında derin NATO tarafından çok ciddi eğitimlerden geçirildi. Dönemin Başsavcısı İmran Öktem bugüne benzer bir şekilde “irtica” tehlikesinden bahsetmişti. Öldüğünde cami imamı bu söylemlerinden dolayı cenaze namazını kıldırmayı reddetmişti. Bu esnada bir takım muhafazakâr ve milliyetçi çevreler cenaze töreninde Öktem aleyhine sloganlar atıyorlar. Bu gençlerin arasında Abdullah Öcalan da var. O zamanlar milliyetçi takılıyor. İlerleyen yıllarda ise Kızıldere’de öldürülen Mahir Çayan’la ilgili bizzat Doğu Perinçek’in kaleme aldığı Şafak bildirisini dağıtanlar arasında sosyalist bir Öcalan da var. Bildiriyi dağıtırken yakalanıyor. Tutuklananlar 8 yıla kadar ağır mahkûmiyetler alırken, Öcalan sadece 3 ay yatıyor. Öcalan’ı bir el sürekli kollayıp koruyor.


ÖCALAN’IN 32 İSTİHBARAT TEŞKİLATI İLE İLİŞKİSİ VAR



  • Abdullah Öcalan hangi istihbarat örgütleriyle ilişki içerisinde?

Orakoğlu: Abdullah Öcalan’ın ilişki içerisinde olduğu 32 istihbarat teşkilatı vardır. En az 21 tanesi, Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edilme sürecinde ortaya çıkmıştır. Gehlen’in kurduğu Alman istihbaratı 3 yıl içinde 27 ajan yakalamışlardır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yakalan tek bir ajan vardır. İngiltere ve Amerika’ya Kıbrıs ile ilgili istihbarat sağlayan MİT ajanı Savaşman’dır.



  • Ak Parti askeri müdahale düşüncesinde olanlarla yeterince mücadele edebiliyor mu?

Orakoğlu: Ak Parti döneminde 2004 yılında çıkarılan bir kanun var. Bu kanun ile Jandarma İstihbaratına, Polis Vazife ve Salahiyat Kanunun Ek 7. Maddesinin bütün yetkileri verildi. Biz Jandarma İstihbaratına böyle bir yetkinin verilmesine karşı değiliz. Ama Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içerisinde darbe yapmak isteyen odaklar bu kanunla gelen yetkileri çok iyi kullandıklarını görüyoruz. Bu sürece durup dururken gelinmemiştir.



  • Emperyalistler, Ortadoğu’yu nasıl dizayn ediyorlar?

Orakoğlu: Ortadoğu, 120 yıldır emperyalistler tarafından yeniden dizayn edilmekte. Ortadoğu’daki ülkelere baktığımızda hepsinin birbirine düşman olarak konumlandığını görürüz. Bunda emperyalistlerin, Ortadoğu ülkelerine yerleştirdiği terörist yapılanmaların büyük etkisi var.


ÖCALAN’IN YAKALANMASI BİR PROJEDİR



  • Kürt devleti projesi askıya mı alındı?

Orakoğlu: Öcalan’ın yakalanması bir projedir. Öcalan teslim edilmeden önce ABD, Barzani ve Talabani ile bir dizi görüşme ve anlaşmalar yaptı. Öcalan’ın Türkiye’ye verilmesinden bir yıl önce Barzani ve Talabani, Beyaz Saray’a çağrıldı. Washington Anlaşmasıyla Kürt devletinin kurulmasına karar verildi. Bu esnada Türkiye’de ise istikrarsızlaştırma ve kaos ortamı yaratılarak, gelişmeleri takip etmesine mani olunarak inisiyatif kullanılmasının önü alınmış oldu. Aynı oyun bugün de sahnelenmek isteniyor. ABD’nin hedefi ikinci bir İsrail olarak Kuzey Irak’ta bir Kürdistan devleti kurmaktır.


KANALAHABER.COM

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler