YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Cumhuriyet tarihinin en önemli olayı Ya da “demokr
Cumhuriyet tarihinin en önemli olayı Ya da “demokr
Cumhuriyet tarihinin en önemli olayı Ya da “demokr
05 Temmuz 2008 / 10:40 Güncelleme: 00 0000 / 00:00

Ergenekon gözaltı dalgasının ertesi günü, Türkiye’nin tanınmış köşe yazarlarından bir arkadaşım (solcu), “1 Temmuz 2008 tarihinden itibaren Türkiye’de askeri darbe ihtimali ortadan kalkmıştır. Bu kadar önemli bu olay” dedi.


Daha ertesi gün, bir toplantı vesilesiyle Abant’ta devletin istihbarat örgütünün en üst kademesinde uzun yıllar çalışmış olan bir emekli yetkili ile karşılaştım. “1 Temmuz pazartesi günü olan, Cumhuriyet tarihimizin en önemli olayı” olarak niteledi, son gözaltıları.


Doğru mu duydum. “Evet” diye üsteledi. Devlette, hem de istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin en üst kademesinde bulunmuş birisi böyle diyorsa, üzerinde durup düşünmek gerek.


O, devam etti; “Bundan sonra” dedi, “herşey hükümetin izleyeceği politikaya bağlı. İktidar partisi kapatılsın kapatılmasın, bundan sonra yani Ergenekon soruşturmasının vardığı noktadan sonra, Başbakan o 22 Temmuz gecesi balkon konuşmasında yansıttığı ruha geri dönerse, Türkiye, çok olumlu bir doğrultuda yol alabilir.”


Abant’a gelmeden bir gün önce, İstanbul’da Amerikan Başkonsolosluğu’ndaki tıklım tıklım dolu Bağımsızlık Günü resepsiyonunda, akademyadan, iş dünyasından, çeşitli meslek dallarından önüne gelen, koluma sarılıp, bir cümle ile olan-biteni yorumlamamı istiyordu.


Bir cümle ile nasıl özetlenebilirdi?


Merak ve ona eşlik eden tedirginlik, orgeneral rütbesi taşımış iki kişinin, “darbe örgütlenmesi” suçlamasına konu bir soruşturma çerçevesinde gözaltına alınmasıydı. Ki, buna Cumhuriyet tarihimizde hiç rastlanmamış olduğu gibi, 27 Mayıs 1960’da rutine binmiş askeri darbeler ve müdahaleler zinciri ile şekillenmiş siyasi arenamızda böyle bir şeyin gerçekleşebileceği düşünülemezdi bile.


Bazı makamlar ve sıfatlar, Türkiye’de bir çeşit “kutsal inek” muamelesi görürdü. Hepimiz ve toplumumuz buna öyle alıştırılmıştı.


Aklıma birden durumu bir cümlede özetleyebilecek birden bir tanım geldi: “Bu öyle bir gelişme ki” dedim, “Yeni Delhi’de kutsal inekleri mezbahaya göndermek nasıl bir şeyse, öyle bir şey...”


Adli soruşturma safhasındayız. Buna dahil olan zanlılara ilişkin gelişmelerin ne olacağını, soruşturmanın seyrinin ne yönde, nasıl gelişeceğini bilemeyiz. Yani, illa ki “kutsal inekler mezbahaya gittiler diye kesilecekler” diyemeyiz.


Ancak, bu “kutsal ineklerin Yeni Delhi’de mezbahaya gönderilmiş olduğu” olgusunun simgesel ve dramatik önemini ortadan kaldırmıyor.


1 Temmuz 2008, pekala bir “milat” sayılabilir...


 


***                       ***                           ***


 


Defalarca, 2007 Mart sonu-Nisan başında Nokta dergisinde yayınlanmış ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’in bilgisayarından çıktığı teknik olarak kanıtlanmış “darbe günlükleri” okunmadan olan-bitene doğru teşhis konulamayacağını yazdım. Malum, “darbe günlükleri” tam anlamıyla bir “medya karartması”na uğratılmıştı.


Ve, şimdi bakıyorum, medya, söz konusu “darbe günlükleri”ni didik didik etmeye başladı. Herhangi bir gazetede, herhangi bir köşede “darbe günlükleri”ne atıftan geçilmiyor.


Türkiye’nin büyük ve çok etkili bir gazetesinin genel yayın yönetmeni ile aylar öncesi sohbet ediyorduk. Ak Parti iktidarından –birçok haklı gerekçe ile- şikayet ediyor, benim gibilerin bunlara gereğince değinmediğinden ötürü tarizde bulunuyordu. Ben de ona tarizde bulundum. “Elinde kocaman bir gazete var” dedim, “En basit adli haberlere takla attırıp manşetlere taşırsınız, bunca zamandır yakın tarihimizin en büyük, en önemli olayı Ergenekon soruşturmasına ilişkin doğru dürüst bir haber yayınlamadınız. Karartma uyguluyorsunuz.”


Bu gözlemime hayretten şapka uçurtacak bir karşılık verdi, “Yemin ediyorum, bugüne dek Ergenekon’a ilişkin haber değeri taşıyan bir şey bulamadım!”


1 Temmuz 2008, böyle düşünenleri de aksine ikna etmiş olmalı ki, gazetelerin birinci sayfalarında başka konu yok. Ama, bu kez, konuya “şekil” yönünden yaklaşıyor, “gözaltına alınma yöntemleri”ni eleştiriyor, aylardır tutuklu olanların “ne ile suçlandıklarını bilmedikleri” gibi bir iddia ile, mağdur edildiğinden dem vuruyorlar.


Oysa, aylardır tutuklu olanların ve şu anda gözaltına alınmış bulunanların, ne ile suçlandıklarını bütün Türkiye ve hatta dünya biliyor. Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs ayındaki Türkiye Raporu, Ergenekon soruşturmasının demokrasi ve Avrupa normlarıyla bağlantısını tespit edip, ama gelinen noktaya yeterli bulmayıp, derinleştirilmesini istemişti.


Derinleştirildi.


Ak Parti düşmanlığından bir nebze kendilerine arındırıp, darbeciliğin “utangaç savunucuları” durumundan kendilerini sıyırabilseler, “Sarıkız’ın Ergenekon’da mahsur kaldığını, Ayışığı’nın günışığı ile aydınlandığını” görebilecekler.


 


***                     ***                  ***


 


Dehşetengiz bilgiler de ortaya saçılmaya başladı. Bunlardan biri, emekli Orgeneral Şener Eruygur’un Fenerbahçe orduevindeki bürosunda, darbe ortamı hazırlamak amacıyla bu Temmuz ayının başlarında yargı mensuplarına karşı girişilecek suikastlar ve buradan yola çıkartılacak infial ile bu hafta sonu Hurşit Tolon’un Gaziantep’te startını vereceği ve 40 ilde polisle çatışmayı öngören gösterilerle ilgili bir senaryo.


Bir diğeri, Başbakan Tayyip Erdoğan’a yönelik 7 suikast girişimi.


Bu gibi sisli-puslu havalarda “dezenformasyon” tuzağına düşme ihtimali olduğu için, bu sızdırma bilgilerin üzerine balıklama atlamaya gerek yok.


Bununla birlikte, eğer 1 Temmuz’da olan, “Cumhuriyet tarihimizin en önemli olayı” ise, bu senaryoları ya da bilgileri, elimizin tersiyle itme lüksümüz de yok.


Sosyalist Enternasyonal toplantısına gidemeyecek kadar dış dünyadan tecrit hale gelen CHP Yönetimi, içerde iktidara ancak “olağanüstü şartlar”da gelebileceğini hesaplamış olmalı ki, bu yolu tıkayan 1 Temmuz 2008 gelişmesine karşı kıyametleri kopartıyor.


Bu ülkede, bu CHP’nin normal yollardan iktidara gelemeyeceği, 1 Temmuz 2008’den itibaren belli oldu.


Belki de, 1 Temmuz 2008’in önemi ve değeri, iktidar partisinin akıbetinden ziyade, muhalefetin yenilenmesi sürecini başlatacak özellik taşımasıyla ilgilidir.


Belki, aylar ya da yıllar sonra geriye dönüp, 1 Temmuz 2008’e baktığımızda, 1 Temmuz 2008’i Türkiye’nin “darbecilik”ten kurtuluş ve “darbecilik” ile “katolik nikahı” yapmış bir CHP’den kurtuluş sürecinin başlangıcı, bir “milat” olarak göreceğiz


1 Temmuz 2008’in değeri ilerde daha iyi anlaşılacak... CENGİZ ÇANDAR (REFERANS)

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler