YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Çete Hablemitoğlu’nu niye öldürdü?
Çete Hablemitoğlu’nu niye öldürdü?
Çete Hablemitoğlu’nu niye öldürdü?
11 Nisan 2008 / 16:47 Güncelleme: 11 Nisan 2008 / 00:00

"Ergenekon’un Çöküşü" kitabının yazarı Zihni Çakır, bomba etkisi yapacak yeni iddialar ortaya attı. Çakır’a göre, Ergenekon’un sol kanadı, gerçekte laik cumhuriyete karşı… Sadece Cumhuriyete değil, demokrasiye de karşı…



Zihni Çakır, Ergenekon terör örgütünün öncelikli hedeflerinden birinin de Gülen Cemaati olduğunu belirtiyor. Çakır’a göre Ergenekon örgütü, devlet kurumlarında kadrolaştıkları iddiasında bulundukları “Gülen Cemaati”nin önünün kesilmesi ve Gülen’in bir şekilde tüm faaliyetlerinin engellenmesini amaçladı. Bu planı hayata geçirmek içinde 1999 yılında, Ataşehir’de bir toplantı düzenlendi.



Çakır, Ergenekon üyelerinin, 1999 Yılı Aralık ayı başlarında Ataşehir’de, 03 Kasım 2001 tarihinde Balat’ta ve yine 27 Nisan 2006 günü Ataşehir’de düzenlenen 3 toplantısına dikkat çekiyor.



Bu toplantılarda, ülkeyi sıkıntıya sokacak eylem planı geliştirildiğini ileri sürüyor. 1999 yılında yapılan toplantıda, hedefin Fethullah Gülen olduğunu kaydeden Çakır, konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunun için de söz konusu kişi ile ilgili açılacak (dikkat çekelim açılacağı biliniyor) davaya müdahil olarak katılma ve bazı yalancı tanıklarla davada cemaat liderinin zayıf düşürülmesi kararlaştırılır. Bu çerçevede eski PKK itirafçılarından Ramazan Y. İle irtibat kurulup onun cemaatten zarar gördüğü şeklinde iddialarla davaya müdahil olması görüşünde birleşirler




Kırmızı Çizgi Haber Müdürü İlhami Yangın, Gazeteci-Yazar Zihni Çakır ile konuştu:



Ergenekon’un sol kanadı gerçekte Laik Cumhuriyete karşı mı?



Sadece laik cumhuriyet değil demokrasiye de karşı bunlar. Zaten bu yapının tarihsel geçmişinin beslendiği ortam da darbe ortamlarıdır. Bu nedenle de darbeye zemin hazırlayan her türlü girişimde bu yapının imzasını görebiliyoruz.


Antiparlamenter olarak adlandırmamın asıl nedenine gelince: İlhan Selçuk’un başını çektiği ve Hasan Cemal, Mümtaz Soysal, Doğan Avcıoğlu gibi isimlerin desteklediği ve 9 Subay olayı olarak tarihe geçen ve bir darbe girişimi olarak hatırlanan vak’a 12 Mart 1971 askeri darbesini doğurmuştur.



‘AMAÇ SOSYALİST DEVRİMİN ÖNÜNÜ AÇMAK’



Bu darbeye destek veren sol aydınların asıl amacı parlamenter sistemi yıkıp Sosyalist Devrim’in yolunu açmaktır. Çünkü onlara göre çok partili parlamenter sistem aynı zamanda bir karşı devrim demektir. 1960’ların sonları ile 1970’lerin başlarında sergilenen bu görüşlerin bugünün Türkiye’sinde yine Doğu Perinçek, İlhan Selçuk gibi ulusalcı sol kanat önderlerinin yazı ve eylemlerine bakarak bunlar tarafından savunulmadığını kim iddia edebilir?



‘SURİYE TARZI BİR REJİM SEVDALARI VAR’



Antiparlamenter rejim amaçlarının altında yatan ‘Baasçı’lığa gelince; Devletçi, ekonomide merkezi planlamadan yana, batı karşıtlığında, bağımsızlık adı altına gizledikleri üçüncü dünya hevesi ve Washington’dan çok Moskova’ya yakın olma. Aslında işin özü Suriye tarzı bir rejim sevdası. 28 Şubat sürecinde ordu içerisindeki mezhepsel ayrışmanın ve bu ayrışmanın yarattığı çatışmanın altında da bu baasçı rejim yaratma hevesi var demek mümkün.



İlhan Selçuk ve Doğu Perinçek gibi isimlerin gözaltına alınması bu tarihsel sürecin devamına mı dayanıyor yani?



Hayır hayır. Elbette bunu iddia etmek de soruşturmayı basitleştirmek olur. Bu isimlerin gözaltına alınma nedenleri sanırım savcının ulaştığı bazı belge ve bulguların güçlülüğü ile paralellik arz ediyor.



Benim kendi çapımda yaptığım araştırmalar ve ulaştığım belgelere göre, Doğu Perinçek, İlhan Selçuk ve Cumhuriyet Gazetesi ve Ulusal TV ile Ergenekon Terör Örgütü arasındaki ilişki kurulması için en önemli delil, Veli Küçük’ün evinde yapılan aramalarda ele geçirildiği iddia edilen bir belgedir.



Yine Ergenekon Terör Örgütü üyesi ve yöneticisi olmakla suçlanan Veli Küçük ile bu kişiler arasında gerçekleştiği iddia edilen bazı telefon kayıtları da delil kabul edilmiş olabilir. Örneğin Veli Küçük’ün evinde ele geçirildiği iddia edilen ve “Televizyon Analiz Yönetim ve Geliştirme Projesi-İstanbul/Temmuz 2000” başlığına sahip olduğu öne sürülen belgeden bazı bölümler:



“CUMHURİYET GAZETESİ ile Ulusal TV’nin hisselerini elinde bulunduracak olan yeni bir anonim şirket kurulmalıdır. Bu şirketin Yönetim Kurulu Başkanlığına ve Yönetim Kurulu Üyeliğine getirilecek olan kişiler önemlidir ve özenli bir seçim yapılmalıdır.” Şeklinde devam eden bölümün “GENEL DEĞERLENDİRME VE ÖNERİLER” kısmında ; “Mevcut Kurumun yeniden düzenlenmesi kamuoyundaki imaj ve düşünce değişiminin sağlanması yayın hayatına yeni atılan Ulusal TV’nin yeniden yapılandırılması gereklidir.



UlLUSAL TV VE CUMHURİYET TEK ÇATIDA TOPLANACAKTI



Ulusal TV ile Cumhuriyet Gazetesi’nin bir anonim şirket çatısı altında birleştirilmesi hedeflenen başarıya ulaşmasını sağlayacağı gibi mevcut medya kuruluşları ile rekabet olanağının sağlanacağı” görüşlerinin dile getirildiği gözlenmektedir.



Şimdi aklıevvel elit gazeteciler bu belgenin yanına telefon dinleme kayıtlarını da koyduklarında bugün soruşturmaya yönelik insaf dışı eleştirilerini devam ettirebilecek mi acaba?



ERGENEKON TOPLANTILARINA KİM KATILDI?


‘Ergenekon’un Çöküşü’ isimli kitabınızın ikinci cildinde 3 kritik toplantıdan söz ediyor ve bu toplantıların zamanlama açısından Hablemitoğlu, Danıştay saldırısı ve Ergenekon’un yeniden yapılanma süreçlerine denk gelmesine dikkat çekiyorsunuz...



Bundan 8 ayı aşkın süre önce edindiğim duyumlara ve teyit ettirirken gözlerimle gördüğüm devletin istihbarat birimlerince hazırlandığı söylenen raporlara göre; 1999 Yılı Aralık ayı başlarında Ataşehir’de, 03 Kasım 2001 tarihinde Balat’ta ve yine 27 Nisan 2006 günü Ataşehir’de düzenlenen 3 toplantı vardır.



Aralık 1999’da yapılan toplantıya katılanlar: Fevzi T.(halen emekli general), Tuncer K. (halen emekli general), Kemal Y. (halen emekli general), Çetin D. (halen emekli general), Gülseven Y.(bir sivil toplum örgütü yöneticisi), Bike K. (bir sivil toplum örgütü yöneticisi), Haşmet A. (bir sivil toplum örgütü yöneticisi), Bülent B. (bir sivil toplum örgütü yöneticisi), Ergün P.(Yazar), Nurettin A. (halen emekli asker, Veli Küçük’ü temsilen katıldığını iddia etmiştir),Doğu A.(eski asker- hayatta değil) ve Doğu P.(siyasetçi). Necip H.(akademisyen-yazar, halen hayatta değil).



Bu isimleri bir araya getiren nedene gelince…


İşte can alıcı noktalardan biridir bu.


Toplantıda ülkeyi sıkıntıya sokacak eylem planı geliştirilir ve uzun zamandır faaliyetleri aksamış olan ve temelde devletin bekasını koruma amacı güden örgütün aktif hale getirilmesi kararlaştırılır.



GÜLEN’İN KÜÇÜK DÜŞÜRÜLMESİ AMAÇLANDI



Yine bir cemaat mensuplarının (Gülen Cemaati) devlet kurumlarında kadrolaştıkları, bu kadrolaşmanın önünün kesilmesi, daha da önemlisi bu cemaat liderinin bir şekilde tüm faaliyetlerinin engellenmesi kararı alınır.


Bunun için de söz konusu kişi ile ilgili açılacak (dikkat çekelim açılacağı biliniyor) davaya müdahil olarak katılma ve bazı yalancı tanıklarla davada cemaat liderinin zayıf düşürülmesi kararlaştırılır. Bu çerçevede eski PKK itirafçılarından Ramazan Y. İle irtibat kurulup onun cemaatten zarar gördüğü şeklinde iddialarla davaya müdahil olması görüşünde birleşirler.



Toplantıda yer alan askerler, yapılanmanın derlenip toparlanması, ülke yönetiminde söz sahibi konumuna gelinmesi için toplumun tüm katmanlarına ulaşılması gerektiğini, bunun da ancak kendilerinin geri planında olduğu sivil örgütlenmelerle mümkün olacağını ifade eder.



BOP’U DESTEKME KARARI ALDILAR



Hatta yurt dışından ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilgili ülkelerde kabul görmesi için sivil toplum örgütlerine büyük kaynaklar akıtılacağını, kendilerinin kontrolünde organize edilecek örgütlenmelerle bu pastadan bir pay alınabileceğini söylerler.



Bugünkü Ergenekon yapılanmasında karar alıcılar olarak tanımladığımız askeri kanat (emekli askerler), kurulacak irili ufaklı örgütlenmelerde özellikle ideolojik ayrımcılık gözetilmeden ulusal koalisyon görüntüsünün mutlaka sağlanması gerektiğini dile getirir.



‘YENİDEN YAPILANMA İÇİN YENİ BİR METİN OKUNDU’



İşte bu toplantıda, toplantının karar alıcılarının daha evvel bir gazeteci ve siyasetçiye dikte ederek hazırlattığı Ergenekon’un Yeniden yapılandırılması ve hedefleri stratejisini konu alan bir metin konulur ortaya…



Toplantıya katılanlardan F.T, çantasından çıkardığı 10 nüsha olarak hazırlanmış metni teker teker dağıtarak, “Arkadaşlar bundan sonraki hedef ve stratejilerimiz, izleyeceğimiz yol haritamız burada yazılı. Herkes bu metin üzerine düşünüp bir dahaki birlikteliğimizde görüşlerini ve katkılarını ortaya koysun” mealinden sözler sarf eder.



Dağıtılan metin, “Ergenekon: Analiz ­ Yeniden Yapılanma, Yönetim ve Geliştirme Projesi” başlığını taşımakta ve “İstanbul, 29 Ekim 1999” şeklinde zamanlandırılmıştır. Yani toplantıdan yaklaşık 2 ay evvel hazırlanmış bir metindir. İşte bu metnin hazırlandığı tarih sonrası, süreç Ergenekon’un gerçekten yeniden yapılandığı dönemi anlatır.



METİNİN BASINA SIZMASINA TANTAN TEPKİ GÖSTERDİ




O tarihte İstanbul Emniyeti Organize Suçlar Şubesi Müdürü Adil Serdar Saçan (Veli Küçük’ün evinde ele geçirilen dökümanlarda onunla ilgili özel bilgilerin yer aldığı iddia edilmişti), İçişleri Bakanı ise Sadettin Tantan’dır.



Yukarıda sözünü ettiğimiz ve söze konu toplantıda da dağıtılan belge basına da sızar. İçişleri Bakanı Tantan, dokümanın sızmış olmasına tepki gösterir. Gerekçesi, bu yazının yapılmakta olan bir çalışmaya zarar verdiği yönündedir. Kuvvacılar, Vatanseverler, Atabeyler, Saunacılar, Kürşadcılar da bu süreçten sonra şekillenmeye başlamıştır.



Sadece Atabeyler grubu eski bir yapılanmadır, ancak onlarla da ortak çatı altında birleşme yönünde görüş sergilenir. Toplantıda, bazı eylemlerin harekete geçirilmesi için kullanılacak operasyonel kanadın mafya örgütlenmeleri ve milliyetçi ideoloji bağımlısı eski ülkücü tetikçilerin örgütlendirilmesiyle oluşturulması tezini askeri kanadı temsil ettiğini iddia edenler ortaya atar. Bu tez oradaki herkes tarafından kabul görür.



İkinci toplantıdan Türkiye’yi ilgilendiren ne çıktı size göre…



İkinci kritik toplantı 03 Kasım 2001 (Susurluk Kazası’nın yıldönümü) tarihinde Balat’ta düzenlendi.


Bu toplantı’ya 1. toplantıda yer alanlardan 3 kişinin dışında herkes katıldığı gibi 4 kişi daha eklenmiştir. Doğu A., Bike K., Gülseven Y. bu toplantıda yer almazken, Ümit S., Veli K. Muzaffer T. Ve Sevgi E. Bu toplantının yeni katılımcılarıdır.



Bu toplantıda yer alan etkisiz birkaç kişinin arasında bir başka isim var ki örgütün halen dışarıda olan uzantılarına hedef yapmamak için ismini kısaltarak bile vermiyoruz. Toplantıda eylem planı masaya yatırılır.



BÜYÜK ŞİRKETLER KONTROL ALTINA ALINMALI



Öncelikle emniyet teşkilatında kadrolaştığını iddia ettikleri bir cemaat liderinin saygınlık ve itibarının zedelenebileceği bir eylem geliştirilmesi gerektiği görüşü ağırlık kazanır. Birinci toplantıda ortaya konulan belgedeki “Kişisel çıkarlar adına siyasete yönelmiş ve hedefe ulaşabilmek adına her şeyi mubah sayabilen siyasilerin engellenebilmesi için, geriye kalan tek yol suikasttır. Ülke ekonomisini elinde tutan ve kişisel çıkarları adına ulusal çıkarları hiçe sayabilen, çok uluslu şirketler ile ortakları olan güçlü holdinglerin faaliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Bu türden holdinglerin faaliyet ve planlamaları hakkında istihbarat sağlanmalı, engelleyici kontra önlemler üretilmeli ve uygulamaya konulmalıdır.” şeklinde devam eden görüşlerin uygulanmaya başlanması kararlaştırılır.



Bu kararın uygulanması için birinci toplantıdaki Yeniden yapılanma tartışması sonrasında somutlaşan alt örgütlenmelerden biri ya da mevcut terörist faaliyetlere devam eden (sol) örgütlerle ortak hareket edilmesi istenir.



SANSASYONEL SUİKAST İÇİN HABLEMİTOĞLU SEÇİLDİ



Eylem kararı alındıktan sonra toplantıda yer alan karar alıcılar kanadından 2 kişi ve teorisyenlerden 1 kişi yapılacak sansasyonel bir suikastle kendilerince düşman sayılan cemaatin ve bağlı oldukları yabancı istihbarat örgütü ile çatışan başka bir ülke istihbarat (Almanya) örgütünün töhmet altında kalmasının temini yönünde çalışma başlatır.



Bu üç kişinin kendi arasında konuştuğu isim birinci toplantıda da yanlarında yer alan ve hem cemaatle sıkı bir tartışmanın odağında bulunan hem de Alman şirketinin Türkiye’deki ticari faaliyetini engelleyici kamuoyu oluşturduğu için bu ülke tarafından hedef seçilen Doç Necip Hablemitoğlu’dur.



Bu isme yönelik bir eylem o koşullar içerisinde bir siyasi suikastten de bir sermaye patronuna yönelik suikastten de yararlı olacaktır, yapılanma için. Nitekim bu toplantıdan sadece 45 gün sonra Hablemitoğlu bir suikaste kurban gider. İşin ilginci saldırganın çok yakın bir mesafeden ateş etmiş olmasıdır. Yani mutlaka yakından tanıdığı bir isim olmalıdır.



İBRAHİM ÇİFTÇİ VE HABLEMİTOĞLU TANIŞTIRILDI



İşte tam bu noktada toplantıya katılıp ismini kısaltmalarla bile vermekten imtina ettiğimiz şahsın iddiası doğrulanır. Bu şahısın verdiği bilgiye göre bu toplantıdan 3 gün sonra İbrahim Çiftçi isimli bir şahısla Necip Hablemitoğlu tanıştırılır.



Hem de ne amaçla dersiniz? Alman firmasının Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgili çok önemli bilgilere sahip olduğu iddiasıyla. Tanıştıran da toplantıdaki karar alıcılar kanadının lideri sayılan kişidir.



Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılmasının sebebi nedir? Provokatif bir eylem midir?



İlk iki toplantıda yer alan isimlerin müdavimleri ile birlikte bazı sağ ve sol tetikçiler de bu toplantıda yer almıştır. İkinci toplantının dışında katılanlardan biri de kendi itirafıyla orada bulunduğunu söylemiştir. O kişi Osman Yıldırım’dır.



Danıştay davasından sanık ve Sincan F Tipi Cezaevi’nde yatan Yıldırım… Yıldırım aynı dava sanıklarından birinin avukatına tüm gerçekleri açıklamış ve “Bu Danıştay olayı ve Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba olayı olmadan önce 27 Nisan'da (2006) Ataşehir'de gizli bir toplantı yaptılar. O toplantıda Veli Küçük de vardı” diyebilmiştir.



Gerçekten de öyledir.



Her iki olay (Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba konulması) da bu toplantı sonrasında gerçekleşmiştir. Belki Osman Yıldırım sonradan vicdan muhasebesi yaparak toplantıda konuşulanlar ve bu konuşmaların merkezini oluşturan eylem ve provokasyon planları ile ilgili olarak açıklama yapacaktır ömrü yeterse. Ama Osman Yıldırım’ın açıklamaktan çekinerek susmayı tercih ettiği Nisan 2006 toplantısının içeriği ürkütücüdür.



HALKI YILDIRMAK VE KORKUTMAK İÇİN EYLEMLER PLANLANDI



Toplantıda, ülkede siyasi iktidarın önünün kesilmesi için her yolun mubah olacağı, en kötü darbenin bile en iyi şeriattan daha evla olduğu, askerin yönetime el koyması için halkın bu yönde eğilim içerisine girmesi gerektiği, bunu sağlamak için halkta yıldırma ve korku yaratacak eylemlere girişilmesi gerektiği görüşlerinin ağırlıklı idi.



Hatta bu iddiadan öte devletin istihbarat raporlarına geçer söylenene göre.



Toplantıda psikolojik harp sanatının tüm elemanlarıyla ve eksiksiz bir biçimde uygulanarak halkta bir darbe beklentisi yaratılması gerektiği ve bu konuda bağlantıda olunan medyanın çok iyi kullanılması gerektiği ifade ediliyor. Hemen akabinde de kanlı Danıştay baskını ve bir meczup edasıyla “türban kararı için yaptım” diye haykıran tetikçi…



Manzara ne kadar karmaşık değil mi?


Hedef ne kadar da kolay saptırılmış…


İktidardakiler, İslami siyaset geleneğinden gelen bir siyasi parti ve her fırsatta Danıştay’ın türban kararını eleştiren bir Başbakan.


Hem eylem alanı hem eylem metodu hem de eylemcinin söylemi öylesine güzel kurgulanmış ki çıkın içinden çıkabilirseniz!



Peki hükümet çevreleri kapatma davası ile Ergenekon soruşturması arasında ilişki olduğuna dair bazı iddialarda bulundu. Sizce de öyle mi?



Bir ayrıntıya dikkat çekeceğim. Doğu Perinçek, kendi üslubunun taklit edilemeyecek kadar özel olduğunu çeşitli defalar dile getirdi. Peki iddianamedeki hukuki söylemlerin zeminini oluşturan siyasi söylemleri incelediniz mi hiç? Doğu Perinçek’in kendi kaleme aldığı 1-2 basın açıklaması ile iddianame metnindeki iddialar kısmını karşılaştırdınız mı hiç? Burada sayın savcıya elbette bir suçlamada bulunacak değilim. Ancak sayın savcıyı etki altına alanlar bakımında enteresan ipuçlarına ulaşabilirsiniz metni araştıran bir bakış açısıyla incelerseniz.


MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler