YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
Can Dündar'dan çarpıcı bir yazı daha...
Can Dündar'dan çarpıcı bir yazı daha...
Can Dündar'dan çarpıcı bir yazı daha...
24 Temmuz 2008 / 13:43 Güncelleme: 24 Temmuz 2008 / 00:00

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinde ihmali olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılmasına karar verilen eski Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz, Bursa 1. Sulh Ceza Mahkemesinde verdiği ifadede kendisine sorulan sorulara "HATIRLAMIYORUM" dedi.


Milliyet gazetesi köşe yazarı Can Dündar Türkiye'de işlenen siyasi cinayetlerin sonunda yaşanan ihmalleri, görmezden gelmeleri ve örtbas etmeleri bu hafta köşesine taşıdı.


Biz unutmadık!


Bir ekim günü koşarak gitmiştim Ahmet Taner hocamın evine... Kalleş bir tuzakta öldürülmüştü.
Evinin sokağı jandarma kontrolündeydi.
Artık kıyaslayabilecek kadar çok faciaya tanıklık ettiğimden ortalığın halini, Mumcu’nunkinden daha iyi bulmuştum. En azından çevre güvenlik bandıyla çevrilmiş, kanıtlar üzerinde meraklılar yürütülmemişti.
“Ölüsü dirisinden iyi korunuyor” diye düşünmüştüm.
Sonradan öğrendim ki, bombalandıktan sonra alev alan araba “söndürme amacıyla”, oradaki bir beton kamyonundan alınan suyla ve üzerindeki kanıtlarla birlikte “yıkanmış“.
Bu durum, Jandarma kayıtlarına şöyle geçmiş:
“Yıkama nedeniyle delillerin bir kısmı kaybedilmiştir.”
Bu haberi verince gazete gece manşetini değiştirmiş ve faciayı haber vermişti:
“Arabayı yıkadılar!”   (22.10.1999)
* * *
Daha kanlı Ulucanlar operasyonu yeni gerçekleşmişti.
“Katliam baskın”da 10 tutuklu öldürülmüştü. Operasyon sırasında kaydedilen kamera görüntüleri de kaybedilmişti.
Ve biz, Susurluk’tan beridir bu “kayıp” haberlerinin ardındaki şebekeyle uğraşıyorduk.
O yüzden “yıkama nedeniyle kaybedilen deliller”le “operasyonda kaybedilen görüntüler” aynı elin marifeti gibi gelmişti.
* * *
Yıllar geçti; karartılan deliller, dinlenmeyen şahitler, unutkan yetkililer değişmedi.
Nihayet Hrant Dink suikastında da cinayet planını bir muhbirin Jandarma’ya duyurduğu, istihbaratı alan görevlilerin de bunu Trabzon İl Alay Komutanı’na bildirdiği ortaya çıktı. Komutan, ısrarlı uyarılara rağmen önlem almamış, cinayetten bir gün sonra da “saldırının Dink’in son dönemde Türkiye aleyhine yaptığı konuşmalara tepki olarak Ardeşen el yapımı silahla işlendiğini” daha silah ortaya çıkmadan, nedeni anlaşılmadan “bilmiş” ve rapora geçirmişti.
Dönemin İl Alay Komutanı geçen hafta tanık olarak mahkemeye davet edildi.
“İstihbarat toplantısında bu konu gündeme geldi mi?” diye soruldu:
“Hatırlamıyorum” dedi Albay...
“Konu iki gün sonra odanızda yeniden açıldı mı?”
“Hatırlamıyorum” dedi Albay..,
“Astlarınıza muhbirle görüşme onayı verdiniz mi?”
“Hatırlamıyorum” dedi Albay...
“O tarihte Trabzon’da görevli miydiniz?”
“Hatırlamıyorum” dedi Albay...
Kızdı hâkim:
“Bir hafıza sorununuz mu var?” diye sordu:
“Herhangi bir sorunum yok” dedi Albay...
* * *
Ama onun “Hatırlamıyorum”larını dinlerken biz onu hatırladık:
“Yıkama nedeniyle delillerin kaybedildiği” Ahmet Taner Kışlalı cinayetinde orada, bombalanan arabanın başındaydı. Olay yerinde ilk incelemeyi yapan oydu.
“Çekilen görüntülerin kaybedildiği” Ulucanlar operasyonunu gerçekleştiren de oydu.
Yargılanacağına terfi etmiş ve bu kez de yolu Hrant Dink’in cinayetiyle kesişmişti.
Böyle bir sicil, kimde olsa hafıza sorunu yaratırdı.
* * *
O, hatırlamamakta haklı...
Ama bizim unutmaya hakkımız yok.
Dağarcığımızdaki facialara yenilerinin eklenmesini istemiyorsak, hatırlamak, hatırlatmak ve hesap sormak zorundayız.


 

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler