YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
"Bizde gazeteler toplum mühendisliği yapıyor"
"Bizde gazeteler toplum mühendisliği yapıyor"
"Bizde gazeteler toplum mühendisliği yapıyor"
29 Haziran 2008 / 16:59 Güncelleme: 29 Haziran 2008 / 00:00

Eski Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hamdi MERT, Hürriyet Gazetesi’ni “Kışkırtıcı Gazetecilik” yapmakla suçladı. Bazı yargı mensuplarının Devlet protokolündeki yerlerinin değiştirilmesini haber yapan Hürriyet’in, hiç ilgisi yokken Diyanet İşleri Başkanı’nın protokol sırasını da gündeme taşıması, kışkırtıcılık olarak nitelendirildi..Emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Hamdi MERT’in bu konudaki değerlendirmesini aşağıda sunuyoruz:


“HÜRRİYET”TEN “KIŞKIRTICI GAZETECİLİK” ÖRNEĞİ


   28 Haziran 2008 tarihli “Hürriyet”in 6 sütun üzerine döşendiği manşet dikkatinizi çekti mi bilmiyorum: “SAYIN YARGIÇ!..BİR ADIM GERİ!..”


   Olay şu: Türkiye Büyük Millet Meclisi ( TBMM ) Genel Sekreteri ile Genel Sekreter Yardımcıları’nın protokol sıraları değiştirilmiş ve bu değişiklik sonucunda Yargıtay daire başkan ve üyelerinin 56 olan sıraları 57’ye; Danıştay daire başkan ve üyelerinin 57 olan sıraları 58’e; Sayıştay daire başkan ve üyelerinin 58 olan sıraları 59’a kaydırılmış..


   Türkiye’de bu protokol olayı netameli bir konu..Bu sebeple de, protokol sıralarıyla her oynadığınızda rahatsızlıklar ortaya çıkar..Hükümet şimdi durup-dururken bu tek sıralık kaydırmayı niçin yaptı bilmek zor..Herhalde hükümet etme gereği, makul bir sebebi vardır..Vatandaş olarak biz ancak onu deriz..


   Hürriyet bunu “SAYIN YARGIÇ!.BİR ADIM GERİ!.” gibi ideolojik ve kışkırtıcı bir manşetle değil de, sade bir haber olarak verseydi, normaldi..


   Orada bir sıralık kayma ile kimbilir, daha kimler tek sıra geri kaydılar..Sayacaksa, bu saygın makamları da sıralasaydı, o da normaldi..


   Hayır hükümetin akıbeti yüksek yargının önünde ya!.Üstelik bu sıra değişikliği Anayasa Mahkemesi’ni hiç ilgilendirmediği halde; dahası yüzlerce makam da bu tek sıralık değişikliğe maruz kaldığı halde sadece -kuşkusuz cümlemizce saygın- hakimler ele alınıyor ve “SAYIN YARGIÇ!.” kışkırtmasından medet umuluyor..Bu da bir gazeteye yakışmıyor..


Bu bir..


İKİNCİSİ:


   Gazete bir kışkırtmada daha bulunuyor ve “Yargı mensupları, 51’inci sırada olan ve yerini koruyan Diyanet İşleri Başkanı’nın 6 sıra gerisinde kaldılar” diye yazıyor..


   Ve üstelik bu kışkırtmayı hem ilk sayfada veriyor, hem haberin mabadinde ve içeride tekrarlıyor..


   Lütfen dikkat buyurunuz: Sıra değişikliği 56’dan başlıyor ve 57, 58, 59 diye devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanı’nın sırası 51’de..Ne geriye gidiyor, ne beriye geliyor, yerinde duruyor..


   Öyleyse Hürriyet, yerli-yerinde duran o makamı niçin diline doluyor diye sormaz mısınız? 


   Ya bir de yükselseydi!.Ya da düşerek veya kalkarak kaymalarda bir etkisi/yetkisi falan-filan olsaydı!.


   Yani tam bir kurt-kuzu hikayesi!..Görevi kamuoyunu bilgilendirmek olan bir gazeteye bu da yakışmıyor şüphesiz..Gel-gör bizde gazeteler salt gazetecilik değil, toplum mühendisliği yapıyorlar ve saygınlıklarını da işte böyle yitiriyorlar..


   BİZ, BİZ OLSAYDIK


   Başkanımızı ve makamını tenzih ediyorum, zira bu densizliğe cevap vermek O’na düşmez..Bunu söyledikten sonra kendimize dönüyor ve diyorum ki, biz adam olsaydık eğer; kendisine karşı ordu mensuplarını kışkırtmaya yeltenen kişiye Necip Fazıl’ın verdiği cevabı düşünürdük..


   Lütfen hatırlayın;


   “Babıali’nin babıadi cephesinde  ‘Dünya’ isimli çöp tenekesi boyunda bir kulübeye sığınmış bir köpek vardır ve adı Bedii Faiktir”!.( Son Posta Gazetesi, 18 Ocak 1962 )


   diye başlayan ve zehir-zemberek devam eden o cevabı!..


   Merhum Bedii Faik üstadı tenzih ediyorum..Zira bizi ilgilendiren iki meslektaşın 46 yıl önceki kavgaları değil, cevaptaki yürek, cesaret ve vurgudur..


   Ya da “Bayrak” şairi Arif Nihat’ın;


   “-Sen ne diye kıyımızdan-iskelemizden söz ediyorsun ey yelkenini yırttığımın gemisi”!..


diyebilirdik..


   Türk basınının amiral gemisi kıyılarımızı-iskelelerimizi vurmaya yine de devam ederdi belki ama, hiç olmazsa karşısında bir yürek, bir cesaret bulurdu..


   Eski bir Diyanet mensubu olarak içime sindiremediğim bu denaet karşısındaki duygularımı müteakip yazımda sunacağım..

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler