19 Ekim 2017 Perşembe
  • Altın151,512
  • BIST107.846
  • Dolar3,6633
  • Euro4,3266
  • Euro/Dolar0.00
  • Sterlin4,8324
  • İstanbul21 °C
  • Ankara12 °C
  • İzmir19 °C
  • Konya12 °C
  • Adana28 °C
  • Antalya25 °C
  • Diyarbakır20 °C
  • Bursa17 °C
  • Kayseri14 °C
  • Kocaeli15 °C
  • Şanlıurfa25 °C
  • Gaziantep23 °C
  • İçel25 °C
YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
“Bayram haftasını, mangal tahtası anladı”
“Bayram haftasını, mangal tahtası anladı”
“Bayram haftasını, mangal tahtası anladı”
21 Nisan 2008 / 15:40 Güncelleme: 21 Nisan 2008 / 00:00

Cennet memleketimizde her değerimizi yozlaştırmak için seferber olan statükocularımız, bayramlarımızı da yozlaştırmak için ellerinden geleni arkalarını koymuyorlar.


Sanki her tarafta var bir düğün.
Çünkü en şerefli en mutlu gün
…. diye başlar bir bayram şiirimiz… Bayramlara o güzel güne yakışır sözler. Bunlar acaba sadece şiirlerde mi kaldı diye soruyor insan. Şimdilerde bayramlarda böyle sevinçler yerine o kadar büyük aşılmaz(!) sorunlarla uğraşıyoruz ki herhalde şiirlerde kaldı bu coşku diyoruz. Genel anlamda Türkiye’deki bayramlar hakkında bir yazı neler değişti o şerefli mutlu günde asıl sorunumuz neler oldu, hepsini tekrar düşündürtüyor bize. Gazeteci-Yazar Alper Tan analiz etti:


Ulusal Gerginlik Bayramınızı şiddetle kutlarım!


Türkçe sözlüklerde bayram, genelde şöyle anlatılır: Milli veya dini bakımdan önemi olan ve kutlanan gün. Bayram kelimesi bu anlamının dışında sevinci, neşeyi, mutluluğu ifade etmek için de kullanılan geniş bir mana ifade eder.


Konuyu, hiçbir alakası olmayan biçimde ters anlayanlara ise “Bayram haftasını, mangal tahtası anladı” derler. Şimdi, “bayram haftasını, mangal tahtası” olarak anlayanlardan söz etmek istiyorum.


Birazcık düşününüz. Bayram yaklaştığında ne yapmamız gerekir? Sevinmemiz, mutluluktan heyecan duymamız gerekir. Küslerin barışması, karşılıklı ziyaretlerin yapılması, dargınlıkların ortadan kaldırılması için bayramların vesile edilmesi beklenir. Türk kültüründe bu vardır. Doğru olan da budur. Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerinde, eğer bayramsa bu ve benzeri şekilde neşe ve sevinç gösterileriyle kutlanır.


Cennet memleketimizde her değerimizi yozlaştırmak için seferber olan statükocularımız, bayramlarımızı da yozlaştırmak için ellerinden geleni arkalarını koymuyorlar. Kısa kısa hatırlatalım olanları. “29 Ekim Cumhuriyet Bayramları” ve “23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı” yaklaştığında yaşadıklarımıza ve konuştuklarımıza bakınız. “Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Köşk’te vereceği resepsiyona milletvekillerini, eşleriyle beraber mi davet edecek, eşsiz mi?” “Sadece başı açık kadınlar mı davet edilecek, başı örtülü eşler de davet edilecek mi?” “Eşleri örtülü olduğu için davete yalnız gelmesi istenen vekiller katılacaklar mı, protesto ederek davetiyeleri iade mi edecekler?”


Bayramlarda neler sorun olur?


TBMM Başkanının vereceği resepsiyona başı açık-örtülü ayrımı gözetmeden herkes davet edildiği için “Cumhurbaşkanı Sezer katılacak mı, katılmayacak mı?” “Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları, resepsiyona gelecekler mi yoksa gelmeyerek protesto mu edecekler?” “Komutanlar geleceklerse eşli mi gelecekler, eşsiz mi gelecekler?” “Komutanlar resepsiyonda beş dakika kalıp, meclise ders vermek içi hemen ayrılacaklar mı yoksa uzunca kalacaklar mı?”


İllerde yapılan “Bayram” kutlamalarında komutan salona girmeden önce, kamusal görev ifa eden biri salonda konuşlanmış başı kapalı olan tehlikeli kadınları, salondan temizleyecek mi temizlemeyecek mi? Törenler sırasında komutanın manyetik alanına başı kapalı birinin yaklaşmaması için ne gibi mühim tedbirler alınacak? *** Bayram mesajlarında hangi devlet büyükleri kime, daha doğrusu irticacılara karşı ne tür mana ve ehemmiyet yüklü vurgulamalar yapacak? Laikliğin mana ve önemi nasıl bir bayram coşkusu ile perçinlenecek.


Bayram coşkusu yerini alan önemli kaygılar!


Kamusal mekanda bulunduğu tespit edilmiş olan kadın başının örtüsünü çenesinin altından mı bağlamıştı yoksa başka bir yerinden mi? Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyet Kadınları, bu vahim ve dehşet verici durum ve Türkiye’nin kenarına yaklaştığı uçurum için ne gibi kurtarıcı söylev ve demeçlerde bulunacaklar?


23 Nisan nedeniyle Meclis kürsüsünde konuşma yapacak çocuk İmam Hatip’li mi olacak yoksa İmam Hatipsiz mi?


Gazetelerimiz, televizyonlarımız ve dahi internet sitelerimizin, kimin kime tavrının ne anlama geldiğine dair, satır arası veya dudak okuma haberleri neler olacak?


Doğrusu bu bayram’da da bunların hepsini pek merak ediyorum. Eğer böyle olmazsa taaccüp ederim. Halbuki aslında buna yenilerini de eklememiz gerekir. Mesela Meclisteki 23 Nisan resepsiyonuna CHP’liler de gelmemeli. Kamer Genç’in genel kurulda dövülmüş olmasından dolayı boykot etmeli.


Hasılı kelam; değil bu “Bayram haftası,” aslında “Mangal tahtası.” Tüm ulusalcılarımızın “Ulusal Gerginlik Bayramını” şiddetle kutlarım.


MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler