YENİ HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
'Batı AK Parti'nin yanında'
'Batı AK Parti'nin yanında'
'Batı AK Parti'nin yanında'
08 Temmuz 2008 / 15:03 Güncelleme: 08 Temmuz 2008 / 00:00


İngiltere yayımlanan gazeteler Türkiye'de yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, Guardian ve Independent gazeteleri laiklik odaklı tartışmalara tam sayfa yer ayırdı.


"Türkiye'de tansiyon neden yükseliyor, bir İslam ülkesine mi dönüşüyor?" sorusuna başlığında yer veren Independent "Türkiye'deki daha radikal laikler için, ülkede yaşananların temelinde Kemalizmin savunucuları ile ülkeyi İslamlaştırma eğilimindeki hükümet arasında savaş var" diye yazdı.


AK Parti hükümetinin ise mücadelenin demokratlarla modası geçmiş otoriter politik görüşün savunucuları arasında yaşandığında ısrar ettiğini kaydeden yazar Nicholas Birch, son seçimde yüzde 47'lik halk desteği kazanan AK Parti aleyhinde açılan kapatma davasına dikkat çekti.


Tansiyonun polisin geçen hafta, Türkiye tarihinde bir ilki gerçekleştirip, darbe girişimi planladıkları gerekçesiyle iki emekli orgenerali gözaltına almasıyla yeniden yükseldiğini kaydeden yazar, bunun Yargıtay Başsavcısı'nın Anayasa Mahkemesi'nde sözlü savunma yaptığı güne denk geldiğine işaret etti.


Independent yazarı Türkiye'deki laik kesimin bu gözaltıların AK Parti'nin kapatma davasına karşı ortaya koyduğu intikam planı olduğunda ısrar ettiklerini de bildirdi.


Türkiye'deki gelişmeleri değişik ara başlıklar halinde okurlarına geniş biçimde aktaran gazete, gözaltına alınan iki generalin biri 2003, diğeri 2004'te ortaya konulan iki darbe planının arkasındaki isimler olarak görüldüklerini bildirdi. Bu darbe girişimlerini tetikleyen unsurların ise Kıbrıs konusundaki gelişmeler olduğunu, AK Parti'nin laikliğe yönelik tehdit yarattığı iddiasının bu planlarda etkili olmadığına işaret eden yazar, söz konusu generallerin BM destekli çözüm planına verilen destekle Türkiye'nin Kıbrıs'taki stratejik çıkarlarının zedelendiğine inandıklarını yazdı.


-ATATÜRK VE ASKERİN SİYASETLE İLİŞKİSİ-


"Laiklikle Silahlı Kuvvetlerin neden elele oldukları" sorusuna da yanıt arayan yazar, kendisi de bir asker olan Atatürk'ün siyasetle askerliğin bir arada olamayacağına dikkat çekmesine rağmen, onun laik takipçilerinin onun bu konudaki görüşlerini görmezden geldiğini savundu. Yazar Türkiye'deki laiklerin seçim sandıklarındaki başarısızlıklarını kapatmak için her geçen gün silahlı kuvvetlerden daha fazla medet umduklarını da iddia etti.


Üç darbe ve hazırlanan anayasaların ardından Ordu'nun da kendisini ülke siyasetinin ortasına giderek güçlü biçimde yerleştirdiğini kaydeden yazar, "bugün Cumhuriyet ve onun değerlerini korumak gibi anayasal görevleri var. Bu sadece laiklik anlamına gelmiyor. Çünkü yıllar içinde bir numaralı düşman tanımı değişti. Bu 70'lerde solculardı, ardından Kürtler, 1980 ve 1990'larda Türkiye'nin bölünmez bütünlüğüne tenhdit olarak görüldüler. Politik İslam ise listenin tepesine ancak 1990'ların ortasında oturdu" dedi.


Türkiye'nin gerçekten bir İslam ülkesine dönüşüp dönüşmediği sorusunu da soran yazar, AK Parti'nin iktidara gelmesini takip eden üç yılda ülke tarihinin en radikal reformlarını gerçekleştirdiğini, ancak 2004'ten itibaren reform sürecinin duraklamaya girdiğini savundu. Partinin reformist tavrının yerini ise, tipik, iktidar sarhoşluğu yaşayan sağ partilere özgü "halkın iradesi" söyleminin aldığını öne süren yazar, AK Parti'nin herkesin haklarını savunduğunda ısrarlı olduğunu, ancak partinin geçen Şubat ayında üniversitelerde türban yasağını kaldırma girişiminin bazı hakları diğerlerinden daha çok önemsediğini ortaya koyduğunu belirtti.


Laiklerin korkularını da değerlendiren yazar, laiklerin AK Parti'nin devletin kadrolarını kendi yandaşlarıyla doldurmasından yakındığını, bunda haklı olduklarını da belirtirken, anketlerin çoğu tarafından desteklenmese de başörtüsü takanların sayısında artış olduğuna dair bir inanış bulunduğunu bildirdi.


-"BATI AK PARTİ'NİN YANINDA"-


Batı'nın kimin yanında olduğu sorusuna da yanıt arayan yazar, "Sürpriz olmamakla birlikte Batı, AK Parti'nin yanında yer alma eğilimi ortaya koyuyor" dedi.


Ancak Batı'nın bunda bazen fazla ileri gittiğini de öne süren yazar, "Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu yetkilisinin bu yılın başlarında yaptığı bir değerlendirmede Türkiye'de yaşanan mücadelenin otoriter laiklerle, Müslüman demokratlar arasında geçtiğini" söylediğini hatırlattı.


Türkiye'nin nereye gidiyor olabileceği sorusuna yanıt ararken de yazar analistlerin bugünkü krizin üç muhtemel sonucu bulunduğuna inandıklarını belirtti. Independent yazarı, Türkiye'de tam bir otoriter rejime dönülmesinin bunlar arasında en zayıf ihtimal olarak görüldüğünü kaydetti. Çok daha yüksek bir olasılık olarak AK Parti ile devlet arasında her an bozulabilecek bir ateşkes imzalanmasının görüldüğünü belirten yazar, böylece yakın gelecek için reform umutlarının da sona ereceğini iddia etti.


Bu noktada liberal kesimin görüşünü yazar şöyle özetliyor: "Kendi istediği özgürlüklerin güvence altına alınması için, istemediği özgürlüklerin de güvence altına alınmasının şart olduğunu AK Parti'nin görmesi gerekiyor."


Yazarın bildirdiğine göre liberaller, Türkiye'nin ihtiyacının son darbenin ardından halka dayatılan Anayasa ile yasaların değiştirilmesi olduğunu savunuyor. Ancak buna pek ihtimal vermeyen yazar, böylesine kutuplaşmış bir siyasi tablonun içinde, Türk siyasetini bütünüyle yeniden yazacak bir uzlaşma ortamının nasıl yaratılacağını bilmenin imkansız olduğunu savundu.


-"LAİKLİK TEHLİKEDE Mİ?"-


Laikliğin tehdit altında olup olmadığı sorusunu da yönelten yazar, buna iki ihtimalli yanıt aradı. "Evet"lerin altını "çünkü Türkiye'de laikliğin kökleri zayıf, Erdoğan laikliğin ne olduğunu anlamamış görünüyor ve sürekli laikliğin bireyler için değil, devletler için olduğunu söylüyor. Laik Türkiye hep eğitim ve Diyanet aracılığıyla vatandaşlarına Sünni İslamı dayattı" görüşüyle dolduruyor.


"Hayır" seçeneğinde de yazar şu görüşleri sıralıyor: "Çünkü Türklerin sadece yüzde 10'u şeriat yasalarını destekliyor ve bu oran giderek düşüyor. AK Parti'ye oy verenlerin çoğu partiyi refah sözü verdiği için destekledi. Sözünü tutmaması halinde AK Parti'yi iktidardan uzaklaştıracak. Ticaretin gelişmesiyle Türkiye'nin muhafazakar odakları Batıya hiç olmadığı kadar yaklaştı."


-GUARDIAN MUHABİRİNİN KAYSERİ İZLENİMLERİ-


The Guardian gazetesi de Türkiye'de başını Ak Parti'ye yönelik kapatma davasının çektiği gelişmelere yaklaşık bir tam sayfa ayırdı. "Laik devlete tehdit mi, modernizasyonun itici gücü mü? İktidar partisi hakkındaki kararı bekliyor" başlığını atan gazete, bu konudaki kararın Anayasa Mahkemesi tarafından verileceğini, AK Parti'yi kapattırma ve liderlerini politikadan uzaklaştırma girişiminin ardında ise "yaşlı muhafızların bulunduğunu" yazdı.


Gazetenin Kayseri'de Türkiye'de son gelişmelerlee ilgili nabız tutan muhabiri Robert Tait, kentte yaptığı röportajlara geniş yer verdi. Bir Tıp Fakültesi öğrencisinin "her şeyin yasak olduğu yasaklar ülkesi İran gibi olmak istemiyoruz" dediğini belirten yazar, bu kaygıların esas olarak silahlı kuvvetler ve yargıda temsil edilen Türkiye'deki yaşlı laik muhafızlar tarafından da tekrarlandığını öne sürdü.


Guardian muhabiri, AK Parti iktidarının hakkındaki kapatma davasını "yargı darbesi" olarak gördüğünü de kaydetti.


-NATO ve TÜRKİYE'NİN SORUNLARI-


Financial Times ise NATO Genel Sekreteri tarafından yapılan Türkiye ile ilgili bir çağrıya dikkat çekti. Haberde NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer'in AB'ye Türkiye ile savunma alanındaki bağlarını güçlendirme çağrısında bulunduğu bildirildi.


Habere göre Genel Sekreter Paris'teki bir konferansta AB'nin Türkiye'yi savunma sanayii alanında işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulmuş olan Avrupa Sanayi Ajansı'na davet etme seçeneğini de değerlendirmesi gerektiğini belirtti. Scheffer'in "Böyle bir adım atılmmasıyla Türkiye'nin birlik ile daha yakın bir işbirliği yapmaya teşvik edilmesi mümkün olabilir'' dediği bildirildi.


Scheffer'in Türkiye'nin birkaç yıldır Yunanistan ile yaşadığı sınır anlaşmazlıkları ve Kıbrıs'ta yaşanan gerilim yüzünden NATO ve Avrupa'nın işbirliği yapmasını engellediğine dair iddiasına da yer veren gazete, bu faktörler yüzünden Ankara'nın Avrupa'nın savunma çabalarında daha büyük rol oynamasının da engellendiğine işaret etti.


NATO Genel Sekreteri, bu durumun örneğin Afganistan'da NATO ile AB'nin istihbarat paylaşımından, birliklerin korunması ve ulaşıma kadar uzanan pek çok alanda işbirliği yapmasını engellediğine de dikkat çekti.

MEDYA Kategorisindeki Diğer Haberler